Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Kas
27

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Kasım-27-2008

Panik atak her yaşta görülebiliyor. Ama panik atak hastalarının çoğu kadın. Neden mi?

Panik ataklar fobik bozukluklar, tiroid, kalp kapakçığı, diyabet, epilepsi ve astım ile beraber görülüyor..

Çok sık duymaya başlanan bir hastalık oldu panik bozukluklar. Sinemaya, tiyatroya gidemeyen, trene binemeyen, uçak yolculukları kabusa dönen bu hastalar, asansöre binemiyor ve tünellerden geçemiyor. Sürekli atak geçireceği korkusuyla evden çıkmayan, hastane yakınına taşınan kişiler bunlar. Alkol ve esrar gibi maddelerin de tetikliği panik bozukluğu kişiye pek çok fiziksel belirtilerle geliyor. Kişiyi korkutan, ürküten, ölecekmiş, delirecekmiş hissi yaşatan bu hastalığın ne olduğunu, belirtilerini, seyrini ve nasıl tedavi edildiğini NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Hüseyin Bulut’a sorduk.

-Panik atağın tanımı nedir?
Panik atağı, çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı ve sıkışma, bulantı, baş dönmesi, dengesizlik gibi duyumların olağan dışı şiddette hissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme, delirme ya da ölüm korkusu ile karakterize bir süreçtir.

-Peki panik atağın özellikleri nelerdir? Nasıl başlar ne kadar sürer?
Panik atak ani başlangıçlıdır. Genellikle hızlı şekilde birkaç dakika içerisinde şiddet olarak en üst düzeyine ulaşır. Genellikle kısa sürer. Bazen sadece 1-2 dakika sürer, nadiren de birkaç saat süren ataklar da olabilir.

-Panik atakları, panik bozukluğu dışında hangi durumlarda görülebilir?
Fobik bozukluklar, tiroid hastalıkları (hipertiroidi gibi), bir kalp kapakçığı bozukluğu olan mitral valv prolapsusu (MVP), diyabet, epilepsi, astım, koroner arter hastalığı, panik atakların görüldüğü durumlar arasındadır.

-Başka hangi durumlarda görülebilir?
Alkol, esrar, kokain, uyarıcı ilaçlar ve diğer bazı maddelerle ilişkili olarak da panik ataklar gözlenebilir.

-Panik bozukluğu nedir, kişi bu rahatsızlıkta neler yaşar?
Tekrarlayan, beklenmedik panik atakları olur. Ataklar arasındaki zamanlarda kişi başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyar.  Kişi, yaşadığı panik ataklar sonrası kalp krizi geçirip öleceğini, kontrolünü yitirip çıldıracağını ya da felç geçireceğini düşünür. Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı kişi kendince önlem alır.

-Nedir bu önlemler örneğin?
Evden dışarı tek çıkmak istemez mesela. Evde tek kalmak istemez, kapalı alanlarda ya da açık meydanlarda bulunmaktan kaçınır. Yanında uğur getirdiğine inandığı şeyleri taşır. Çantasında su taşıyabilir, bir hastanenin yakınında zaman geçirmek isteyebilir. Tüm bunları acil bir durum yaşadığında yardım alabilmek için yapar.

-Panik bozukluğunun sıklığı, görülme yaşları ve cinsiyet olarak baskınlığı nasıldır?

Toplum içinde görülme sıklığı %1.5-3.5 arasındadır. Panik bozukluğu hastalarının % 80′e yakını kadındır. Hastalığın başlangıç yaşı çok değişkenlik gösterse de ergenliğin son dönemleri ve otuzlu yaşlar sıklık gösterdiği yaşlardır. Çok küçük yaşlarda da ortaya çıkabilir, ileri yaşlarda da kendisini gösterebilir.

-Panik bozukluğunun sebepleri nelerdir?
Hem biyolojik hem de psikolojik sebepler üzerinde durulmaktadır. Biyolojik olarak daha çok beyindeki nörokimyasal maddeler üzerinde araştırma yapılmaktadır. Tedavi için verilen ilçlar da bu maddeler üzerinden etkili olarak tedavideki başarıyı sağlamaktadırlar.

-Panik bozukluğunda agorafobi kavramı sıkça geçmektedir. Bunu açıklayabilir misiniz?
Panik atak gelince kaçmanın ve yardım sağlamanın zor olacağı yerlerde bulunmaktan korkmaya agorafobi denir. Agorafobik hastalar panik gelince doktora ulaşamam korkusu ile sinema, tren ve uçak yolculuğu, kırlarda, kalabalık cadde ve dükkanlarda dolaşma, asansör, tünel gibi yerlerde bulunma şeklindeki etkinliklerden kaçınırlar ya da zorunlu hallerde çok sıkıntı çekerek bu durumlara katlanırlar. Ağır olgular hiç evden çıkmayabilirler.

