Bir öğün içinde verilen yemekler yapı, kıvam, renk, şekil yönünden birbirini tamamlamalı, monoton olmamalı. Belirli süre içinde aynı yemek sık tekrar edilmemelidir. Herhangi bir besin değişik yemek olarak sık sık kullanılabilir.
Tabiatında vahşet ve denaet olmayan ve teb’an iğrenç görülmeyen hayvanların etleri -şeraiti dairesinde helaldir yenilebilir. Tavuk, kaz, ördek, zürafa, deve kuşu, bağırdan kuşu, güvercin, bıldırcın, koyun, keçi, deve, sığır, manda, ekin kargası, tavus, kırlangıç, baykuş, tavşan, turna gibi hayvanlar bu cümledendir. (Şafiilere göre kırlangıç, tavus, hüdhüd, papağan kuşlarının etleri haramdır. Martı ve balıkçıl kuşları ise helaldir.)
AT ETİ YEMENİN HÜKMÜ NEDİR?
Büyük İslâm ilmihalinde denmektedir ki: Beydirler, cihada yarayan kıymetli hayvanlardır. Bu cihetle bunların etlerini yemek, İmam-ı Azam’a göre lahrimen veya tenzihen mekruhtur. İmameyn’e göre de tenzihen mekruhtur. (Kazakistan gibi Orta Asya Türk Devletleri’nde artan ilişkiler yeniden bu konuyu gündeme getirmiştir. 2007 Ramazanında bir iftarda bize de at eti sunulmuştu, nasıl davranacağımızı bilememiştik!)
Bir fiilin helal kılındığı üç yolla bilinir:
- Bir hususun dinen helal olduğunu anlamanın birinci yolu; Kur’ân ve Sünnette o şeyin açıkça bildirilmesidir. Deniz avının helâl kılındığı (El Maide, 5/96) gibi. Helal kelimesi ve türevleri kullanılarak bildirilir.
- Kur’ân ve sünnette çok defa belli bir anlayışı ve kaygıyı gidermek için bir şeyin helâl olduğu, yapılmasında bir günah olmadığı bildirilir. Bu da bir hususun dinen helal olduğunu bilmenin ikinci yoludur. Nitekim bir ayette, haram kılınan yiyecekler sayıldıktan sonra zaruret halinde bunlardan zarureti giderecek ölçüde yenmesinde günah olmadığı bildirilmiştir.
- Bir şeyin helal olması, hakkında herhangi bir yasağın, aksine bir delilin olmamasıyla da anlaşılabilir. Bu sonuca eşyada mubah oluşun esas olması kuralından hareketle ulaşılır. Kur’ân’da göklerde ve yerlerde ne varsa hepsinin insani için yaratıldığı, insanın emrine ve istifadesine verildiği açıkça vurgulanır. Temiz ve güzel olan her şeyin helâl kılınıp sadece kötü ve çirkin şeylerin haram kılındığının bildirilesi de bu anlamdadır. Kur’ân ve sünnette sadece yapılması istenmeyen veya doğru bulunmayan hususlar tek tek veya ilke olarak açıkça belirtilmiş, böylece geriye kalanların helâl ve mubah olduğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır.
