Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
May
31

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Mayıs-31-2010

Günümüzde her şey verimliliğe odaklanmış bulunmaktadır. Bu da kısa zamanda daha çok iş demektir. Bu model, her meslek grubu için geçerlidir. Doktor daha çok hasta muayene etmek isteyecektir. Hastanın yüksek tansiyonunun altında yatan psikolojik nedenleri, diyetini irdelemeye vakti yoktur; reçeteye bir veya birkaç tane tansiyonu kontrol altında tutacak ilaç yazar.

Madalyonun öteki yüzünde ise hastalar bulunmaktadır. Uzun uzadıya beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye, ruhsal sorunlarına eğilip, gerilimleri kontrol etmek yerine bir tablet yutmak kolaydır, zira yapılacak çok iş vardır. Antihipertansif ilaçların yan etkilerini ve bütçemize getirdikleri yükü de unutmamak gerekir.

Genç yaşlarda erkeklerde görülme oranı kadınlara kıyasla yüksek olan hipertansiyonun altında yatan birincil faktörün psikolojik olduğunun saptanmasında hayvan deneyleri rol oynamıştır.

Kronik stresle karşı karşıya bırakılan hayvanların bir süre sonra kan basınçları sürekli olarak yükselmiştir. Ayrıca sadece diyetlerine tuz konan deney hayvanlarında da aynı sonuç izlenmiştir. Yüksek tansiyon, kalp, beyin ve böbrek gibi üç hayati önem taşıyan organı olumsuz etkiler.

Kan basıncı, kanın atar damarların cidarlarına uyguladığı basınç olarak tanımlanır. Ölçümlerde karşımıza çıkan değerler, damarlarınızın ne kadar elastik olduğuna, kalp atışlarınıza ve kanımızın miktarına bağlıdır.

Yaşa göre kan basıncı değerlerini hatırlamakta yarar görüyorum: 20 yaş-120-80, 30 yaş-122-81,40 yaş-126-84, 50 yaş-130-86, 60 yaş-135-89, 70 yaş-166-91.

Ölçümlerin aynı saatte olmasına dikkat ederek yaptığınız tespitler bu değerlerin üzerinde ise kısaca tansiyon hastasısınız. Bu hastalık kompleks bir yapıya sahiptir. Nedenleri vücudunuzda oluşan bir veya birden fazla fonksiyon bozukluğuna bağlı olabilir. Nedenler bununla kalmaz, yaşam biçiminiz, beslenme alışkanlıklarınız, stres seviyeniz de bu değişimde rol oynar.


 
May
30

    
Posted (Eril) in Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Mayıs-30-2010

Tıp fakültelerinde kansızlığa demir sülfat verilmesi öğretilir. Oysa günümüzde demir sülfat, kadının midesinde, lenfatik sisteminde ve karaciğerinde tahriş meydana getirir. Demir sülfat alan bir kadının karaciğer fonksiyon testlerine bakın, hepsi sapmış görünür. Demir sülfat alımını bırakın hepsi normale döner.

Demir glükonat ve pikolinatın hazmı ve absorpsiyonu daha kolaydır. Doğurgan kadının gereksinimi günde 15 mg.’dır. Erkek için 10 mg. yeterlidir. Demirden zengin doğal kaynaklar: Arpa, yulaf, fasulye, nohut, ceviz, susam, ayçiçeği tohumu, şam fıstığı, badem, pazı ve lahanadır. En kolay demir emilimi etten olur.

Demirin absorpsiyonunu C vitamini ve asitli yiyecekler olan meyve, sebze hızlandırır. Günde 1000-2000 mg. vitamin C yeterlidir. Sütlü gıdalar ve süt, demir absorpsiyonunu azaltır. Kalsiyum gereksiniminizi, süt yerine bu minerali bolca ihtiva eden gıdalardan sağlayabilirsiniz. Fasulye, bezelye, soya fasulyesi, susam taneleri, yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum deposudur.

Alkollü içecekler, vücudun B vitamini deposunu tüketirler. Oysa B vitaminleri yokluğunda anemi daha da ciddi bir durum sergiler. Mutlaka içme ihtiyacı duyanların da haftada en fazla 120 cc şarap veya 30 cc yüksek dereceli içki (rakı, viski) tüketmesi gerekir, daha fazla miktarlar çok önemli tahribat yapar. Kafein içeren kahve, çay, kola, çikolata vücudunuzdaki demirin bağlanmasını engeller.

Bu bilgilerin ışığı altında bebeklere ve çocuklara demirli yiyecekler verirken, emilimini artırmak için dikkat etmemiz gereken noktalara göz atalım. Demir bakımından zengin yumurta yediriliyorsa, yanında süt ve çay verilmemelidir. Çay ve süt gibi demir emilimini azaltan gıdalar yemekten iki saat önce ve sonra alınmalıdır. Aynı kural erişkinler için de geçerlidir.


 
May
29

    
Posted (Eril) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Yaşam on Mayıs-29-2010

Halk arasında ülser dediğimizde aklımıza ilk gelen mide ülserleridir. Oysa ülser, organizma içi ve dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Sindirim sisteminde mide -peptik- ve oniki parmakta -duodenal-olarak tanımlanırlar.

