Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
14

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-14-2009

Alzheimer Hastalığı nedir? Alzheimer Hastalığı, adını, 1906′da bir Alman Doktor olan Alois Alzheimer’den almıştır.

Aradan geçen yüzyıl hastalığın tanısı ve tedavisi hakkında büyük ilerlemeler getirmiş olsa da, yapılabilecek şeyler hala sınırlıdır ve çözümleyici değildir.  Demans (bunama), hastanın günlük faaliyetlerini yapmasını ciddi bir şekilde etkileyen bir beyin hastalığıdır. Yaşlı insanlar arasında en yaygın demans türü, Alzheimer Hastalığıdır. Alzheimer Hastalığı, başlangıçta beynin hafıza, düşünce ve lisan yeteneği ile ilgili bölümlerini etkiler. 65 yaş üzeri insanların %5′i, 80 yaş üzerindekilerin %20′si ve 90 yaş üzerinde olanların ise % 30′unda Alzheimer Hastalığı bulunmaktadır. Bu kadar sık görülen bir hastalığın başlangıç bulguları önem kazanmaktadır.

Alzheimer Hastalığının belirtileri nelerdir? Alzheimer Hastalığı ilerleyici bir hastalıktır. Hafıza kaybı, günlük işleri yapmada zorlanma ve davranış değişiklikleri gibi yakınmalarla ortaya çıkar. Bazı insanlar, bu tür bulguları normal yaşlanmanın bir sonucu olarak kabul ederler; bazıları da hastalık bulgusu diye düşünüp tıbbi yardım ararlar. Bu tür bulguların depresyon gibi diğer hastalıklara bağlı olup olmadığını değerlendirebilmek için doktor görüşü önemlidir.

Hastalığın ikaz bulguları;

1. Hafıza kaybı: Yeni öğrenilen bilgilerin unutulması Alzheimer Hastalığının sık görülen erken bulgularındandır. Kişi daha sık unutmaya başlar ve daha sonra da hatırlayamaz. (Ara sıra randevuları ve isimleri unutmak normaldir.)

2. Bilinen işleri yapmada güçlük: Demanslı insanlar günlük işlerini yapma ve planlamada zorlanırlar. Yemek hazırlama, oyun oynama gibi faaliyetlerde etap ve aşamaları karıştırırlar. (Nadiren bir odaya niçin geldiğini veya ne söylemeyi planladığını unutmak normaldir.)

3. Konuşma ile ilgili problemler: Alzheimerli hastalar basit kelimeleri unutabilir ve uygun olmayan kelimelerle değiştirebilirler. Bunlar da konuştuklarının ve yazdıklarının anlaşılmasını zorlaştırabilir. Örneğin diş fırçası kelimesini bulamaz yerine “ağzım için olan şey” diyebilir. (Zaman zaman doğru kelimeyi bulmada zorluk olması normaldir.)

4. Zamana ve yere yönelik oryantasyonda bozulma: Alzheimerli hastalar kendi çevrelerinde semtlerinde kaybolmaya başlarlar. Nerede olduğunu, oraya nasıl geldiğini ve eve nasıl geri döneceğini unuturlar. (Haftanın gününü veya nereye gittiğini ara sıra unutmak normaldir.)

5. Karar verme yeteneğinde güçlük ve azalma: Alzheimerli hastalar uygun olmayan tarzda giyinebilirler. Sıcak bir günde birkaç kat veya soğukta ince giyinme gibi. Kara verme yetenekleri zayıflamıştır. (Zaman zaman şüpheli veya tartışmalı karar verme normaldir.)

6. Düşünceyle ilgili problemler: Alzheimer’liler karışık mental görevleri gerçekleştirmede zorlanabilirler. Rakamların nasıl ve niçin kullanılacağını unutmak gibi. (Ara sıra mali hesapları dengelemede zorlanmak normaldir.)

7. Eşyaları yanlış yerleştirme: Alzheimerli hastalar eşyaları alışılmadık yerlere koyabilirler. Ütüyü buzdolabına veya kol saatini şeker kutusuna gibi.. (Anahtarları veya cüzdanı geçici olarak yanlış yere koymak normaldir.)

8. Davranış ve mizaç değişiklikleri: Alzheimer’li hastalar hızlı mizaç oynamaları gösterebilirler. Belirgin bir neden yok iken, sakin bir halden kızgınlaşabilir veya ağlayabilirler. (Ara sıra karamsar ve üzgün olmak normaldir.)

9. Kişilik değişiklikleri: Demanslı hastaların kişilikleri, dramatik olarak değişebilir. Aşırı derecede korkulu, şüpheci veya aile üyelerine bağımlı olabilir. (Yaşlanma ile kişilik özelliklerinin biraz değişmesi normaldir.)

