Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
21

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-21-2009

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, burun kenarındaki kırışıklıkları gidermek amacıyla botoks yaptıran kadının yüzünde meydana gelen ve telafisi mümkün olmayan şekil bozuklukları konusunda hastasını aydınlatmayan doktorun tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davanın reddi yönünde verdiği kararı bozan Yargıtay, “Hastanın tedavisini üstlenen hastane ve doktorlar, meslek alanı içinde olan bütün kusurlarından hafif de olsa sorumludur. Davalı doktorun hastayı aydınlatma görevini yerine getirip getirmediği araştırılmalıdır” dedi.

BOTOKS SONRASI YÜZÜNDE YUMRULAR VE MORLUKLAR OLUŞTU

Davacı kadın, yüzündeki gülümseme çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi için 1999 yılı haziran ayında estetik kliniğine başvurdu. Davalı doktor, hastanın yüzüne botoks enjekte etti. Botoks sonrası yüzünde çeşitli reaksiyonlar meydana gelen hastanın, yapılan müdahalelere rağmen yüzünde meydana gelen şekil bozukluğu giderilemedi. Hastanın yüzünde kalıcı yumru kütleler, çöküntüler ve morluklar meydana geldi. Güzelleşmek için botok yaptıran hasta, cerrahi müdahale ile dahi iyileşme şansı olmadığını öğrenince, kendisine özensiz ve kusurlu botoks yapan doktor ve klinik aleyhine 200 bin YTL manevi tazminat talebiyle dava açtı.

ADLİ TIP, “KÖTÜ MALZEME KULLANILMADI”

Mahkeme, davacının yüzünde oluşan yumruların, Adli Tıp Kurumu ve Tabip Odası Kurulu raporlarına göre bir komplikasyon sonucu oluştuğunun anlaşıldığını, işin kötü yapılması veya kötü malzeme kullanımı söz konusu olmadığı yönünde rapor düzenlediklerini belirterek, davanın reddine karar verdi.

Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak, hastanın yüzüne botok uygulayan hekimin ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin bilgi verip vermediğinin tespit edildikten sonra hüküm kurulması gerektiğini belirtti.

Daire, kararında şu görüşleri dile getirdi: “Davacının tedavisini üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor ve hastane, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Hasta, mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, görevini ifa etmemiş sayılmalıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı doktorun, davacıyı aydınlatma borcunu yerine getirip getirmediği tartışılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulamaz. O halde, davalının aydınlatılmış, onama alma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanzim edilmesinin istenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

Yargıtay’ın bu kararının ardından, hastasına botoks uygulayan doktorlar, yazılı bir belge ile yapılan tedavinin yararlarını ve zararlarını anlatıp imzalatmak zorunda kalacak.


 
Oca
13

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-13-2009

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meftun Ünsal, “Tüberküloz tedavisinde ilaçların doz ve süre olarak düzenli kullanılmaması kanserden daha ağır sonuçlara yol açıyor” dedi.

Prof. Dr. Ünsal, birçok gelişmiş ülkede ortadan kalkmasına rağmen, tüberkülozun Türkiye’de hala bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Tüberkülozun 15 günü geçen kronik öksürük, gece terlemesi, halsizlik gibi belirtileri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünsal, hastalığın tedavisinde ilaçların belirlenen dozda ve düzenli kullanımının son derece önemli olduğunu vurguladı.

Tüberküloz tedavisinde ilaçların düzensiz kullanımı halinde hastada tedavi için uygulanan ilaçlara karşı direnç geliştiğini bildiren Prof. Dr. Ünsal, şu bilgileri verdi:

“Tüberküloz tedavisinde ilaçların doz ve süre olarak düzenli kullanılmaması daha ağır sonuçlara yol açıyor. İlaçlarını düzensiz kullandığı için bu ilaçlara karşı direnç geliştiren tüberkülozlu hastalar mikrop yaymaya devam ediyor. Sağlıklı kişiler bu mikrobu aldıklarında onlar da direnç geliştirilmiş verem hastası oluyorlar. Bu hastalar da dirençli tüberküloz için kullanılan, yan etkisi daha fazla olan ilaçlarla tedavi edilmek zorundalar.”