Uzun süreli yatan hastaların vücudunda, diyabetli kişilerde dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ayaklarda, ağızda aft ülserleri olarak da ciltte görülürler.

Ruhsal sorunların vücudumuzda en çok etkilediği organ, midemizdir. Beyin beden ilişkisinin yoğun olarak görüldüğü yerdir. Psişik sorunların zayıflattığı bağışıklık sistemi etkisini güçlü iç mide dokusunda da gösterir. Kuvvetli mide asidi, direnci düşmüş dokular üzerinde tahriş oluşturur. Diğer taraftan, sindirim sistemindeki ülserlerin büyük bir kısmı heliocobacter pylorinin oluşturduğu enfeksiyonlara bağlıdır.

Ülseri tedavi etmek için nedeni ortadan kaldırmak gerekir. Burada geleneksel ve alternatif tıp doktorları tamamen anlaşmakta olup, heliocobacter pyloriyi öldürecek antibiyotik tedavisini önermektedirler.

Ülser, sanıldığından daha ciddi bir hastalık olup, tedavi edilmediği durumlarda daha ciddi sonuçlara yol açabilme özelliğini taşımaktadır.

Artık günümüzde heliocobacter pylori, endoskopiyle ve kan testinde ürettiği antijen saptanarak tanı konabilmektedir. Bir, iki hafta süreli antibiyotik tedavisi %90 sonuç vermektedir. Bu tedavi, mide asidini kontrol eden ilaçlarla desteklenmektedir.

heliocobacter pyloriyi

 
May
26

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Mayıs-26-2010

Küçük çocuklarda sıklıkla görülen kulak ağrıları, erişkinlerde seyrek olarak meydana gelir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda burun boşluğundan orta kulağa kadar uzanan ve mikropların girmesine olanak taşıyan östaki borusu, erişkinlerde kulak zarının arkasında basınç ayarlayıcı asli görevine dönmüştür. Yetişkinlerde seyrek görülmesine rağmen kulak ağrısı eşliğinde başlayan enfeksiyon büyük rahatsızlık verir.

Kulağın dış kanalında ve dışında olan enfeksiyonlar çoğunlukla yüzücülerde görülür. Kulak zarının arkasında, çocuklardakine benzer bir enfeksiyon, alerji, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı gibi nedenlere bağlıdır. Diş ağrısı da kulak ağrısı yapabilir. Bağışıklık sistemini güçlendiren bir vitamin ve mineral desteği oluşumu engeller. Enfeksiyon başlamışsa süresini ve şiddetini azaltır.

Enfeksiyon varsa beş gün boyunca vitamin A günde 25000 IU, izleyen günlerde yine vitamin A 5000-10000 IU koruma amaçlı alınması tavsiye edilir. Vitamin C günde 1500 mg. Çinko 15 mg., vitamin E 200-400 IU ve B 50 kompleks vitaminleri önerilir.

Üst solunum yolları enfeksiyonlarında kullanılan ekinezya tablet ve kapsülleri bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve enfeksiyonun kontrol altına alınmasında rol oynar. Günde 2-4 kapsül veya tablet. Eğer enfeksiyon dış kulak kanalındaysa, virüs ve bakterilere karşı kullanılan sarımsak burada da yardıma koşar.


 
May
24

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam on Mayıs-24-2010

Chi gung’un sinir sistemini, parasempatik iyileştirici konuma sokup ilikte kırmızı ve beyaz kan hücresi üretimini tetikleyerek bağışıklık tepkisini nasıl geliştirdiğini daha önce gördük. Ayrıca bağışıklığı diğer birkaç şekilde de destekler. Chi gung, “uğraş veya bırak” içgüdüsü yüzünden böbreküstü bezlerinden salgılanan ve bağışıklık sistemini bastıran stres hormonlarını engellediği gibi, timüs ve diğer bezleri uyararak bağışıklık faktörlerinin tüm spektrumunun salgılanmasını sağlar. Chi gung, aynı zamanda vücutta doğal steroid üretimini artırarak, artrit tedavisinde birçok doktorun bu durum için önerdiği toksik sentetik steroid kullanımına gerek bırakmaz.

Chi gung hakkında son zamanlarda keşfedilen en önemli gerçeklerden biri ise PNI tepkisi veya psikonöroimmünolojiyi harekete geçirmesidir. PNI vücudun en güçlü iyileştirme mekanizmasıdır ki, onu sayesinde beyinde salgılanan belirli sinir ileticileri, tüm bedende detoksu ve iyileştirme tepkilerini aktive etmek üzere, bağışıklık sisteminin bezleri ile doğrudan temasa geçerler. Omni dergisinin editörü Kathy Keaton, 1992 yılı Mayısında yayınlanan bir makalesinde bu tepkiyi şöyle tanımlamaktadır:

“Yakın zamanda anlaşılmıştır ki… Bağışıklık sisteminin yöneticisi timüs bezinde, dalakta, lenf düğümlerinde ve kemik iliğinde bağışıklık sisteminin tüm hayati organlarında- sinir lifleri bulunmaktadır… Diğer bir deyişle, beynin, bu telekomun elektrokimyasal versiyonu aracılığıyla, bağışıklık sistemiyle doğrudan temas kurduğuna dair kanıtlar çoğalmaktadır.”



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.