<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orjinal Lida &#124; Sağlıklı yaşam ve sağlıklı zayıflama haberleri &#187; hasta</title>
	<atom:link href="http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tag/hasta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam</link>
	<description>Sağlık ve Zayıflama / Diyet Haberlerinin Bulunduğu Ek.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 12:47:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>50 bin hasta böbrek bekliyor</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/50-bin-hasta-bobrek-bekliyor.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/50-bin-hasta-bobrek-bekliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 14:48:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[mide ekşimesi]]></category>
		<category><![CDATA[suni böbrek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de hayatlarını diyaliz makinelerine bağlı sürdüren yaklaşık 50 bin hasta, yaşamını organ bağışı ümidiyle sürdürüyor. Dünyada diyaliz hastalığı ile ilgili ilk çalışmalar ve görüşler 1854 yılında ortaya çıkmasına rağmen, 1950&#8242;ye kadar pratik tedavi yöntemleri bulunamadı. “Suni böbrek” olarak adlandırılan, diyaliz makineleri ile ilgili ilk çalışmalar ise 1912 yılında Abel, Rowtree, Turnel tarafından yapıldı, 1942 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de hayatlarını diyaliz makinelerine bağlı sürdüren yaklaşık 50 bin hasta, yaşamını organ bağışı ümidiyle sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada diyaliz hastalığı ile ilgili ilk çalışmalar ve görüşler 1854 yılında ortaya çıkmasına rağmen, 1950&#8242;ye kadar pratik tedavi yöntemleri bulunamadı.</p>
<p style="text-align: justify;">“Suni böbrek” olarak adlandırılan, diyaliz makineleri ile ilgili ilk çalışmalar ise 1912 yılında Abel, Rowtree, Turnel tarafından yapıldı, 1942 yılında ise Kolff tarafından akut böbrek yetmezliği bulunan hastada uygulandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Böbrek yetmezliği hastalığı bulunanlar hastalığın şiddetine ve yaptığı idrar miktarına bağlı olmak üzere haftada 2-3 kez 4-6 saat süre ile diyaliz makinelerine bağlı olarak tedavi görüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">DİYALİZ ÜNİTELERİNDE SIKINTI</p>
<p style="text-align: justify;">Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1950&#8242;li yıllarda Türkiye&#8217;de kullanılmaya başlayan diyaliz makinelerinin bugünkü sayısı ise 12 bin 677&#8242;e ulaşmış durumda. Türkiye&#8217;deki makine başına 2,5 hasta düşüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyaliz ünitelerinin belirli merkezlerde kurulması ise hastaları bir yerden diğer yere adeta “zorunlu göçe” zorluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sağlık Bakanlığı yetkilileri, diyaliz makinelerinin yaygınlaştırılmasının yanı sıra dengeli dağıtılmasının meydana gelen hasta göçlerini biraz olsun durduracağını savunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">1998 yılında çıkarılan kanunla özel sektörün bu alanda hizmet vermesine imkan tanındı. Sağlık Bakanlığı, bir hastanın diyaliz makinesine bağlanması için her seans için 138 TL ödeme yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyaliz hastaları için yıllık ortalama 700 milyon dolarlık harcama yapan Sağlık Bakanlığı, bu alanda yatırım yapan özel sektör ile kamu hastanelerindeki rekabeti artırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">HASTALIĞI YAŞAYANLAR</p>
<p style="text-align: justify;">Afyonkarahisar Kocatepe Devlet Hastanesinde 10 yıldır tedavi gören 30 yaşındaki Keziban Okşar ise hasta olmadan önce çok su içtiğini belirterek, “Diyaliz hastası olduktan sonra en çok doya doya su içmeyi özlüyorum” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Okşar, hastalığın, insanların sosyal yaşantısını yüzde 50&#8242;ye indirgediğini belirterek, haftada 3 gün diyaliz makinesine bağlı yaşamak zorunda olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Okşar, “Böbrek bulamadığım sürece ömür boyu diyalizi çekeceğe benziyorum. Canlı verici olursa kurtulacağım” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle kış aylarında hastaneye gelip gitmenin oldukça zor olduğunu belirten Canan Karadağ ise “Yarın bizim durumumuza kimin düşeceği belli olmaz. Kadavra bekliyoruz. 35 kilometre uzaklıktan gidip geliyorum. Soğuk nedeniyle de oldukça zorlanıyorum” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/50-bin-hasta-bobrek-bekliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasta güvenliğinin kuralları</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hasta-guvenliginin-kurallari.