<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orjinal Lida &#124; Sağlıklı yaşam ve sağlıklı zayıflama haberleri &#187; depresyon</title>
	<atom:link href="http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tag/depresyon/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam</link>
	<description>Sağlık ve Zayıflama / Diyet Haberlerinin Bulunduğu Ek.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 12:47:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Depresyon Nedenleri</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2011 10:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eril</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı kilolar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Tiroit sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=1601</guid>
		<description><![CDATA[Depresyonun tek bir nedeni yoktur. En sık rastlanan tetikleyici etkenler arasında mutsuz geçen ya da istismarın yaşandığı çocukluk dönemi, zor bir aile ortamında yetişmiş olmak, evsizlik, yoksulluk, işini kaybetme, mali sıkıntılar, boşanma, yas tutma ya da kronik hastalık, hormonal değişiklikler, alkol veya ilaç bağımlılığı ya da ilaçların yan etkileri yer alır.Bunların yanında aşırı kilolar da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><em>Depresyonun</em></strong> tek bir nedeni yoktur. En sık rastlanan tetikleyici etkenler arasında mutsuz geçen ya da istismarın yaşandığı çocukluk dönemi, zor bir aile ortamında yetişmiş olmak, evsizlik, yoksulluk, işini kaybetme, mali sıkıntılar, boşanma, yas tutma ya da kronik hastalık, hormonal değişiklikler, alkol veya ilaç bağımlılığı ya da ilaçların yan etkileri yer alır.Bunların yanında <span style="text-decoration: underline;"><em>aşırı kilolar</em></span> da sizi depresyona sürükleyen nedenlerden birisi olabilir.Vermekde zorlandığınız kilolar sürekli canınızı sıkar özelliklede birkaç defa deneyip başarılı olamadıysanız. Aslında bu liste sonsuza dek uzayıp gider. Ancak bazen de görünürde hiçbir neden yoktur; öylesine ortaya çıkıverir. Görünürde üzülmesi için hiçbir neden olmayan insanlar depresyona girebilirler; hatta bu depresyon tablosu bazen çok ağır olabilir.Depresyonda ailevi yatkınlık söz konusu olabilir. Yaygın olarak kabul gören varsayım bu durumun <span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">genetik</span></span> olduğudur. Acıklı gerçek şu ki pek çok çocuk, depresyondaki ebeveynlerinden olumsuz düşünme konusundaki ilk derslerini alır. Beyindeki kimsayal dengesizlikler düşünme süreçlerini ve nasıl hissettiğimizi etkiler; hem serotonin hem de norad-renalin düzeylerindeki düşmeler depresyona yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak bu &#8220;yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan?&#8221; misali yoğun bir tartışma konusudur. Bazı kişilerde, görünüşe göre yaşamda olup bitenler beyin kimyasını değiştirmektedir; oysa başkalarında, göründüğü kadarıyla yaşamdaki değişikliği başlatan beyin kimyasındaki değişikliktir. Yine de pek çok kişide hangi değişikliğin (yaşam baskısı mı, yoksa beyin kimyası mı?) daha önce ortaya çıktığı çok belirsizdir.Nedeni ne olursa olsun, depresyonda olmak utanılacak bir durum değildir. Depresyon <span style="color: #ff0000;"><em><strong>tiroit sorunları</strong></em></span> ya da pelvis ağrısı kadar gerçek bir hastalıktır. Kendiliğinden ortaya çıkıverir ve depresyonda olmak yetersiz olduğunuz ya da delirdiğiniz anlamına gelmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kronik Yorgunluk İçin Meyankökü</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kronik-yorgunluk-icin-meyankoku.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kronik-yorgunluk-icin-meyankoku.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 09:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eril</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meyan kökü]]></category>
		<category><![CDATA[Non-deglycyrrhinized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=1069</guid>
		<description><![CDATA[Dr. Baschetti, 2 gram saf, glisirhizinik asitten arındırılmamış (non-deglycyrrhinized) meyan kökünün yarım litre soğuk, düşük-yağlı ya da kaymağı alınmış sütte eritilmesini tavsiye ediyor. İnce-öğütülmüş meyan kökü kullanınız ve erimesine yardımcı olmak için onu on-iki saat kadar az miktarda suda bekletiniz. Bu içeceği her sabah içiniz. Eğer birkaç saat içinde bir iyileşme görmezseniz, meyan kökünün dozunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Dr. Baschetti, 2 gram saf, glisirhizinik asitten arındırılmamış (non-deglycyrrhinized) meyan kökünün yarım litre soğuk, düşük-yağlı ya da kaymağı alınmış sütte eritilmesini tavsiye ediyor. İnce-öğütülmüş meyan kökü kullanınız ve erimesine yardımcı olmak için onu on-iki saat kadar az miktarda suda bekletiniz.</p>
