Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
26

    
Posted (admin) in Genel Beslenme, Sağlıklı Zayıflama on Ocak-26-2010

Diyetçilerin bazıları, ısrarla “enerji terazisi geçersizdir, şişmanlamanın, harcamalarla alınan enerji arasındaki denge ile bir ilgisi yoktur, önemli olan kalorilerin hangi besinlerden sağlandığıdır, farklı kalorilerin adresleri farklıdır,” türünden saçmalıkları tekrarlayıp dururlar.

Kimileri de daha ileri giderek “alınan kalorilerden bazılarının herhangi bir enerji getirişi sağlamadan, buharlaşıp, uçup gittiğini,” bile iddia edebilecek kadar meydanın boş olduğunu, diyet dünyasında her türlü akıldışılığa ekmek olduğunu fark etmişlerdir.

Gel gör ki, böylesi akla zarar tezleri allayıp pullayıp, bilimsel diye yutturanların yazdıkları diyet reçetelerini uygulayanların, diyet yaptıkları dönemde, enerji terazilerinin eksiye döndüğünün, zayıflamanın da bu sayede elde edilebildiğinin, yapılan araştırmalarla ortaya çıkması gecikmemiştir.

Özellikle “ayırma diyetçilerinin” çok sevdiği ve “yedikçe zayıfla”, “istediğin kadar yiyerek kilo ver” gibi iç gıcıklayıcı etiketlerle pazarladığı, yöntemlerin altında yatan, oluşturulan sert yasak besin şemaları ile, birçok gıdanın, gıda grubunun beslenmeden dışlanması ile oluşturulan tekdüzeliğin, bir süre için, iştahı kesmesi ile, enerji kısıtlamasının gizlenmeye çalışılmasıdır. Söylemeye gerek var mı? Bu tür diyetlerde, ilk başlardaki, hızlı zayıflamaları, kiloların gittiğinden daha hızlı ve daha fazla geri gelmesi izlemektedir.

Bin bir diyet reçetesinin, ya da adı diyet olmadan, aynen diyetlerle yapılmaya çalışılanı yapmaya çalışan zayıflama yöntemlerinin sırrını, ortak noktasını kavramak için, enerji terazisini akılcığının bir köşesinde tutmak, hem yararlı, hem de zorunludur.


 
Oca
25

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-25-2010

Yeterli protein alınmazsa beden dokuları zayıflar. Eğer protein eksikliği şiddetli ve uzun süreliyse beden kendi proteinlerini, yeniden yapımının alacağı süreden daha hızlı bir şekilde parçalar. Sonuç bedenin protein yönünden en zengin parçası olan kaslarda doku kaybı ve zayıflıktır. Neyse ki protein eksildiği gelişmiş ülkelerde çok nadir görülür; örneğin ortalama bir Amerikalı ihtiyaç duyduğunun iki katı protein alır.

İyi bir şeyin çoğu zararlı olur mu? Bu sorunun cevabı yağlar ve karbonhidratlar için evet proteinler için belkidir.

Proteinlerin bir gramında dört kalori vardır, tıpkı karbonhidratlar gibi. Beden fazla kalorileri protein şeklinde depolayamasa da aminoasitlerdeki karbon, oksijen ve hidrojeni yağa çevirebilir ve çevirir, bunlar her zaman en istenmeyen yerlerde birikirler sanki. Popüler teoriler bir yana proteinler şişmanlatır.

Yağlarda nitrojen yoktur. Beslenmeyle alınan fazla protein yağ olarak depolandığında nitrojene ne oluyor? İdrarla atılır, ama öykü bu kadarla bitmiyor. Aslında böbreklerin fazla nitrojeni atması için fazladan çalışması gerekir. Hayvanlarda uzun süreli protein fazlası böbreklerin büyümesine ve bu hayati organların erken yaşlanmasına neden olur. Doktorlar aynı şeyin insanlarda da olup olmadığını bilmiyor, ama hastaların aldıkları protein miktarını düşürerek bazı böbrek hastalıklarının ilerleyişini yavaşlatabildiklerini biliyorlar.

Nitrojen idrara girdiğinde beraberinde kalsiyum ve sodyum da götürür. İdrardaki fazladan kalsiyum kişinin osteoporoz ve böbrek taşı riskini artırır. Diğer yandan sodyum kaybı iyi bir şeydir ve yüksek protein içeren diyetlerin neden kan basıncını düşürür göründüğünü açıklar.


 
Oca
24

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Zayıflama on Ocak-24-2010

Bağımlılık kavramı organizma molekülleri ve yağ asitleri için de geçerlidir. Omega3, Omega6, Omega9 gibi bütün uzun zincirli yağ asitleri kanda taşınmak için partikül yapısına geçmeden önce, gliserol ve kolesterol gibi bazı moleküllerle birleşmek zorundadır. Buna kimya dilinde “esterleşme” adı verilir. Yağ asitleriyle trigliserit ve kolesterol esterleri oluşur. Yağ asitleri, farklı moleküllerle birleştikten sonra kana geçmek için parçacık (lipoprotein) yapısına katılırlar. Yağ asitleri trigliserit, fosfolipit ve kolesterol esterlerine; oluşan bu moleküller de kandaki partikül varlığına bağımlıdır.

