| |
|
|
|
|
|
|
|
Sağlıklı zayıflamanın sırrı doğru beslenme tarzıdır. Bir çok kişi formunu nasıl koruyor zannediyorsunuz ki, hepsi dengeli beslenerek formunu korumayaı başarıyor. Sizlerde formunuza kavuşabilirsiniz. Öncelikle düzenli beslenmek daha sonra egzersiz hareketleri ile kilolara veda edebilirsiniz.
Günümüzde çok fazla sağlıklı yaşam diyetleri bulunmaktadır. Kilo vermek istyenlerin sağlıklı programlar ile kilo vermelerini öneriyoruz. Himalaya tuzu ise, neredeyse altın fiyatına satılmakta, büyük abartılarla ‘her türlü hastalığa şifa’ diyerek pazarlanmaktadır.
İkna edicilikten uzak bu ürün konusunda dikkatli olunması önerilir. Bu yiyeceklere ayrı bir bölüm ayırmamızın nedeni, batılı beslenme tarzında bunlara çok yer verilmesidir. Bu üç yiyecek de ancak çiftçilik geliştikten sonra insanoğlunun besinleri arasına girmiştir.
Bu değişiklik, zamanımızdan yaklaşık 30 000 yıl önce olmuştur. Evrim sonucu maymundan insana geçişin dört milyon yıl önce gerçekleştiği göz önüne alınırsa, 30 000 yıl oldukça yakın bir tarih sayılır. Çiftçiliğin başlamasıyla birlikte, insanoğlu o güne kadar ki başlıca yiyeceği olan etin miktarını çok azalttılmıştır.
Besinlerinin % 9()’ını bitkisel maddeler oluşturmaya başladı. Tarımın başlamasından sonra insanların boyunun 15 cm kadar kısalması ilginçtir. Bunun sağlık üzerinde bir etkisi olup olmadığı bilinmiyor. Ancak, bu 30 000 yıl içinde çevremizin çok büyük değişikliklere uğradığını söylemekle yetindim. İnsan nüfusu içinde belli bir kesimin bazı tarım ürünlerine, özellikle de inek sütü, yumurta ve buğdaya uyum gösteremediği kesindir.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Belli besinlerin kesilmesine dayanan özel rejimlerin ilk 35 günü içinde baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. (Çayı, kahveyi kesmek bile böyle baş ağrılarına yol açabilir.) Bu tür belirtiler meydana gelirse bilin ki doğru yoldasınız.
Rejime başlamadan önce İngiliz tuzu almanın yararı vardır, böylece mide bağırsak yollarının temizlenmesi sağlanmış olur. Migrenliler en kötü migren krizlerini sağlıklı rejim önerileri uygularken geçirebilirler. Bu durumda aile doktorunun ağrı kesici haplar ya da iğneler vermesi gerekebilir.
Dokunan yiyecek kesilince alerji belirtileri de kaybolur; ancak rejime başlandıktan kısa bir süre sonra dokunan yiyecek yeniden verilirse, belirtiler eskisinden de şiddetli olarak yeniden ortaya çıkar. Maksimum duyarlılık üç hafta sonra meydana gelir. Dokunan yiyeceği yeniden vermeyi bu zaman kesimi içinde denemek uygun olur.
Eğer dokunan yiyecek daha uzun süre verilmeyip sonradan verilirse, beklenen belirtiler görülmeyebilir ki, bu da kişinin o yiyeceğe karşı alerjisi olmadığı gibi yanlış bir kanı uyandırabilir. En iyisi, rejim başladıktan üç hafta sonra yiyeceği yeniden yemeye başlamak ve bir hafta boyunca yemeye devam etmektir.
Böylelikle, biriken etkinin yeniden alerji belirtisi yaratıp yaratmayacağı görülebilir. Şu var ki, zaten besin alerjisi olduğundan kuşkulanılan bir kimsenin bir hafta boyunca aynı yiyeceği yemesi doğru olmayabilir. Çünkü, kişi bu yüzden yeni bir besin alerjisi geliştirebilir.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Sağlıklı yaşamak için sabah 05:00-06:00′da kalkarım. Erken yatıp, erken kalkarız biz. Yaz aylarında, tatilde güneş doğmadan denize girerim, Güneş, ben denizdeyken doğar, iki saat yüzerim. Suyumu içerim. Çayımı koyarım. Müzik açarım. Yumurtamı hazırlar, lida diyeti prensipleriyle kahvaltımı yaparım.
Kış aylarında da her sabah 20 dakika, vapura yürürüm (arabamız yoktur). Her akşam da vapurdan eve yürürüm. Haftada 2-3 kez akşamları yatmadan önce de 20-30 dakika eşimle birlikte yürüyoruz. Akşam 20:00′ den sonra hiçbir şey yemeyiz. Ama eğer bir komşuya veya davete gittiysek ve bir şeyler yediysek yatmadan önce mutlaka 20 dakika yürüyüş yaparız eşimle. Düzenli olarak yürüyüş yaparak hedeflediğiniz kiloya ulaşabilirsiniz ve sağlıklı kalabilirsiniz. Güne yürüyerek başlanmalı ve gün yürüyerek bitirilmelidir.
Yaz kış demeden yürünmelidir. İstanbul’ da ilkbahar diye bir şey kalmadı. Yüzülecek deniz de kalmadı… Ama eskiden 23 Nisanda denize girmeye başlar, 29 Ekim’e kadar da denize girmeye devam ederdik. Yaz aylarında yüzdüğümü söylemiştim. Ayrıca, tenis oynadım, şimdi hala seyrek olsa da yeğenimle oynuyorum. Lisede folklor oynadım. Basketbol takımında da oynadım.