<p style="text-align: justify">Bu içeceği her sabah içiniz. Eğer birkaç saat içinde bir iyileşme görmezseniz, meyan kökünün dozunu yavaş yavaş ve ihtiyatlı bir biçimde 5 grama kadar çıkarınız (yine, yarım litre sütte).</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;<strong>Meyan kökü</strong>, ancak, eğer kronik yorgunluk hastasının lenf bezleri şişmiş ve ağrılıysa, işe yarayacaktır,&#8221; diyor Dr. Baschetti. &#8220;Eğer sizde bunlar yoksa, sizde gerçekten kronik yorgunluk sendromu yoktur.&#8221; O ayrıca, eğer tansiyonunuz genellikle yüksekse, kronik yorgunluk sendromunuzun olmadığını belirtiyor, ve bu durumda sodyum tutulmasına neden olacağı ve tansiyonu daha da, belki tehlikeli biçimde yükselteceği için, meyan kökünü kesinlikle almamanızda ısrar ediyor. En önemlisi de, meyan kökü sadece, eğer kandaki hidrokortizon düzeyleriniz düşükse işe yarıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Depresyonu olanların (yanlışlıkla KYS tanısı konulmuş olanların) da meyan kökü almamaları gerekiyor, çünkü yeni incelemeler böyle depresyonlu kişilerin kanlarında yüksek düzeylerde steroid hidrokortizon bulunduğunu gösteriyor. Böyle durumlarda, meyan kökü hidrokortizon düzeylerini daha da yükselterek depresyonu ağırlaştıracaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kronik-yorgunluk-icin-meyankoku.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte depresyona dikkat</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hamilelikte-depresyona-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hamilelikte-depresyona-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 08:05:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[trimester]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=579</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sırasında ortaya çıkan uyku bozukluklarını, kendine bakamamayı, intihar fikirlerini, anksiyete ve depresif durumları ciddiye almak gerekir. Hamilelik dönemi aileler için önemli bir dönem. Bu sırada evlerde bazı olağanüstülüklere tanık olunur. Heyecanla birlikte giden telaş ve bazı kaygılara da rastlanır. Zihinlerde cevabını arayan onlarca soru uçuşup durur. Bu soruları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi&#8217;nden Konsültasyon Liyezon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hamilelik sırasında ortaya çıkan uyku bozukluklarını, kendine bakamamayı, intihar fikirlerini, anksiyete ve depresif durumları ciddiye almak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hamilelik dönemi aileler için önemli bir dönem. Bu sırada evlerde bazı olağanüstülüklere tanık olunur. Heyecanla birlikte giden telaş ve bazı kaygılara da rastlanır. Zihinlerde cevabını arayan onlarca soru uçuşup durur. Bu soruları Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi&#8217;nden Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Arıkan&#8217;a sorduk.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hamilelik sorunları ne zaman başlar?<br />
Hamilelik süreci üçer aylık periyotlar halinde ele alınıyor. Bunlar &#8220;trimester&#8221; olarak isimlendiriliyor. Hamilelikle ilgili sorunlar, tıbbi anlamda ilk trimesterda başlıyor. Psikiyatrik bulgular da aynı döneme denk düşüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hamilelik öncesinde yaşanan sorunların nedenleri nelerdir?<br />
İlk çocuk için ve diğer çocuklar için genelde farklı sorunlar yaşanıyor. İlk çocuk söz konusu ise çocuğum olacak mı? sorusu problematik görünüyor. İkincisinde ise, eğer ilk çocuk kız ise, bu kez de kız mı olacak? Erkek mi? sorusunun sosyo-kültürel düzeyi düşük kesimde önemli bir mesele olduğunu görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik sorunlarının yaşanması bakımından erken gebelik ile geç yaşta oluşan hamilelik arasında ne gibi farklar vardır?<br />
Erken gebelikte psikiyatrik sorunlara daha sık rastlanıyor. Özellikle de depresyona. Geç gebelik de ise obsesif nitelikte çocuğun sağlığı ile ilgili kaygılar ön plana çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">- Uzun süre gebe kalamamış anne adaylarının hamilelikleri daha sorunlu oluyor mu?<br />
O tür hamilelerde de obsesif özelliklere daha sık rastlıyoruz. Tabi, hamilelik için bir takım travmitize edici tıbbi girişimlere maruz kalmışlarsa post travmatik stres bozuklukları da ortaya çıkabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik sırasında en çok nelere dikkat edilmeli?<br />
Uyku bozuklukları, kendine bakamamak, intihar fikirleri gibi depresif bulguların ortaya çıkması halinde derhal psikiyatrik desteğe başvurmaları gerekir.  Stresten mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik sırasında duygulanımda ne gibi değişiklikler olmaktadır?<br />
