Ara
27
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-27-2008

Günde bir kez alınacak ılık duşun vücudun yorgunluğunu alarak cildin daha sağlıklı olmasını sağladığı, cilt kurumasına karşı ise nötr sabun ve jel kullanılması gerektiği bildirildi.Cildiniz ılık duş her şeyden daha etkili ve kolay. İşte öneriler…

”Aşırı duş almanın cilde zararlı olduğu” yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirten Uzmanlar, ”Günde bir kez alınacak ılık duş, vücudun yorgunluğunu alarak cildi temizler. Ayrıca kan dolaşımını düzenleyerek, daha güzel ve sağlıklı olmasına yol açar” dedi.

Duş sonrasında cildin kurumamasına özen gösterilmesi gerektiğini bildiren Uzmanlar, asitli sabunların deriye zarar vereceğini kaydetti.

Duş sırasında, asitlerden arındırılmış, nötr sabunlar ve jeller kullanılmasını öneren Uzmanlar, şöyle konuştu:

”Deriye rahat bir nefes aldırmanın en kolay yolu, günde bir kez alınacak duştur. Ancak bunu yaparken, ona zarar verecek etkenlerden uzak durmak gerekir.

Sağlıklı bir cilt istiyorsak, nötr sabun ve jel dışında ürünler kullanılmamalı.

Bunun yanı sıra duş sonrasında, cildin kurumasını önlemek için deriye mutlaka nemlendirici kremler uygulanmalı.”

Lif Ve Keseden Uzak Durun

Deri üzerinde, zararlı maddelerin içeriye nüfuz etmesini engelleyen bir katman (manto) bulunduğunu belirten Uzmanlar, bu katmanın tahriş edilmesinin bazı deri hastalıklarına davetiye çıkaracağını bildirdi.

Geleneksel Türk aile yapısında yoğun olarak kullanılan lif ve kesenin deriye büyük zarar verdiğini bildiren Uzmanlar, ”Banyo ve duş sırasında kullanılan kese, deriyi soyar, yağını alır ve deri kuruluğu oluşturur. Derinin sağlıklı bir şekilde görevini yürütmesi için bunlardan vazgeçilmesi gerek” dedi.


 
Ara
27
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-27-2008

Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi.

Akarırmak, “kemik erimesi” ya da “kemik zayıflaması” olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğunu belirtti.

Osteoporozun dünyada en yaygın görülen bir iskelet sistemi hastalığı olduğuna, bu hastalığa bağlı kemik kırıklarının giderek önemli bir halk sağlığı soruna haline geldiğine dikkati çeken Akarırmak, “kemiklerin gelişmesinde ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü var. Uygun beslenilerek osteoporozdan korunulabilir” dedi.

Kalsiyum bakımından zengin beslenmenin osteoporozdan korunma açısından çok önemli olduğunu ifade eden Akarırmak, şöyle konuştu:
“Kalsiyum bakımından zengin beslenme yanında elbette dikkat edilmesi gereken başka faktörler de var. Yetersiz D vitamini alımı, proteinin ve sodyumun fazla miktarda alınması, yetersiz çinko, florid alınması, B, C ve K vitamini yetersizliği, aşırı alkol ve kahve tüketimi bu faktörlere örnek verilebilir.

Bunlar içinde kalsiyum bakımından zengin beslenme çok önemli. Kalsiyum ihtiyacı yaşam süreci içinde değişkenlik gösterir. İskeletin hızla büyümekte olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde, gebelik ve emzirme sırasında vücudun kalsiyum ihtiyacı daha fazla. Menopoz sonrası dönemdeki kadınların ve yaşlı erkeklerin daha fazla kalsiyuma ihtiyaçları var. Eğer yeterli kalsiyum alınmazsa vücudumuz bu ihtiyacını en büyük kalsiyum deposu olan kemiklerden karşılar. Bu da osteoporoza neden olur.”

KALSİYUM DEPOSU PEKMEZ

Prof. Dr Akarırmak, pekmezin yanı sıra süt, yoğurt, peynir, dondurma gibi yağ oranı düşük süt ürünlerinin, brokoli, pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin, baklagillerin, fındığın, deniz ürünleri ile badem, portakal suyu, tahıllar ve tam ekmeğin zengin kalsiyum kaynakları olduğunu kaydetti.

Bu ürünler arasında yer alan pekmezin “kalsiyum deposu” olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Akarırmak, “dünyada giderek daha önemli bir halk sağlığı problemine dönüşen osteoporoza bağlı kemik kırılmalarının önüne geçilmesi için pekmez tüketim alışkanlığının yaygınlaştırılmasında fayda var” diye konuştu.

