Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Ara
13

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Genel Beslenme, Kategorilenmemiş on Aralık-13-2010

1960 ve 1975 yılları arasında aşırı kilolu 200 genç adam Los Angeles’teki Wadsworth Emekli Muharipler Yönetimi Tıp Merkezi’nde kilo verme programına katılmışlardır. Erkekler bir ila iki ayı biraz aşkın bir süre oruç tutmuş ve her biri 27 ile 40 kilo arası kilo kaybetmiştir. İzleyen yedi yıl boyunca hemen her erkek verdiği tüm kiloları geri almış, dahası elli erkek ölmüştür -27′si kalp ve damar hastalıklarından.

Buna mukabil aynı yaşlardaki ortalama ağırlıktaki erkeklerin hayatını yitirmesi yalnızca dört erkeğin ölümü ile sonuçlanırdı. Başka bir deyişle obez rejimcilerin ölüm oranı ortalama ağırlıktaki erkeklere göre on iki kez fazlaydı. Araştırma yazarları “obezite dışında olağandışı bir etken bu kadar sıradışı bir ölüm oranı yaratamazdı” sonucuna varmışlardır. Halbuki araştırmacıların kendileri de bu erkeklerin fazla iri bedenleri dışında “hiçbir akut sağlık sorunu yaşamadıklarını” belirtmişlerdir. Bu elbette kilo vermeden önce hiçbir sağlık sorunlarının bulunmadığı anlamına gelir. Yalnızca radikal kilo kaybı “tedavisinin ardından erkekler sağlık sorunlarıyla karşılaşmaya başlamışlardı: 75′i diyabet olmuş, 39′unda yüksek tansiyon başlamış, 19′u kalp ve damar rahatsızlığı yaşamış, 27′si öldüğüne göre bir çoğuna da teşhis konulamamıştır!

Hipokrat’ın rejimin sağlığa verdiği hasarlarla ilgili uyarısı, iki bin dört yüz yıl sonra yine görmezden gelinmiştir. Aynı şekilde Dr. Kassirer ve Dr. Angell’ın New England Tıp Dergisi editörleri olarak daha sonra yazdıkları da dikkate alınmamıştır. Doktorlar “şişmanlıkla ölümü ilişkilendiren veriler kadar kilo vermenin faydalı etkilerini gösteren verilerin sınırlı, eksik ve sıklıkla muğlak olduğu” gerçeğine rağmen bunun matemini tutmuştur ve “sayısız kızımız ve giderek artan sayıda oğlumuzun ölçülemeyen kilo verme düzenleriyle işkence çekmesi ve bazısının hayatını kaybetmesi”ne rağmen kilo vermek yeni yıl hedeflerinde bir numaralı hedef olmayı ve ulusal meşguliyetimiz olarak kalmayı sürdürmektedir.


 
Kas
27

    
Posted (Eril) in Kategorilenmemiş, Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Kasım-27-2010

Maymun deneyinin bir aşamasında, kafesin içindeki maymunlardan biri dışarıya çıkarılıyor ve yerine yeni bir maymun konuyor. Yeni gelen maymun çok doğal olarak muzu almaya kalkıştığında, bütün maymunlar çığlıklarla ve fiziksel saldırganlık göstererek yeni gelen maymuna engel oluyorlar. Bu olay bir kaç kez tekrarlandıktan sonra yeni gelen maymun da muzu almak için çaba göstermeyi bırakıyor.

Derken yavaş yavaş kafesten her seferinde bir maymun çıkarılıp yerine, tazyikli su deneyimi yaşamamış yeni bir maymun konuyor. Her seferinde yeni gelen maymun muza ulaşmaya çalıştığında kafesteki maymunlar ona engel oluyorlar. Sonunda kafeste, tazyili su deneyimi yaşamış olan hiçbir maymun kalmıyor. Bu deneyimi yaşamış son maymun da kafesten çıkarıldıktan sonra yeni gelen maymun doğal olarak muza ulaşmaya çalıştığında, kafeste bulunan maymunlar, tazyikli su deneyimi yaşamamış olan bütün maymunlar bu yeni maymuna engel oluyorlar. Üstelik kafesteki maymunların hiçbiri tazyikli su deneyimi yaşamadıkları için muhtemelen niçin böyle bir şey yaptıklarını bile bilmiyorlar. Yalnızca, eğer muza ulaşmaya çalışırlarsa başlarına kötü bir şey geleceğini düşünüyorlar. Böylece de sorgulama gereği hissetmeden, öğrendikleri şeyi yapmayı sürdürüyorlar.