Genelde depresif yönde değişmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik dönemindeki kişilerin daha hassas ve kırılgan olmalarının temel sebebi nedir?<br />
Fetusun korunması için aşırı bir uyanıklık hali vardır. Bu durum tabi ki yorucu bir şeydir. Diğer yandan hormonal denge bozulmuş, ciddi fizyolojik zaaflar ortaya çıkmıştır. Hamile kadın kendine olan güvenini kolay yitirmektedir. Tüm bunlardan dolayı bir miktar paranoid hal ortaya çıkabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik döneminde çevresinden özellikle de eşinden daha fazla anlayış ve destek görme isteğinin altında hangi duygular yatmaktadır?<br />
Hamile kadın derinlemesine incelendiğinde bebeğin korunmasına programlanmıştır. Eşinden de öncelikle koruma görevinde kendisine yardımcı olmasını beklemektedir. Bu süreçte depresif eğilimlerinden de korunmak istemektedir. Zira, depresyonun bebeğe zarar verdiği yönünde içgüdüsel bir farkındalığa sahiptir.  Dolayısıyla, eşlerinden duygu durumlarını yüksek tutmaları için özel bir görev üstlenmelerini beklemektedirler.  Yani naz yapmamaktadırlar!</p>
<p style="text-align: justify;">- Daha önceden devam eden psikiyatrik tedavileri olan hamilelerin durumu nedir?<br />
Daha önce geçirilmiş depresif vb psikiyatrik epizotlar hamilelik sırasında tekrar alevlenebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Antidepresan kullanan anne adayları neler yapmalıdır?<br />
Derhal psikiyatristle temas kurmaları gerekir. Zira, özellikle de ilk üç ayda organların oluşumu sürecinde kullanılan antidepresanlar kalp vb organlarda teratojenik etkiye sahiptir. Örneğin kalpte delikler ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hangi psikiyatrik hastalıklar size göre hamileliğe engel teşkil eder?<br />
Psikoz ciddi ve tartışmalı bir sorundur.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik döneminde yaşanan bazı sorunlar anne karnındaki çocuğu nasıl etkilemektedir?<br />
Doğrudan etkilemektedir. Özellikle de stres hormonları, başta kortizol olmak üzere fetusun gelişimini derinden etkilemektedir. Erken doğum, gelişme geriliği, bir takım ciddi hastalıklara yatkınlık, istenmeyen kötü sonuçlardandır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hamilelik sırasında grup terapileri çalışmalarının ne gibi yararları olduğunu düşünürsünüz?<br />
Hamilelik sırasında ilaç tedavisi bir takım riskleri içermektedir. O nedenle psikoterapilere daha fazla önem verilmektedir. Bunlardan birisi de grup terapileridir. Özellikle eğitsel amaçlı grup terapileri hamilelikle ilgili bir takım önyargılara bağlı depresyonları ve anksiyete bozukluklarını engellemek açısından yararlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Doğum sonlarında yaşanan &#8216;annelik hüznü&#8217; nedir?<br />
Normal sayılan bir depresif periyottur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum sonrası depresyon her annede yaşanır mı?<br />
Annelik hüznü dediğiniz tablonun dışına taşan ciddi major depresyon noktasına ulaşan olguların yüzdesi 15&#8242;lere ulaşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kendiliğinden geçen bir durum mu, yoksa tedavi gerektiriyor mu?<br />
Pot partum depresyon tedaviyi gerektiren ciddi bir hastalıktır</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu tedavi sırasında süt verdiği için ilaç tedavisi nasıl olmaktadır?<br />
İlaç tedavisinin bir hekim denetiminde uygulanması gerekir. Mümkünse ilaç yerine EKT veya TMU düşünülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Terapi desteği de önemli değil mi burada?<br />
Büyük önemi var. Özellikle de bireysel psikoterapinin yararlarını ortaya koyan çok sayıda araştırma vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hamilelikte-depresyona-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku sorunları ihmale gelmez</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-sorunlari-ihmale-gelmez.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-sorunlari-ihmale-gelmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 10:02:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[öfleki]]></category>
		<category><![CDATA[sabırsız]]></category>
		<category><![CDATA[sinirli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Uyku sorunları yaşayanlar, öfkeli, sinirli ve sabırsız olduklarından depresyona en yatkın kişiler oluyorlar. Uyku sorunları çocukluk yaşlarından yetişkinliğe uzanan bir çizgide her zaman yaşanabilmektedir. İleri yaş uykusuzlukları da bilinmektedir. Yaşam kalitesini bozan uyku sorunları kişinin iş başarısını düşürdüğü gibi insanı asabileştirebilmekte ve çevresi tarafından kaçınılan insan durumuna sokabilmektedir. Uykunun kaliteli olması yaşamında kaliteli olmasında önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uyku sorunları yaşayanlar, öfkeli, sinirli ve sabırsız olduklarından depresyona en yatkın kişiler oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku sorunları çocukluk yaşlarından yetişkinliğe uzanan bir çizgide her zaman yaşanabilmektedir. İleri yaş uykusuzlukları da bilinmektedir. Yaşam kalitesini bozan uyku sorunları kişinin iş başarısını düşürdüğü gibi insanı asabileştirebilmekte ve çevresi tarafından kaçınılan insan durumuna sokabilmektedir. Uykunun kaliteli olması yaşamında kaliteli olmasında önemli bir etken. İş ve hayat başarısı isteyen kişiler uyku hijyeni ve kalitesine önem verilmelidir. Uyku sorunları ne zaman başlar, nasıl gelişir, ne gibi fiziksel ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir sorusu herkesin aklında artık. Trafik kazalarının sık yaşanıyor olması uykusuzluğa bağlı gelişen dikkat eksikliğinin bir sonucu değil mi? İhmal edilen ama bedeli yüksek olabilen istenmeyen sonuçlar doğurabilen bu konuyu Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi konsültasyon liyezon psikiyatrisi uzmanı Prof. Dr. Kemal Arıkan açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku bozukluğu tanısı nasıl konuluyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Klinik bulgular ve polisomnografi yoluyla koyulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Burada EEG&#8217;nin yeri nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">EEG uyku sürecini analiz etmek için elimizdeki hemen hemen tek olanaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Peki uyku EEG&#8217;si burada farklı veriler mi sunar?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet. Her uyku bozukluğu için uykunun bir aşamasında patoloji vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku laboratuarı uyku bozuklu tedavisinde önemsenmeli midir?</p>
<p style="text-align: justify;">Elbette. Uyku bozukluklarının tanısında uyku laboratuarı kaçınılmaz bir öneme sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Kişinin kendisinin de durumunu görmesi açısından uygulanan testler var mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet. Uyku laboratuarında elde edilen veriler hipnogram adı altında bir çıktı sağlar. Buna bakan kişi kendi uyku düzeni hakkında bilgiye kavuşur. Ve tedaviyle ortaya çıkan değişimi izleyebilir hale gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku sorunu yaşayan kişinin bu durumu ne zaman uyku bozukluğu noktasına gelir?</p>
<p style="text-align: justify;">Klinik olarak hemen her uyku bozukluğunun özgün semptomları vardır. Bunlar genel olarak; aşırı uyku hali, uykusuzluk ya da patolojik uyku şeklinde tezahür eder. Söz konusu bulgular kişinin yaşamını etkiler hale geldiğinde artık olay bozukluk noktasındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Liyezon psikiyatrisinde uyku bozukluğunun yeri nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük öneme sahiptir. Zira hemen her psikiyatrik bozukluk bir şekilde uyku kalitesini bozmaktadır. O noktada ayırıcı tanı için nöroloji, göğüs hastalıları ve KBB başta olmak üzere diğer tıp disiplinleri ile psikiyatrinin işbirliğine girmesi gerekir ki orada karşımıza konsültasyon-liyezon psikiyatrisi çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hocam uyku sorunları tedavisinde pek çok insanın kafası karışık durumda. Uyku bozukluğu yaşayan kişiler göğüs hastalıkları uzmanına mı, nörologa mı, psikiyatri uzmanına mı müracaat etmelidir?</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm o branş hekimlerinin işbirliği yapması gerekir. Hastalar ise işe psikiyatriden başlayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Terapistinde tedaviye katılmasını gerekli görür müsünüz?</p>
<p style="text-align: justify;">Elbette. Uyku bozukluklarının altında çoğu zaman özgün psikiyatrik bir sendrom vardır. Öyle bir durumda terapistin devreye girmesi psikiyatrik tabloya dair kişide iç görü kazanmaya hatta bazen terapötik etkiye yol açmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku bozukluğunda yaş faktörü var mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Vardır. Belirli uyku bozuklukları belirli yaşlarda daha sık ortaya çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Yaşlılıkta yaşanan uykusuzluğu da uyku bozukluğu spektrumunda mı değerlendiriyorsunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer kişinin yaşam kalitesini bozuyorsa evet.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku bozukluğunun tetiklediği hastalıklar nelerdir ?</p>
<p style="text-align: justify;">Birçok psikiyatrik hastalık sayılabilir. Bunlardan en sık karşımıza çıkanı depresyondur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Peki hangi bozukluklar daha çok uyku bozukluğuna sebep olmaktadır?</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarda da ifade ettiğim gibi hemen tüm psikiyatrik hastalılar uyku bozukluğu ile birlikte gitmektedir. Hatta depresyona özgü hipnogram depresyonun bilinen en ünlü biyolojik işareti olarak kabul edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku bozukluğunun hayat kalitesini olumsuz etkilediği, çalışma performansını düşürdüğünü söyleyebilir miyiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Kesinlikle…</p>
