Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Eyl
30

    

İş adamlarına soba şehriye çorbası ve soba suyu verilir. Örneğin karabuğday gibi tam tahıllar aynı zamanda kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardım eder ve bu da yaşlanmayı yavaşlatır. Yağsız et az miktarda kullanılır. Ki bütün bunların hepsi Lida ‘nın daha kolay etki etmesine yardımcı olacak şeylerdir.

Okinawanlar domuz etini sever ve bunu birçok yemekleriyle birlikte kullanır. Fakat, et okinawan diyetinde giderek yaygın olmasına rağmen, geleneksel olarak örneğin domuz ve keçi eti yılda ancak birkaç kez yenmekteydi ya da sebzeye dayalı yemekleri süslemek için ufak miktarlarda kullanılırdı.

Okinawanlar tarafından yenen etin yağı atılmıştır ve sonra genelde et suyunun hazırlanması için kaynatılır ve bu da bunun nispeten yağsız ve sindiriminin kolay olmasını sağlar. Okinawanlar kalorilerinin ancak % 24′ünü yağdan alır ve bu da Batılı kalorilerin % 30′unun altında olması gerektiğine dair diyet önerilerinin oldukça altındadır; ek olarak bu kalorilerin ancak az bir miktarı sağlıksız doymuş yağlardan kaynaklanır. Bu yazıda tanımlanan bütün uzun ömürlü halklar benzer biçimde sınırlı miktarda et yer; bunun neden herhangi bir uzun yaşam diyetinde önemli bir faktör olduğu açıklanır.

Düşük tuz tüketimi

Tıpkı burada tartışılan diğer halklar gibi, Okinawanlar tuzu yemeklerinde çok az kullanır. Dolayısıyla, örneğin yüksek kan basıncı gibi yüksek tuz tüketimiyle ilgili hastalıklardan şikayetçi olmazlar. Ek olarak, Okinawanlar anavatanda yaşayan Japonlarda görülen nispeten yüksek mide kanseri oranlarına sahip değillerdir, bu da Centenarian Study araştırmacıları tarafından bunların düşük tuz tüketimine bağlanmıştır. Tuz, virüs Helicobacter pylori tarafından enfeksiyonu teşvik eder, bu mide kanseri ve mide ülseriyle ilişkilidir.


 
Eyl
28

    
Posted (Eril) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Yaşam on Eylül-28-2010

Gelin una, evlerde çok kullanılan bu ürüne bir göz atalım. Rafine edilmemiş un B, PP ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir buğday tanesi yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler nişastayı parçalamamıza ve sindirmemize olanak sağlar.

Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden yoksun; vitaminler, enzimler ve mineraller bakımından fakirdir.

Beyaz undan yapılmış ekmek ve unlu mamullerin sindirilmesi, rafine etme işlemi sırasında yok edilen kimi maddeleri gerektirir. Bu maddeler beyaz undan yapılmış yiyeceklerin içinde bulunmadığı için bedenimiz bunları kendi öz kaynaklarından kullanmak zorunda kalır. Rafine unu sindirmek zordur. Sindirilemeyen nişasta, bedenimizdeki yağ katmanlarında birikir.

100.000 kişiye 34 yüz yaşında insan ile birlikte (İngiltere’de 100.000 kişiye 5 kişi ile kıyaslandığında) ve 105 yaşın üstünde olağanüstü yüksek sayıdaki insanlarıyla Okinawanlar resmi olarak gezegenimizde en uzun yaşayan insanlardır.

Kalp hastalığı, felç, kanser, Batı’da son derece yaygın olmasına rağmen, Okinawa’da dünyadaki en düşük seviyelerindedir ve Japonya’nın geri kalanında da sadece % 60′dır, ki burası da olağanüstü düşük seviyelere sahiptir. Okinawanlar Amerikalılar’a göre % 80 daha az kalp krizi geçirir ve doktor incelemeleri de sıra dışı genç damarlar ve düşük kolesterol seviyelerini göstermiştir. Göğüs kanserleri öyle nadirdir ki mamografilere gerek duyulmaz ve yaşlı erkekler çoğunlukla prostat kanserini duymamışlardır bile. Genelde, Batı’da olduğundan Okinawa’da yüzde 40 daha az kansere rastlanır; ve Okinawanlar kansere yakalandığında burada iyileşme oranı iki kattan daha fazladır.


