Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

KONYA’daki Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selma Çivi, piercing ve dövmede AIDS tehlikesi olduğunu belirtti. Prof.Dr. Çivi, sağlık görevlileri dışında başkası tarafından yapılan piercing ve dövmenin, AIDS ve kanla buluşan birçok hastalığa zemin hazırladığını söyledi.

Kanla bulaşan yaklaşık 40 enfeksiyon hastalığının olduğunu anlatan Prof.Dr. Çivi, AIDS gibi kanla bulaşan hastalıklara karşı insanlar piercing ve dövme yaptırırken çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Prof.Dr. Selma Çivi, “Ehil olmayan kişilerin yaptıkları piercing ve dövme kanla bulaşan birçok hastalığa zemin hazırlar. Bu yöntemleri uygulayan kişiler mutlaka cihazlarını steril bir şekilde tutmaları gerekir” dedi. Prof. Dr. Çivi, piercing ve dövme yapan kişilerin mutlaka sağlık personeli olması gerektiğini bildirirken şöyle devam etti:
“Piercing ve dövme yapan kişiler mutlaka Sağlık Bakanlığı personeli olması lazım. Ancak, bazı insanlar birbirlerinden öğrenerek bu yöntemi uyguluyor. Hatta bazı kuaförler bile bilinçsizce insanlara piercing ve dövme yapıyor. Bunlar tıbbi bilgiden yoksun ve cihazlarını mikroplu bir şekilde kullanıyor. Burada Sağlık Bakanlığı’na büyük iş düşüyor. Sağlık Bakanlığı, insan vücuduna müdahele edilen bütün araştırmalarda ehil insanların bu yöntemleri yapması koşulu getirmesi lazım. Önüne gelen piercing ve dövme yapmamalıdır.”


 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

Dünyada sevgiye en çok ihtiyaç duyan varlıkların çocuklar olduğunu belirten uzmanlar, çocuklarınızı ciddiye alın uyarısı yaptı.

Uzman Psikolog Özkan Şenol, ilköğretim ve lise velilerine “Aile İçi İletişim” konulu bir seminer verdi.

Seminere konuşmacı olarak katılan Uzman Psikolog Özkan Şenol velilere önemli mesajlar vererek ilginç örnekler ve benzetmelerle çocuk eğitiminde yanlışların ve doğruların neler olduğunu anlattı.

Dünyada sevgiye en fazla ihtiyaç duyan varlıkların çocuklar olduğunu hatırlatan Şenol, “Çocuklara ne kadar su, vitamin, besin verirseniz o kadar gelişir” dedi. Bir çocuğun yetişip hayata atılması için anne-babalara büyük sorumluluk düştüğünü belirten Şenol, ebeveynler olarak aile olmanın farkındalığına, aile içi iletişimde çocukları dikkate almak gerektiğine ve bunun çocukların geleceği açısından önemine değindi.

Annelerin çocuğa odaklı bir yaşam sürdürmelerinin yanlışlığını vurgulayan Uzman Psikolog Özkan Şenol, anne-babaların çocuklarıyla iletişim kurarken dikkat etmeleri gereken hususlara da değindi. Gençlerle sağlıklı bir iletişim kurabilmek için öncelikle gençlerin kontrol edilmesi gerektiğini, bunun yolunun ise çocuk ve ergen psikolojisini bilmekten geçtiğini söyledi. Seminerde ayrıca çocuklarda görülen uyum ve davranış bozuklukları ile çocuklardaki ders problemleri ele alındı.


 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

ERCİYES Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi diyetisyenlerinden Melek Oğuzhan, stresin sadece ruh sağlığına zarar vermediğini, vücudun bağışıklık sistemini bozarak hastalıklara zemin hazırladığı söyledi, “Strese girdiyseniz, hastalanmamak için beslenmenize özen gösterin” dedi.

Diyetisyen Melek Oğuzhan, stresle baş edebilmek ve vücuda vereceği zararı minimuma indirebilmek için hayata pozitif yaklaşmanın, yeterli ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın ve yapılacak işleri daha önceden planlamanın gerekliliğini vurguladı. Oğuzhan, stresin vücuda etkisi ile ilgili şunları söyledi:

“Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan stres, insan sağlığını bozarak bağışıklık sistemini zayıflatmakta, hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Kısa vadede gözle görülür zarar vermeyen stres, genel manada vücuttaki işleyişi bozarak sindirim sistemi hastalıklarına, kalp damar hastalıklarına, sinir sistemi bozukluklarına yol açmaktadır. Gerginlik ve stres sonucunda gerek salgılanan hormonlar, gerekse de şekerli ve yağlı gıdalara eğilimin artması sonucunda ise vücut şekli değişmektedir. Streste aşırı salgılanan kortizol hormonu ile yağlar enerji sağlamak için yer değiştirir ve daha çok göbek çevresinde ve karaciğerde birikir. Bu tür yağlanma da kalp, damar ve diyabet gibi kronik hastalıklara davetiye çıkarır. Stres modern çağın bir gerçeği olduğuna göre, yapılması gereken böyle dönemlerde vücudu en iyi şekilde desteklemektir. Yeterli ve dengeli beslenme vücudun stresle mücadele etmesinde ve stres sonucu zayıflayan bağışıklık sisteminin güçlenmesinde çok önemli bir yere sahiptir.”