<p style="text-align: justify;">-Hocam uykusuzluk en çok kişinin asabi davranışlarıyla ortaya çıkıyor sanırım günlük hayatta?</p>
<p style="text-align: justify;">Doğrudur. İnsomnianın en önemli klinik bulgularından birisi sinirliliktir. Kişiyi sabırsız ve impülsif yapmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Yaşanan trafik kazalarında uyku sorunlarının yeri önemli olsa gerek değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">ABD&#8217;de yapılan araştırmalar gösteriyor ki, örneğin nakolepsi trafik kazalarının en başta gelen sebepleri arasındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku ve solunum arasındaki ilişki nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun klinik önemi uyku apnesi denilen tablodur. Bazı insanlar uyku sırasında uzun sürelerle nefes alıp verememektedir. Hayati önem taşıyan bu meselenin ivedilikle çözümlenmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Kaygılı bir hayatı olan, iş stresini yoğun yaşanların uykuları nasıl etkilenir?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gibi durumlar genelde uyku hijyenini bozmaktadır. Uykuya dalma güçlüğü, geceleri sık uyanma vb uyku bozukluklarına yol açmaktadır. Kişi normal uykuya geçiş için gereken minimum relaksasyonun sağlayamamaktadır. Aklında sürekli olarak işleri ardır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uykusuzluk mu depresyon nedenidir yoksa depresyon mu kişi uykusuz yapar?</p>
<p style="text-align: justify;">İkisi de doğrudur. Depresyon-uyku ilişkisi karşılıklıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Çok uyumak bir sorun herhalde ama uyuyamamakta aynı şekilde?</p>
<p style="text-align: justify;">Elbette. Hatta, az uyumak dediğimiz insomnia tablosu çok uyumak denilen hipersomniadan daha fazla rastlanan bir uyku bozukluğudur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uykunun kaliteli olması kişiye neler kazandırır?</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku kalitesinin iyi olması genel olarak yaşam kalitesini yükseltir. Kişi hayatı daha fazla sever, bağlanır. Performansı yükselir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku süresinin standart bir saati var mıdır? Bu kişin ihtiyacına göre mi şekillenir?</p>
<p style="text-align: justify;">Kişiye göre değişmekle beraber ortala 6-8 saat sürmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Coğrafyanın uykuya etkisinden bahsedebilir miyiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Gün ışığı ritmi uyku ritmini etkiler. Dolayısıyla coğrafya ile uyku düzeni arasında belirli bir ilişki olması beklenir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uyku teröründen bahsedebilir miyiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet uyku terörü denilen tablo uykunun belirli bir aşamasında ortaya çıkan kabuslarla giden bir uyku bozukluğudur. Kişiyi şaşkına çevirir ve yaşam kalitesini ileri derecede bozar.</p>
<p style="text-align: justify;">-TV ve bilgisayarın uykuya etkisi nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku hijyenini bozabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğru ve hijyenik bir uyku için neler önerirsiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Belirli bir saatte yatmayı, belirli bir saatte kalkmayı, oda ısısını hafif serin tutmayı, uykuya dalmadan önce 1-2 saat öncesinde herhangi bir çay kahve vb stimulan almamayı öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;">-Uykusu kaçan kişiler ne yapmalıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Yatağı sadece uyku için kullanmayı öneririm! Yani uykumuz gelsin diye saatlerce yatakta beklemek yararsızdır. En iyisi kalkıp hafif bir kitap okumak, ya da bir bardak ılık süt içmek sonra tekrar uyumaya çalışmak ilk aklıma gelen öneriler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-sorunlari-ihmale-gelmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fazla kilolar depresyon sebebi</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/fazla-kilolar-depresyon-sebebi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/fazla-kilolar-depresyon-sebebi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 09:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilo]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=517</guid>
