Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
21

    

Sindirim süreleri çok farklı olduğundan, meyve ve sebzeleri aynı öğünde yememeliyiz. Taze meyveler 90 dakikada, sebzeler ise 3 saatte hazmedilirler.

Proteinin sindirimi başladığında, mide hidroklorik asit salgılayarak sindirime yardımcı olur. Bu arada, nişasta hidroklorik asidi nötrleştirirken proteinin sindirimi yavaşlatması sonucunda midede asit oluşmasına sebep olur.

Bu kombinasyon ile kolayca sindirilebilen yiyecekler hazırlanabilir. Örneğin, pirinç veya patates ile havuç, soğan ve brokoli veya ekmek ile salata kombinasyonu gibi. Patates ile pilav veya ekmek ile pilav aynı öğünde yenmemelidir.

İncir, üzüm, muz gibi tatlı meyveler ile ekmek gibi nişastalı ürünlerin bir arada yenmesi, midede aşırı fermantasyonun oluşmasına sebep olacağından kesinlikle kaçınılmalıdır.

Beraberce kombine olunmamalıdır. Örneğin, et ile ekmek ve et ile patates beraberce yenmemelidir.

Peynir ve yoğurt gibi düşük değerli proteinler meyvelerle iyi kombine edilebilir. Fasulye ile tahıl kombinasyonu da uygun bir diyet olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, % 70-% 30 meyve/pro-tein oranını korumaktır.

Etler, bol miktarda taze sebzeler ile iyi kombine edilebilir. Et veya balık, ekmek ile beraber kombine edilmemelidir. Aynı öğün içinde, ıstakoz ve tavuk gibi yüksek değerli proteinler bir arada yenmemelidir.

Etin içindeki yağ; mide salgısının % 50 azalmasına sebep olmasının yanında, diğer yiyeceklerin üzerlerini kaplayarak yeterince sindirilmelerini önlediğinden, etin yanında bol bol sebze yenmelidir.

Renin ve pepsin enzimleri vasıtasıyla süt midede pıhtılaştırıldığından, beraberce yenilen tahıl ve nişastalı yiyecekler yeterince sindirilemeyerek asidite oluşmasına sebep olabilir. Bütün bunlara ilaveten, temel kaide olarak, yemek sofrasından hafif aç kalkmak alışkanlık haline getirilmelidir.


 
Oca
20

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Yaşam on Ocak-20-2010

Bedenimizdeki bütün rahatsızlıkların yalnızca fiziksel değil, ayrıca psikolojik nedenlerinin de olduğunu anlamamız önemlidir.

Düşünme biçimimiz karşımıza nelerin çıkacağını, hayatımızın iyi ve kötü taraflarım etkiler. Kendinize kulak vermeyi deneyin. Eğer aynı düşünceyi birkaç gün içinde tekrar tekrar ifade ediyorsanız, bu sizin zihinsel şablonunuz olmuştur. Hepimiz düşüncelerimizle yaşarız; düşüncelerimiz davranışlarımızı yönlendirir. Eğer düşünceleriniz öfke, korku, acı, üzüntü ve intikam duygularıyla doluysa, bunlar ne tür davranışlara yol açabilir? Eğer düşünceleriniz olumluysa, hayattan en iyisini bekleyebilirsiniz; fakat olumsuz düşünmek, yalnızca zorluklar ve başarısızlıklara neden olur.

Düşünme biçimimiz yalnızca başarı ve başarısızlıklarımızı belirlemekle kalmaz sağlığımız üzerinde de hayati bir etki yapar. Örneğin pek çok insan baş, boyun ve sırt ağrıları çeker. Bu ağrıların nedeni ne olabilir?

Boynumuz zihinsel olarak esneklikle ilişkili olabilir. Düşüncelerimizde esneklik, bir soruna farklı bakış açılarından yaklaşabilmek ve çözüm bulmakta yaratıcı olmak anlamına gelir. İnatçı, uzlaşma yeteneği olmayan ve sorunu karşısındakinin bakış açısından görme yeteneği gelişmemiş insanlar, bir başkasının düşüncelerini daha insaflı ve anlayışla değerlendirmeyi öğreninceye kadar baş, boyun ve sırt ağrısı çekeceklerdir. Eğer herkesi ve her şeyi eleştirmeyi alışkanlık haline getirmişsek eklemlerimiz ve kaslarımız ağrımaya başlar.

Öfke ve kin düşüncelerimize egemen olduğu zaman, bedenimiz harap olur ve enfeksiyonlara açık hale gelir. Uzun zaman önce uğradığımız bir adaletsizliğe saplanıp kalırsak, bu düşünceler önce bedenimizi “tüketir” ve sonunda kanserli hücrelerin ve kanserin ortaya çıkmasına neden olur.

Yalnızca psikolojik değil, bedensel sağlığımızı kazanmak için de olumsuz düşünceleri ve düşünce kalıplarını olabildiği kadar çabuk ortadan kaldırmak için çaba harcamalıyız.


 
Oca
19

    

Gurur, en büyük tetikleyicilerden biri olabilir, özellikle de kişinin özsaygısına bağlı olduğunda. Çoğu insan, kendiyle ilgili iyi hissetmek ister. Olduğumuz kişiden ve temsil ettiklerimizden gurur duymak isteriz. Şişman olmak ve dalga geçilip hor görülmek, bunun tam tersi bir etki yaratır. Hem kendimizi dışlanmış hissederiz, hem de utanır, üzülür, sıkılırız. Güçlü bir yapıya sahip değilseniz ve özgüveniniz çok yüksek değilse, başkalarının fikir ve davranışları, kendiniz hakkındaki düşüncelerinizi büyük ölçüde değiştirebilir.

