Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
28

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Birçok kişi dişlerinin fazla sarı olması yüzünden toplum içerisinde gülümsemekten çekiniyor ve kaçıyor.

Dişlerini düzenli olarak fırçalamalarına, kulaktan duyma birçok şeyi denemelerine rağmen bu lekelerden kurtulamayan ve bu durum yüzünden strese veya bunalıma giren bireylere Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı tedavi önerilerinde bulundu.

Tetarasiklin renkleşmesi hakkında bilgi veren Diş Hekimi Mehmet Zahid tetrasiklinin çeşitli bakterileri öldürmeye yarayan güçlü bir antibiyotik olduğunu, 1980 yılından önce birçok kadın hamileliği sırasında bu antibiyotiği kullandığını ve bu dönemde kullanılan tetrasiklinli antibiyotiğin çocuğun dişleri sürülürken dişlerde kalıcı renkleşme ve lekelere neden olduğunu söyledi. Tetrasiklin yüzünden dişlerde oluşan renkleşme ve lekelerin genel ağız bakımıyla yok olmayacağını, bireylerin bunun için diş kliniklerinde diş hekimleri tarafından uygulanacak tedavilere ihtiyaçları olduklarını belirtti ve bu tedavileri sıraladı;

Diş Beyazlatma; Diş beyazlatma yöntemi estetik diş hekimliğinde en sık kullanılan tedavi yöntemidir. Dişlerinde çeşitli nedenlerden dolayı renkleşme oluşmuş bireylerin dişlerini beyazlatmak için kullanılır. Bilinen iki tip diş beyazlatma yöntemi vardır. Bunlar ev tipi diş beyazlatma ve ofis tipi beyazlatma yöntemidir. Ancak tetrasiklin lekeleri çok ileri durumda olan hastalarda beyazlatma işlemi istenilen sonucu vermez. Beyazlatma işleminin başarılı olup olmayacağının en doğru kararını ise diş hekiminiz verecektir.

Tetrasiklin renkleşmesine karşı porselen venerler; İleri boyutta tetrasiklin renkleşmesinin gözlemlendiği durumlarda diş beyazlatma işlemi istenilen sonucu vermez bu durumda porselen laminate venerlerin en uygun tedavi yöntemi olduğunu belirten Kazandı porselen yapraklar sayesinde bireylerin istedikleri formda, istedikleri beyazlıkta doğal dişlere sahip olabileceklerini belirtiyor ve bu tedavi yöntemi hakkında bilgi veriyor.

“Laminate venerler ince porselen yapraklardır. Dişlerden bağımsız olduklarında oldukça kırılgan ve hassas olan bu porselenler dişle bütünleştiklerinde doğal dişleriniz kadar sağlam olurlar. Materyalin ışık geçirgenliğinden dolayı oldukça doğal bir görünüm sağlayan porselen venerler bireylerin dişlerinde sadece 0,15 ile 0,30 mm aşındırmayla dişlerin ön yüzeylerine yapıştırılırlar. Bu sayede bireyler dişlerinde beğenmedikleri şekil ve rahatsız oldukları renkleşmelerden kurtulabilirler.”


 
Oca
28

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri’nin düzenleyeceği kongreye bu yıl Türkiye ev sahipliği yapacak.

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Paulo Buss, “Türkiye, kıtalar
arasında bir köprü görevi üsleniyor. Bu nedenle 2009′da yapılacak kongremize ilk defa ev sahipliği yapacak” dedi.
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (T-HASAK), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu tarafından, 2009′da İstanbul’da yapılacak “Dünya Halk Sağlığı Kongresi”nin tanıtımı için Ankara’da basın toplantısı düzenlendi.

