Günümüzün yaşam koşullarında böylesine bir konu, çok önemsiz bir detay olarak görünebilir. Ancak, beslenmeye farklı bir açıdan yaklaşan Ayurveda, alacağınız gıdaların niceliği ve niteliğinin de önemli olduğunu söylemektedir.
Sağlıklı bir yemek için, yemeğin bizim önümüze geldiği zamana kadar geçirdiği hazırlanış aşamalarının, hatta yemeği pişiren aşçının, mutluluğunun, kendisinin sağlık düzeyinin, yemeği isteyerek mi, istemeyerek mi pişirdiğinin ve nasıl bir ortamda pişirdiğinin de önemi büyüktür. Diğer bir önemli konu da yemeğin yendiği ortam veya yemeğin genel atmosferidir. Örneğin, herkes, sofraya asık suratlı, son derece mutsuz, isteksiz, iştahsız olarak oturmuşsa, yani yemek gergin bir ortamda yeniyorsa, bu yemeğin çok sağlıklı bir yemek olması söz konusu değildir. Yemek mutlaka mutlu ve huzurlu bir şekilde, isteyerek, keyifli bir ortamda, tek kişi değil, beraberce yenmelidir.
Yemeği, Ayurveda kurallarına göre pişiren Frank, aşçı için iki kuralın olduğunu söylüyordu: Birincisi; “Yemeği pişiren kişi, herkes yemeğini yiyip, karnını doyurduktan sonra kendi yemeğini yemelidir” diyordu. Frank da böyle yaparak, hepimizle ilgileniyor, yemeği beğenip beğenmediğimizi, bir eksiği olup olmadığını soruyordu. İkincisi de; mutlaka, yemeği bir kişi için değil, birden fazla kişi için pişirmenin daha iyi olduğuydu.
Bir başka önemli konu, bu gıdayı satın almak için veya elde edebilmek için paranın nasıl kazanıldığıdır. Tüm toplum ve dinlerde olduğu gibi, bizim toplumumuzda ve dinimizde de benzer bir ahlakî kabul vardır: parayı dürüst yolla kazanmak, haram yememek. Gerçekten bu, Veda biliminde de vurgulanır.