 
Eyl
25

    
Posted (Eril) in Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Eylül-25-2010

Dr. Mucize çok etkili tavsiyeler verebilen biriydi bana Amerika’ya götürdüğüm eski mayomu giyebileceğime söz verdi. Masallardaki gibi, bu bizim sırrımız olacaktı. (“Planımızın ince ayrıntılarıyla kimseyi sıkmaya gerek yok,” demişti.) Kilolar geldiklerinden çok daha hızlı gideceklerdi. Harika bir haberdi bu. Tabii, Dr. Meyer’e inanmak istiyordum ve ayrıca o sırada pek fazla şansım da yoktu.

Sonraki üç hafta boyunca yediğim her şeyi not edeceğim bir günlük tutacaktım. (Aynı uygulama, Weight Watchers gibi bazı Amerikan diyet programlarında da var.) Yalnızca ne yediğimi ve miktarını yazmakla kalmayacak, nerede ve ne zaman yediğimi de yazacaktım. Kalorileri saymayacaktım, zaten bunu başaramazdım da. 3 hafta boyunca ne yediğimi ne içtiğimi not aldım. Bu 3 Hafta boyunca asla ve asla bir zayıflama ilacı kullanmadım. Çünkü bu haftalarda sadece ne yediğimi not edecektik.

Amaç, doktorumun yediklerimin besin değerini saptamasıydı (bu kelimeleri hayatımda ilk kez duyuyordum). Benden istenen sadece bu olduğundan, buna büyük bir zevkle uydum. İşte sizin de yapmanız gereken ilk şey bu.

Dr. Meyer çok kesin ölçüler istememiş, tahmini olarak yazabileceğimi söylemişti. Şart koştuğu tek ölçü birimi, orta boy bir elma büyüklüğüne denk düşen “porsiyondu”. Dengeli beslenmenin en büyük düşmanının gittikçe artan büyüklükteki porsiyonlar olduğu Amerika’da, biraz daha kesin ölçüler kullanmayı öneririm. Burada, küçük bir mutfak tartısı işe yarayacaktır. (Dev dilimler halinde gelen ekmeği, burada yine daha büyük görünen elmalarla kıyaslamaktansa, tartmak daha doğru olabilir.)


 
Eyl
23

    

Bazı hibrit tohum türlerinde, tohumun çimlenmesi veya verim vermesi için tohumu tescilli hale getiren firmanın belirlediği kimyasal ilaçların kullanımı zorunludur. Aşı hiç kimsenin mülkünde olmayan bir yöntem iken, hibrit küresel güçlerin mülkiyetine geçmiş, kullanımı özel şartlara bağlı bir mülkiyettir.

Frankeştayn gıdalar GDO’nun bir başka adıdır. Frankeştayn gıdalara, Mary Shelley’in 1818′de yazdığı, sinemaya da aktarılan ünlü felsefi romanında olduğu gibi insanoğlunun kaybedeni kendisi olan kendi ile savaşı da denilebilir. Ünlü romanda Dr. Frankenstein hastalıklara son verebilmek için insanı yeniden yaratmayı, böylelikle de ölümsüzlüğe ulaşmayı arzular. Deneyleri sonucunda ‘Frankeştayn’ diye bildiğimiz ucubeyi ortaya çıkarır. Sonuç memnun edicidir ama küçük bir sorun vardır. Meydana getirdiği bu yeni yaratık, kendisini oluşturanı yani insanı tanır ve ondan korkunç bir şekilde öç almaya girişir; tıpkı günümüz gıdaları gibi. Bu gıdalar bizleri şişmanlatır, kanser yapar, strese neden olur, erken yaşlandırır. Kansere kesin çözüm yoktur ne yazık ki ama zayıflamaya karşı bir takım bitkisel ilaçlar üretilmiştir.

