Besinlerle alınan ham enerjiyi, sindirim sürecinden geçirilip organizma tarafından kullanılabilir hale getirildikten sonra alınan kullanılabilir enerji olarak adlandırıyoruz.
Alınan Kullanılabilir Enerji’nin kullanıldığı yer hücrelerdir. Hücre düzeyinde yapılan çeşitli “işler” bir yandan enerji harcayarak gerçekleştirilebilmekte, öte yandan hücre içinde, çeperinde ve çevresinde kimyasal, fiziksel, mekanik ve elektriksel değişimlere yol açmaktadır. İşte bu değişikliklerin önce haber alınması gerekir ki bu reseptörlerin, “alıcıların” görevidir. Bu alıcılar sinir uçlanmaları veya hücrelerin kendi yapıları içindeki çeşitli bölümlerdir.
Alman besinlerin, sindirim sürecinden geçip, içerdikleri yapıtaşlarının hücrelere taşındıklarında yol açtıkları değişimlerin saptanıp, durumun analiz edilmesi ortaya enerji gereksinimi olup olmadığı yolundaki haberleri çıkaracaktır.
İlk aşama beslenme gereksinimleri ile ilgili haberlerin üretilmesidir. Üretilen haberlerin yönetim merkezine taşınması ikinci aşamayı oluşturur. Aslında söz konusu olan hücreler arası haberleşmedir, haberlerin üretildikleri yerden beyin hücrelerine iletilmesi gerekmektedir.
Taşıyıcı rolü ise:
Sinir sisteminin iletişim yolları ve Hormonlar tarafından üstlenilir.
Enerji gereksinimleri doğrultusunda, üretilen ve taşınan haberlerin ulaşacağı yer enerji girdi ve çıktılarının ayarını, dengelenmesini üstlenen “yönetim merkezi” olacaktır. Bu merkez, eline ulaşan bilgiler doğrultusunda değerlendirmelerini yapacak, gereken tavsiye kararlarını üretecektir.
Üçüncü aşama, yönetim merkezinin, değerlendirmeleri sonucu tavsiye kararları üretmesidir. İşte burada bir sorun daha ortaya çıkmaktadır: Verilen kararların uygulamaya geçecek olan, yani besin alımı “eylemine” karar verecek olan “sorumlu ve yetkili mercilere” ulaştırılması. Yani bir kez daha bir haberleşme ağına ihtiyaç vardır. Bu yetkili merciler ise beynin üst katlarıdır. Organizma gereken “lisanı” kullanarak, uygun “habercilerle” “durumdan bilinçli beyni haberdar edecektir.
Dördüncü aşama yönetim merkezinin tavsiye kararlarının beynin “bilinçli” bölümlerine taşınmasıdır. Ve nihayet beşinci aşamada beynin bilinçli bölümleri gelen durum değerlendirmesi doğrultusunda, “besin enerji” alıp almamaya karar verecektir.
Sözün burasında biraz durup, tüm bu aşamalar üzerinde neler bilip bilmediğimize bakmamız lazım; şimdiden söyleyelim:
Bilinmeyenler bilinenlerden kat kat fazla. Unutulmaması gereken, basitleştirerek açıklamaya çalıştığımız bu mekanizmaların dur durak bilmeden her an faaliyette olduğudur.
Bir kez daha “acaba tüm bunlar rastlantılara bırakılmış olabilir mi?” sorusu akla gelmektedir.



