<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orjinal Lida &#124; Sağlıklı yaşam ve sağlıklı zayıflama haberleri &#187; doğum</title>
	<atom:link href="http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tag/dogum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam</link>
	<description>Sağlık ve Zayıflama / Diyet Haberlerinin Bulunduğu Ek.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 13:59:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bol soya fasülyesi tüketimi zararlı!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bol-soya-fasulyesi-tuketimi-zararli.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bol-soya-fasulyesi-tuketimi-zararli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 09:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[antidoksidan]]></category>
		<category><![CDATA[aspartam]]></category>
		<category><![CDATA[beta-karoten]]></category>
		<category><![CDATA[betakaroten]]></category>
		<category><![CDATA[brokoli]]></category>
		<category><![CDATA[Ceviz]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[dometes]]></category>
		<category><![CDATA[endometrium]]></category>
		<category><![CDATA[fasülyei iç hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kuru yemiş]]></category>
		<category><![CDATA[lahana]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[menapoz]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[öztrojen]]></category>
		<category><![CDATA[replasman]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarin]]></category>
		<category><![CDATA[şişman]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[soya]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi (HÜ) İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı ve Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddelerin, östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium kanserlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. Çelik, yazılı ve görsel basında kanserden korunmaya yönelik çok fazla haber yer aldığını, ancak çoğunun bilimsellikten uzak ve yanlış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hacettepe Üniversitesi (HÜ) İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı ve Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddelerin, östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium kanserlerine yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik, yazılı ve görsel basında kanserden korunmaya yönelik çok fazla haber yer aldığını, ancak çoğunun bilimsellikten uzak ve yanlış olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hacettepe Üniversitesinde görev yapan onkoloji hekimleri tarafından Kasım 2007-2008 dönemlerinde 6 büyük ulusal gazetenin internet sitelerinde “kanserden korunma hakkında” çıkan haberleri taradıklarını ve doğruluklarını araştırdıklarını anlatan Çelik, bu tarihler arasında ilgili başlıkta toplam 235 haber tespit ettiklerini, ancak bunların 23&#8242;ünün doğru bilgiler içerdiğini kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">“VİTAMİN KAPSÜLLERİ KULLANMAYIN”</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik, bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar verebileceğini, çeşitli organlarda hasara yol açabileceğini ya da kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabileceğini belirterek, hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesinin kesinlikle uygun olmadığını bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanserden korunmaya karşı ya da vücut direncini artırmak için çeşitli vitamin kapsülleri kullanılmasının ya da soya fasulyesi, havuç, gibi gıdaların çok tüketilmesinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de neden olabileceğini öne süren Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p style="text-align: justify;">“ACS (American Cancer Society)&#8217;nin tanımına göre kanserden korunmak için tek ve geçerli beslenme önerisi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze içeren, yağdan düşük, lifçe yüksek diyet tüketilmesi ve kırmızı etin haftada birden fazla yenmemesi şeklindedir. Bu cümleye bir kelime eklemek ya da çıkarmak bilimsel olarak doğru değildir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Ceviz tüketilmesinin kanser ve kalp hastalarına iyi geldiği yönündeki bilgilerin her zaman geçerli olmadığını belirten Çelik, “Şişmanlık kanseri arttıran bir etmendir. Zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı veya kuru yemiş de dahil) çok miktarda alınmasının obeziteye yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik, hiçbir bitki karışımı ya da vitamin kapsülü takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisinin saptanmadığını, bunların asla doğal besinlerin yerini tutamayacağını ifade ederek, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p style="text-align: justify;">-Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Çünkü, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz. Aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir. Domates, brokolinin kanser yapıcı etkileri yok ama kanserden koruyucu etkileri de yok.</p>