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hasta-guvenliginin-kurallari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 15:41:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Ameliyatta hasta güvenliğini sağlamak, sağlığa özel trafik kurallarını uygulamayı gerektiriyor. Bu güvenliğin içinde doğru hastaya doğru dozda ilaç, enfeksiyon kontrolü, taraf cerrahisi (sağ böbrek yerine sol böbreği almamak gibi), anesteziyi doğru uygulamak, cihazların bakımını zamanında yapmak, ilaç stokları ve miyadlarının kontrolü gibi çok önemli ve vazgeçilmez olanlar geliyor. Acıbadem Sağlık Grubu Ameliyathaneleri ve Acıbadem Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ameliyatta hasta güvenliğini sağlamak, sağlığa özel trafik kurallarını uygulamayı gerektiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu güvenliğin içinde doğru hastaya doğru dozda ilaç, enfeksiyon kontrolü, taraf cerrahisi (sağ böbrek yerine sol böbreği almamak gibi), anesteziyi doğru uygulamak, cihazların bakımını zamanında yapmak, ilaç stokları ve miyadlarının kontrolü gibi çok önemli ve vazgeçilmez olanlar geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Acıbadem Sağlık Grubu Ameliyathaneleri ve Acıbadem Üniversitesi Sürekli Eğitim ve Gelişim Merkezi iş birliği ile düzenlenen &#8220;Ameliyathanede Hasta Güvenliği&#8221; konulu eğitim seminerinde, en son uygulamalar tartışıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Marmara Bölgesi Ameliyathane Hemşireleri Mezuniyet Sonrası Eğitim Seminerleri kapsamında organize edilen seminere,  Trakya Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, Yeditepe Üniversitesi, GATA, devlet ve özel hastanelerden 246 kişi katıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Acıbadem Sağlık Grubu Ameliyathane Hizmetleri Müdürü İlknur İnanır,  grubun tüm hastanelerinde yapılan ameliyatlarda, hasta ve çalışanlar için alınacak olan güvenlik önlemleri hakkında bilgi verdi. İnanır, bu önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p style="text-align: justify;">- Ameliyathanenin temizlik ve dezenfeksiyona uygun antibakteriyel malzemeden yapılması gerekiyor (tavan, duvar vs.)<br />
- Cihaz kalibrasyonu (cihazların düzenli bakımı)<br />
- İlaç ve anesteziklerin kritik stok seviyeleri belirlenmeli ve miyad kontrolü yapılmalı<br />
- Tüm sarf malzemelerinin kritik stok seviyeleri belirlenerek miyad kontrolü yapılmalı<br />
- Steril, yarı steril ve steril olmayan alanlar belirlenmeli<br />
- Hepa filtre, laminal flow gibi havalandırma sistemleri olmalı</p>
<p style="text-align: justify;">Hasta Güvenliğinde Vazgeçilmez 6 Kural!</p>
<p style="text-align: justify;">Hastaların güvenliğinin sağlanması için vazgeçemeyecekleri kurallarını anlatan İnanır,  bunları şöyle sıraladı:</p>
<p style="text-align: justify;">Kimlik doğrulama süreci<br />
Ekip içi, ekipler arası iletişimin geliştirilmesi<br />
Yanlış tarafa ameliyat yapılması, hasta ve cerrahiye yönelik önlemlerin alınması<br />
Enfeksiyon kontrol önlemlerinin geliştirilmesi<br />
Yaralanma ve düşmeler için sistem geliştirme<br />
Yüksek riskli ilaçların güvenli kullanılması</p>
<p style="text-align: justify;">İlaçların Karışmasını Önlemek İçin Renkli Etiket Kullanıyoruz</p>
<p style="text-align: justify;">Hasta güvenliğinde en önemli gündem maddelerinin arasında ilaçların doğru kullanımı gerekiyor. Acıbadem Sağlık Grubu&#8217;nda bu konuda alınmış önlemler de en üst düzeyde işletiliyor. Yüksek riskli ilaçlar için sarı, kırmızı, mavi, turuncu renkli etiketler kullanılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">-Sarı ,insülin için<br />
- Mavi, heparin için<br />
- Turuncu, potasyum içerikli olanlarda<br />
