| |
|
|
|
|
|
|
|
Uzun yaşamak ve genç kalmanın “sırları” nelerdir? Eskiye dayanan bilgelik, binlerce yetkin inceleme ve yeni çarpıcı araştırmalar bunun yanıtının her şeyden öte ne yediğimizde yattığını gösteriyor. Artık doğru beslenme sayesinde, bazı başlıca ölüm sebeplerinden, örneğin kanser ve kalp hastalıklarından kaçınabileceğimizi biliyoruz. ABD Genel Tabipler Birliği kısa süre önce Amerika’da her yıl 2,2 milyon ölümden, 1,8 milyonunun beslenmeye ilişkin olduğunu bildirdi. Şimdi jerontologlar da aslında yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğimiz! ve hatta bunu tersine döndürebileceğimizi, daha genç görünüp hissedebileceğimizi ve doğru beslenme ile düzenli egzersiz ve stresten sakınma gibi diğer bazı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla birlikte çoğu yaşlanmayla ilgili hastalıkları önleyebileceğimizi keşfetti.
Bazı insanların bu basit hakikatleri kabul etme konusunda kayıtsız kalmalarını görmek özellikle iyi yemek ve biraz egzersiz yapmak gibi yaşlanmayı yavaşlatmanın çok basit yolları olduğu göz önüne alındığında oldukça şaşırtıcıdır. İnsanlar insanlığın başlangıcından beri yaşlanmaya karşı anlık, sihirli bir “tedaviyi” bulmaya çalışmış fakat başaramamıştır.
İncil’den türemiş eski mitler Cennet Bahçesinde bir ağacın bu tür bir ilacı gizlediğinden -Hayat ağacını koruyan çok donanımlı bir başmeleğin koruduğundan- söz eder. Daha yakınlarda 1930′larda, Rus fizikçi Profesör Serge Voronoff zengin hastalarına skrotumun içine, ipek ilmiklerle bir araya tutturulan ince maymun testislerini yerleştirmek sayesinde yaşlanmayı geri döndürmeyi vaat etmişti. Sonuçta hastalarının herhangi birinin sonsuza dek yaşadığına dair herhangi bir kayıt mevcut değildir, fakat bunlardan bazısı VD’ye yakalanmıştır, öte yandan Voronoff’un kendisi Paris’in en pahalı otellerinden birinde birinci katın tamamını kiralayarak muazzam lüks içinde yaşayacak kadar yeterince çok para kazandı.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Çok kiloluyum, zayıflamak istiyorum mu diyorsunuz? Giydiklerinizi yakıştıramıyor, beğendiğiniz elbisenin uygun bedenini bulamıyor musunuz? Yeni ortamlara girdiğinizde rahatsız oluyor, özgüven eksikliği mi yaşıyorsunuz? Gittiğiniz iş görüşmesinde dış görünüşünüz yüzünden mi olumsuz cevap aldığınızı düşünüyorsunuz? Eşinizle aranız son zamanlarda aldığınız kilolar yüzünden mi açıldı? Birçok kadın günümüzde bu soruların cevaplarına “evet” diyor, hayatlarından, bedenlerinden memnun olmadan yaşayıp gidiyor. Ancak sadece şikayet etmek yeterli değildir. Kilo vermek için gerekli iradeyi gösterebilmek gerekir. Herkes kolayca, yorulmadan, hiçbir efor sarf etmeden kilo vermek ister fakat yağ aldırma, liposuction , mide kelepçesi gibi yöntemler hem maliyetli hem de sağlık açısından risklidir.
Bunlar yerinde yepyeni bir beslenme ve yaşam tarzı edinmenizi öneriyorum. Uygulayacağınız bu basit ve pratik öneriler kilo vermeniz ve sağlığınıza kavuşmanız için hayati niteliktedir. Öncelikle kendinize uygun bir diyet programı seçin ve hemen uygulamaya koyulun. Diyet yaparken şunlara dikkat edin:
- Hep söylenegelen üç beyazdan özellikle. “undan” uzak durun. Beyaz ekmek, hamur işi, yağlı poğaça ve açma türü yiyecekleri tüketmeyin.
- Katkısız doğal yiyecekleri tüketmeyi tercih edin
- Yemeklerde bol salata tüketin, yemekten sonra meyveyi en az iki saat sonra tüketin. Meyve porsiyonlarınız küçük olsun.