<p style="text-align: justify;">-Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum kontrol hapları ve menapoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">-ABD, Belçika ve Tayvan&#8217;ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır. Türkiye&#8217;deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Fazla kırmızı et tüketiminin doğrudan kansere etkisi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">-Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Alkol ve tütün kullanımı kanseri tetiklemektedir. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.</p>
<p style="text-align: justify;">-Düzenli egzersiz hem kalp hastalıklarından hem de kanserden koruyucudur.</p>
<p style="text-align: justify;">-Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">PESTİSİT KULLANIMI</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de kontrol altında olduğunu belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Halen Türkiye&#8217;de kullanımda olan pestisitlerin kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:<br />
“Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır. Pestisitlere maruziyetin kanser dışı zehirleyici özellikleri daha önemlidir ve bu etkiler küçük çocuklarda ve bebeklerde daha ağır seyreder, çünkü bu pestisitleri vücuttan atacak enzimler henüz yetersizdir veya oluşmamıştır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bol-soya-fasulyesi-tuketimi-zararli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası ölümler önlenecek</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/dogum-sonrasi-olumler-onlenecek.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/dogum-sonrasi-olumler-onlenecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 11:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[lohusa]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=389</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, doğum sonrası anne ölümlerini en aza indirmek için loğusa takibi yapacak. Bu çerçevede her loğusa, Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi Doğrultusunda izlenecek. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Vekili Prof. Dr. Nihat Tosun, valiliklere birer genelge göndererek, anne ve bebek ölümlerini önlemek üzere belirlenen stratejileri bildirdi. Tosun, anne ve bebek ölümlerini önlemek üzere standartları belirlenen doğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sağlık Bakanlığı, doğum sonrası anne ölümlerini en aza indirmek için loğusa takibi yapacak. Bu çerçevede her loğusa, Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi Doğrultusunda izlenecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Sağlık Bakanlığı Müsteşar Vekili Prof. Dr. Nihat Tosun, valiliklere birer genelge göndererek, anne ve bebek ölümlerini önlemek üzere belirlenen stratejileri bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Tosun, anne ve bebek ölümlerini önlemek üzere standartları belirlenen doğum öncesi bakım, doğum ve doğum sonu bakım hizmetlerine erişilebilirlik, sağlık hizmetlerinden faydalanma, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve hizmet sunan sağlık kurumları arasında koordinasyon sağlanarak işleyen bir sevk sisteminin öneminin tartışılmaz olduğuna işaret etti.</p>
<p style="text-align: justify;">2005 Ulusal Anne Ölümleri Çalışmasına göre, anne ölümlerinin yüzde 37&#8242;sinin gebelik, yüzde 9&#8242;unun doğum, yüzde 54&#8242;ünün ise doğum sonrası dönemde meydana geldiğine dikkati çeken Tosun, bu ölümlerin yüzde 20.9&#8242;unun doğum sonrası ilk günde, yüzde 14.8&#8242;inin doğum sonrası 2-7. günler arasında, yüzde 18.5&#8242;inin de doğum sonrası birinci haftadan sonra görüldüğünü kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Anne ölümlerinin önemli bir kısmına doğum sonu kanama ve hipertansif hastalıkların neden olduğunu bildiren Tosun, ayrıca, doğum sonrası yaşanan “Puerperal psikoz” nedeniyle intiharların da anne ölüm nedenleri arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Annelerin doğumdan sonraki 1-3 gün hastanede yatırılmasının, anne ve bebek sağlığı yönünden büyük önem taşıdığının altını çizen Tosun, genel olarak hastanede kalma süresinin, komplikasyon gelişmediği takdirde normal doğumdan sonra en az 24 saat, sezaryen ile doğumdan sonra ise en az 48 saat olarak kabul edildiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">DOĞUM SONU BAKIM YÖNETİM REHBERİ</p>