Buss, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte yapılan Dünya Halk Sağlığı Kongresi’nin 1967′de kurulan Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu’nun öncülüğünde 1975′ten bu yana her 3 yılda bir üye ülkelerin ev sahipliğinde yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan çok önemli bir bölgede bulunduğunu belirten Buss, “Türkiye’nin coğrafi yapısı çok önemli ve dünyada sağlık konusunda saygı duyulan bir noktada. Pek çok ülke buradaki uygulamaları takip ediyor. Kıtalar arasında bir köprü görevi üsleniyor. Bu nedenle 2009′da yapılacak kongremize Türkiye ilk defa ev sahipliği yapacak” dedi.

Buss, Türkiye’deki sağlık sisteminde çok başarılı uygulamalar olduğunu ve ilerleyen dönemde daha iyi yerlere geleceğini öngördüklerini ifade etti.

Bir ülkede refahın sağlanmasında toplum sağlığının çok önemli olduğunu anlatan Buss, “Sağlıklı toplumlar içinde barış ön koşuldur. Barışın olmadığı, savaşın olduğu yerde sağlıklı toplum yapısından söz etmek mümkün olamaz. Bu nedenle kongrede, öncelikli konularımızdan birisi, tüm dünyada barış ortamının sağlanmasında izlenecek yollar olacak” diye konuştu.

Buss, kongrede, başlıca sağlıkla ilgili “Temel Sağlık Hizmetleri”, “Koruyucu Önlemler”, “Hizmetin Halka Ulaşılabilirliğinin Sağlanması”, “Aşılama” gibi çeşitli konuların ele alınacağını söyledi.

Kongreye, bu alanda uzman olan önemli otoritelerin katılacağını belirten Buss, bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile görüşeceklerini ve kongreye davet edeceklerini bildirdi.

Prof. Dr. Paulo Buss, kongreye Brezilyalı futbolculardan Alex, Nobre, Carlos ve Lincoln’ü de çağıracaklarını, ayrıca “İstanbul Bir Köprüdür” adı altında bir deklarasyon yayınlayacaklarını bildirdi.

Küresel ekonomik krizin sağlığa yansımaması gerektiğini ifade eden Buss, “Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz. Sağlık ve eğitime ayırdığınız payı azaltmayın, bu alanları ekonomiyi harekete geçirmek için kullanın” çağrısını yaptı.

“İSRAİL’İN OLUMLU CEVAP VERMESİNİ İSTİYORUZ”

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonrasında bölgedeki sağlık koşullarına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Buss, şunları kaydetti:

“Biz, barışın sağlık için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bu, bir kelime oyunu değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün Yönetim Kurulu’nda Brezilya’yı temsil ediyorum. Burada bu konuda bir karar alındı. Kararda, Gazze için gönderilen ilaçların ve insani yardım gruplarının içeri alınmasını istedik. Bunu İsrailli yetkilileri ilettik. Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu olarak da bölgede barışın sağlanması için çağrı yaptık. İsrail’in olumlu cevap vermesini istiyoruz. Bu hafta içinde olumlu bir cevap alacağımızı umuyoruz.”

“ORTAK BİR GÜVENCE SİSTEMİ OLUŞTURULMALI”

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ulrich Laaser ise kongrede, sağlık eğitimi hakkında 50, sağlık sistemindeki raporlarla ilgili 170, araştırmalar hakkında da toplam 180 sunum yapılacağını söyledi.

Kongrede, sağlık sisteminde sigortanın çok öneli olduğunu belirten Laaser, bu konuda Avrupa’da ortak bir güvence sisteminin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Prof. Dr. Hikmet Pekcan ise “sağlığı korumanın tedavi etmekten daha ucuz” olduğunu belirterek, bunun için koruyucu yöntemlere önem verilmesi gerektiğine dikkati çekti. Pekcan, bunun için kişisel hijyen, aşılama, beslenme, eğitim, fiziki-biyolojik ve sosyal çevrenin düzenlenmesi gibi konulara özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

HASUDER Başkanı Prof. Dr. Hilal Özcebe de sağlığın temel bir hak olduğunu belirterek, “Sağlık bir haktır. O zaman sözümüzde duralım” sloganı bu yılın teması olarak seçtiklerini, kongrede de yeni görülen enfeksiyonlar, görülme sıklığı artan kanser türleri ve şiddet gibi güncel konuları tartışarak, çözüm yolları arayacaklarını dile getirdi.


