Gelişmiş ülkelerde insanlar son yüzyılda sabah güneş doğmadan kalkma alışkanlıklarını yitirdiler. Ve yine bu son yüzyılda kalp hastalıkları, kanser ve diğer bazı hastalıklarla psikiyatrik ve psikolojik hastalıklarda inanılmaz bir artış görüldü. Çağdaş insan sabah erken kalkmanın önemini iyice anlamalıdır. Kalktıktan sonra bedenini ve zihnini yeni güne ayarlaması gerektiğini hatırlamalıdır. Her sabah yeni bir gün başlar.
Biten günün olaylarına takılıp kalacaksak yeni gün bize ne getirir? Enerjimizi geçen günün hatalarını ya da başarılarını düşünerek harcadığımızda, sabah erken kalkarak elde ettiğimiz avantajı yıkıcı bir yolda harcamış oluruz. Enerjiyi almak kadar, onu nasıl harcadığımıza da özen göstermeliyiz. Öncelikle güneş doğana kadar hiçbir şey yememeye ve içmemeye dikkat edilmelidir. Pek çok insanda daha yataktan kalkar kalkmaz bir fincan çay veya kahve içme alışkanlığı var. Bu, sisteme karşı işlenmiş bir suç sayılabilir. Çünkü burada yapılan, daha bağırsakları ve idrar kesesini boşaltmadan sisteme kimyasal bir uyarıcı katmaktır.
Sabah, yavaş ve sakin olma zamanıdır. Bir uyarıcı almak sadece sistemi hızlandırmakla kalmayıp, birikmiş kötü gazların yukarı doğru hareket etmesine, tüm bedene yayılmasına da neden olur. Bara girdiklerinde duyduğu DJ’in çaldığı soul müziği, içeride yayılan sigara dumanını ve alkolün kokusunu ne kadar özlediğini fark etti. İçeride yanıp sönen ışıklar, beyaz örtülerle kaplı masaların etrafındaki insanların üzerine vuruyordu. Gözleri hızla tanıdık yüzleri aradı. Birden bara beraber geldiği iş arkadaşlarının dağılarak, çevredeki kişilerle konuşmaya başladıklarını fark etti.