<p style="text-align: justify;">Tosun, gebelik, doğum ve doğum sonrası bakım hizmetlerinin ulaşılabilirliği ve kalitesinin artırılmasına yönelik, loğusanın hastanede ve evde doğum sonrası bakım hizmetlerini düzenleyen “Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi” hazırlandığını bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Tosun, buna göre, rehberin, ilk 24 saatte hastanede izlemi içeren “Doğum sonrası hastane takip protokolü” ve sağlık kuruluşunda veya evde, ilk 24 saat sonrasını ve 42. güne kadar izlemi içeren “Doğum sonrası bakım protokolü” olmak üzere, 2 bölümden oluştuğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğumdan sonraki 42 gün süresince, her loğusa ve yeni doğanın bakımının, başta komplikasyonlara karşı korumak, erken teşhis ve tedaviyi sağlamak, gerektiğinde sevk etmek ve anneyi ilgili konularda bilgilendirmek amacıyla söz konusu rehber doğrultusunda yapılacağını belirten Tosun, anne ve bebek sağlığının korunması ve ölümlerin en aza indirilmesi için şu önlemlerin alınmasını istedi:</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum öncesi bakım yönetim rehberine göre izlenen her gebenin doğumunun hastanede gerçekleşmesi sağlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">-Tıbbi yönden uygun olan her gebeye normal doğum şansı verilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum yöntemi, Doğum Eylemi Yönetim Rehberi doğrultusunda belirlenecek.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum sonrası komplikasyon gelişmediği takdirde, loğusa ve yeni doğanın normal doğumdan sonra en az 24 saat, sezaryen ile doğumdan sonra ise en az 48 saat hastanede kalması sağlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">-Her loğusa, Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi doğrultusunda izlenecek.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğum ve doğum sonu bakım hizmetlerini veren sağlık kuruluşu personeli (kamu, özel, üniversite) Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi hakkında bilgilendirilerek bu rehberi kullanması sağlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">-Loğusalar hastanede, doğum sonrasındaki ilk 24 saat Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi doğrultusunda, ilk 24 saatten sonra 42. güne kadar sağlık kuruluşunda veya evde, Doğum Sonu Bakım Yönetim Rehberi doğrultusunda izlenecek.</p>
<p style="text-align: justify;">-İl düzeyinde her loğusanın doğum sonu bakım hizmeti alması, il sağlık müdürlüğünün sorumluluğunda olacak. Bu nedenle il sağlık müdürlüğü tarafından doğum hizmeti veren tüm kuruluşlarda ilgili hizmet için izleme-değerlendirme faaliyeti planlanacak ve yapılacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/dogum-sonrasi-olumler-onlenecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Normal mi sezaryen mi?</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/normal-mi-sezaryen-mi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/normal-mi-sezaryen-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 13:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğumhane]]></category>
		<category><![CDATA[doğurgan]]></category>
		<category><![CDATA[lohusa]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[suda doğum]]></category>
		<category><![CDATA[sunni döllenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, normal doğumdan kaynaklanan rahatsızlıklara harcanan paranın sezaryen doğum için harcanan miktardan çok daha fazla olduğunu söyledi. Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, tüm dünyada sezaryen doğum oranında artış olduğunu ve bunun en büyük nedenin tıptaki gelişmelerle gelir düzeyindeki artış olduğunu savundu. Doğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dicle Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, normal doğumdan kaynaklanan rahatsızlıklara harcanan paranın sezaryen doğum için harcanan miktardan çok daha fazla olduğunu söyledi.</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, tüm dünyada sezaryen doğum oranında artış olduğunu ve bunun en büyük nedenin tıptaki gelişmelerle gelir düzeyindeki artış olduğunu savundu.</p>
<p>Doğum şekli tercihinin hastaya ait olduğu ve bu yönde hastaya dayatma yapılmayacağını ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, sezaryen oranını düşürmenin kolay olmadığını bildirdi.</p>
<p>“SEZARYANIN YÜKSEK OLUŞUNUN ZARARI YOK”</p>
<p>Sadece ABD&#8217;de yılda bir milyon 200 bin sezaryen doğumun gerçekleştiğini ve bu ülkedeki bir sezaryen doğumun maliyetinin 5 bin dolar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, normal doğumun sezaryen doğum ile karşılaştırılmaması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Sezaryeni en çok uygulayan kadınların eğitim ve gelir seviyesi yüksek olanların oluşturduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yalınkaya, şöyle konuştu:</p>