 
Oca
28

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Atık pillerin içinde yer alan kurşun, kansızlık, mide rahatsızlıkları,kısırlık ve kansere yol açıyor.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ergün Pehlivan, yaptığı açıklamada, atık pillerin doğaya ve insan sağlığına zararlı maddeler içerdiğini söyledi.

Atık pillerin kullanıldıktan sonra mutlaka bir yerde toplanıp geri dönüşüm yapılan tesislere gönderilmesi gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Pehlivan, “Türkiye’de atık pillerin doğaya verdiği zarar yeterince bilinmediği için pillerin geri dönüşümü sağlanamıyor” dedi.

Türkiye’de henüz organik atıklarla geri dönüşüm atıklarının bile ayrı ayrı toplanmasının tam olarak sağlanamadığını belirten Pehlivan, Avrupa’da ise geri dönüşüm atıklarının bile piller, metaller, kartonlar, plastikler şeklinde ayrı ayrı toplanarak geri kazanıldığını söyledi.

Bu atıklar arasında pillerin ayrı bir yeri olduğunu ifade eden Pehlivan, şunları kaydetti:

“Piller çoğu zaman organik maddelerle aynı çöp kutusuna atılıyor. Şarj edilemeyen pillerin içinde çinko, mangan, cıva, gümüş oksit, lityum bulunuyor. Şarj edilebilir pillerin içinde ise nikel kadmiyum, nikel metal ve kurşun asitleri yer alıyor. Toprağa karışan piller, bitkiler ve hayvanlar yoluyla insanlara geçerek sakat doğumlara hatta kanserlere neden olabiliyor. Cıva, merkezi sinir sisteminde tahribatlara neden oluyor. Kurşun, kansızlık, mide rahatsızlıkları, kısırlık ve kansere neden oluyor. Kadmiyumun ise prostat kanserine yol açtığı biliniyor.”

Çevreye ve insan sağlığına bu derece zararlı pillerin kullanımıyla ilgili de yanlışlar yapıldığını kaydeden Pehlivan, “Piller fazlaca bekletildiğinde güçleri azalıyor. Bu pilleri alıp kullanan kişiler yeterince yararlanamadan enerjileri bitiyor. Bu nedenle yeni pillerin kullanımı ve uygun yerlerde muhafazası konusunda hassasiyet gösterilmelidir” diye konuştu.
Pehlivan, çevreye daha az zarar vermek için kullan-at piller yerine şarj edilebilir pillerin kullanımının yararlı olacağını vurguladı.

ATIK PİLLERİN TOPLANMASINDAKİ YETERSİZLİK

Pillerin toplanmasıyla ilgili iyi bir sistem kurulamadığını, bu konudaki çalışmaların yetersiz olduğuna işaret eden Pehlivan, şöyle konuştu:

“Atık pillerin çöpe atılmamasını istiyoruz, vatandaşlara hep bunu tavsiye ediyoruz ancak bu konuda pil toplama sistemleri ülkenin pek çok yerinde gelişmemiş durumda. Evinde atık pilleri toplayan vatandaşlar ya belediyelere ya da çevre ve orman il müdürlüklerine kendileri götürüp teslim etmek zorunda kalıyor. Pek çok kişi de buna vakti olmadığı için ya evlerinde topladığı atık pilleri çöpe atıyor ya da pil toplama kampanyası düzenlenene kadar pilleri muhafaza etmek zorunda kalıyor.”

Atık pil sorununun çözümü için öncelikle pil toplama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Pehlivan, “Pil toplama alışkanlığının kazandırılması için televizyonlar ve gazetelerde atık pillerin zararını anlatan bilgilendirici yayınlar yapılmalıdır. Özellikle çocuklara atık pillerin zararıyla ilgili olarak okullarda eğitimler verilmelidir. Çocukları daha küçükken bu konuda duyarlı hale getirmek atık pillerle mücadelede önemli rol oynayacaktır” dedi.


