Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
05

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-5-2009

Yapılan çalışmada kadınların erkeklere göre daha kuvvetli mizah yeteneği olduğu ortaya çıktı.

Çizgi film izlettirilen 10 kadın ve erkeğe tarama teknikleri ile beyin takibi yapıldı. Kadınlarda dil işleme, hafıza ve ödül mekanizmasında rol oynayan beyin bölgelerinin daha fazla aktifleştiği görülürken, kadınlar daha analitik bir yaklaşım benimseyerek, esprinin diline daha fazla anlam yüklüyorlar.

Araştırmacılara göre kadınların çizgi filmleri gülünç bulma beklentileri daha düşük. Filmlerin gerçekten komik olması karşısında ise, zevk alma merkezleri erkeklere göre daha güçlü.

Oysa erkekler baştan filmlerin komik olmasını bekledikleri için onlarda aktivasyon artışı görülmedi.

Mizah, kadın, erkek, yetenek, gülme, çizgi, film, araştırma, beklenti, komik


 
Ara
25

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-25-2008

Kadınların korkulu rüyası meme tümörleri artık kâbus olmaktan çıkıyor. Yeni geliştirilen bir yöntemle memedeki kitlelere isim koymak artık daha kolay

Hatta iyi huylu tümörlerden sadece 15 dakikada kurtulmak mümkün. Meme tümörü teşhisi ve iyi huylu tümör tedavisinde kullanılan INTACT adlı cihaz sayesinde, ağrısız, ameliyatsız küçük bir operasyon sonrası işinize ya da evinize geri dönebiliyorsunuz. Türkiye’ye ilk kez gelen bu yöntem, ithalatçı firmanın desteği ile tüm özel hastanelerde uygulanabiliyor.

Meme tümörünün biyopsisinde bir devrim yaratan INTACT Meme Biyopsi Sistemi, genel anestezi gerektirmiyor, ameliyathaneye ihtiyaç duyulmadan gerçekleştiriliyor. INTACT adı verilen aygıt, meme içine girerek, memedeki tümör ya da şüphelenilen dokuyu parçalamadan dışarıya çıkarıyor. Üstelik bu işlem sırasında hastaya herhangi bir zarar da vermiyor. Yapılan işlem hastanın memesinin görünümünü bozmadığı gibi herhangi bir çöküntüye veya ize de yol açmıyor.

INTACT aygıtı Türkiye’ye gelmeden önce, memedeki doku veya tümörlerden biyopsi yapılarak örnek alınır, kötü huyluysa ameliyat ve tedaviler planlanır, iyi huyluysa takip edilirdi. Bu cihazla hastadan bütün halinde alınan doku patolojiye gidiyor. Tümörün bir bütün ve sınırları belli olarak gönderilmesi, patolojik inceleme açısından avantaj yaratıyor. Patoloji raporu kötü huylu tümör olarak teşhis ederse ve cerrahi sınırları düzgün kabul ederse hastaların yüzde 50-60 oranında tekrar ameliyat olmasına gerek kalmıyor. Eğer iyi huylu tümör olarak rapor edilirse tümörün tamamı çıkartıldığı için rutin meme kontrolleri dışında özel bir takibe de gerek kalmıyor.

Türkiye’deki tüm özel hastanelerde uygulanabilen INTACT Meme Biyopsi Sistemi ile ilgili olarak görüşlerini aldığımız, Avrupa Şafak Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Fikret Sancak, artık memedeki kitlelerden kurtulmanın kolaylaştığını belirterek, “Yeni getirilen bu sistemle 2-3 cm’ye kadar olan kitleler tam olarak çıkarılarak incelenebiliyor. Bu yöntemle daha az ağrı ve daha küçük yara izi oluşuyor. Aynı zamanda cerrahi kadar doğru tanı konuluyor ve iğne biyopsisi kadar da basit bir işlem.  INTACT Meme Biyopsi Sistemi,  bizim de severek, güvenerek ve kolaylıkla uyguladığımız bir meme biyopsi sistemidir” dedi.

Florance Nightingale Gayrettepe Hastanesi Radyoloğu Dr. Metin Barlan ise meme lezyonlarının tanı ve tedavisinde yeni geliştirilmiş bu yöntemi, hasta açısından daha az travmatik ve konforlu olarak nitelendirdi. INTACT Meme Biyopsi Sisteminin, uygulama kolaylığı sağladığını belirten Radyolog Dr. Metin Barlan, “2-3 cm’ye kadar olan şüpheli lezyonların lokal anestezi eşliğinde, ameliyathane koşullarına ihtiyaç olmadan tümüyle çıkartılabilmesi, daha az travmatik ve hasta konforu açısından daha iyi olmakla cerrahiye göre avantaj sağlarken, tanı amaçlı biyopsilerde daha fazla materyal elde ettiği için de diğer biyopsi yöntemlerine göre öne çıkıyor” diye konuştu.

INTACT MEME BİYOPSİ SİSTEMİ NASIL UYGULANIYOR?