		<description><![CDATA[Alınan kilolar depresyona neden oluyor ve hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, alınan kiloların depresyon sebebi olduğunu önemle vurgulayarak ve şu açıklamaları yaptı: &#8220;Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. &#8220;Ben kendimle barışığım&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Alınan kilolar depresyona neden oluyor ve hayatı çekilmez hale getirebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, alınan kiloların depresyon sebebi olduğunu önemle vurgulayarak ve şu açıklamaları yaptı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. &#8220;Ben kendimle barışığım&#8221; diyenlerin çoğu gerçeği yansıtmıyor. Aslında kilo, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir. Kilo almak depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olmak da kilo almayı beraberinde getirebilir. Kilo almak muhtemelen artan stres veya duygusal bir aksaklık sonucu ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kilo almaya başlayan kadın kendini sorgulamalı…</p>
<p style="text-align: justify;">Yemek yemek birçok kadın için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabilir. Spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadının mutlaka kendini sorgulaması gerekir. Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerekir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Dr. Yavuz, kilo vermek için ya da almamak için dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralıyor:</p>
<p style="text-align: justify;">- Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, hatta ara öğünlerle günlük öğün sayınızı arttırın.</p>
<p style="text-align: justify;">- Sebze ve meyve tüketimini artırın.</p>
<p style="text-align: justify;">- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.</p>
<p style="text-align: justify;">- Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın.<br />
Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bol bol su için.</p>
<p style="text-align: justify;">- Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.<br />
- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.</p>
<p style="text-align: justify;">- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/fazla-kilolar-depresyon-sebebi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon tedavisinde yeni seçenek: TMU (MANYETİK Uyarım Tedavisi)</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-yeni-secenek-tmu-manyetik-uyarim-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-yeni-secenek-tmu-manyetik-uyarim-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 13:41:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatr]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhani]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[TMU]]></category>
		<category><![CDATA[uyarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Transkraniyal Manyetik Uyarım tedavisi beyindeki nöronların uyarıldığı noninvazif bir yöntem. Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA)  yayın organı HEADLINES U.S.NEWS&#8217; in bildirdiğine göre NIMH (ABD Ruh sağlığı resmi enstitüsü) rTMS (TMU) tedavisinin depresyonda % 20 den % 60 a kadar iyileşme sağladığını açıklandı. 23 Aralık 2008 tarihli raporda NIMH yılda 14 milyon Amerikalı depresyona giriyor. Güçlü manyetik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Transkraniyal Manyetik Uyarım tedavisi beyindeki nöronların uyarıldığı noninvazif bir yöntem.</p>
<p style="text-align: justify;">Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA)  yayın organı HEADLINES U.S.NEWS&#8217; in bildirdiğine göre NIMH (ABD Ruh sağlığı resmi enstitüsü) rTMS (TMU) tedavisinin depresyonda % 20 den % 60 a kadar iyileşme sağladığını açıklandı. 23 Aralık 2008 tarihli raporda NIMH yılda 14 milyon Amerikalı depresyona giriyor. Güçlü manyetik akımlarla yapılan beyin aktivitesini düzelten TMU tedavisi çeşitli felçlerde, migrende ve kronik ağrılarda tedavi potansiyeli taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Atlanta Journal-Constitution Health News şu bilgilere yer verdi: &#8220;Transkraniyal Manyetik Uyarım tedavisi beyindeki nöronların uyarıldığı noninvazif bir yöntem. TMU uygulanmasında, dışarıdan elektrik akımı verilmeden güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturularak beyin aktivitesi değiştiriliyor. TMU&#8217;ın felç, beyin hasarı, kronik ağrı, migren ve çok sayıda psikiyatrik bozukluğun tedavisinde potansiyel bir değer taşıdığı düşünülüyor. Geçtiğimiz Ekim ayında Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) TMU&#8217;nun depresyon tedavisinde, en az bir antidepresana yanıt vermemiş hastalarda kullanımına onay verdi. Amerikan Ulusal Mental Sağlık Enstitüsü tarafından (NIMH) her sene yaklaşık 14 milyon Amerikalının depresyona girdiği bildirildi.  İlaç tedavisinden farklı olarak, TMU uykululuk, kilo alımı ve diğer sistemik yan etkilere yol açmıyor. Ve elektrokonvülsif tedavinin aksine konfüzyon veya hafıza kaybına sebep olmuyor. Farklı çalışmalarda TMU&#8217;nun %20 ila 60 oranında depresyon hastalarına fayda sağladığı görüldü.