<p>“Sezaryen, normal doğuma oranla daha tehlikeli olsa doktor ve sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu sezaryeni tercih etmezdi. Mesela kaç doktor ya da doktorun eşi normal doğum yapmıştır. Bu araştırılmalıdır. Üstelik normal doğumlara hekimler girmez. Ebe ya da asistanlar girer. Oysa sezaryen doğumu uzman hekim gerçekleştiriyor. Türkiye&#8217;de yılda yaklaşık 1.5 milyon doğum gerçekleşiyor. Hekimlerin sayısı normal doğumlara girmeye yetmez. Üstelik sezaryen doğum için duyulan ekonomik kaygılar da yersizdir. Çünkü, Türkiye&#8217;de oldukça düşük maliyete sezaryen yapılıyor. Türkiye&#8217;de sezaryen ABD&#8217;deki fiyatın 10&#8242;da biri kadardır.</p>
<p>Sezaryene en yoğun talebi üniversite mezunu kadınlar gösteriyor. Eğitim düzeyi düşük kadınlar çok çocuk istiyor. Sezaryen bunu sınırladığı için istenmemektedir. Bunun yanı sıra sezaryen zamanın planlanması, kadının daha az acı hissetmesi, bazı hastaların aile planlaması nedeniyle tüplerini bağlatması, doğum sarkmaların oluşmaması gibi nedenlerden dolayı sezaryen talebi artış göstermektedir.”</p>
<p>“ÖZEL HASTANELERDE SEZARYEN DOĞUM ORANIN YÜKSEK OLMASI”</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, özel hastanelerde sezaryen doğum oranının yüksek olmasının nedenin hastaların hekim tarafından sezaryene yönlendirilmesi olduğu yönündeki düşüncelerin doğru olmadığını öne sürdü.</p>
<p>Özel hastanelerde sezaryenin daha fazla oluşunun, bu hastanelerin konforunun devlet hastanelerinden daha iyi olmasından kaynaklandığını dile getiren Doç. Dr. Yalınkaya, şöyle konuştu:</p>
<p>“Hastalarımız özel hastanelerdeki odalarda klima, banyo, rahat yatak, televizyon ve çeşitli imkanlar bulunması nedeniyle oralarda sezaryen olduklarını söylüyor. Devlet hastaneleri ile doğum evlerinde bu imkan bulunmadığı için tercih edilmiyor. Eğitimli ve yüksek gelire sahip kişiler buna çok önem veriyor. Özel hastanelerdeki sezaryen oranının yüksekliği bu hastanelerdeki otelcilik hizmetinin ve müşteri memnuniyetinin daha iyi olmasından kaynaklanıyor. Devlet hastanelerinde bu hizmetlerin kalitesinin artması durumunda bu hastanelerdeki sezaryen oranı da yükselecektir. Bu nedenle özel hastanelerde sezaryen oranının yüksek oluşunun zararı yoktur. Ben hekimlerin hastaları sezaryene yönlendirdiğini düşünmüyorum.”</p>
<p>Normal doğumların annede ileride rahim sarkması, idrar torbasının inmesi ve idrar kaçırması gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, “Bu tür rahatsızlıkları gidermek için Türkiye&#8217;de her yıl binlerce kadın tıbbi tedavi görüyor veya ameliyat oluyor. Bu tedaviler büyük maliyete heden olmaktadır. Normal doğumdan kaynaklanan rahatsızlıkların tedavisine harcanan para sezaryen doğuma harcanan miktardan çok daha fazladır” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/normal-mi-sezaryen-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütünü artırıcı kürler</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/anne-sutunu-artirici-kurler.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/anne-sutunu-artirici-kurler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 16:28:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz dut]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz üzüm]]></category>
		<category><![CDATA[dereotu]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[dut]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[havuç]]></category>
		<category><![CDATA[incir]]></category>
		<category><![CDATA[laktasyon]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[transgen]]></category>
		<category><![CDATA[üzüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Emzirme döneminin daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır. İşte Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu&#8217;ndan doğal çareler; Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ne önerirsiniz?” sorusu geliyor. Emzirme döneminin (laktasyon) daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Emzirme döneminin daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır. İşte Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu&#8217;ndan doğal çareler;</p>
<p style="text-align: justify;">Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ne önerirsiniz?” sorusu geliyor. Emzirme döneminin (laktasyon) daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tek bir kür yok</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda önerdiğim tek bir kür yoktur. Çünkü, emziren bir annenin sütünün erken azalmasının birçok nedeni olabilir. Bu durumu mutlaka öncelikle hekimleriyle görüşmelerini öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;">Hamilelerin, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca mevsiminde olsun veya olmasın ebter tohumdan üretilen sebzelerin tüketilmemesini öneririm. Transgen (genleri ile oynanmış) tohumlardan elde edilen ve ülkemizde de görülmeye başlayan bu ürünleri, örneğin mısır, hamilelerin  ve bebeklerini emziren annelerin özellikle tüketmemeleri gerekir.<br />