- Kırmızı, genel yüksek risklileri belirtmek için</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca steril alanda ilaç etiketlemede önemli ilacın adı, dozu mutlaka etiketlenerek ameliyat sırasında kullanım için hazırlanıyor.  Uygulama öncesi geri okuma yöntemi ile hekime gerekli hatırlatma yapılarak cerrahi sırasında yanlış ilaç uygulamalarını önleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/hasta-guvenliginin-kurallari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek böbrekli hastaya, çift böbrekli raporu</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-bobrekli-hastaya-cift-bobrekli-raporu.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-bobrekli-hastaya-cift-bobrekli-raporu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 15:38:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[DİYARBAKIR’da tek böbrekle yaşayan 25 yaşındaki Metin Kaçan’a özel bir hastanede girdiği ultrasyon sonrasında çift böbrekli olduğu ve her iki böbreğinin de tam fonksiyonla çalıştığı yönünde rapor verildi. Sağlık Bakanlığı’na şikayette bulunan Metin Kaçan, “Hastane bana gel çözelim dedi, gitmedim. Çünkü ortada hayatım söz konusu. İkinci böbreğim de iflas ederse ölürüm. Onlar bana sanki eşya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">DİYARBAKIR’da tek böbrekle yaşayan 25 yaşındaki Metin Kaçan’a özel bir hastanede girdiği ultrasyon sonrasında çift böbrekli olduğu ve her iki böbreğinin de tam fonksiyonla çalıştığı yönünde rapor verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sağlık Bakanlığı’na şikayette bulunan Metin Kaçan, “Hastane bana gel çözelim dedi, gitmedim. Çünkü ortada hayatım söz konusu. İkinci böbreğim de iflas ederse ölürüm. Onlar bana sanki eşya almışım defolu mal çıkmış, değiştirmek için gel çözelim diyorlar” dedi. Hastane ise, verilen raporun matbu evrak şeklinde tüm ultrasyon hastalarına verildiğini, anormal durum tespit edilmesi halinde raporda değişiklik yaptıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyarbakır’da oto tamirciliği yapan Metin Kaçan&#8217;ın fonksiyon bozukluğu nedeniyle 7 yıl önce Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyatla bir böbreği alındı. Doktorlar, ikinci böbrekte sürekli kum ve taş tespit edilmesi nedeniyle Kaçan’ın 6 ayda bir düzenli olarak ultrasyona girmesi istedi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne 24 Kasım 2008 günü giden Kaçan’ın tahlilleri yapıldıktan sonra ultrasyon çekilmesi için Radyoloji Bölümü’ne sevk edildi. Aşırı yoğunluk nedeniyle 2 ay sonrasına gün verilince Kaçan, ultrasyonu Diyarbakır’da özel bir hastaneye yaptırmaya karar verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">26 Kasım günü özel hastaneye giden Metin Kaçan, üniversitenin istediği ultrasyonun raporunu hastaneye sundu. Ultrasyon çekimi sonrasında verilen raporda, her iki böbreğin normal büyüklükte olduğu, toplayıcı sistem oranının olağan olduğu, kitle lezyonu veya taş saptanmadığı, dalak ve pankreasın normal izlemede, karaciğerin normal fonksiyonda olduğu belirtildi. Ancak Dicle Üniversitesi’nin ameliyat sonrası Metin Kaçan’a verdiği raporunda, böbreğin normal seyirde olmadığı, dalakta büyüme ve üst batın (karaciğer, dalak, safra kesesi, böbrek) fonksiyonlarının kısmen bozuk olduğu yer aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sık sık ultrasyon yaptırdığı için bu işlemin asgari 10 dakika sürdüğünü, ancak özel hastanedeki işlemin 1 dakika bile sürmediğini, ardından bu raporun kendisine verildiğini anlatan Metin Kaçan, “Ultrasyon filminini çeken doktor beni kısa sürede kontrol ettiği için şüphelendim ve odasına gidip ‘Hocam anormal bir durum var mı?’ diye sordum. ‘Hayır yok. Raporu git doktoruna göster’ dedi. Zarfı tekrar açıp raporu okuyunca şoke oldum. Olmayan böbreğimin tam fonksiyonlu çalıştığı yönündeki raporu görünce geri dönüp odasına gittim ve ‘Hocam normal diyorsunuz ama normal değil, çünkü ben tek böbrekle yaşıyorum’ deyince bu kez yüksek sesle, ‘Sen ne anlarsın. Sana doktorunun yanına git diyorum’ dedi. Ben çıkınca arkamdan çağırdılar ve ‘Gel düzeltelim yanlışlık olabilir’ dediler. Ben de raporla başhekimin odasına çıktım. Durumu anlattığımda bana sanki böyle birşeyin olmayacağı yönünde bir kanaate varıp raporu benden istedi. Okuduğunda, ‘Tamam sakin ol’ diyerek dahili telefon hattından doktoru aradı ve yüz ifadesi değişti. Sonra koridordan iki görevliyi çağırıp ‘Arkadaşı götürün, yeniden ultrasyonunu çektirin’ dediler. Ben de kabul etmeyip raporumu alıp ısrarlarına rağmen hastaneden ayrıldım” diye konuştu.<br />