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">rTMS olarak bilinen TMU tedavisi ülkemizde 5 yıldan beri Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi ve NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesinde dirençli depresyon vakalarında kullanmakta ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Prof. Dr. Nevzat Tarhan&#8217;ın ilk Türkiye&#8217;ye getirerek uygulamaya soktuğu Manyetik Uyarım Tedavisi uzun tedavi süreçlerinden geçtiği halde sonuç alınamayan dirençli depresyon vakalarında kullanıldı. Ulaşılan sonuçlar farklı psikiyatri kongrelerinde de sunulan TMU tedavisi artık diğer hekimler tarafından da ilk seçenekler arasında yer almaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de ilk uygulamayı yapan NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Muhtar Şengül TMU tedavisinde uyguladıkları protokolü anlattı:</p>
<p style="text-align: justify;">TMU yeni nöropsikiyatrik tedavi tekniklerinden birisidir. Tedaviye dirençli nöropsikiyatrik vakalarda hekimin istediği ile uygular. Seanslara başlamadan önce ilk seansta hastanın tansiyon ve nabzı ölçülür, QEEG çekilip çekilmediği kontrol edilir, kayıtlara işlenir, gerekli belgeler verilir imzalatılır. Nadir de olsa epilepsi nöbet riski olduğu için ambu cihazı dahil gerekli önemler alınır. Seansın başlangıcında hekimin hangi hemisfer, hangi frekans ve kaç atım (puls) uyarı verileceğine dair talimatı alınır.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk seansta treshold&#8217;u belirlemek için sol paryetele uyarı verilir, Sağ kolda kasılma alındığında %10 fazlası ile &#8216;power&#8217; ayarlaması yapılır. Hekim isterse bu ayarlamaları değiştirir. Hastanın başına hijyenik amaçlı tek kullanımlık bere takılır.Belirlenen bölgeye göz ve kulak korunarak uyarı verilir. Tedavi süresince hasta yalnız bırakılmaz. Tedaviyi hekim ve/veya eğitimli sağlık personeli yapabilir. Tedavi öncesi hasta ve yakınlarına bilgilendirilmiş &#8220;Uygunluk onay formu&#8221; verilir ve okuduğuna dair imza alınır. Hekim TMU tedavisi ile ilgili beklenen fayda ve muhtemel risklerle ilgili tedavi öncesi bilgilendirmeyi yapmak zorundadır. Seans bittikten sonra daha sonraki oturumların planlanması hasta veya yakınlarına verilir. TMU ilaç tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Gebelerde ve emzirenlerde kullanılabilir, vücut pili olanlarda 60 cm mesafe önerilir. Toplam seanslar bittikten sonra 12 saat önceden ilaç kesilerek 2. QEEG çekilir. Bu QEEG birinci çekimin devamı niteliğindedir (Hastaya finansal olarak yansıtılmaz). Seanslar bittiğinde ve QEEG çekildikten sonra hekim tedavi sonucunu değerlendirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-yeni-secenek-tmu-manyetik-uyarim-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon tedavisinde TMU tedavisi!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-tmu-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-tmu-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 11:47:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[beyim nöron]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[elektrokonvülsif]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo alımı]]></category>
		<category><![CDATA[konfüzyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[TMU]]></category>
		<category><![CDATA[transkraniyal]]></category>
		<category><![CDATA[Transkraniyal Manyetik Uyarım]]></category>
		<category><![CDATA[uyarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Transkraniyal Manyetik Uyarım tedavisi beyindeki nöronların uyarıldığı noninvazif bir yöntem. TMU uygulanmasında, dışarıdan elektrik akımı verilmeden güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturularak beyin aktivitesi değiştiriliyor. TMU’ın felç, beyin hasarı, kronik ağrı, migren ve çok sayıda psikiyatrik bozukluğun tedavisinde potansiyel bir değer taşıdığı düşünülüyor. Geçtiğimiz ekim ayında Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) TMU’nun depresyon tedavisinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Transkraniyal Manyetik Uyarım tedavisi beyindeki nöronların uyarıldığı noninvazif bir yöntem.</p>