Önermiş olduğum kürlerin tamamı anne sütünü artırıcı etkiye sahiptir. Özellikle, incir-havuç kürü ve taze beyaz dut oldukça güçlü galactogogue (anne sütünü artırıcı) dır. Bebeklerini emziren annelere öncelikle incir-havuç kürünü uygulamalarını öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;">Taze beyaz üzüm<br />
Dereotu<br />
İncir (taze veya kurutulmuş)<br />
İncir-havuç<br />
Taze beyaz dut<br />
Haşlanmış taze beyaz dut kurusu kürleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda isimlerini yazmış olduğum kürlerin hazırlanma ve kullanma şekillerini vermiş bulunuyorum. Aynı anda yukarıda belirtmiş olduğum kürleri birden fazla kürün uygulanmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.<br />
Bunların dışında diğer yardımcı kürler ise,<br />
Anason<br />
Kereviz<br />
Taze kereviz yaprakları<br />
Bal kabağı<br />
Çilek<br />
Kıvırcık salata<br />
Sumak<br />
Rezene çayı<br />
Tere</p>
<p style="text-align: justify;">GÜNÜN KÜRÜ</p>
<p style="text-align: justify;">Kür 1 : Günde iki porsiyon taze beyaz üzüm tüketmek anne sütünü artırıcı etki yapar.<br />
Kür 2 : Sabah akşam yemeklerden önce tüketeceğiniz dereotu sütünüzün artmasını sağlayacaktır.<br />
Kür 3:  Anne sütünü artırmak için haşlanmış kuru incir suyu da içilebilir. Sekiz- dokuz adet kuru inciri yarım litre suda haşlayınız. İkiye böldüğünüz suyu sabah-akşam olmak üzere günde iki kere tüketiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu kürler aynı anda uygulanmaz. Uygulama süresi bir haftadır. Bir haftanın sonunda uygulama bırakılır. Bir hafta uyguladığınız herhangi bir kürden sonra tekrarlama ihtiyacı duyarsanız bu defa başka bir kürü uygulamanızda bir sakınca yoktur. Örneğin, bir hafta taze beyaz üzüm kürü uygulayıp bıraktınız. Daha sonraki bir dönemde yine bir hafta olmak üzere dereotu veya kuru incir kürünü uygulayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/anne-sutunu-artirici-kurler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryenle doğum ile astım ilişkisi</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sezeryenle-dogum-ile-astim-iliskisi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sezeryenle-dogum-ile-astim-iliskisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 11:48:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Astım]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bünye]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[Thorax]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryenle doğan bebeklerin astıma yakalanma riskinin normal doğanlardan daha fazla olabileceği bildirildi. Hollanda&#8217;daki Sağlık ve Çevre Enstitüsünden Dr. Caroline Roduit ve ekibi, 8 yıl boyunca Hollanda&#8217;da Mayıs 1996 ile Aralık 1997&#8242;de dünyaya gelen, 247&#8242;si (yüzde 8,5) sezaryenle doğmuş 2 bin 917 çocuğun sağlık durumunu araştırdı. Bu çocuklardan yüzde 12,4&#8242;ünün 8 yaşından itibaren astıma yakalandığını gören [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sezaryenle doğan bebeklerin astıma yakalanma riskinin normal doğanlardan daha fazla olabileceği bildirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hollanda&#8217;daki Sağlık ve Çevre Enstitüsünden Dr. Caroline Roduit ve ekibi, 8 yıl boyunca Hollanda&#8217;da Mayıs 1996 ile Aralık 1997&#8242;de dünyaya gelen, 247&#8242;si (yüzde 8,5) sezaryenle doğmuş 2 bin 917 çocuğun sağlık durumunu araştırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çocuklardan yüzde 12,4&#8242;ünün 8 yaşından itibaren astıma yakalandığını gören bilim adamları, sezaryenle doğan çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğu sonucuna vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar, anne ya da babası alerjik bünyeye sahip çocukların astım riskinin iki kat, bu riskin anne ve babası da alerjik olanlarda üç kat arttığına dikkati çekiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Thorax adlı dergide yayımlanan araştırmanın, çocuğun astıma yakalanmasında kalıtsal ve çevresel etkenlerin birleşmesinin önemini gösterdiğini belirten bilim adamları, sezaryen oranının artmasının tıbbı gereklilik olmadan, kısmen annelerin talebinden kaynaklandığını ifade ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde astıma yakalanan çocukların sayısı arttı. Sezaryenle doğum oranı da gelişmiş ülkelerin çoğunda artış gösterdi. Sezaryenle doğum oranı 1970&#8242;lerde yüzde 5 iken bazı yerlerde 2000&#8242;de yüzde 30&#8242;un üzerine çıktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sezeryenle-dogum-ile-astim-iliskisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