GDO’lu gıdalara Frankeştayn isminin verilmesi, bilimsel kibrin kendini yaratıcı yerine koymaya kalkarak yeni canlı türleri ‘yaratma’iddiasını anlatması bakımından manidardır.

GDO’lu gıdaların verdiği zararlardan biri sindirim düzensizlikleridir. Bunlar İngiltere’de yaklaşık yılda 20.000 kişiyi öldürür. Sindirim sorunlarının doğrudan beslenme ile ilişkili olduğuna zaten şüphe yoktur. Bu sitedeki önerileri izleyerek siz getireceği tüm sağlıksal faydalarla birlikte harika işleyen bir sindirim sistemine sahip olabilirsiniz.

Hepimiz sağlığımız için bir şeyler yapmak isteriz ama çoğu zaman bu sadece düşünceden öte gidemez. Ancak GDO’lu gıdalar üstüne basılıp geçilesi bir konu değildir. Bu nedenle meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterebiliriz. Süpermarketler yerine kentinizde kurulan köy pazarlarını tercih edebilirsiniz.


 
Eyl
23

    
Posted (Eril) in Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Eylül-23-2010

Amerikan halkının her geçen gün biraz daha obezleştiğini fark eden yetkililer, yapmış oldukları araştırmalar sonucunda fast food tarzı beslenme alışkanlığı olanların aşırı derecede kilo aldıklarını ve her geçen gün yaş ortalamasının azalarak obezite riskinin çocuklara kadar indiğini tespit etmişlerdir. Fakat aynı yetkililer, fast food zincirinin -yan sanayilerle beraber- toplam sermayenin neredeyse yarısına denk geldiğini gördüklerinde, bu zincir sahiplerini karşılanna almamak ve ekonomiyi zarara uğratmamak adına bu duruma göz yumarak kendi halkına çok büyük bir ihanet etmişlerdir.

Zamanla sivil toplum örgütlerinin ve bazı sağlık kuruluşlannın bu olayın üstüne gitmesiyle birçok önlemler alındı. Önce okullarda hamburger, patates cipsi ve kola yasaklandı. Bu yasaklama yeterli gelmeyince yetkililer obezitenin yaygın olduğu bölgelerdeki Mc Donalds, Burger King, Kentucky Fried Chicken, Pizza Hut gibi ünlü fast food firmalannın ruhsatlarını iptal edip yeni önlemler alarak ve Amerika genelinde bu tarz fast food fırmalarına yaş sınırlaması getirerek çocuklann obez olmasını önlemeye yönelik ne yapabileceklerse yaptılar. Ancak tüm bu önlemlerin obeziteyi durduramaması ve hazırlanan menülerin kalori ölçümleri, başka bir gerçeği ortaya koydu.

Ancak bir diğer gruba göre de yemek yemenin öyle sanıldığı kadar kötü bir şey olmadığı anlatılmaya çalışılıyordu. Hep kötü yönler, kimse “Can boğazdan gelir, yemezsen zayıf düşersin.” demiyor, benim gibi şişmanlığın iyi yönlerini yazanı gördün mü hiç? Sen ye, ben gördüm can boğazdaydı, gişede rastladım. Arkadaşı kalp krizinden ölmüş, cenazeden geliyordu. Arkadaşının ölmesi beni ilgilendirmiyor. Sonuçta can boğazdaydı ve can boğazdan geliyordu.

Geçmiş yılları hayal ettiğinde, bir türlü kilo alamıyordun değil mi? Geçmişle bugünü karşılaştırdığında geçmişte hep çalışan aktif biri olduğunu, şimdiyse televizyon ve bilgisayar başından kalkmadığını, lavaboya bile arabayla gittiğini görmüşsündür. Yemek konusuna hiç girmiyorum, sen o konuyu en az benim kadar biliyorsun. Şu an yaşadığın hayatın sana zarar verdiğini gör ve kendine biraz çeki düzen ver. Yoksa olacakların önüne ben bile geçemem haberin olsun.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.