- Beraber ve ayrı ayrı görülebiliyor mu?
Evet. Agorafobinin bulunduğu panik bozukluğuna “Agorafobi ile Birlikte Panik Bozukluğu”, bulunmadığı durumlara ise “Agorafobi Olmadan Panik Bozukluğu” adı verilmektedir. Hiç panik atak geçirilmemiş olmasına karşın agorafobi bulunması ise “Panik Bozukluğu Olmadan Agorafobi” olarak nitelendirilir. Bazı araştırıcılar panik bozukluğunda, agorafobinin panik ataklara mutlaka eşlik ettiğini ileri sürmekle birlikte, bugün kabul edilen agorafobi olmadan da panik atakların bulunabileceğidir.

-Panik bozukluğu ailesel bir hastalık mıdır? Burası çok edilir?
Panik Bozukluğu’nun ailevi bir hastalık olup olmadığı konusunda yapılan bilimsel araştırmalar, bu hastalığın ailevi niteliğine ilişkin güçlü kanıtlar vermiştir. Panik Bozukluğu tanılı hastaların birinci derece yakınlarında panik bozukluğu oranı belirgin olarak yüksektir. Yine panik bozukluğu olan hastaların birinci derece yakınlarında anksiyete dediğimiz kaygı duyarlılığı, normal popülasyona göre yüksek bulunmuştur.  Aynı şekilde ikizler üzerinde yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir. Bu araştırmalar, hastalığın ailevi geçişinde kalıtımsal etkenlerin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Ancak bunun kalıtımsal özelliğin doğası henüz tam olarak çözümlenememiştir.

-Panik ataklar yaşanırken eşlik eden bedensel duyumlar ve fiziksel belirtiler nelerdir?
Tanımı sırasında sorunuzu cevaplarken de belirttiğim gibi, nefes daralması, boğulma hissi, göz kararması, sendeleme, titreme, terleme, vücudun soğuması ya da ateş basması, çarpıntı, tansiyon yükselmesi, bulantı, karında rahatsızlık hissi, kişinin adeta kendisine yabancılaşması gözlenen bazı belirtilerdir.

-Panik bozukluğunda hissedilen psikolojik duygular nasıldır?
Panik atağında şiddetli korku ön plandadır ve kişi bu korkunun şiddetini anlatacak kelime bulamaz. Daha önceden deneyimlemediği bir korkudur bu adeta. Kalp krizi geçirdiğini, ya da beyin kanaması geçirip felç olduğunu, az sonra öleceğini düşünür. Atağın şiddetiyle alakalı olarak kişi çoğu zaman da delireceğini ve aklını ve kontrolünü tamamen kaybedeceğini düşünür.

-Bu hastalar hastanelerde hangi bölümlere başvururlar ya da direkt olarak psikiyatri bölümüne mi gelirler?
Hastaların çok az kısmı, ilk başvurularında psikiyatriye gelirler. Çok büyük bir kısmı farklı kliniklere giderler ve tetkikler yaptırmak isterler. Büyük çoğunluk genelde kardiyoloji kliniğine gider. Çarpıntıları nedeniyle ve tansiyondaki yükselme nedeni ile kalp krizi geçiren hastalar gibi tetkikler yaptırmak isterler. EKG çektirmekten tutun da, en uç kardiyolojik tetkiklere kadar her şeyi yaptırma arzusu içindedirler. Bazı hastalar nöroloji, göğüs hastalıkları bölümlerine de giderler. Bu bölümlerde de her türlü tetkikleri yaptırmak isterler. Beyin MR’larını çektirmek isterler. Yapılan muayenelerde ve yapılan tetkikler neticesinde kendilerine herhangi bir hastalıkları olmadığı belirtilince genelde inanmak istemezler.

-Neden inanmak istemezler?
Rahatsızlıklarının ciddi olduğunu, doktorların önemli bir şeyi gözden kaçırdıklarını düşünürler. Bu tetkik merakı bazen günlerce ya da aylarca sürer ve kişi hastanenin uzağına bile gitmek istemez.  Çoğu zaman son çare olarak ya da doktorların tavsiyesi üzerine hasta psikiyatri kliniğine gelir ve hastalığını öğrenir.

-Panik bozukluğunda tedavi nasıldır?
Panik bozukluğu tedavi ile düzelebilen bir hastalıktır. Hastaların büyük bir kısmı tama yakın düzelir. Tedavide hedef, panik atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak atakları ortadan kaldırmaktır. Biyolojik tedaviler açısından en sıklıkla kullanılan ilaçlar anksiyete (sıkıntı) giderici ilaçlar ve bazı antidepresan ilaçlardır.

- Bu ilaçlar panik tedavisinde de kullanılıyor yani…
Evet. Bu ilaçlar antidepresan ilaçlar olarak adlandırılıyorlarsa da, kişide eşzamanlı olarak depresyon olsun ya da olmasın, kişinin kaygısını ve panik ataklarını azaltmada son derecede etkilidirler.

-Tedavisinde terapi desteği de alınıyor mu?
Panik bozukluğunun psikolojik tedavisinde bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) etkili olduğu gösterilmiştir. Bu tedavi genellikle hastanın kliniğinin şiddetinin ortaya koyduğu duruma göre ortalama 10-15 seans kadar sürer.

