Histamin üretiminin alerji ve ağrıların gelişiminde rol oynadığı anlaşıldıktan sonra, bu önemli buluştan çıkar sağlamak isteyenler hiç zaman kaybetmeden antihistaminik ilaçların üretimine başladılar. Ancak histamin vücutta yararlı işlevleri olan bir öğedir. Su alımı, paylaşımı ve dağıtımı için beynin temel duyu mekanizmalarını harekete geçirir. Aynı zamanda vücudun enerji harcamasını düzenler. Vücut yeterince su alırsa, yalnızca onun merkezî sinir sistemi başta olmak üzere, yaşamsal önemi fazla olan kısımlara yönlendirilmesinden sorumlu olur.
Beynin normalden fazla çalışması gerekirse ve gereksinimleri artarsa, histamin devreye girer. Midede asit artışı ve mide ekşimesi bunun ilk belirtileridir. Geçici bir süre için histaminin bağırsaklardaki ağrı oluşum mekanizmasını bastıran antihistaminik, dehidrasyonun temel sorununa çözüm getiremediği için zamanla vücutta hasara yol açar. Bu arada beyin fonksiyonlarını da durdurur. Libidoyu azaltır ve erkeklerde hormonsal dengesizliğe bağlı olarak göğüslerin büyümesine neden olabilir. Yaşlılarda kafa karışıklığı ve yön duygusunun kaybına yol açabilir.
Ağrı her şeyden önce bir susuzluk belirtisidir. Devam etmesine izin verilirse, beyin için bir susuzluk sinyali olur. Ağrının ilk aşamasında antasitler, besinler, hatta histaminin çalışmasını durduran öğeler bile sinir sistemi dışındaki sistemleri köreltip susama sinyalinin verilmesine engel olabilirler. Ama belli bir susuzluk eşiği geçildikten sonra, beyin tarafından oluşturulan ağrı etkisi yalnızca bir bölge içinde kısıtlı kalan ilaç, yiyecek ya da başka bir şeyle giderilemez. Bunun tek çözümü midedeki sudur. Size genç bir adamın öyküsünü anlatacağım. Bu vaka dehidrasyona girmiş bir vücutta beynin uyarıcı rolü için iyi bir örnektir. 1983 Haziranı’nda Journal of Clinical Gastroenterology yayımlanan makalemde bu vakayı bildirdim ve benzeri birçok vaka gördüm.