Lise ve üniversitede yıllarında voleybol takımında oynadım. Hangi sene hatırlamıyorum ama Konya’da yapılan üniversiteler arası voleybol şampiyonasında birinci olmuştuk. ABD’de kaldığım süre içerisinde de 55 yaş grubunda tenis şampiyonluğum var; teklerde, çiftlerde ve karışık çiftlerde. Dağcılık ve kayakçılık var. 1997 yılında, ABD’ de gece buzda kayarken kaza geçirdim. Dizim kırıldığı için kayağı bırakmak zorunda kaldım. İngiltere, İskoçya, Güney Afrika ve Türkiye’de dağcılık yaptım. 1980 yılında Aladağlar’ a tırmandım.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Sürekli kilo alıyorum üstelik bol spor da yapan biriyim. Birkaç röportajınıza denk geldim, sizi pek anlayacaklarını sanmıyorum, çünkü insanlar aslında bu yazının diyet yazısı olmadığını bile maalesef anlayamamışlar. Ben çok güzel anladım ve size minnettarım çünkü ekmek bağımlısıydım…
Hele ki şeker! Çayı bile 3 şekerli içerdim… Ama şimdi, hepsini bir anda kestim ve kendimi nedense daha hafif ve sağlıklı hissediyorum… Ellerinize, kollarınıza, anlamayan bireylere döktüğünüz dillerinize, zihninize, yazdığınız parmaklarınıza sağlık… Umarım diğer bilim insanları da sizin gibi menfaatsiz bir şekilde halka hizmet amaçlı yola çıkarlar.
Sağlıklı günler, Bodrum’un tertemiz havaları ve bu güzel yazıyı okuyup da nasiplenen insanların temiz enerjisi üzerinize olsun inşallah… Size en son durumumu özetleyen müjdeli haberimi vermek istiyorum.
Öncelikle sizin tavsiyeleriniz doğrultusunda yeme sistemimi, yoğun seyahat programıma göre uygulamaya başladığımdan beri, üniversite yıllarımdan yani 25 yıldır yerleşmiş olan yoğun çikolata bağımlılığımdan neredeyse kurtulmuş durumdayım. Sanırım yediğim ceviz, taze bademlerden dolayı olsa gerek vücudumun en çok tatlı ihtiyacı duyduğu özel dönemlerde bile tatlı ihtiyacı hissetmiyorum.
Birkaç kez yeme teşebbüsünde bulunduğum çikolatayı ise bir parça aldıktan sonra devam edemedim, tadı ağır geldi… Midemde yemek sonrası oluşan şişkinlikler tamamen yok oldu. Sanırım 14 kiloya yakın kilo verdim. Yavaş yavaş veriyorum ama gözle görülür bir yağ yakma var. 3 tam öğün yiyorum ve ne bir açlık, ne bir yorgunluk hissediyorum.
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Üyeler belirtilerini gözden geçirdikten sonra tıkınırcasına yeme epizotlarının olumsuz ve olumlu neticelerini tartıştık. Bazı üyeler olumlu neticelerden bahsettiğimizde şaşırmış gölündüler; tıkınırcasına yemenin onlarda bedbahtlıktan başka bir şeye neden olmadığında ısrar ettiler. Biz, tıkınırcasına yemenin önüne geçmenin bu denli zor olmasının nedenlerinden birinin, onun teşvik edici özellikleri olduğunu tartıştık. Üyelerin olumlu ve olumsuz sosyal, durumsal, psikolojik ve beslenmeye dönük neticelerini tespit etmelerini istedik.
Ellen: Olumlu neticeler mi? Eğer olumlu olsaydı neden tedavide olurduk ki?
Terapist: Şey, bunu düşün Ellen. Tıkınırcasına yemek sana herhangi bir şekilde yardımcı oluyor mu?
Josephine: Stresli olduğumda hiçbir şeyin bana tıkınırcasına yemenin olduğu kadar yardımı olmuyor. Sanırım bu tuhaf bir şekilde olumlu.
Josephine: Ve yiyeceğin her zaman orada olacağına güvenebilirsin keşke aynı şey kocam için de söylenebilseydi.
Üyeler, tıkınırcasına yemenin, suçluluk ve utanç da mevcut olmasına rağmen, duygusal huzursuzluktan kısa dönem için rahatlama sağladığında hemfikirdirler. Tıkınırcasına yeme, aynı zamanda erteleme ile kişilerarası çatışma ve reddedilmeden kaçınma için etkili bir yol sağlar.
Grup üyeleri için tıkınırcasına yemenin olumsuz neticelerini belirlemek daha kolay olur; bunların arasında sosyal yalıtılmıştık, düşük konsatrasyon, duygulanımda değişkenlik, kendinden nefret etme ve obezite yer alır. Bu tip rahatsızlıklara yakalanmamak ve kilo almayı önlemek için öneriler her zaman mevcuttur. Tıkınırcasına yemenin genellikle kısadönemli neticelerinin ödüllendirici olması ve olumsuz neticelerinin daha geç gelmesinden dolayı süregeldiğini tartıştık. (Akşamdan kalmanın kişilerin tekrar içmesine engel olmayışını bir düşünün.)
|
|
|
|
|
|