Ultrasyonu çeken Dr. Kendal Gülfidan’ın sekreterinin kendisini telefonla arayıp, “Gel sorunu çözelim. Telefonla olmaz. Bir yanlış anlaşılma var” dediğini ifade eden Metin Kaçan, “Ben de insan sağlığını dikkate almadıkları için önce valiliğe dilekçe verdim, dilekçemi burada havale ettikten sonra Sağlık Müdürlüğü’ne gittim. Burada evrak kayıttan şikayet dilekçemi geçirdikten sonra Sağlık Bakanlığı’nın hasta hakları hattı olarak bilinen ücretsiz Alo 184’ü aradım ve konuyu ilettim, bana Tabipler Odası’na gitmemi söylediler” dedi. Sağlık Müdürlüğü’nün ise Metin Kaçan’ın ameliyat olduğuna dair Dicle Üniversitesi’nden raporunu istediği, Kaçan’ın tek böbrekli olduğu yönündeki raporun gelmesinden sonra Sağlık Müdürlüğü’nün ilgili hastane yönetimi hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağı bildirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Özel Hastane Başhekimi Dr. Nihat Şengal, hastaya verilen raporun matbu evrak olduğunu, ultrason yaptıran tüm hastalara bu raporun verildiğini, ancak anormal bir durum tespit edilmesi halinde raporda değişiklik yapıldığını söyledi. Şengal, “Rapor çıktıktan sonra ilgili doktorun sekreterine gidiyor. Sekreter bunu doktora gösterip onaylattıktan sonra hastalara veriyoruz. Hasta bunu sekreterden alıp doktora göstermeden çıkmış. Sonradan da kendisini ikna etmek istedik, ancak bakanlığa, valiliğe ve sağlık müdürlüğüne şikayette bulunmuş. Biz bu ilgili kurumlara da aynı şekilde bilgi verdik. Olayda kusurumuz yok. Dicle Üniversitesi kendisine ultrasyon için 6 ay sonraya gün verdiği için onlara olan tepkisini bizden çıkarmaya çalışıyor” dedi. Ancak Dicle Üniversitesi Radyoloji Servisi’nin ultrasyon için 2 ay sonraya gün verdiği yazıda yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-bobrekli-hastaya-cift-bobrekli-raporu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku apnesi beyne zarar veriyor</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-apnesi-beyne-zarar-veriyor.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-apnesi-beyne-zarar-veriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 11:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[apne]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[mamiler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=374</guid>
		<description><![CDATA[Uyku apnesinin düşünce ve hafızayı bozan, ciddi bir beyin hasarına yol açabildiği kanıtlandı. Beyin taramaları, uyku apneli hastalara ait mamiler cisimciklerin sağlıklı kontrol deneklerinden daha küçük olduğunu ortaya koydu. Yapılan çalışmada uyku apnesi olan kişilerde hafıza depolayan beyin bölümünün küçülmüş olduğu görüldü. Bu bulguyla uyku ve solunum bozukluğunun sağlık açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uyku apnesinin düşünce ve hafızayı bozan, ciddi bir beyin hasarına yol açabildiği kanıtlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Beyin taramaları, uyku apneli hastalara ait mamiler cisimciklerin sağlıklı kontrol deneklerinden daha küçük olduğunu ortaya koydu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapılan çalışmada uyku apnesi olan kişilerde hafıza depolayan beyin bölümünün küçülmüş olduğu görüldü. Bu bulguyla uyku ve solunum bozukluğunun sağlık açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ileri düzeyde kanıtlanmış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Los Angeles, Californiya Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacıların yürüttüğü beyin tarama çalışmalarından edinilen bulgular, ilk defa uyku apnesinin hafıza depolayan beyin bölgelerindeki doku kaybı ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Uyku apneli hastaların düşünme ve odaklanma problemleri çoğu zaman uyku yoksunluğuna atfedilirken, taramalar çok daha gizli seyreden bir başka oluşuma işaret etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırma lideri, David Geffen Tıp Okulu&#8217;ndan Ronald Harper&#8217;in bu konudaki görüşleri şöyle; &#8220;Edindiğimiz bulgular uykuda yaşanan solunum bozukluğunun düşünce ve hafızayı bozan, ciddi bir beyin hasarına yol açabildiğini ispatlıyor. Araştırma verileri Neuroscience Letters dergisinin 27. Haziran  sayısında yer alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">UYKU APNESİ NEDİR?</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku apnesi uykuda boğaz, yumuşak damak ve dildeki kaslar gevşediğinde meydana gelir. Bu kaslar sarkıp, havayolunu daralttığında, dil ağzın gerisine doğru kayar, nefes borusunu bloke ederek oksijenin akciğerlere geçişini engeller. Uyuyan kişi solunum güçlüğü yaşar ve uykusu kısa süreli bölünür. Bu döngü gece boyunca defalarca tekrarlanır. Sonuçta hastada yüksek sesli horlama ve gün içerisinde kronik bitkinlik görülür. Bu bozukluk aynı zamanda artmış strok, kalp hastalığı ve diyabet riski ile ilişkilendirilir. 