- Kola ve asitleri içeceklerden uzak durun yerine meyve suyu, soda, ayran gibi doğal ve faydalı içecekler tüketin.
- Tatlı yerine meyve tüketin. Tatlı kriziniz tuttuğunda sütlü hafif tatlıları tüketin.
- Her yemekte mutlaka çorba tüketi.
- Yemeklerde tabak porsiyonlarını azaltın.
- Diyet yapmaya karar verdiğinizde kararlı ve azimli olan vazgeçmeyin.
- Egzersiz yapmaya vakit bulamıyorum diyorsanız akşamları yemekten sonra birer saatlik kısa yürüyüşler yapın.
- Akşam sekizden sonra kesinlikle yemek yemeyin, acıkacak olursanız meyve ve yağsız yoğurt yiyin.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Lida ile Marichyasana: Süresi bir dakikadır. Bel kemiği düz bir durumda baş ve boyun serbestken, her iki ayak düz bir şekilde uzatılarak oturulur. Sağ ayak düz bir durumda iken sol diz büküp ayak tabanı yere gelecek şekilde, sağ dizin sağ kenarına yerleştirilir, ayağın altına sıkıştırılır bunu yaparken Lidanın zararları gibi bir şey söz konusu değildir. Sol eliniz avuç içine gelecek şekilde düz olarak destek almak için yere konur. Sağ el sol dizin sol yanından düz bir şekilde geçirilip, sağ dizkapağa tutulur. Bu pozisyonu sağlayınca sol el düz bir şekilde uzatılıp baş, en sağa çevrilip sol elin parmak uçlarını sola doğru göz ucuyla takip ederek, vücut esnetilebildiği kadar esnetilir. Daha sonra ayaklar değiştirilerek tekrar edilir.
Kadınlarda sol taraftan başlanılır, erkeklerde sağ taraftan. Bu pozisyonda normal nefes alıp vermeye devam edilir, daima basınç altında kalan omurgadansa uzamış düz bir omurga sağlamaya çalışılır. Bu pozisyon karın organlarının dolaşımını artırır, omuzlar ve sırtın üst bölgesindeki katılığı giderir. Boyun kaslarını güçlendirir, böbreküstü bezlerini, karaciğeri ve böbrekleri uyarır, aynı zamanda bağırsakların boşaltılmasını kolaylaştırır.
Uttanasana: Süresi bir dakikadır. Ayakta dik durup her iki ayak birbirine paralel olarak yaklaşık on beş-yirmi santim açıklıkta bir pozisyona getirilir Lida forum ‘larında bunlarla ilgili daha deaylı bilgi bulabilirsiniz. Dik bir şekilde karşıya bakıp normal nefes alınır. Omuzlar gevşek durumdayken kollar her iki yandan yukarıya doğru kaldırılır. Göğsü gererek nefes alınır, kollar kaldırırken nefes vererek avuç içleri yere gelecek şekilde öne ve aşağıya doğru eğilinir. Tüm omurga gevşetilir. Kollar ve baş omurgayla yaklaşık aynı hatta olur. Dirsek ve omuzlar gevşek tutulur, dizler bükülmez, rahat bir şekilde nefes alınıp, verilir. Birkaç nefes alıp vermede bu pozisyon korunur. Nefes alırken kolları yukarıya geriye kaldırılıp vücut dik bir hale getirilir. Daha sonra nefes verilip kollar iki yana serbest bırakılır. Karaciğer, mide, dalak, böbrekler ve omurgayı canlandırır. Zihni sakinleştirir ve yatıştırır.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Asırlar öncesinden Socrates haz ve madde ilişkisini şu sözleriyle tanımlıyor: “Sanki biz şimdi saka olduk, elimizin altında iki çeşme var. Biri haz çeşmesidir ki, bal çeşmesine benzetilebilir; öbürü bilgelik çeşmesidir ki, ılımlıdır, şarabı yoktur, sert ve şifa verici bir suyu vardır. İşte, sularını birbirine elimizden geldiğince iyi karıştırmamız gereken iki çeşme bunlardır.”