Yeni tanı konan hastalarda kullanılan 5 çeşit ilaç olduğunu belirten Prof. Dr. Ünsal, şunları kaydetti:

“Bu ilaçlara direnç geliştirenlerde vakanın durumu ağırlaşıyor, tedavi için ilk kullanılan ilaçlara göre daha pahalı ve daha fazla yan etkisi olan ilaçların kullanılması gerekiyor. Bu ilaçlarla tedavi süresi uzuyor. İlaçlara karşı direnç geliştiren tüberküloz hastalarının birçoğunda iyileşme oranı daha az. Vakaların etkin biçimde yani yeterli ilaç sayısı, ilaçların düzenli kullanımı ile tüberkülozun yayılımında ülke genelinde daha fazla oranda düşme görüleceği kesindir.”

Bu nedenle tüberküloz tanısı konulan hastaların ilaçlarını titizlikle aksatmadan kullanmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ünsal, hekimlerin de ilacın doz ve süre ayarlarını çok iyi yapmaları gerektiğini bildirdi.


 
Oca
10

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-10-2009

Yağ dokusundan salgılanan ve beyne sinyaller göndererek sağlıklı kişilerde iştahı kesen leptin adlı hormonun bazı ilaçlarla obezlerde de etkili olabileceği bildirildi.

ABD’nin Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Umut Özcan, “obezite hastalarının çoğunun leptine direnç gösterdiğini, bu kişilerin beyninin leptinin etkilerini engellediğini” belirtti.

Özcan, yıllardır ilaç şirketleri ve üniversite laboratuvarlarının obezlerin beyninin leptine duyarlı olmasını sağlayabilecek bir ilaç bulmaya çalıştığını ancak başarılı olunamadığını ifade etti.

Yaklaşık 10 yıl önce leptinin bulunması obezite tedavisi için umut olmuş ancak, obezlerin bu hormonun etkilerine direnç gösterdikleri anlaşılınca umutlar sönmüştü.

Dr. Özcan ve ekibinin çalışmasıysa obezite tedavisine yeniden umut ışığı oldu. Özcan ve ekibi, yağ bakımından zengin yiyeceklerle aşırı şişmanlatılan farelere, etken maddesi 4-Phenyl Butyrate (4-PBA) ve Tauroursodeoxycholic Acid (TUDCA) olan ilaçlar verdi. Farelerin leptinin etkilerine duyarlığı 10 kat arttı. Böylece fareler, yağlı yiyeceklerle beslenmeye devam etse de kilo kaybetti.

Klinik deneylere başlamayı planlayan Özcan, “Araştırmamız, yağlı diyete tabi tutulan obez farelerin leptine duyarlığını artırmanın mümkün olabileceğini gösteren ilk araştırmadır. Bu insanlarda da işe yararsa, obezite tedavi edilebilecek” dedi.
Araştırma, “Cell Metabolism” dergisinde yer alıyor.

UMUT ÖZCAN

1977′de Tunceli’de doğan Dr. Umut Özcan, Tunceli Atatürk İlkokulu’nu bitirdikten sonra ortaokula Elazığ Anadolu Lisesi’nde devam etti. Özcan, buradan Ankara Fen Lisesi’ne geçti.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İngilizce tıp eğitimi alan Özcan, ilk yıldan itibaren Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, Prof. Dr. Günnur Yiğit, Prof. Dr. Selma Yılmazer ve Prof. Dr. Tuncay Altuğ ile birlikte araştırma çalışmalarına devam etti.

Özcan’ın 2004 yılında Science dergisinde yayınlanan çalışması dünyanın en iyi tıp dergilerinden biri olan Nature Medicine tarafından 2004-2006 yılları arasında dünyada yapılan en iyi 5 diyabet araştırması içerisinde gösterildi.

Farelerde tip 2 diyabeti tedavi eden araştırmasıyla tıp dünyasında heyecan yaratan genç Türk bilim adamı Dr. Umut Özcan (32), Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu.


 
Oca
10

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-10-2009

İshal tedavisinde kullanılan eski bir ilacın yaşlanmayı yavaşlatabileceği bildirildi.

Kanada’daki McGill Üniversitesinden bilim adamlarının hayvanlar üzerinde yaptığı araştırma, yaklaşık 80 yıl önce bulunan “clioquinol” ilacının “saat-1″ de denilen “CLK-1″ proteinine doğrudan etki ederek omurgasızlar ve farelerin daha uzun yaşamasını sağladığını gösterdi.
İlacın CLK-1′i kodlayan genin aktif olmasını engelleyerek yaşlanma sürecini yavaşlatabileceği belirtildi.

Laboratuvarda bu ilaç, hayvanlarda Alzheimer, Parkinson ve Huntingdon hastalıklarının ilerlemesini de tersine çevirdi.

