Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
16

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-16-2009

Alınan kilolar depresyona neden oluyor ve hayatı çekilmez hale getirebiliyor.

Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, alınan kiloların depresyon sebebi olduğunu önemle vurgulayarak ve şu açıklamaları yaptı:

“Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. “Ben kendimle barışığım” diyenlerin çoğu gerçeği yansıtmıyor. Aslında kilo, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir. Kilo almak depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olmak da kilo almayı beraberinde getirebilir. Kilo almak muhtemelen artan stres veya duygusal bir aksaklık sonucu ortaya çıkar.

Kilo almaya başlayan kadın kendini sorgulamalı…

Yemek yemek birçok kadın için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabilir. Spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadının mutlaka kendini sorgulaması gerekir. Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerekir.”

Dr. Yavuz, kilo vermek için ya da almamak için dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralıyor:

- Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, hatta ara öğünlerle günlük öğün sayınızı arttırın.

- Sebze ve meyve tüketimini artırın.

- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.

- Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.

- Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.

- Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın.
Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.

- Bol bol su için.

- Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.
- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.

- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.

- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.


 
Oca
12

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-12-2009

Iğdır’da 7 yaşındayken elektrik direğinde akıma kapılarak iki kolunu kaybeden Yusuf Akgün (22), ağzıyla tuttuğu kalemle yaptığı resimler ve yüzme yarışmalarında elde ettiği derecelerle, engelinin “başarıya engel olmadığını” kanıtlıyor.

1993 yılında, çıktığı elektrik direğinde akıma kapılan Akgün’ün kolları yandı. Akgün, ailesinin sosyo ekonomik yetersizliği nedeniyle devletin koruması altına alındı.

İlköğretim ve liseyi bitirdikten sonra hedefindeki Güzel Sanatlar Fakültesi’ni bu yıl burslu kazanan Akgün, 50. Yıl Yetiştirme Yurdu’nda kalıyor.

Akgün,  elektrik çarpması sonucu iki kolunu kullanamadığını ancak hiçbir zaman yaşama sevincini kaybetmediğini söyledi. İnsanlardan kendini soyutlamadığını ve kabuğuna çekilmediğini ifade eden Akgün, şöyle devam etti:

“Okuduğum karikatürlerin ve izlediğim çizgi filmlerin çizimlerinin nasıl yapıldığını hep merak ederdim. Bu meraktan hareketle, ben bunları nasıl yapabilirim diye düşündüm. Kalemi ağzımla tutarak yapmaya başladığım kara kalem çalışmalar, çevrem tarafından da beğenilmeye başlayınca, yılmadan bu işi sürdürdüm. Ayrıca fırçayla ve pastel boya kullanarak da resim yapıyorum. Resimlerimi bir kişinin model olarak durması ya da bir fotoğrafına bakarak kara kalem çalışması olarak bitiriyorum. Ayrıca sporla da ilgileniyorum. Kickboks, atletizm ve yüzme branşlarında derecelerim var.”

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının 93. kuruluş yıl dönümü nedeniyle 2004′te düzenlenen resim yarışmasında “Jüri Özel Ödülü” kazandığını belirten Akgün, 2007′de Armada İş Merkezi Sergi Salonu’nda Polonya gezisi ve kişisel çalışmalardan oluşan fotoğraf ve resim sergisi açtığını bildirdi.

Yüzme alanındaki başarılarından söz eden Akgün, 2004′te Tokat’ta, 2005′te Samsun’da düzenlenen Türkiye Bedensel Engelliler Yüzme Şampiyonası’na katıldığını, ardından Ankara Bölgesel Bedensel Engelliler Yüzme Takımına seçildiğini, 2005′te Finlandiya’da düzenlenen Bedensel Engelliler Atletizm Avrupa Şampiyonası’nda dereceye girdiğini belirtti.

AZİM VE YAŞAMA SEVİNCİ

“Kendimi diğer insanlardan farklı görmüyorum” diyen Akgün, “Azmim ve yaşama sevincim olmasaydı, şu an bir rehabilitasyon merkezinde ağzıma kaşıkla çorba verilen bir kişi konumundan öteye gidemezdim” dedi.

Kimseye ihtiyaç duymadan her türlü gereksinimini karşılayabildiğini vurgulayan Akgün, yaşama umutla baktığını söyledi.

Burslu olarak öğrenim gördüğü Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin “Grafik-Tasarım Bölümü”nü bitirmeyi hedeflediğini dile getiren Akgün, “Üniversiteyi bitireceğim. Mesleğimi yaparak, çalışmaya başlayacağım. Kollarımı kullanamaz hale geldikten sonra memleketimde ‘bu artık bir işe yaramaz, bir şey yapamaz’ diyen yakınlarıma karşı neler yapabildiğimi göstereceğim” diye konuştu.