20 milyon Amerikalının uyku apnesinden muzdarip olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmada mamiler cisimcikler olarak adlandırılan, beynin alt kısmındaki yapılara odaklanıldı. Araştırmacılar manyetik rezonans görüntüleme tekniği ile uyku apneli 43 hastanın beynini taradılar. Kontrol deneklerinin görüntüleri ile karşılaştırıldığında, uyku apneli hastaların beyinlerinde özellikle sol tarafta, hacimleri %20 oranında küçülmüş, mamiler cisimcikler görüldü.</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku bozukluğunun beyin dokusunu etkileme sebebi bilinmese de, araştırmacıların teorisine göre bu tekrarlanan oksijen düşüşleriyle ilişkili. Apne epizodu esnasında, beyindeki kan damarlarının daralmasıyla, dokularda oksijen açığı oluşuyor. Bu durum hücre ölümüne yol açıyor. Kalp hastalığı ve strokla da ilişkilendirilen bu enflamatuar süreç ileri doku hasarına sebep oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dr. Harper&#8217;in bu konudaki yorumu şöyle: &#8221; Mamiler cisimciklerin hacmindeki küçülme, çok miktarda hücre kaybıyla sonuçlanan, hasar verici bir olaya maruz kaldıklarını düşündürmekte. Uyku bozukluğu tedavisi görmelerine rağmen, hastaların hafıza problemlerinin devam ettiği göz önüne alınırsa, bu olay kalıcı beyin hasarı şeklinde yorumlanabilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/uyku-apnesi-beyne-zarar-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sedef hastalarına müjde</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sedef-hastalarina-mujde.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sedef-hastalarina-mujde.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 13:31:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[saçkıran]]></category>
		<category><![CDATA[sedef]]></category>
		<category><![CDATA[vitiligo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba&#8217;nın başkenti Havana&#8217;daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul edecek. Merkezin, şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturduğu bildirildi. Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba&#8217;nın başkenti Havana&#8217;daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul edecek. Merkez, şimdiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba&#8217;nın başkenti Havana&#8217;daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul edecek. Merkezin, şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturduğu bildirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba&#8217;nın başkenti Havana&#8217;daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul edecek. Merkez, şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıkları konusunda faaliyet gösteren dünyadaki tek klinik olan Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, 13-19 Ocak tarihleri arasında 10 Türk hastayı kabul edecek. Geliştirdiği tedavi yöntemleriyle sedef, saçkıran ve vitiligo tedavilerinde dünyaca ünlü sağlık merkezi, her ay 350 Kübalı ve 80 yabancı hasta kabul ediyor. Şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturan klinik, Ocak ayı için de 10 Türk hasta için kontenjan ayırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi’nde hastalara yapılacak ön kontrol ve teşhisin ardından özel ilaçlarla günde iki seans olmak üzere tedavi uygulanacak. Patentleri Küba’da olan ilaçlarla yapılacak tedavinin ardından ilaçların geri kalan kısmı periyodik olarak hastalara kargo ile gönderilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">13-19 Ocak 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilecek sağlık turunun fiyatı ise, 120 Euro&#8217;luk biyopsi ile ilaç fiyatları hariç 2000 Euro olarak belirlendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sedef-hastalarina-mujde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronşit hastalarına kış uyarısı</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bronsit-hastalarina-kis-uyarisi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bronsit-hastalarina-kis-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2008 11:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Astım]]></category>
		<category><![CDATA[barınma]]></category>
		<category><![CDATA[bronşektazi]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[özlü]]></category>