-Buradaki yaklaşım nedir? Hastaya neler verilir?
Panik ataklarının ve panik bozukluğunun doğası hakkında bilgilendirme, tedavinin belirli bir aşamasıdır. Bilişsel yeniden yapılandırma aşamasında kişinin hastalıkla ilgili yanlış düşünceleri yerine daha gerçekçi düşüncelerin egemen kılınmasına çalışılır. Kişi atak sırasında zihninde adeta felaket senaryosu çizer. Bilişsel yaklaşım ile bu yanlış düşüncelerin önüne geçilir. Kişi atak sırasında ” yaşadığım durum bir panik atak süreci, kısa süre sonra geçecek, ben bunu biliyorum. Bu atakta ölmeyeceğim, delirmeyeceğim, çıldırmayacağım, kontrolümü kaybetmeyeceğim” şeklinde düşünmeyi öğrenir.

-Bu bilişsel yaklaşım… Panik tedavisinde davranışçı tedavilerden de yararlanıyor musunuz?
Tabii. Davranışçı yaklaşım ile de korkulan durumlarla yüzleşme hedeflenir ve gevşeme egzersizleri öğretilir. Gevşeme egzersizi sırasında soluk alıp verme eğitimi de verilir.Hızlı soluk alıp verme panik belirtilerini tetikleyebilir. Buna hiperventilasyon adı verilir. Soluk alıp vermenin yavaşlatılması yoluyla, panik atakları sırasında hızlı soluk alıp verme yüzünden daha da kötüleşen belirtilerin azaltılmasına çalışılır. Panik bozukluğu hastalarında tercih edilen tedavi yöntemi, ilaç tedavisi ile birlikte bilişsel davranışçı terapinin uygulandığı yöntemdir.


 
Kas
22

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Kasım-22-2008

Şanlıurfa’da sol bacağında ağrı hisseden ve yürüme güçlüğü çeken hasta, ABD’den ithal edilen sığır damarının ameliyatla bacağına yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu.

Serbest çalıştığı öğrenilen evli ve 3 çocuk babası 41 yaşındaki Aziz Mermerkaya, 16 yıl önce sol bacağının damarlarındaki tıkanma nedeniyle ameliyat edildi.

Bacağına suni damar takıldıktan birkaç yıl sonra varis ameliyatı da olan Mermerkaya’nın bacağında geçen yıldan bu yana oluşan ağrılar, hastanın yürüme güçlüğü çekmesine neden oldu.

Bir süre ilaç tedavisi gören ancak bacağındaki ağrılar zaman zaman nükseden Mermerkaya, birkaç gün önce Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’ne müracaat etti.

Tetkiklerin ardından anjiyo yapılan Mermerkaya’nın suni damarlarının işlev görmediğini belirlendi.Vücuttaki toplardamarların varis ameliyatında alındığını fark eden doktorlar, yeniden suni damar nakletmenin hastanın aynı sıkıntıları yaşamasına yol açabileceğini belirledi.

Bilimsel araştırmalarda insan vücuduna çabuk uyum sağladığı belirlenen, yurt dışında sıkça kullanılan “sığırın meme atar damarı”nın hastanın bacağındaki suni damarla değiştirilmesine karar verildi.

SIĞIR DAMARI İÇİN İHALE

Durumu hastane başhekimi Opr. Dr. İdris Ahmet Çakır’a anlatan kalp ve damar cerrahisi bölümünde görevli doktorlar Fahri Hayri Atlı ile Mustafa Kemal Avşar, ameliyat için yurt dışında bazı sağlık merkezlerince bu tarz durumlar için hazırlanan sığır damarı ithal edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunun üzerine ihale açan hastane yönetimi, bir şirket aracılığıyla ABD’den 10 günde, bir solüsyon içinde, istenilen damarı getirtti.
40 santimetre uzunluğundaki damar, yaklaşık 2,5 saat süren ameliyatla hastanın kasığıyla dizi arasındaki bölüme yerleştirildi.

“ŞANLIURFA’DA HER TÜRLÜ AMELİYAT YAPILABİLİYOR”

Ameliyatı gerçekleştiren doktorlardan Fahri Hayri Atlı, hastanın ithal sığır damarını kendi damarı gibi uzun süre kullanabileceğini, bu damarın vücutta tıkanmaya neden olmayacağını söyledi.

Mermerkaya’nın daha önceki ameliyatlarında vücudundaki yedek damarların kullanıldığını ifade eden Atlı, yeniden suni damar yerleştirmenin bazı sıkıntılara yol açabileceği endişesiyle böyle bir karar aldıklarını kaydetti.

Hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve damarın vücuda uyum sağladığını bildiren Atlı, “Hastamız birkaç günde taburcu edilebilecek duruma gelir” dedi.

Dr. Mustafa Kemal Avşar da zor bir ameliyat gerçekleştirdiklerini belirterek, “Urfa’da her türlü ameliyatın yapılabildiğini herkesin bilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Aziz Mermerkaya ise son dönemlerde ayağındaki ağrıların iyice arttığını, adım atmakta zorlandığını ifade ederek, ameliyatın ardından kendini çok iyi hissettiğini söyledi.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.