İnsanın psikososyal gelişimi içinde “haz ilkesi”ninin ayrı bir yeri vardır. Yapısal varsayıma göre; altbenliğin (id) egemen özelliği doyum ve haz almadır. Alt benlikteki dürtüler zaman ve yer tanımaz, amaç boşalım ve haz almaktır. “Haz alma ilkesi” sanat içinde hedonizm ile kendine bir yer bulmuştur. Hedonizm “güzel” kavramını haz verici olarak ele alan sanat anlayışıdır. “Sanat haz verici nesneler üretme olmalıdır.” Bir anlamda hedonizm altbenliğin sanattaki, sanat ürünündeki, belki de sanatçıdaki izdüşümüdür.
Özellikle 19. yüzyıl “eklektisist” eylemlerin itici gücü bu anlayış olmuştur. Öyle ki zaman zaman “madde-üretkenlik” ikilisi bu çağdışı anlayışın bir uzantısı olarak bağımlıda etkinliğini halen sürdürmektedir. “Alkol aldığımda daha iyi düşünüyorum, daha iyi konuşuyorum, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün 50 000 vejetaryen üzerine yaptığı bir araştırmada, vejetaryenlerin etle beslenenlere oranla daha uzun yaşadıkları ve kalp rahatsızlıklarının belirgin oranda düşük olduğu, her türden kansere yakalanma sayısının çok daha az olduğu saptanmıştır.
Et, bağırsakta sindirim salgılarıyla reaksiyona girerek kanserojen kimyasal maddeler üretir. Etin sindirim için insan bedeninde uzun süre kalması çok olumsuz etkiler yaratmaktadır. İnsanın vücudundan etin sindirilerek tamamen terk edilmesi yaklaşık beş gün sürer. Oysa vejetaryen beslenmede bu süre bir buçuk gün civarındadır. Çürüyen et sindirim sisteminde toksik rnaddeler üretir ve bu maddeler bağırsakları önceden eskitip yıpratırlar. Bilim adamları da et yiyenler ile vejetaryenlerin bağırsak bakterilerinde farklılıklar bulmuşlardır.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Ülkemizde zor bulunmakla birlikte kurusunun kullanımı yaygındır. Yetiştirmek de çok basittir; saksıda bile yetişir. Tozu yemeklere katılır, kökü çay olarak tüketilir. Kuvvetlendirmek için, sindirimimizin zayıf, fizyolojimizin durgunluk içinde olduğu bir dönemde 1 hafta 10 gün kadar süreyle zencefil kürü yapmak faydalıdır.
Zerdeçal tat olarak buruk ve kekremsidir. İleri derecede büzücü, burucu, boşaltıcı etkisi vardır. Vata’yı artırır. Pıtta ve Kapha’lar için yararlıdır. Tipik curry (köri) rengini veren ısıtıcı bir baharattır. Enerji veren ve temizleyici, yenileyici etkisi Ayurveda’da önemlidir. Modern farmakoloji, yaptığı araştırmalarda, zerdeçalın içindeki maddelerin karaciğeri arındırdığını görmüştür. Alerji, alerjik astım, deride kaşıntı, ve hemoroit gibi rahatsızlıklarda kullanılır.
Zerdeçal bedendeki zehiri nötralize eder; parazit, bağırsak florası bozukluğu gibi rahatsızlıkların tedavisinde önemli bir bitkidir. Ayrıca kolestrolü düşürücü etkisi vardır. Kemik ve kıkırdak dokusuna yumuşaklık verir. Süt veya yağla birlikte alındığında etkisi daha yumuşak ve düzenleyici olur. Antiseptik ve onarıcı özelliğinden dolayı, yaralanmalarda ve vücut rahatsızlıklarında, bedene dışarıdan da uygulanabilir. Vücuttaki pullanmayı önler, vücut temizliğinde kullanılan bazı karışımların içerisinde bulunur. Kanı temizleyici ve karaciğeri güçlendirici etkisinden dolayı akne tedavilerinde ve Pitta’ya bağlı tüm vücut hastalıklarında kullanılır.
Isıtıcı, gaz söktürücü özelliğinden dolayı Vata’yı dengeler. Ayrıca hafif buruk ve kekremsi olduğu içinde Pıtta ve Kapha’lar içinde uygundur. Bağırsakları regüle edici ve ama atıcı özelliği çok etkindir. Ayurvedik baharat kombinasyonlarından Vata Çurna karışımının en temel baharatıdır.
|
|
|
|
|
|