10. İnisiyatif kaybı: Alzheimerli hastalar çok pasif olabilirler, saatlerce televizyonun karşısında oturabilirler, olağandan daha fazla uyuyabilirler, günlük işlerini yapmak istemezler. (Bazen iş ve sosyal yükümlülüklerde yorgunluk hissi normaldir.


 
Oca
10

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-10-2009

Yağ dokusundan salgılanan ve beyne sinyaller göndererek sağlıklı kişilerde iştahı kesen leptin adlı hormonun bazı ilaçlarla obezlerde de etkili olabileceği bildirildi.

ABD’nin Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Umut Özcan, “obezite hastalarının çoğunun leptine direnç gösterdiğini, bu kişilerin beyninin leptinin etkilerini engellediğini” belirtti.

Özcan, yıllardır ilaç şirketleri ve üniversite laboratuvarlarının obezlerin beyninin leptine duyarlı olmasını sağlayabilecek bir ilaç bulmaya çalıştığını ancak başarılı olunamadığını ifade etti.

Yaklaşık 10 yıl önce leptinin bulunması obezite tedavisi için umut olmuş ancak, obezlerin bu hormonun etkilerine direnç gösterdikleri anlaşılınca umutlar sönmüştü.

Dr. Özcan ve ekibinin çalışmasıysa obezite tedavisine yeniden umut ışığı oldu. Özcan ve ekibi, yağ bakımından zengin yiyeceklerle aşırı şişmanlatılan farelere, etken maddesi 4-Phenyl Butyrate (4-PBA) ve Tauroursodeoxycholic Acid (TUDCA) olan ilaçlar verdi. Farelerin leptinin etkilerine duyarlığı 10 kat arttı. Böylece fareler, yağlı yiyeceklerle beslenmeye devam etse de kilo kaybetti.

Klinik deneylere başlamayı planlayan Özcan, “Araştırmamız, yağlı diyete tabi tutulan obez farelerin leptine duyarlığını artırmanın mümkün olabileceğini gösteren ilk araştırmadır. Bu insanlarda da işe yararsa, obezite tedavi edilebilecek” dedi.
Araştırma, “Cell Metabolism” dergisinde yer alıyor.

UMUT ÖZCAN

1977′de Tunceli’de doğan Dr. Umut Özcan, Tunceli Atatürk İlkokulu’nu bitirdikten sonra ortaokula Elazığ Anadolu Lisesi’nde devam etti. Özcan, buradan Ankara Fen Lisesi’ne geçti.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İngilizce tıp eğitimi alan Özcan, ilk yıldan itibaren Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, Prof. Dr. Günnur Yiğit, Prof. Dr. Selma Yılmazer ve Prof. Dr. Tuncay Altuğ ile birlikte araştırma çalışmalarına devam etti.

Özcan’ın 2004 yılında Science dergisinde yayınlanan çalışması dünyanın en iyi tıp dergilerinden biri olan Nature Medicine tarafından 2004-2006 yılları arasında dünyada yapılan en iyi 5 diyabet araştırması içerisinde gösterildi.

Farelerde tip 2 diyabeti tedavi eden araştırmasıyla tıp dünyasında heyecan yaratan genç Türk bilim adamı Dr. Umut Özcan (32), Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu.


 
Oca
05

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-5-2009

Yapılan çalışmada kadınların erkeklere göre daha kuvvetli mizah yeteneği olduğu ortaya çıktı.

Çizgi film izlettirilen 10 kadın ve erkeğe tarama teknikleri ile beyin takibi yapıldı. Kadınlarda dil işleme, hafıza ve ödül mekanizmasında rol oynayan beyin bölgelerinin daha fazla aktifleştiği görülürken, kadınlar daha analitik bir yaklaşım benimseyerek, esprinin diline daha fazla anlam yüklüyorlar.

Araştırmacılara göre kadınların çizgi filmleri gülünç bulma beklentileri daha düşük. Filmlerin gerçekten komik olması karşısında ise, zevk alma merkezleri erkeklere göre daha güçlü.

Oysa erkekler baştan filmlerin komik olmasını bekledikleri için onlarda aktivasyon artışı görülmedi.

Mizah, kadın, erkek, yetenek, gülme, çizgi, film, araştırma, beklenti, komik


 
Oca
05

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-5-2009

Uyku apnesinin düşünce ve hafızayı bozan, ciddi bir beyin hasarına yol açabildiği kanıtlandı.

Beyin taramaları, uyku apneli hastalara ait mamiler cisimciklerin sağlıklı kontrol deneklerinden daha küçük olduğunu ortaya koydu.

Yapılan çalışmada uyku apnesi olan kişilerde hafıza depolayan beyin bölümünün küçülmüş olduğu görüldü. Bu bulguyla uyku ve solunum bozukluğunun sağlık açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ileri düzeyde kanıtlanmış oldu.