Faydalı dediğimiz yağ asitleri ya trigliserit şeklinde alınır, ya da hücre içinde trigliserit oluştururlar. Sonra partiküller oluşturarak kana geçerler. Kolesterol için de aynı kural geçerlidir: Kolesterol ya bir yağ asidi alarak esterleşmiştir, ya da serbesttir. Esterleşmeler tamamlandıktan sonra hücreler tarafından partikül oluşturulur. Sonra kana geçer ve kanda dolaşırken enzimler yardımıyla partiküller yavaş yavaş küçülürler! Bu sırada içerdikleri yağ asitlerini farklı doku ve organlara bırakırlar veya partiküller arası değişimde kullanırlar.

Hücre içinde partikül oluşumunun tek istisnası, ilerleyen bölümlerde ele alacağımız iyi kolesterol (HDL kolesterol) taşıyıcısı olarak bilinen HDL partikülüdür. HDL kanda dolaşırken büyümek zorunda olan bir partiküldür. Apo B48 ve Apo B100 içeren partiküllerin (Şilomikron, VLDL, IDL ve LDL) tam tersine, HDL partikülü ilk önce tamamen olgunlaşmamış halde hücrelerden salınır. Kanda dolaşırken yağ asitleri, fosfolipit ve kolesterol, kolesterol esterleri alarak olgun bir HDL partikülü haline gelir! İşte bu nedenle Omega3 benzeri yağ asitleri HDL partiküllerin i olgunlaştırır ve tek parametrede iyi dediğimiz HDLkolesterol düzeyini de bu yağ asitleri yükseltir! Yağ asitlerinin HDL’yi yükseltmesinin nedeni gerçekte budur.

Besinlerden almış olduğunuz Omega3 yağ asidi, kolesterol esteri ya da trigliserit oluşturmadan beyninize ulaşıp beyin sağlığınızı, kalbinize ulaşıp kalp sağlığınızı hiçbir şekilde koruyamaz! Aksi söylemlerin hepsi anlamsız hikâyelerdir.

Uzun zincirli yağ asitlerinin kanda dolaşabilmesi için başka bir biyokimyasal yol yoktur!


 
Oca
23

    

“En uzun yolculuklar tek bir adımla başlar”. Detoks sürecine atılacak ilk adım da, sindirim yolunda asit reaksiyonuna sebep olan ve kan ile dokularda asidik artıklar bırakan hiçbir şey yememek ve içmemektir. Bu adımın detoks programına başlamadan en az bir hafta önce atılması gerekir. Rafine şeker ve nişasta gibi bazı işlenmiş gıdalar ve birtakım kimyasal yiyecek katkıları, uzun süre büyük miktarlarda tüketildiğinde, vücutta uyuşturucularınkine benzer bir bağımlılığa sebep olurlar ve vücut için bunların alımını kademeli olarak düşürmek, aniden bırakmaktan daha kolaydır.

Kan zehirlenmesinin yüksek asidik durumundan, yoğun detoksun alkalik konumuna aniden geçmek vücutta, “soğuk hindi” olarak bilinen ve istenmeyen yoksunluk semptomları yaratabilir. Detoks programınızın esas bölümüne başlamadan bir hafta veya daha uzun bir süre önce asidik yiyecek ve içeceklerin alımını durdurmak, vücudunuza, şiddetli alkalik yapma ve arındırma sürecine adapte olma şansı tanıyacaktır.

Kanser hücreleri hayvansal proteinler üzerinde gelişirler ve onların vücutta yarattığı asidik ortamda hızla çoğalırlar. Bu proteinlerin bağırsak duvarlarında yarattığı yapışkan, artık toksik yağlarda solucanlar ve parazitler gelişir. Asit oluşturan hayvansal ürünleri diyetinizden çıkartarak ve kanınızı, dokularınızı alkalik yapmak için ek önlemler alarak, vücudunuzda oluşmakta olan kanser hücrelerinin besinini kesip tümör oluşturmak için ihtiyaç duydukları asidik ortamdan onları mahrum bırakırsınız. Kanserin, toplumun tüm kesimlerindeki pandemik yayılması düşünüldüğünde, bu stratejik önlem her detoks programının ana amacı olmalıdır.


 
Oca
22

    
Posted (admin) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Ocak-22-2010

Proteinler karbonhidratlar ve yağlar gibi vücutta depolanmadığından mutlaka gıdalarla alınmalıdır. Eksikliğinde; büyüme ve gelişme yavaşlar, insanların zeka seviyeleri düşer. Her yaşa ve cinse göre protein ihtiyacı değişir. Protein ihtiyacının en azından üçte biri, hayvansal ürünlerden sağlanmalıdır. Süt, yumurta, beyaz et veya kırmızı et günlük olarak düzenli şekilde tüketilmelidir.

Örneğin: günlük hayvansal protein ihtiyacı en az 1 litre süt veya süt ürünleri, 6 adet orta büyüklükte yumurta, 150-200gr arası et tüketimiyle sağlanabilir. Etlerin proteini en yüksekten en düşüğe doğru sıralarsak balık, kümes hayvanları ve kırmızı et şeklinde sıralanır. Bitkisel proteinler ise en çok bezelye, soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye vb. bitkilerde bulunur.

Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vücut metabolizması için gereklidir. Vücut tarafından yapılamazlar fakat, A,D,E ve B gibi vitaminler uzun müddet vücut tarafından depolanabilirler.

Karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerden enerji elde edilmesinde, hücrelerin oluşmasında, Kalsiyum ve fosforun gerekli yerlere taşınmasında, vücutta biriken bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması görevlerini yaparlar.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.