Akarırmak, Türkiye’de yoğun olarak üretimi yapılan üzüm, incir ve dutun ezilerek ve kaynatılarak hazırlanan bir gıda olan pekmezin zengin bir kalsiyum kaynağı olması yanında ucuz sayılabilecek bir ürün olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz özellikle kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların beslenmesinde pekmezin hala var olduğunu biliyoruz. Ama pekmez nerede yaşarsa yaşasın ve hangi yaş grubundan olursa olsun herkesin tüketmesi gereken sağlıklı bir ürün. Ebeveynler pekmezle değişik tatlar hazırlayarak çocuklarına pekmezi sevdirebilirler, kendileri de kalsiyum gereksinimlerini pekmezle karşılayabilirler. Örneğin pekmez yoğurda katılarak keyifle tüketilebilir. Peynirin üzerine konularak tüketilebilir. Pekmez şerbet yapılarak da alınabilir.

Ayrıca geleneksel tahin pekmez olarak, şeker yerine konmak üzere pasta gibi ürünler için de pekmez düşünülebilir. Ancak kilo sorunu ve şeker hastası olanları kalori ve şeker alımı yönünden de uyarmak gereklidir. Şüphesiz pekmez tek kalsiyum kaynağı değil ama pekmezin çok önemli bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü, 100 gram pekmezde 400 miligram kalsiyum var, bu oldukça yüksek bir miktar. Kalsiyum bakımından zengin olduğu bilinen yağsız sütün bir bardağında 245, 100 gram yoğurtta 350 miligram kalsiyum var.”

“KADINLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI”

Akarırmak, insanların günlük kalsiyum gereksiniminin yaş grubuna cinsiyete göre farklılık gösterdiğini belirtti.

Günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1-3 yaş grubundakiler için 500 miligram olduğunu kaydeden Akarırmak, bu miktarın 4-8 yaş grubundakiler için 800, 9-18 yaş grubundakiler için 1.300, 19-50 yaş grubundakiler için 1.000, 50 ve üstü yaş grubundakiler için ise 1.200 miligram olduğunu bildirdi. Akarırmak, gebe ya da emziren kadınların günlük alması gereken kalsiyum miktarının ise 1.200 – 1.500 miligram olduğunu bildirdi.

Akarırmak, osteoporozdan korunmak için yeterli kalsiyum alınmasının yanı sıra şu önerilerde bulundu:
“Düzenli hekime gidilmeli, çünkü hastalığın erken teşhisi çok önemli. Kişi kemik yoğunluğunu hekimin uygun göreceği sıklıkta ölçtürmeli. Kalsiyum yanında yeterince magnezyum ve C vitamini alınmasına dikkat edilmeli. Tuz alımı azaltılmalı, lifli besinler tercih edilmeli. Tedavide önemli başarılar elde ediliyor olsa bile asıl hedef osteoporozdan korunmak olmalı.

Kadınlar osteoporoz konusunda erkeklere oranla daha dikkatli olmalılar. Çünkü, kadınlarda kemik yapısının zayıflaması daha hızlı. Kadınlarda, özellikle menopozdan sonra görülen hızlı kemik kaybı, kemik yapısının zayıflamasına ve osteoporozun ortaya çıkmasına neden olabilir. Osteoporoz kadınlarda erkeklerden daha sıktır, çünkü, kadınlar erkeklere göre daha az kemik kütlesine sahiptir.”


 
Ara
26
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-26-2008

Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur. Peki ya sıcak su vücut için yararlı mı?

Peki, su içmekten daha faydalı bir şey yok mu? Var! Hemen söyleyelim, sıcak su içmek…

Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz.

Çinliler, 40 yasından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaslanma fiziksel değişimler getirir.

Sıcak su vücudu nasıl etkiler?

Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.

Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.

Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalısın. Yağlar donar ve yapışır. Ama ayni tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

Sıcak su neden yararlı?

*Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.

*İç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.

*Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit ruflu semptomlarını rahatlatır.

*Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.

*Kabızlığı giderir.

*Yemeklerden yârim saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.


 
Ara
26
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-26-2008

Güzel bir vücuda sahip olmak isteyen kadınların gözdesi olan pilates, İzmir’deki bir spor merkezinin uygulamaya koyduğu yöntemle, katılımcıları tarafından pijamayla yapılıyor.

İzmir’de bir otelin spor merkezinin işletmecisi ve pilates antrenörü Tanju Dokur, pilatesin iskelet yapısını güçlendiren, bütün adale gruplarını çok çabuk gerginleştirerek, vücudun çabuk şekil almasını sağlayan, bununla birlikte güçlü, estetik bir vücuda sahip olmayı sağlayan bir spor dalı olduğunu belirtti.