<p style="text-align: justify;">TMU uygulanmasında, dışarıdan elektrik akımı verilmeden güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturularak beyin aktivitesi değiştiriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">TMU’ın felç, beyin hasarı, kronik ağrı, migren ve çok sayıda psikiyatrik bozukluğun tedavisinde potansiyel bir değer taşıdığı düşünülüyor. Geçtiğimiz ekim ayında Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) TMU’nun depresyon tedavisinde, en az bir antidepresana yanıt vermemiş hastalarda kullanımına onay verdi. Amerikan Ulusal Mental Sağlık Enstitüsü tarafından (NIMH) her sene yaklaşık 14 milyon Amerikalının depresyona girdiği bildirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">İlaç tedavisinden farklı olarak, TMU uykululuk, kilo alımı ve diğer sistemik yan etkilere yol açmıyor. Ve elektrokonvülsif tedavinin aksine konfüzyon veya hafıza kaybına sebep olmuyor. Farklı çalışmalarda TMU’nun %20 ila 60 oranında depresyon hastalarına fayda sağladığı görüldü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/depresyon-tedavisinde-tmu-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Bakırın Önemi!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/beslenmede-bakirin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/beslenmede-bakirin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 11:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[abdominal]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[C vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[dejenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enzim]]></category>
		<category><![CDATA[hemoglobi]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[iltihap]]></category>
		<category><![CDATA[inflasmasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inorganik]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[keratin]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[pigment]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tirosinaz]]></category>
		<category><![CDATA[trabeküler]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Bakır, hemoglobine bağlı demirin korunması ve C vitamininin kullanımı için gereklidirMineraller vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli kimyasal maddeler ile bu maddelerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. Bu önemli minerallerden biri de bakırdır. Örneğin bakır hemoglobine bağlı demirin korunması ve C vitamininin kullanımı için gereklidir. Total olarak ortalama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bakır, hemoglobine bağlı demirin korunması ve C vitamininin kullanımı için gereklidirMineraller vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli kimyasal maddeler ile bu maddelerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. Bu önemli minerallerden biri de bakırdır. Örneğin bakır hemoglobine bağlı demirin korunması ve C vitamininin kullanımı için gereklidir.<br />
Total olarak ortalama bir yetişkin vücudunda 80-120 mg. Kadar bakır yer almaktadır ve bunun büyük kısmı karaciğerde yer almaktadır. Vücudumuzda neredeyse tüm dokularda yer alan bakır birçok enzimli reaksiyonda hayati rol oynamaktadır:</p>
<p style="text-align: justify;">  Oksijen taşıyıcı görev yapan hemoglobin formasyonunda katalizör görevi görmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">  Alerji ve inflamasyonu kontrol eden histaminaz enziminin görevinde etkilidir.</p>
<p style="text-align: justify;">  Saçtaki keratin doku ve pigmentlerin yapımında görevli tirosinaz için gereklidir.</p>
<p style="text-align: justify;">  Vücut dokusunun yeniden oluşması için gerekli enzimlerin hayati bileşenidir.</p>
<p style="text-align: justify;">  Beyin sinirlerimiz ve bağ dokusu için bakır miktarı çok önemlidir.Yeterli miktarda almazsanız: Ağır bakır yetersizliğinde kalpte ve kalp damarlarında hasar, bağışıklık sistemde önemli derecede azalma, anemi, artmış kanser riski, iltihabi hastalıklarda artış, trabeküler doku kaybı, saç kaybı, saçlarda erken beyazlama, sinirsel dejenerasyon görülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşırı miktarda tüketirseniz: Bilinçsizce alınan destek ürünlerle aşırı miktarlara ulaşılabilir, bu durumda Wilson hastalığı, bulantı, abdominal ağrı, hemeroid, enfeksiyonlara yatkınlık oluşabilir, depresyona eğilim artabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zengin kaynaklar<br />
Karaciğer başta olmak üzere diğer organ etleri, kabuklu deniz ürünleri, buğday özü, yulaf, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, mantar, soya fasulyesi ve susam en iyi bakır kaynaklarıdır. Erişkin bireyler için 1/2 çay bardağı ay çekirdeği bakır gereksinimini karşılayabilir. Ayrıca yemek pişirme işlemlerinin bakır kaplarda yapılması da besinlerin bakır içeriğini artırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mantar<br />
Besleyicilik olarak mantar etin yerini tutar, bitkisel kaynaklı protein değeri oldukça yüksektir. Mantar, düşük karbonhidrat ve yağ oranı nedeniyle kalp ve damar hastalıklarında, kandaki şeker düzeyini düşürme özelliği nedeniyle de şeker hastalıklarında diyet öğesi olarak önerilmektedir. Romatizma ve üremisi olanlar yememelidirler. Tanınmayan mantarlar kesinlikle yenmemelidir, kültür mantarları tüketilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/beslenmede-bakirin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