Maymun zihni bile toplumsal yönlendirmeyi bu kadar çabuk öğreniyorsa, vay bizim halimize. Bizler de tıpkı bu maymunlar gibi, bize öğretilen her şeyi kabul ediyoruz. Neden yaptığımızı bilmeden yüzlerce davranışı tekrarlıyoruz. Sonra bir gün hayatımızda bir şeyleri değiştirmek istediğimizde, değişimi nerede arayacağımızı bilemiyoruz. O ana kadar bize öğretilenlere inanmış, onlara güvenmiş olduğumuz için farklı bir durumla karşılaştığımızda ne yapacağımızı bilemiyoruz. Doğru olacağını tahmin ettiğimiz şeyleri bile göze alamıyor, öğrendiklerimizden vazgeçemiyoruz.


 
Kas
25

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Kategorilenmemiş, Sağlıklı Yaşam on Kasım-25-2010

Muazzam bir güce kim dur diyebilir? Peki ya, öğrendiği bilgi halattan çok daha sağlamsa… Muazzam bir güce kim dur diyebilir? Devasa büyüklükteki bir filin önüne geçip de onu durdurabilir misiniz? Prangalara vurabilir misiniz? Gitmek isterse engelleyebilir misiniz?

Afrika’da devasa büyüklükteki filleri nasıl zaptettiklerini biliyor musunuz? İnce bir halat ve bir kazıkla. Evet yanlış duymadınız, incecik bir halat ve bir kazıkla. Filler daha yavruyken, ayaklarına bir halat bağlanır. Bu halat, küçük bir fili durdurabilecek kalınlıktadır. Doğal olarak yavru fil özgürce dolaşmak ister ve halattan kurtulmak için elinden geleni yapar. Ayaklarını çekiştirir, kaçmaya çalışır, kurtulmak için elinden geleni yapar. Sonunda kurtulamayacağım anlayınca vazgeçer ve bu halatla birlikte yaşamayı kabul eder. Bu durumu değiştirmek için bir çaba göstermez; çünkü ne yaparsa yapsın halattan kurtulamayacağını öğrenir. Yaşamının bundan sonrasında, kendini yerdeki kazığa bağlayan ipe bir tür saygı gösterirmiş gibi geçirir. Şişmanlamanıza neden olan alışkanlıklarınız da buna benzer.

Zamanla küçük fil devasa büyüklüğe ve ağırlığa ulaştığında, onu zaptetmek için yine aynı küçük ip ve kazık kullanılır. Fil küçükken o ipten kurtulamayacağını öğrendiği için tekrar kaçmayı denemez bile. Bedeninin ulaştığı gücün farkında olmadığı için kaderinin o ipe bağlı bir şekilde yaşamak olduğunu düşünür. Oysa hareketlerini kısıtlayan şey ip değil kendisidir. Biraz zorlasa, toprağı köküyle birlikte yerinden çıkarır. Eskiden sahip olamadığı bir güce ulaşmış ama en önemli özelliğini, cesaretini ve kendine güvenini kaybetmiştir. Sahip olduğu inanılmaz gücün farkında değildir; çünkü öğrendiği bilgi kendini yere bağlayan halattan çok daha sağlamdır.

Bizler de aynı bu filler gibi kendi sınırlarımızı çizeriz ve asıl gücümüzün farkında olmayız. Uyanıp silkelenip kendimize gelmemiz gereklidir. Sağlığımız açısından yapamayacağımız hiçbir şey yoktur.


 
Kas
22

    
Posted (Eril) in Kategorilenmemiş, Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Kasım-22-2010

Büyük bir sorun ise sigorta şirketlerinin her bir poliçe sahibinin kilosunu tek bir kez, yalnızca sigorta başvurusunda temin etmesidir. Zaman içinde kilo alımı ya da kaybı ya da kilo oynamalarıyla ilgili hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

Bu kadar sınırlı bilginin sigorta istatistik verilerini nasıl etkileyebileceği farazi bir vaka ile açıklanabilir. 1,63 boyunda, sigara kullanmayan iki kadın aynı zamanda hayat sigortası alırlar. Biri poliçeyi aldığında 59 kilo ağırlığındadır ve izleyen on beş yıl içinde 14 kilo alır -bu da kadının BMI standartlarına göre şişman olduğu anlamına gelir- ve araştırma tamamlandığında hayattadır. Diğer kadın, poliçeyi aldığında 72 kilo ağırlığındadır ve kronik olarak rejimdedir. On beş yıl sonunda sıkı bir rejimle 14 kilo kaybettikten kısa süre sonra kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeder. Kilo almanın ilk kadına faydası olduğu ya da kilo vermenin ikinci kadına zarar verdiği sonucuna varmak ne kadar spekülatifse araştırmalar tarafından poliçe satışında verilen sigorta istatistik verilerine (kilo) göre bir sonuca varmak da o kadar spekülatiftir. Yine de bu araştırmalar bir sonuca varır: 1,63 boyunda bir kadın için 59 iyi, 72 kötü bir kilodur.