		<category><![CDATA[uaşım]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tevfik Özlü, kış aylarında salgınlar yapan soğuk algınlığı, grip gibi viral solunum sistemi enfeksiyonlarının, bronşitli hastalarda normal kişilere göre daha ağır geçtiğini ve astım, KOAH ve bronşektazi hastalarında ataklara neden olabildiğini söyledi. Özlü, kış mevsiminin kendini hissettirdiğini, birçok ilde kar, don ve fırtınanın hayatı zorlaştırdığını belirtti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tevfik Özlü, kış aylarında salgınlar yapan soğuk algınlığı, grip gibi viral solunum sistemi enfeksiyonlarının, bronşitli hastalarda normal kişilere göre daha ağır geçtiğini ve astım, KOAH ve bronşektazi hastalarında ataklara neden olabildiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Özlü, kış mevsiminin kendini hissettirdiğini, birçok ilde kar, don ve fırtınanın hayatı zorlaştırdığını belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Kış koşullarında ulaşım, barınma, ısınmanın güçleşmesinin yanı sıra mevsime özgü çeşitli hastalıklar ve salgınların başladığını ifade eden Özlü, “Ama özellikle yaşlılar ve süreğen hastalığı olanların işi daha zor. Bu riskli grupların başında astım, bronşektazi (bronş genişlemesi) ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) gibi müzmin bronş hastalıklarına yakalanmış kişiler geliyor. Çünkü yağışlı, sisli, soğuk havalar, bu hastalarda şikayetleri artırmaktadır” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Özlü, kışın soba ve kaloriferlerin yanmasıyla bacalardan ortama dağılan dumana bağlı hava kirliliğinin, bronşitli hastalarda krizlere neden olabildiğine dikkati çekerek, özellikle hava kirliliğinin yaşandığı dönemlerde bronşit hastalarının hekim ve acil servis başvurularının arttığının bilindiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Soğuk, yağış nedeniyle ev içi, iş yeri gibi kapalı mekanlarda daha çok zaman geçirildiğini, buna bağlı olarak kapalı alanlarda içilen sigara ve ısınma amaçlı yakıtların neden olduğu oda havası kirliliğinin, hastalığın kontrolünü zorlaştırdığına işaret eden Özlü, oda havası kirleticilerinin, astım ve KOAH hastalarında krizleri tetikleyen önemli faktörler arasında olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Özlü, soğuk havalarda sıklığı artan nezle, sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından ötürü burun tıkanıklığı oluştuğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p style="text-align: justify;">“Bu hastaların, burun yerine ağızdan nefes alıp vermek zorunda kalmaları ise, hava yollarının ısı ve nemini düşürmekte ve özellikle geceleri tıkanmalar, nefes darlığı ve astım nöbetleri ortaya çıkmaktadır. Yine, soba veya kalorifer nedeniyle ev içi ortamın nem oranının çok düşmesi, özellikle uyurken ağızdan nefes alıp veren hastalarda hava yollarını kurutmakta ve gece öksürük, nefes darlığı gibi yakınmalara neden olmaktadır. Solunan havadaki ısı ve nemin düşük olması, astımlı hastaların hava yollarını tahriş ederek, krizleri başlatabilmektedir.”<br />
Kış aylarında salgınlar yapan soğuk algınlığı, grip gibi viral solunum sistemi enfeksiyonlarının, bronşitli hastalarda normal kişilere göre daha ağır geçtiğini ve astım, KOAH ve bronşektazi hastalarında ataklara neden olabildiğini ifade eden Özlü, “Tüm bu faktörlerin bir araya gelmesiyle kış aylarında bronşitli hastaların çoğunun sorunları artmakta ve almakta oldukları tedavi yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle bronşitli hastaların bahsi geçen olumsuz koşullardan mümkün olduğunca kendilerini korumaları gerekmektedir” diye konuştu.<br />
Özlü, kapalı ortamlarda sigara içilmemesi, odaların sık sık havalandırılması, soba kullanılıyorsa boru ve bacaların temizlenip iyi drenaj sağlanması, gece oda havasının nemlendirilmesi gerektiğini belirterek, grip salgınlarında olabildiğince kalabalıklarla temastan kaçınılması ve kirli havalarda zorunlu olmadıkça dışarıya çıkılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Özlü, bu tedbirlere rağmen durumlarında her zamankinden farklı olarak kötüleşme hisseden hastaların hekimlerine başvurmaları ve tedavilerinin güncelleştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/bronsit-hastalarina-kis-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi huylu tümörlere ameliyatsız çözüm!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/iyi-huylu-tumorlere-ameliyatsiz-cozum.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/iyi-huylu-tumorlere-ameliyatsiz-cozum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 13:27:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısız]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[intact]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kitle]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[patoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların korkulu rüyası meme tümörleri artık kâbus olmaktan çıkıyor. Yeni geliştirilen bir yöntemle memedeki kitlelere isim koymak artık daha kolay Hatta iyi huylu tümörlerden sadece 15 dakikada kurtulmak mümkün. Meme tümörü teşhisi ve iyi huylu tümör tedavisinde kullanılan INTACT adlı cihaz sayesinde, ağrısız, ameliyatsız küçük bir operasyon sonrası işinize ya da evinize geri dönebiliyorsunuz. Türkiye’ye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kadınların korkulu rüyası meme tümörleri artık kâbus olmaktan çıkıyor. Yeni geliştirilen bir yöntemle memedeki kitlelere isim koymak artık daha kolay</p>
