Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
31

    
Posted (admin) in Genel Beslenme on Ocak-31-2010

Tipik sağlık sorunları Cilt kuruluğu, kabızlık, eklem ve kemik ağrıları. En uygun yiyecekler Tahıllar; pirinç, buğday, arpa, mısır, karabuğday.

Süt ürünleri: Makul miktarda bütün süt ürünleri. Şekerler: Bal, rafine edilmemiş şeker, reçeller. Bitkisel yağlar: Bütün çeşitleri. Meyveler: Karpuz, kavun, diğer tatlı meyveler.

Sebzeler (çiğ): Kırmızı pancar, havuç, kuşkonmaz, patates, salatalık, soğan Kabuklu yemişler: Bütün kabuklu yemişler.

Hayvansal gıdalar: Sığır ve domuz eti, balık, piliç, ördek, tavşan, yumurta.

Terbiye ve soslar: Sarımsak, soğan, zencefil, kimyon, karabiber, kimyon, tuz, hardal

Çorbalar: Isırgan otu ve sarımsak.

Orta boy ve kilodadırlar, ince kızıl ya da gri saçları vardır, saçları çabuk dökülür. Elleri orta büyüklükte, sıcak ve dokunulması güzeldir. Sakin hareket ederler, yürüyüşleri olağan ve yumuşaktır.

Fizyolojik özellikleri Normal öğünlerini aksatmadıkça sindirim sorunu yaşamazlar; aksatma halinde rahatsızlık baş gösterir.
İyi uyur, sık rüya görürler.


 
Oca
30

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Genel Beslenme on Ocak-30-2010

Şişmanlık depresyon, üşütme, benizde solgunluk, sık sık soğuk algınlıkları.

En uygun yiyecekler
1. Hepsi de makul miktarlarda, sıcak ve hafif yemekler, bitkisel çaylar ve madensuyu.
2. Tahıllar: Arpa, mısır, akdarı, karabuğday, yulaf, pirinç.
3. Süt ürünleri: Yağsız süt, taze tereyağı, yıllanmış peynir, kaymak, kefir.
4. Şekerler: Bal.
5. Yağlar: Başta mısırözü yağı olmak üzere, bütün bitkisel yağlar.
6. Meyveler: Elma, armut, nar, üzüm, ayva, karpuz, kavun; bütün tatlı meyveleri makul miktarda yemesi önerilir.
7. Sebzeler: Patates, havuç, lahana, soğan, domates, turp, şalgam, yeşil sebzeler, balkabağı, kereviz, ıspanak, maydanoz, fasulye ve bezelye.
8. Terbiye ve soslar: Bütün hepsi, fazla tuzdan kaçınmaları gerekir.
9. Çorbalar: Sebze çorbaları, az yağlı etli çorbalar.
10. Hayvansal gıdalar: Tavuk, yumurta, sığır eti, domuz eti, ıstakoz.
11. Kabuklu yemişler: Her türlü kabuklu yemiş.

Çoğu insanın özellikleri yukarıdaki üç tipten ikisinin karışımıdır; ancak tiplerden biri her zaman baskındır, diğeri ise daha zayıf bir şekilde temsil edilir. Burada yapılan yalnızca bir genellemedir. Bir kişiye kendisine en uygun bireysel beslenme rejimini salık verebilmek için o kişinin doğum yerini, saatini ve tarihini bilmek gerekir. Yine de beslenme düzeninizi ayarlarken bu genel sınıflamayı kullanarak oldukça iyi sonuçlar alabilirsiniz.

Kendinize en uygun beslenme düzenini bulduğunuz zaman kendinizde şu değişiklikleri hissedeceksiniz.

1. Fiziksel ve entelektüel olarak daha canlı olacaksınız.
2. İşitme ve görme duyularınız iyileşecek.
3. Gözleriniz parlayacak.
4. Diliniz pembe olacak, beyaz ve gri katmanlar ortadan kaybolacak.
5. Yüzünüz daha sağlıklı görünecek
6. Tırnaklarınız ve saçınız daha iyi uzayacak.


 
Oca
29

    
Posted (admin) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Ocak-29-2010

Süt değil süt ürünü (yoğurt, peynir, kefir, vb.) tüketin. Mümkünse günlük mandıra sütü tüketin. Bulamıyorsanız süt şirketlerini zorlayın, biraz daha fazla uğraşırlar ama soğuk zinciri bozmadan sütü üreticiden size aktarabilirler.

Temiz olduğuna güveniyorsanız sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz. Bu sütün temizliğine, yeterli kaymak bağladığına, içine nişasta ve çamaşır suyu atılıp atılmadığına dikkat ediniz.

Eğer sürekli aynı kişiden süt alıyorsanız o kişinin sizi aldatması çok zordur. Bunları yapamıyorsanız şehirdeki en iyi olabilecek seçenek günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini mümkünse hiç kullanmayınız (Zaten birçoğu ile iyi yoğurt yapılamamaktadır.