 
Oca
28

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Sigara ve Ulusal Sağlık Komitesince, nikotinsiz tütünün bağımlılığa çare olmayıp, hastalıkları azaltmayacağı ve daha az öldürmeyeceği bildirildi.

Komiteden yapılan yazılı açıklamada, “nikotinsiz tütün keşfi” konusunda basında son bir kaç gündür yanlış ve bilimsel olmayan yorumların yer aldığına dikkat çekildi.

“Nikotinsiz tütün, bağımlılığa çare olmayıp, hastalıkları azaltmaz ve daha az öldürmez” ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Nikotinsiz tütün sağlığa yararlı değildir. Nikotin sigaranın bağımlılık yapmasına neden olan kimyasaldır. Nikotin tütünden çıkarılsa bile sigara 4 binden fazla kimyasalı hala içinde bulunduracağı için kanser, kalp–damar hastalıkları, felçler, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım nöbeti alevlenmesine neden olacaktır. Başka bir deyişle, nikotinsiz sigara daha az öldürmez.”

Sigara içicilerinin tütünün tadı için değil, nikotinin yaptığı bağımlılık nedeniyle sigara satın aldıkları kaydedilen açıklamada, sigara bağımlılarının nikotin içermeyen bir sigarayı almayacakları ve böyle bir sigaranın da içici gözünde pazar değeri olamayacağı belirtildi.

Nikotinsiz tütünün sigara endüstrisinde 60 yıldır gündeme geldiği ancak hiç bir zaman böyle bir sigaranın üretilmediği ifade edilen açıklamada, sigara endüstrisinin bağımlılık yapıcı bir ürünü satarak zengin olduğu, bu üründen bağımlılık yapıcı etkeni çıkarmanın da bu endüstrinin sonunu getireceği dile getirildi.

Açıklamada, “Sigara endüstrisi ancak nikotin yerine alternatif bir bağımlılık yapıcı etken bulmuşsa nikotinsiz sigara üretebilir” iddiasına yer verildi.


 
Oca
28

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

İstiyor ama bir türlü kilo veremiyorsanız bu diyet sizin için. İşte uygulamanız gerekenler…

Çalışan kadınların en büyük şikayetlerinden biri, şartlarının diyetlerde tarif edilen yiyecekleri hazırlamaya ve yemeye uygun olmayışı.

Biz de bu diyetimizde onları düşünerek kolay bulunabilir yiyeceklere yer verdik.

1.GÜN
Yataktan kalkar kalmaz 1 bardak su

Sabah
1 fincan şekersiz çay
300 gr. light yoğurt
3-4 adet grissini

Öğle
1 kase sebze çorbası
4 yemek kaşığı etli sebze yemeği
300 gr. light yoğurt
1 adet meyve

Ara öğün
300 gr. light yoğurt
1 fincan şekersiz çay
Meyve (muz,çilek ve elma)

Akşam
1 kase sebze çorbası
60 gr. et (ızgara tavuk ya da kırmızı et olabilir)
300 gr. light yoğurt

Yatmadan önce
1 bardak papatya çayı
3 adet kuru mürdüm eriği (çekirdeksiz)

2.3.4.5.6. ve 7. günler
Yataktan kalkar kalmaz 1 bardak su

Kahvaltı
1 fincan şekersiz çay
İçine tahıl ya da yulaf ezmesi
eklenmiş 300 gr. light yoğurt

Öğle
1 kase sebze çorbası
300 gr. light yoğurt
İstediğiniz kadar meyve (karpuz,kavun,kivi)

Ara öğün
300 gr. light yoğurt
1 fincan şekersiz çay
İstediğiniz kadar meyve (muz,çilek ve elma)

Akşam
Balık (ızgara,buğulama ya da fırında pişmiş)
Salata (1 kaşık zeytinyağı eklenmiş)
1 bardak meyve suyu ve 2 dilim kepekli ekmek



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.