Kişinin stres altındayken beslenmesine daha çok dikkat etmesi ve öğün atlamaması gerektiğini vurgulayan Oğuzhan, streste düzenli beslenmenin yollarını şöyle dile getirdi:

“Yiyecek çeşitliliği sağlanmalı, her öğünde 4 besin grubundan (et, süt, tahıl, sebze- meyve) bir ya da birkaç besin seçilerek yeterli miktarda tüketilmelidir. Doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek besinlerden uzak durmalı, kızartma yerine fırında ve buharda pişmiş besinler tercih edilmelidir. Kola, alkol, sigara, çay ve kahveden uzak durulmalıdır. Çünkü bu tür içecekler, stres hormonlarının salgılanmasına ve stresin şiddetinin artmasına neden olur. Alkolün sakinleştirici değil, anksiyeteyi artırıcı etkisi tespit edilmiştir; bu nedenle sıklığına ve miktarına dikkat edilmelidir. Bu içecekler yerine meyve çayları, ıhlamur, kuşburnu, havuç, zencefil suyu veya çayı tercih edilmelidir. Papatya çayının da beyin ve sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi vardır. Su tüketimi yeterli olmalı; günde 8- 10 bardak su içilmelidir.”
Haftada 2- 3 kez balık tüketilmesinin de son derece yararlı olduğunu kaydeden OĞuzhan şöyle devam etti:
“Araştırmalarda balığın içerdiği Omega- 3 yağ asitlerinin stres riskini azalttığı tespit edilmiştir. Stresle birlikte vücudun C vitamini ihtiyacı da artmaktadır. Bu nedenle meyve ve sebze tüketimi yeterli olmalıdır. Öğlen ve akşam mutlaka yeşilliklerden zengin salata tüketilmelidir. İçeriğindeki fotokimyasalların sakinleştirici etkisi mevcuttur. Özellikle sakinleştirici etkiye sahip besinleri kavun, karpuz, bal kabağı, salatalık, kabak, taze soğan, maydanoz, çilek, muz, yoğurt, limon suyu ve taze sıkılmış meyve suları olarak sıralayabiliriz. Stresin yıprattığı bağışıklık sistemini güçlendirmek için çinkodan zengin deniz ürünleri, et ve yumurta da yeterli alınmalı, haftada 2- 3 kez kurubaklagil tüketilmelidir.”


 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

Akupunkturun ağrıyı dindirme etkisinin çok az oldu belirlendi. Araştırmayı Kopenhag’daki Nordic Cochrane Merkezi’nden uzmanlar yaptı.

3 bin kişinin katıldığı araştırmada hastalara migren, eklem romatizması gibi rahatsızlıkların tedavisi için akupunktur tedavisi yapıldığı söylendi. Ancak hastalara akupunkturda kullanılan iğneler, ağrı noktalarına değil de rastgele yerleştirildi. Sonuçta geleneksel tedavi yöntemiyle sözde tedavi uygulananlar arasında ağrının azalmasıyla ilgili çok az bir fark olduğu anlaşıldı.


 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

Genellikle gıda paketleri, mefruşat ve halılarda bulunan kimyasalların, kadınların doğurganlığını azaltabileceği bildirildi.

Sonuçları Human Reproduction dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, 1240 kadının kanlarında
perflorokarbonların (PFCler) oranları ölçüldü ve kanında yüksek seviyede bu kimyasallardan bulunanların daha zor hamile kaldığı gözlendi.

Los Angeles’da California Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmada, kadınlardan doğumdan önce ilk görüşmede alınan kan örneklerinin incelendiği, kadınlara hamilelik planlayıp planlamadıklarının sorulduğu ve hamile kalmalarının ne kadar süre aldığının izlendiği belirtildi.

Kadınların kanlarındaki PFClerin oranının, mililitrede 6.4 nanogramla 106.4 nanogram arasında değiştiği saptanırken, kadınlar bu oranlara göre 4 gruba ayrıldı. Araştırma, kanlarında düşük seviyede PFC bulunan kadınların doğurganlığının, kanlarında yüksek seviyede bu kimyasallardan bulunanlara göre daha yüksek olduğunu gösterdi.

Araştırmacılardan doktor Chunyuan Fei, konuyla ilgili olarak daha önce yapılan araştırmaların, PFClerin bebeğin rahimde büyümesini engelleyebileceğini gösterdiğini hatırlatarak, kanlarında yüksek seviyede PFCler bulunan kadınlarda adet düzensizliklerine daha fazla rastlandığını da kaydetti.

Isıya dayanaklı, su ve yağı emmeme özelliğine sahip PFClerin yüksek seviyelerinin, hayvanlarda organ hasarıyla bağlantısı olduğu ve vücutta uzun süre kalabildiği biliniyor.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.