Süt ya da yoğurt ekşimesin ya da kesilmesin diye içlerine antibiyotikler konulmakta ve süt içindeki probiyotiklerin tümüne yakını kaybolmaktadır. Yoğurt ve sütlerin süt tozundan ve margarinden yapılmadığının garantisini isteyin.

Sadece ekşiyen ve/veya kesilen ve kaymak bağlayan süt ve yoğurtları yiyin (bulursanız)!


 
Oca
28

    
Posted (admin) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2010

Magnezyumun insan sağlığındaki rolü, kaslarımız, böbreklerimiz ve karaciğerimiz gibi, neredeyse tüm vücut sisteminin kardiyovasküler, sindirim, nöroendokrin, beyin uygun bir şekilde çalışmasını etkileyecek kadar çeşitlidir. Magnezyum tamamlayıcıları hafızayı ve öğrenmeyi, dikkat genişliğini ve strese dayanıklılığı artırabilir.

Magnezyum kemiklerin gücünü de destekler ve besinsel eksikliği durumunda kullanılması amacıyla kemiklerin yüzeylerinde depolanır. Ne yazık ki, ortalama modern bir diyet çok az magnezyum içermektedir ve Amerikalıların çoğu orta dereceli magnezyum eksikliği çekmektedir. Bir kadın ortalama olarak günde 200 mg almaktadır; ancak tavsiye edilen doz günde 300 ila 400 mg’dir ve bazı doktorlar ben de dahil olmak üzere günde 500 mg alınmasını tavsiye ediyoruz.

Magnezyum ve kalsiyum sinir ve kas tonusunu düzenlemeye yardımcı olmak için birlikte çalışırlar. Magnezyum çoğu sinir hücresinde “güvenlik görevlisi” olarak hizmet ederek fazla kalsiyumun içeri girmesini önler ve böylece sinirleri gevşemiş halde tutar. İşte bu nedenle magnezyum eksikliği kas gerilimini, ağrısını, spazmlarını ve yorgunluğunu tetikleyebilir. Ayrıca yeterli magnezyum stoğu mevcut değilse bazı enerji çeşitleri kas hücrelerimizde depolanamaz. Kalp kası üzerine etkilerinden dolayı magnezyum eksikliği aritmi, düzensiz kasılma ve kalp hızında artışa neden olabilir.

Son olarak vücuttaki kimyasal reaksiyonları hızlandıran yüzlerce enzim, proteinleri, karbonhidratları ve yağları yakmak ve genlerin uygun bir şekilde çalışmasını sağlamak için magnezyuma ihtiyaç duymaktadır.


 
Oca
27

    
Posted (admin) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Ocak-27-2010

Çevre kirlenmesi nedeniyle oluşan asit yağmurları sonucunda suya alüminyum karışabilmekte, bazı ülkelerde ise, daha ileri gidilerek ticarî amaçla, suyun parlak görünmesini sağlamak için içme suyuna alüminyum ilave edilmektedir.

Suda ancak eser halinde bulunması gereken alüminyumun fazlası, Alzheimer gibi erken yaşlanma hastalıklarına sebep olabilir. Son yıllarda kullanımı artan, alüminyum ihtiva ettiği bilinen ve yiyecek maddelerini korumak amacını taşıyan folyoların kullanılması, uzun vadede insan sağlığını tehdit edebilir. Tarımda kullanılan kimyasal gübreler nedeniyle toprağa ve yeraltı sularına geçen nitratlar kanser oluşumuna sebep olabilir.

Yine tarımda kullanılan herbisit, insektisit gibi tarım koruma ilaçları, içerdikleri yüksek toksin maddelerin yeraltı sularına karışmaları nedeniyle önemli ölçüde sağlık riski taşımaktadır. Son yıllarda ülkemizde de her geçen gün önemi anlaşılan organik tarım, bu anlamda son derece büyük önem taşımaktadır. Şehir su şebekelerinden veya evdeki su tesisatlarında bulunan eski ve kurşun kaynaklı borulardan kaynaklanabilecek ağır metallerin suyla bedenimize alınması hastalıklara ve ölümlere neden olabilir.

Sudaki zararlı bakterileri yok etmek için sulara klor ilave edilmektedir. Gerek içerek gerekse banyo veya duş sırasında vücuda alınan klor, vücudun yağ metabolizması ve hormonal aktivitesini etkileyip enzimlerin etkilerini azaltarak çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına ve vücuttaki bazı organik maddelerle reaksiyona girerek kanserojen trihalometanın oluşmasına sebep olabilir.

Klor, aynı zamanda çeşitli cilt ve deri hastalıkları ile alerjilere sebep olabilir. Özellikle ülkemizde alerjiye bağlı hastalıklar çok ciddi boyutlardadır. İnsanlar birçok alerji ilacı kullanırlar; fakat yaşam şartlarını değiştirmedikleri için alerjilerinden bir türlü kurtulamazlar.

Bazı hallerde diş sağlığı için suya ilave edilen florun fazlası son derece zararlı olup, bağışıklık sisteminde bozulmaya; kalp, kemik, tiroit, beyin hastalıkları ile konserve genetik hasara neden olabilirler.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.