DEVLET KORUNMASI ALTINDA

Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Salih Çakırgöz, Yusuf Akgün’ün ailesinin ‘ekonomik durumu iyi olmadığı ve engelli bir çocuğa bakma zorlukları nedeniyle’ devlet korunması altında olduğunu belirtti.

Akgün’ün, Önce Saray Rehabilitasyon Merkezi’ne yerleştirildiğini, tedavi edildiğini kaydeden Çakırgöz, Atatürk Çocuk Yuvası, Fatma Üçer Yetiştirme Yurdu ile Ağrı Yetiştirme Yurdu’nda bir süre kaldıktan sonra 50. Yıl Yetiştirme Yurdu’na yerleştirildiğini söyledi.

Akgün’ün örnek bir yaşamı olduğunu ifade eden Çakırgöz, kurum olarak her türlü desteği sağlayamaya devam edeceklerini ifade etti.

HİPERAKTİF KİŞİLİĞİN YANSIMALARI

50. Yıl Yetiştirme Yurdu Müdürü Ali Taşyürek de Yusuf Akgün’ün 7 yıldır burada kaldığını dile getirerek, Akgün’ün “hiperaktif” kişiliğe sahip olduğunu gözlemlediklerini söyledi.

Öğrencilerinin resim ve spor alanında yeteneğinin olduğu keşfettiklerini ve desteklediklerini vurgulayan Taşyürek, “Elimizi kullanarak yapamadığı resimleri Yusuf, kolu olmadığı için ağzına aldığı kalemle inanılmaz güzellikte çiziyor. Yeteneğini gören herkes şaşırıyor ve takdirle karşılıyor” dedi.

Sporun çeşitli branşlarında gösterdiği başarıyı “Akgün’ün hiperaktif kişiliğinin yansıması” olarak değerlendiren Taşyürek, Akgün’ün Güzel Sanatlar Fakültesinde başarılı bir öğrenim sürmesinin, herkese örnek bir öğrenci profili çizdiğini kaydetti.


 
Oca
06

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-6-2009

Avrupa’da kişinin sağlıklı hayat beklentisi ve yaşam süresi yaşadığı ülkeye göre değişiyor

Lancet medical’de yayınlanan çalışmada 25 Avrupa ülkesinden alınan maluliyet istatistikleri dikkate alındı. Çalışmaya göre, sağlıklı yaşam beklentisi ve kişinin yaşam süresi Avrupa’nın her ülkesine göre değişiyor.

Örneğin; ortalama olarak, 50 yaşındaki bir Avrupalı erkeğin 67.3 yaşına kadar, bir kadının ise 68.1 yaşına kadar sağlıklı aktif bir yaşam beklentisi taşıdığı ortaya çıktı.

Danimarkalı erkek ve kadınlar ellisinden sonra 23.64 ve 24.12 yıl yaşamayı umarken, Estonyalı erkeklerin elliden sonra sağlıklı yaşam beklentisi sadece 9.05 yıl.

Araştırma lideri Profesör Carol Jagger’ın tespiti şöyle; “2005′de 25 Avrupa ülkesi arasında, 50′den sonra aktivite sınırlandırması olmaksızın, sağlıklı geçirilen yıllarda büyük bir varyasyon söz konusu. Sağlıklı ömür sürmede yaklaşık 14 yıllık bir fark ortaya çıkıyor.”


 
Ara
27

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-27-2008

ADIYAMAN’da 2 kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle yargılandığı davada 2 kez ömür boyu hapis cezasına carptırılan ve bir hafta önce cezaevinde beyin kanaması geçirerek kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 66 yaşındaki Süleyman Tamar, organları ile hayat kurtaracak.

Süleyman Tamar’ın 2 böbreği ve karaciğeri başka hastalara nakledilmek üzere Malatya Turgut Özal Tıp Fakültesi Hastanesi’nden gelen ekip tarafından alınarak özel araçla Malatya’ya götürüldü.

21 Aralık 2004 yılında 2 kişiyi öldürmek suçundan tutuklanan ve yargılama sonunda 2 kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Süleyman Tamar, yattığı Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 hafta önce beyin kanaması geçirerek Adıyaman Devlet Hastanasi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan Süleyman Tamar’ın tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Tamar’ın organları yakınları tarafından bağışlanınca, Malatya Turgut Özal Tıp Fakültesi’nden bir ekip Adıyaman’a geldi. Adıyaman Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen ve 2.5 saat süren operasyonla Tamar’ın karaciğer ve iki böbreği alınarak, ihtiyacı olan hastalara nakledilmek üzere özel bir araçla Malatya’ya götürüldü.