Bu “netice” elbette farazi iki kadınımızın gerçek kiloları ve ölüm nedenlerine göre farklıdır; Amerika nüfusunun tipik kilo oynamaları göz önüne alındığında aynı netice sigortalıların çoğunun deneyimleriyle de örtüşmemektedir. On yıllık bir dönem içinde CDC yetişkin Amerikalıların yaklaşık dörtte üçünün vücut ağırlıklarının % 5′i kadar kilo aldığını ya da kaybettiğini ve yetişkinlerin yarısından fazlasının vücut ağırlıklarının % 15′ine kadar değişim yaşadığını belirlemiştir. Poliçe sahiplerinin de CDC araştırmasındaki gibi olduklarını varsayarsak her bir poliçe sahibi için tek bir kilo kaydedildiği gerçeğine dayanarak sigorta istatistik verilerinin bize kilonun sağlık üzerine etkileri hakkında bir sonuç çıkaramayacağını görürüz.


 
Kas
17

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Kategorilenmemiş, Sağlıklı Yaşam on Kasım-17-2010

Amerikan Tıp Birliği Gazetesinin 18 Aralık 1996 sayısında, Obezitenin engellenmesi ve Önlenmesi Ulusal Görev Gücü “Obezite ile ilişkili Oprah’ın tiroid bezinin “çöktüğünü” ifşa etmesinden bu yana, hipotiroit sıcak sağlık meselelerinden biri hâline geldi. Bunu anlayabilirim aynı şey benim de başıma geldi.

Gerçek şu ki tiroit problemleri bu ülkede çok yaygın. Yaklaşık 27 milyon kişide tiroit dengesizliği var, fakat yarısından daha azı bunu biliyor, çünkü semptomlar enerji, ruhsal durum ve kilodaki değişiklikler diğer birçok hastalıktaki semptomlara benziyor.

Tiroit Hormonları Nereden Gelir: Kelebek biçimindeki tiroit beziniz boynunuzda, adem elmasının hemen altında ve köprücük kemiğinizin hemen üstünde yer alır. Normalde epey küçüktür-beş cm kadardır, soluk borusunun her iki yanında birer lobu vardır. Ancak tiroidiniz iltihaplanırsa, guatr olabilirsiniz ki bu durumda boynunuzda bir yumru görebilirsiniz.

Tiroit Hormonları Metabolizmayı Nasıl Etkiler: Tiroit hormonları vücudunuzda binlerce fonksiyonu yerine getirir: Her hücrenin kullandığı oksijen miktarı, vücudunuzun kalorileri yakma hızı, kalp atışınız, genel büyüme, vücut sıcaklığı, kısırlık, sindirim, hafıza ve ruh hâlinin (aslen bütün önemli şeylerin) kontrolüne yardımcı olurlar.

Hipofiz beziniz, tiroidi teşvik etmek için tiroit uyarıcı hormon (TSH) oluşturur. Tiroit daha sonra kanınızdan iyot alır ve onu tiroit hormonlarına dönüştürür. En büyük miktar aslında metabolik olarak yararsız bir şey olan tiroksin,T4′tür.T4 hareketli metabolizma hızlandırıcı tiroit hormonu, T3 ‘e dönüştüğünde tiroit sihri de gerçekleşir. Bu dönüşüm değişkendir ve tamamen vücudunuzda ne olup bittiğine bağlıdır. Hasta, stresli, hamile olup olmamanız, iyi ya da kötü beslenmeniz, ilaç kullanmanız, yaşınız, çevre toksinlerine maruz kalıp kalmamanız, bunların hepsi de bu dönüşümün ne kadar etkili olacağını ve dolayısıyla herhangi bir anda vücudunuzda ne kadar aktif T3 olduğunu etkileyecektir. Örneğin yeterli kalori almadığınızda, hipofiz bezi yeterli TSH üretmeyi durdurur ve tiroit de yeterli T4 üretmez. Daha az T4 de daha az T3 anlamına gelir. Daha az T3 daha yavaş metabolizma demektir. Bu da yoyo diyeti olarak bilinen zararlı devri oluşturan şeyin nedenlerinden biridir.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.