<p style="text-align: justify;">Hatta iyi huylu tümörlerden sadece 15 dakikada kurtulmak mümkün. Meme tümörü teşhisi ve iyi huylu tümör tedavisinde kullanılan INTACT adlı cihaz sayesinde, ağrısız, ameliyatsız küçük bir operasyon sonrası işinize ya da evinize geri dönebiliyorsunuz. Türkiye’ye ilk kez gelen bu yöntem, ithalatçı firmanın desteği ile tüm özel hastanelerde uygulanabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Meme tümörünün biyopsisinde bir devrim yaratan INTACT Meme Biyopsi Sistemi, genel anestezi gerektirmiyor, ameliyathaneye ihtiyaç duyulmadan gerçekleştiriliyor. INTACT adı verilen aygıt, meme içine girerek, memedeki tümör ya da şüphelenilen dokuyu parçalamadan dışarıya çıkarıyor. Üstelik bu işlem sırasında hastaya herhangi bir zarar da vermiyor. Yapılan işlem hastanın memesinin görünümünü bozmadığı gibi herhangi bir çöküntüye veya ize de yol açmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">INTACT aygıtı Türkiye’ye gelmeden önce, memedeki doku veya tümörlerden biyopsi yapılarak örnek alınır, kötü huyluysa ameliyat ve tedaviler planlanır, iyi huyluysa takip edilirdi. Bu cihazla hastadan bütün halinde alınan doku patolojiye gidiyor. Tümörün bir bütün ve sınırları belli olarak gönderilmesi, patolojik inceleme açısından avantaj yaratıyor. Patoloji raporu kötü huylu tümör olarak teşhis ederse ve cerrahi sınırları düzgün kabul ederse hastaların yüzde 50-60 oranında tekrar ameliyat olmasına gerek kalmıyor. Eğer iyi huylu tümör olarak rapor edilirse tümörün tamamı çıkartıldığı için rutin meme kontrolleri dışında özel bir takibe de gerek kalmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’deki tüm özel hastanelerde uygulanabilen INTACT Meme Biyopsi Sistemi ile ilgili olarak görüşlerini aldığımız, Avrupa Şafak Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Fikret Sancak, artık memedeki kitlelerden kurtulmanın kolaylaştığını belirterek, “Yeni getirilen bu sistemle 2-3 cm’ye kadar olan kitleler tam olarak çıkarılarak incelenebiliyor. Bu yöntemle daha az ağrı ve daha küçük yara izi oluşuyor. Aynı zamanda cerrahi kadar doğru tanı konuluyor ve iğne biyopsisi kadar da basit bir işlem.  INTACT Meme Biyopsi Sistemi,  bizim de severek, güvenerek ve kolaylıkla uyguladığımız bir meme biyopsi sistemidir” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Florance Nightingale Gayrettepe Hastanesi Radyoloğu Dr. Metin Barlan ise meme lezyonlarının tanı ve tedavisinde yeni geliştirilmiş bu yöntemi, hasta açısından daha az travmatik ve konforlu olarak nitelendirdi. INTACT Meme Biyopsi Sisteminin, uygulama kolaylığı sağladığını belirten Radyolog Dr. Metin Barlan, “2-3 cm’ye kadar olan şüpheli lezyonların lokal anestezi eşliğinde, ameliyathane koşullarına ihtiyaç olmadan tümüyle çıkartılabilmesi, daha az travmatik ve hasta konforu açısından daha iyi olmakla cerrahiye göre avantaj sağlarken, tanı amaçlı biyopsilerde daha fazla materyal elde ettiği için de diğer biyopsi yöntemlerine göre öne çıkıyor” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">INTACT MEME BİYOPSİ SİSTEMİ NASIL UYGULANIYOR?</p>
<p style="text-align: justify;">INTACT meme biyopsi sistemi, ultrasonografiyle birlikte uygulanıyor. Muayenehane koşullarında, meme radyoloji uzmanı tarafından ultrasonla görüntüleniyor. Lokal anesteziden sonra genel cerrah, memede açtığı küçük kesiden INTACT aygıtının ucunu (prob) sokuyor. Prob, meme dokusunu kanamayı engellemek amacıyla, radyo frekans dalgalarıyla yakarak kendine yol açıyor ve şüpheli kitleye doğru ilerliyor. Şüpheli kitleye yaklaşıldığında bu kez INTACT aygıtının ucundan bu kitleyi kavrayacak teller çıkıyor. Bu teller kepçe gibi şüpheli kitlenin etrafını dolaşıyor ve çevre dokusuyla birlikte yakarak kavradıktan sonra kafes gibi kapanıyor. Bilye gibi kavradığı kitleyi sıkarak, hacmini küçültüyor ve dışarı alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/iyi-huylu-tumorlere-ameliyatsiz-cozum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İthal damar sayesinde yürüyecek!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/ithal-damar-sayesinde-yuruyecek.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/ithal-damar-sayesinde-yuruyecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 15:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[atar damar]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ithal]]></category>
