Sayısız diyet sonucunda başarısız olduktan sonra, pek çok insan kilo verme umudunu kaybetti. Bazıları kendilerini, kilolarının çözümlenemeyecek genetik bir sorun olduğuna ikna etti. Elli yaşında, sürekli diyet yapmanın kurbanı olan Richard “Diyetler işe yaramaz” sonucuna vardı.
Sorunlarının genetik olduğunu düşünmeye başladı. Düşükkalorili açlık diyetleri, düşükyağ içeren diyetler ve düşük karbonhidratlı diyetler dahil sayısız popüler diyeti denemiş olmasına rağmen, kilo kaybını sürdürmeyi başaramadı. Hatta, verdiğinden daha çok kilo aldı. Ne zaman diyete başlasa, genelde hızla sonuç aldı.
Arkadaşları, “Vay canına, ne çok kilo vermişsin… kendini harika hissediyor olmalısın!” gibi yorumlar yaptılar. Ancak Richard kendini harika hissetmiyordu. Hep daha kötü hissetti ve nedenini hiç anlamadı. 1.82 boyunda, 125 kilo olan Richard’ın obezite‘ si sağlığına zarar veriyordu ve Richard hep halsizdi.
Tipik, besinden yoksun, sizi kalorilerle doldurup gerekli besinlerden mahrum bırakan Amerikan diyetiyle beslendi. Çok az egzersiz yaptı, çaresizdi. Sürekli soğuk algınlığına yakalandı. Merdivenleri çıkıp yatak odasına gitmek işkenceye dönüşüyor, oflayıp puflamasına, bitkin düşmesine neden oluyordu.
İşten bir an önce çıkmak ve eve gidip dinlenmek istiyordu. Diyabet öncesi değerlere ulaşmıştı, trigliserid değerleri yüksek, “iyi” HDL kolesterolü düşüktü. Yüksek kan basıncı ve insülin direncinden muzdaripti. Eklem ağrıları, kas krampları, saç dökülmesi, cilt sorunları ve kısa vadede hafıza kaybı yaşıyordu.