Avrupa ve Asya’da ishal gibi karın ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde kullanılan clioquinol, muhtemel ağır yan etkileri nedeniyle geri çekilmişti. 1960′larda doktorlar Japonya’daki omurilik iltihaplanmaları vakalarındaki artış ve bu ilaç arasında bağlantı olduğundan şüphelense de, bugün araştırmacılar bu vakalar ve clioquinol arasında ilişki olmadığını düşünüyor.

İnsanların bu ilacı kullanabilmesi için daha birçok araştırma gerekiyor.

“Journal of Biological Chemistry” dergisinde yayımlanan araştırma, Fransız “Le Nouvel Observateur” dergisinin internet sitesinde yer alıyor.


 
Oca
10

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-10-2009

Ameliyatta hasta güvenliğini sağlamak, sağlığa özel trafik kurallarını uygulamayı gerektiriyor.

Bu güvenliğin içinde doğru hastaya doğru dozda ilaç, enfeksiyon kontrolü, taraf cerrahisi (sağ böbrek yerine sol böbreği almamak gibi), anesteziyi doğru uygulamak, cihazların bakımını zamanında yapmak, ilaç stokları ve miyadlarının kontrolü gibi çok önemli ve vazgeçilmez olanlar geliyor.

Acıbadem Sağlık Grubu Ameliyathaneleri ve Acıbadem Üniversitesi Sürekli Eğitim ve Gelişim Merkezi iş birliği ile düzenlenen “Ameliyathanede Hasta Güvenliği” konulu eğitim seminerinde, en son uygulamalar tartışıldı.

Marmara Bölgesi Ameliyathane Hemşireleri Mezuniyet Sonrası Eğitim Seminerleri kapsamında organize edilen seminere,  Trakya Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, Yeditepe Üniversitesi, GATA, devlet ve özel hastanelerden 246 kişi katıldı.

Acıbadem Sağlık Grubu Ameliyathane Hizmetleri Müdürü İlknur İnanır,  grubun tüm hastanelerinde yapılan ameliyatlarda, hasta ve çalışanlar için alınacak olan güvenlik önlemleri hakkında bilgi verdi. İnanır, bu önlemleri şöyle sıraladı:

- Ameliyathanenin temizlik ve dezenfeksiyona uygun antibakteriyel malzemeden yapılması gerekiyor (tavan, duvar vs.)
- Cihaz kalibrasyonu (cihazların düzenli bakımı)
- İlaç ve anesteziklerin kritik stok seviyeleri belirlenmeli ve miyad kontrolü yapılmalı
- Tüm sarf malzemelerinin kritik stok seviyeleri belirlenerek miyad kontrolü yapılmalı
- Steril, yarı steril ve steril olmayan alanlar belirlenmeli
- Hepa filtre, laminal flow gibi havalandırma sistemleri olmalı

Hasta Güvenliğinde Vazgeçilmez 6 Kural!

Hastaların güvenliğinin sağlanması için vazgeçemeyecekleri kurallarını anlatan İnanır,  bunları şöyle sıraladı:

Kimlik doğrulama süreci
Ekip içi, ekipler arası iletişimin geliştirilmesi
Yanlış tarafa ameliyat yapılması, hasta ve cerrahiye yönelik önlemlerin alınması
Enfeksiyon kontrol önlemlerinin geliştirilmesi
Yaralanma ve düşmeler için sistem geliştirme
Yüksek riskli ilaçların güvenli kullanılması

İlaçların Karışmasını Önlemek İçin Renkli Etiket Kullanıyoruz

Hasta güvenliğinde en önemli gündem maddelerinin arasında ilaçların doğru kullanımı gerekiyor. Acıbadem Sağlık Grubu’nda bu konuda alınmış önlemler de en üst düzeyde işletiliyor. Yüksek riskli ilaçlar için sarı, kırmızı, mavi, turuncu renkli etiketler kullanılıyor.

-Sarı ,insülin için
- Mavi, heparin için
- Turuncu, potasyum içerikli olanlarda
- Kırmızı, genel yüksek risklileri belirtmek için

Ayrıca steril alanda ilaç etiketlemede önemli ilacın adı, dozu mutlaka etiketlenerek ameliyat sırasında kullanım için hazırlanıyor.  Uygulama öncesi geri okuma yöntemi ile hekime gerekli hatırlatma yapılarak cerrahi sırasında yanlış ilaç uygulamalarını önleniyor.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.