		<category><![CDATA[suni damar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Şanlıurfa&#8217;da sol bacağında ağrı hisseden ve yürüme güçlüğü çeken hasta, ABD&#8217;den ithal edilen sığır damarının ameliyatla bacağına yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu. Serbest çalıştığı öğrenilen evli ve 3 çocuk babası 41 yaşındaki Aziz Mermerkaya, 16 yıl önce sol bacağının damarlarındaki tıkanma nedeniyle ameliyat edildi. Bacağına suni damar takıldıktan birkaç yıl sonra varis ameliyatı da olan Mermerkaya&#8217;nın bacağında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şanlıurfa&#8217;da sol bacağında ağrı hisseden ve yürüme güçlüğü çeken hasta, ABD&#8217;den ithal edilen sığır damarının ameliyatla bacağına yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Serbest çalıştığı öğrenilen evli ve 3 çocuk babası 41 yaşındaki Aziz Mermerkaya, 16 yıl önce sol bacağının damarlarındaki tıkanma nedeniyle ameliyat edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bacağına suni damar takıldıktan birkaç yıl sonra varis ameliyatı da olan Mermerkaya&#8217;nın bacağında geçen yıldan bu yana oluşan ağrılar, hastanın yürüme güçlüğü çekmesine neden oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir süre ilaç tedavisi gören ancak bacağındaki ağrılar zaman zaman nükseden Mermerkaya, birkaç gün önce Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü&#8217;ne müracaat etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Tetkiklerin ardından anjiyo yapılan Mermerkaya&#8217;nın suni damarlarının işlev görmediğini belirlendi.Vücuttaki toplardamarların varis ameliyatında alındığını fark eden doktorlar, yeniden suni damar nakletmenin hastanın aynı sıkıntıları yaşamasına yol açabileceğini belirledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel araştırmalarda insan vücuduna çabuk uyum sağladığı belirlenen, yurt dışında sıkça kullanılan “sığırın meme atar damarı”nın hastanın bacağındaki suni damarla değiştirilmesine karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">SIĞIR DAMARI İÇİN İHALE</p>
<p style="text-align: justify;">Durumu hastane başhekimi Opr. Dr. İdris Ahmet Çakır&#8217;a anlatan kalp ve damar cerrahisi bölümünde görevli doktorlar Fahri Hayri Atlı ile Mustafa Kemal Avşar, ameliyat için yurt dışında bazı sağlık merkezlerince bu tarz durumlar için hazırlanan sığır damarı ithal edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun üzerine ihale açan hastane yönetimi, bir şirket aracılığıyla ABD&#8217;den 10 günde, bir solüsyon içinde, istenilen damarı getirtti.<br />
40 santimetre uzunluğundaki damar, yaklaşık 2,5 saat süren ameliyatla hastanın kasığıyla dizi arasındaki bölüme yerleştirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">“ŞANLIURFA&#8217;DA HER TÜRLÜ AMELİYAT YAPILABİLİYOR”</p>
<p style="text-align: justify;">Ameliyatı gerçekleştiren doktorlardan Fahri Hayri Atlı, hastanın ithal sığır damarını kendi damarı gibi uzun süre kullanabileceğini, bu damarın vücutta tıkanmaya neden olmayacağını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Mermerkaya&#8217;nın daha önceki ameliyatlarında vücudundaki yedek damarların kullanıldığını ifade eden Atlı, yeniden suni damar yerleştirmenin bazı sıkıntılara yol açabileceği endişesiyle böyle bir karar aldıklarını kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve damarın vücuda uyum sağladığını bildiren Atlı, “Hastamız birkaç günde taburcu edilebilecek duruma gelir” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Dr. Mustafa Kemal Avşar da zor bir ameliyat gerçekleştirdiklerini belirterek, “Urfa&#8217;da her türlü ameliyatın yapılabildiğini herkesin bilmesini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Aziz Mermerkaya ise son dönemlerde ayağındaki ağrıların iyice arttığını, adım atmakta zorlandığını ifade ederek, ameliyatın ardından kendini çok iyi hissettiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/ithal-damar-sayesinde-yuruyecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