Pilateste yapılan hareketler içinde, bugün bütün dünyada tıp alanında da kullanılan hareketler olduğunu ifade eden Dokur, pilatesin en büyük özelliği olarak diğer spor dallarına göre vücudun en çabuk cevap verdiği spor dalı oluşunu gösterdi.

Vücudu çok çabuk sıkılaştıran ve bu sayede düzenli yapıldığında bir kaç ay içerisinde 2-3 beden küçülmeyi sağlayan bir spor olması nedeniyle pilatesin daha çok kadınlar tarafından tercih edildiğini belirten Dokur, erkeklerin de kaslı bir vücut görünümüne daha kolay ulaşabilmek için bu sporu tercih ettiklerini söyledi.

Dokur, katılımcılara pijamayla pilates yaptırmalarının nedenini ise şöyle anlattı:

“Bizim birinci amacımız, insanların dışardaki stresten, stresli ortamdan kurtulup, burada kendi evindeki gibi bir ortamda spor yapmalarını istememiz. Pijamalı pilates buradan doğdu. Dedik ki, insanların burada kendilerini rahat hissetmelerinin biraz daha esprili bir havası olsun, madem insanlar burada rahatlıyorlar, bir de evinde gibi hissetsinler. Herkes pijamasıyla gelsin dedik, herkes de pijamalarıyla geldi. Çok mutlu olduk, onlar da mutlu oldu. Yani burada, bizim kapımızdan stres girmiyor.”

KADINLAR BEL AĞRILARINDAN PİLATESLE KURTULUYOR

Yaklaşık 1 yıldır düzenli olarak pilates yapan Serpil Özatalay, bu spora bel ağrıları nedeniyle başladığını, ancak şimdi ağrılarından eser kalmadığını söyledi. Özatalay, “Bir saat boyunca, bir şey düşünmeden kendi vücudunuz için bir şeyler yapıyorsunuz. Bu sporu yaparken bütün kaslarımı çalıştırabiliyorum, bu açıdan bir kolaylığı var”dedi.

Uzun zamandır çok çeşitli sporları yapan biri olarak pilatesin çok farklı olduğunu belirten Yonca Başak, “Bütün sporlar yoruyor. Bir tek pilatesten sonra rahatlamış olarak çıkılıyor. Çünkü bütün kaslarınız çalışıyor ve iyice esniyor. Çok memnunum. En fazla sıkılaşma konusunda fayda gördüm. Tüm kaslarınız çalıştığınız için, çok fazla kalori harcamıyorsunuz belki ama, vücudunuzun kesinlikle sıkılaştığını hissediyorsunuz” diye konuştu.


 
Ara
26
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-26-2008

Menopoz döneminde vucut daha duyarlı bir hale geliyor.Bu yüzden beslenmenize dikkat etmelisiniz.

Menopoz hayatınızda açılan yeni bir sayfa; hayatın getirdiği yeniliklerle başa çıkabilmek için artık daha çok deneyime sahip olduğunuz bir dönem. Hayatla ilgili bilmeniz gereken her şeyi artık az çok bildiğiniz, kendinize olan güveninizi tam olarak elde ettiğiniz, vücudunuzu, ruhunuzu daha iyi tanıdığımız bir dönem.

Menopozda Beslenirken Nelere dikkat etmelisiniz?

Daha fazla kalsiyum, yeterli miktarda egzersiz… Aslında doğru beslenme ve düzenli egzersiz hayatın her aşamasında önemlidir, ancak menopoz süresince vücut daha duyarlı bir hale geldiği için, bu dönemde ne yediğinize ve yaptığınız sporlara daha fazla özen göstermelisiniz.

Kalsiyum miktarı yüksek olan besinler nelerdir?

Süt , yoğurt , peynir ve diğer süt ürünleri , istiridye , sardalye ve somon balığı ve koyu yeşi l, lifli sebzeler , ıspanak ve brokoli .

Yağ ve kolesterol oranı düşük gıdalar almaya özen gösterin ; yağlar karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla kalori içerir. Günlük diyetinizde aldığınız yağ oranı diğer besin bileşenlerine göre %30”un altında olmalıdır.

Soya Mucizesi :

Menopoz sonrası kadınlarda kalp hastalığına yakalanma riski artar. İşte soya proteini burada devreye girer; çünkü soya proteininin kolesterolü düşürdüğü kanıtlanmış bir gerçektir. Soya ürünleri sağlıklı beslenme açısından büyük önem taşır. Besin değerleri içerdikleri protein, antioksidan ve kalsiyum açısından zengin olduğu için, vücuda çok yararlıdır. Soya ürünleri, kolesterolün düşürülmesinde, kemik yapısının güçlendirilmesinde ve sıcak ataklarının azalmasında etkilidir.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.