Kendinize saygı duyma ve olduğunuz insanla gurur duyma arzusu, çok güçlü ve motive edici olabilir. Kulağa basit gelebilir, ama bazen aynaya uzun süre, dürüstçe bakmak, derinlerde bir şeyleri uyandırabilir ve sakin bir sesin şöyle dediğini duyabilirsiniz, “Hadi ama, daha iyisini yapabilirsin.”

Bu dünyada, şişman olmaktansa zayıf olmak daha kolaydır. Kalça ölçülerimiz evrensel bir şekilde genişlese de, hala şişmanlıkla ilgili ciddi bir damga söz konusudur. Pek çok araştırma, kilolu insanların, iş olanaklarından hastanelerde gördükleri muamelelere kadar, her türlü ayrımcılığa maruz kaldıklarını göstermektedir. Daha şişman insanların, sağlıklı kiloda olan insanlarsağlıklı kiloda olan insanlarla rekabet ettikleri iş olanaklarında, seçilme olasılıklarının düşük olduğu belgelenmiştir.


 
Oca
18

    

Bu aşamada hiçbir meyve türüne de yer yoktur. Bilindiği üzere hepsi şeker ihtiva eder. Bir ay meyve yememekle hiçbir şey olmaz. İleride meyvenin ne zaman ve nasıl yeneceğini açıklayacağım, ancak yeri gelmişken belirteyim, toplumumuzda yemek üstüne meyve ikramı adet olmuştur. Bu son derece yanlış bir alışkanlıktır. Çünkü yemek üstüne yenen meyvelerin öz suları mide asitleri ile fermantasyona girerek mide asitlerini nötralize eder, yani gücünü yok eder.

Vücut bir yandan fazla asit üretme gayretine girer (ki bu zamanla sürekli hale gelip birçoğumuzda olan asit şikayetlerini meydana çıkarır ve anti asit ilaçlarla dolaşırız), bir taraftan da dolu olan yiyecekleri eritemez. Sıcak ve küflü ortamda çürüyen meyveler yarar yerine zarar verir. Çilek ve benzeri birkaç meyve türü bunun istisnasıdır. Bu arada buluğ çağına ermemiş çocuklar bu olayın dışındadır. Nasıl yeni doğan bebeklerde anne sütünü emmek için küçük dilleri vantuz gibi büyük olur, sonra küçülürse, baliğ oluncaya kadar insanların mideleri her şeyi birden hazmedebilir,  ama sonra bu özelliği  kaybolur. Bu nedenle meyveler, daima midenin içindekileri hazmettiğinden emin olduktan sonra, yani mide boşken yenmelidir. En fazla yemekten yarım saat önceye kadar meyve yenir, çünkü hazmı en ağır meyve dahi, mide boşken 25 dakikada hazmedilir.

Yine konu gelmişken belirtelim ki, salataları da yemekten Önce yemek gerekir. Birçok ülkede bu böyle yerleşmiştir. Çünkü salatalarda kullanılan birçok malzeme meyvelerle aynı özellikleri taşır. Örneğin domates, salatalık gibi. Önce salata yenilip biraz dinlenip yemek yenildiğinde görülecektir ki hiçbir ağırlık hissedilmeyecek ve salatadaki tüm vitaminlerin eksiksiz vücuda alınması sağlanacaktır. Biraz denemekle ne kaybedersiniz?

Diyetimizde yemeklerde özellikle hazır soslar, mayonez, ketçap kullanılmayacaktır.


 
Oca
17

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Yaşam on Ocak-17-2010

Binlerce yıl önce Hintli doktorlar şeker hastalığının “çok yiyen ve şişman” kişiler arasında görüldüğünü belirtmişlerdi. Günümüzde bazı ülkelerde nüfusun hemen hemen yarısında görülen bu hastalık diğer bazı toplumlarda bilinmemektedir. Genellikle zengin ülkelerde diyabetli sayısı sürekli yükselmekte, halkın ağır işlerde çalıştığı ve yalnızca gereksinimi karşılayanı k kadar yedikleri ülkelerde ise bu sayı düşük bulunmaktadır. 1. ve 2. Dünya savaşları sırasında gıda kısıntısı olduğundan Avrupa’da diyabetin yol açtığı ölümler çok azalmıştır.

Bu nedenle, daha önceleri doktorlar şeker hastalarına yiyeceklerini kısmalarını ve çok düşük karbonhidratlı diyetle beslenmelerini öneriyorlardı. 18. yüzyılda karbonhidratın diyabetliler için zehir olduğuna inanılıyordu. 20. yüzyılda ise diyabetin ender görüldüğü toplumların diyetini inceleyen uzmanlar bu insanların daha çok bitkisel gıdalar tükettiğine dikkat etmiştir. Örneğin, bir araştırmada Batı Afrika’nın iki köyünde yaklaşık 1400 kişinin kan şekerine bakılmış ve hiçbirinde şeker hastalığı bulunamamıştır. Ayrıca, bu köylerde hiç kimsede şişmanlık da görülmemiştir. Köylülerin diyetleri incelendiği zaman, kalorinin %80′inin karbonhidrattan, %10′unun yağdan, %10′unun da proteinden geldiği belirlenmiştir.

Şeker hastalarının lif içeriği yüksek kompleks karbonhidratlı gıdalar yemeleri önemlidir. Çünkü çözünür lif hem kan şekerinin yükselmesini önlemekte hem de kolesterol düzeyini kontrol altında tutabilmektedir. Yulaf, kuru baklagiller, meyve ve sebzelerde bulunan bu lif bağırsaklarda jölemsi bir duruma gelerek besinlerin kana geçmesini yavaşlatır. Çözünür ve nişasta içeren bir diyetin insülin duyarlılığını artırdığı ve şekeri daha iyi kontrol ettiği gösterilmiştir.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.