ADIYAMAN’DA İLK KEZ ORGAN ALINDI

Operasyonu gerçekleştiren ekibin başında yer alan Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof .Dr. Sezai Yılmaz, beyin ölümü gerçekleşen hastanın organlarının ailesi tarafından bağışlandığını belirterek şunları söyledi:

“Şu anda karaciğerini biz kesin kullanacağız. Böbrekler de henüz kesin değil inceleme yapacağız. Bu amaçla buradayız. Adıyaman’da ilk kez bir organ alımı operasyonu oldu. Ülkemizde organ bağışının son derece yetersiz olduğunu biliyoruz. Avrupa Ülkelerinden 40’da biri kadar bile bir bağış yok. Ama ben Adıyaman insanının ne kadar mütevazı, ne kadar iyi niyetli olduğunu biliyorum. Bu konuya da çok yatkın olduğunu biliyorum. Ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde Adıyaman’da organ bağışı konusunda ilerleme kat edilecektir.”

Adıyaman’da bir ilkin gerçekleştiğini söyleyen Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet İnan da, Türkiye’de organ bağışı konusunda çok sıkıntılar yaşandığını, binlerce insanın organ nakli beklediğini söyledi. Dr. İnan, “Bu konuda Adıyaman’da bir ilk gerçekleşti. Bu operasyon ile Adıyamanlılara organ bağışı konusunda sesimizi duyurmuş bulunuyoruz. Bu bağışlar birkaç insanın hayatını kurtaracaktır. Binlerce organ bekleyen, böbrek bekleyen diyaliz hastalarımız var. Onlar için bir umut oluyor. Bunun Adıyaman’da bir ilk olması bizi umutlandırmıştır” diye konuştu.

Adıyaman Sağlık müdürü M. Emin Taş ise, ölüm sonrası yaşama destek noktasında belki de yapılabilecek en önemli hizmetin organ bağışı olduğunu kaydederek, “Burada özellikle bu kararı veren beyin ölümü gerçekleşen hastanın yakınlarına teşekkür ediyorum. Bir insana yaşam umudu verdiler. Adıyaman Sağlık Müdürlüğü olarak da organ bağışı konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bu konuda özellikle 2008 yılı içerisinde toplam 46 vatandaşımız organlarını bağışladı. Buda bir bilinçlendirme hareketidir” dedi.


 
Ara
26

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-26-2008

Menopoz döneminde vucut daha duyarlı bir hale geliyor.Bu yüzden beslenmenize dikkat etmelisiniz.

Menopoz hayatınızda açılan yeni bir sayfa; hayatın getirdiği yeniliklerle başa çıkabilmek için artık daha çok deneyime sahip olduğunuz bir dönem. Hayatla ilgili bilmeniz gereken her şeyi artık az çok bildiğiniz, kendinize olan güveninizi tam olarak elde ettiğiniz, vücudunuzu, ruhunuzu daha iyi tanıdığımız bir dönem.

Menopozda Beslenirken Nelere dikkat etmelisiniz?

Daha fazla kalsiyum, yeterli miktarda egzersiz… Aslında doğru beslenme ve düzenli egzersiz hayatın her aşamasında önemlidir, ancak menopoz süresince vücut daha duyarlı bir hale geldiği için, bu dönemde ne yediğinize ve yaptığınız sporlara daha fazla özen göstermelisiniz.

Kalsiyum miktarı yüksek olan besinler nelerdir?

Süt , yoğurt , peynir ve diğer süt ürünleri , istiridye , sardalye ve somon balığı ve koyu yeşi l, lifli sebzeler , ıspanak ve brokoli .

Yağ ve kolesterol oranı düşük gıdalar almaya özen gösterin ; yağlar karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla kalori içerir. Günlük diyetinizde aldığınız yağ oranı diğer besin bileşenlerine göre %30”un altında olmalıdır.

Soya Mucizesi :

Menopoz sonrası kadınlarda kalp hastalığına yakalanma riski artar. İşte soya proteini burada devreye girer; çünkü soya proteininin kolesterolü düşürdüğü kanıtlanmış bir gerçektir. Soya ürünleri sağlıklı beslenme açısından büyük önem taşır. Besin değerleri içerdikleri protein, antioksidan ve kalsiyum açısından zengin olduğu için, vücuda çok yararlıdır. Soya ürünleri, kolesterolün düşürülmesinde, kemik yapısının güçlendirilmesinde ve sıcak ataklarının azalmasında etkilidir.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.