Los Angeles, Californiya Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yürüttüğü beyin tarama çalışmalarından edinilen bulgular, ilk defa uyku apnesinin hafıza depolayan beyin bölgelerindeki doku kaybı ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Uyku apneli hastaların düşünme ve odaklanma problemleri çoğu zaman uyku yoksunluğuna atfedilirken, taramalar çok daha gizli seyreden bir başka oluşuma işaret etti.

Araştırma lideri, David Geffen Tıp Okulu’ndan Ronald Harper’in bu konudaki görüşleri şöyle; “Edindiğimiz bulgular uykuda yaşanan solunum bozukluğunun düşünce ve hafızayı bozan, ciddi bir beyin hasarına yol açabildiğini ispatlıyor. Araştırma verileri Neuroscience Letters dergisinin 27. Haziran  sayısında yer alıyor.

UYKU APNESİ NEDİR?

Uyku apnesi uykuda boğaz, yumuşak damak ve dildeki kaslar gevşediğinde meydana gelir. Bu kaslar sarkıp, havayolunu daralttığında, dil ağzın gerisine doğru kayar, nefes borusunu bloke ederek oksijenin akciğerlere geçişini engeller. Uyuyan kişi solunum güçlüğü yaşar ve uykusu kısa süreli bölünür. Bu döngü gece boyunca defalarca tekrarlanır. Sonuçta hastada yüksek sesli horlama ve gün içerisinde kronik bitkinlik görülür. Bu bozukluk aynı zamanda artmış strok, kalp hastalığı ve diyabet riski ile ilişkilendirilir. 20 milyon Amerikalının uyku apnesinden muzdarip olduğu tahmin edilmektedir.

Çalışmada mamiler cisimcikler olarak adlandırılan, beynin alt kısmındaki yapılara odaklanıldı. Araştırmacılar manyetik rezonans görüntüleme tekniği ile uyku apneli 43 hastanın beynini taradılar. Kontrol deneklerinin görüntüleri ile karşılaştırıldığında, uyku apneli hastaların beyinlerinde özellikle sol tarafta, hacimleri %20 oranında küçülmüş, mamiler cisimcikler görüldü.

Uyku bozukluğunun beyin dokusunu etkileme sebebi bilinmese de, araştırmacıların teorisine göre bu tekrarlanan oksijen düşüşleriyle ilişkili. Apne epizodu esnasında, beyindeki kan damarlarının daralmasıyla, dokularda oksijen açığı oluşuyor. Bu durum hücre ölümüne yol açıyor. Kalp hastalığı ve strokla da ilişkilendirilen bu enflamatuar süreç ileri doku hasarına sebep oluyor.

Dr. Harper’in bu konudaki yorumu şöyle: ” Mamiler cisimciklerin hacmindeki küçülme, çok miktarda hücre kaybıyla sonuçlanan, hasar verici bir olaya maruz kaldıklarını düşündürmekte. Uyku bozukluğu tedavisi görmelerine rağmen, hastaların hafıza problemlerinin devam ettiği göz önüne alınırsa, bu olay kalıcı beyin hasarı şeklinde yorumlanabilir.”


 
Ara
20

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-20-2008

BOLU İl Sağlık Müdürü Dursun Koç, günde yenilecek 3 elmanın kötü kolesterolü yüzde 10 oranında düşürdüğünü, iyi kolesterolü de arttırdığını söyledi.

Kabuğu ile yenen bir elmanın insanın günlük C vitamini ihtiyacını karşıladığını belirten Dr. Koç, “Elmanın içerdiği organik asitler, soda ve fosfor yardımı ile beyin, karaciğer ve mideye çok olumlu etkileri vardır” dedi. Koç, içeriğinde yüzde 85 su, yüzde 12 şeker, pektin, organik asitler, soda, fosfor, tanen, vitamin A, B1, B2, B5, B6, C, E, ve PP bulunun elmanın toksinlerin atılmasında vücuda yardımcı olduğunu açıklayarak, şöyle konuştu:
“Elmanın kanı temizleyici, sindirim sistemini uyarıcı özellikleri, damar sertliği, hemoroide, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Elma, kandaki kolesterolü düşürerek damar sertliğini önler.”

Elmanın idrar söktürücü özelliği olması nedeniyle böbrekleri çalıştırdığını da belirten Koç, “Elma suyu sindirim sistemini uyararak, mide mukozasını güçlendirir. Yatıştırıcı ve ateş düşürücü olarak da kullanılan elmanın suyuyla silinen cilt, taze ve canlı bir görünüme kavuşur. Açıkcası, günde 3 elma tüketiminin yüzde 10 oranında kötü kolesterol düşmesine neden olurken, iyi kolesterol oranını da arttırdığı saptanmıştır.”



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.