INTACT meme biyopsi sistemi, ultrasonografiyle birlikte uygulanıyor. Muayenehane koşullarında, meme radyoloji uzmanı tarafından ultrasonla görüntüleniyor. Lokal anesteziden sonra genel cerrah, memede açtığı küçük kesiden INTACT aygıtının ucunu (prob) sokuyor. Prob, meme dokusunu kanamayı engellemek amacıyla, radyo frekans dalgalarıyla yakarak kendine yol açıyor ve şüpheli kitleye doğru ilerliyor. Şüpheli kitleye yaklaşıldığında bu kez INTACT aygıtının ucundan bu kitleyi kavrayacak teller çıkıyor. Bu teller kepçe gibi şüpheli kitlenin etrafını dolaşıyor ve çevre dokusuyla birlikte yakarak kavradıktan sonra kafes gibi kapanıyor. Bilye gibi kavradığı kitleyi sıkarak, hacmini küçültüyor ve dışarı alıyor.


 
Ara
24

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-24-2008

Bekar ve geç yaşta anne olan kadınlar, evli ve erken yaşta çocuk sahibi olanlardan daha sağlıklı kadınların çocuk ve aile tercihleri, ilerideki sağlık durumlarını etkiliyor. İngiliz araştırmacılar yaptıkları çeşitli çalışmalar sonucunda bekar kadınların evlilerden, geç yaşta anne olanların erken yaşta anne olanlardan daha sağlıklı olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırmayı yürüten ekibin başındaki uzman Prof. Emily Grundy, ‘İlişki ve ebeveynlik tarihlerimizin, yaşamımızın daha sonraki safhalarında sağlığımız üzerinde önemli etkisi olduğunu saptadık’ açıklamasını yaptı.

HAZIR HİSSETMEDEN ANNE OLMAYIN

İngiltere’de yapılan araştırma 1911 ve sonrasında doğmuş kadınlar üzerinde yapıldı. Araştırma, ileri yaşlarda sağlık durumunun zayıflığının, çok genç yaşlarda yapılan doğumlar, 5-6 çocuktan oluşan büyük bir aileye sahip olmak ve 18 aydan daha az ara verilerek yapılan doğumlarla yakından bağlantısı olduğunu gösterdi.
Bu yaş grubundaki kadınlarla yapılan araştırmada geç yaşlarda anne olanların ileri yaşlarındaki sağlıklarının daha iyi olduğu saptandı. Grundy, bunun sebebini, ‘muhtemelen bu insanların hazır olduklarını hissetmeden ve sağlıklarının çocuk bakmaya uygun olduğundan emin olmadan bebek yapmaya karar vermemelerine’ bağladı ve hazır hissetmeden anne olmanın kadınlar üzerinde büyük bir stres kaynağı olabileceğini söyleyerek uyarıda bulundu.

KISA ARALIKLARLA DOĞUM YAPMAK DOĞRU DEĞİL

Kısa aralıklarla çocuk sahibi olmasının olumsuz etkisinin ise bunun yarattığı psikolojik stres kaynaklı olabileceği belirtildi. Grundy, bu bulgunun kendileri için özellikle önem taşıdığını çünkü kısa aralıklarla doğumun ileride sağlığa etkisinin gelişmiş bir ülkede ilk kez araştırıldığını ve araştırmanın sonuçları açısından son derece önemli olduğunu söyledi.

EVLİLER DAHA ÇOK ŞİKAYET EDİYOR

Aynı araştırmada, kadınlardan sağlık durumlarını değerlendirmeleri de istendi. Anket yolu ile yapılan çalışmada evli kadınların bekarlara oranla sağlıklarından daha çok şikayet ettikleri ortaya çıktı. Ayrıca evli kadınların sağlıklarını bekar olanlara göre daha çok ihmal ettiği, aile bireylerinin sağlık sorunlarını daha ön planda tuttuğu da belirlendi. Bekarların ise spordan, beslenme alışkanlıklarına kadar her konuda evlilere göre daha dikkatli ve ilgili oldukları da belirlendi.


 
Ara
15

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-15-2008

Yapılan araştırmalarda en etkili kilo verme yönteminin egzersiz olduğu ortaya çıktı

Kilo vermek ve verilen kiloyu geri almamak için düzenli egzersizin yararı bir kez daha teyit edildi.

ABD’deki Pittsburgh Üniversitesinde yapılan araştırma, yüzde 10 oranında kilo kaybının, haftanın beş günü, günde en az 55′er dakikalık ergersizle korunabileceğini gösterdi.

Sonuçları Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, aşırı kilolu 200 kadının durumu dört yıl süreyle incelendi.

Günde 1200 ila 1500 kalori almaları istenen kadınlara farklı egzersiz programları uygulandı. Tüm kadınlar, altı ay sonra yüzde 10 oranında kilo kaybetti, ancak çoğu bu kilo kaybını korumayı başaramadı.

Araştırmacılar, yüzde 10′luk kilo kaybını korumaya devam eden kadınların haftada ortalama 275 dakika ergersiz yaptıklarını belirledi.

Metropolitan Üniversitesinde görevli Profesör Paul Gately, günde 30 dakika ergersiz yapmanın sağlık için faydalı olduğunu, kilo kaybetmek isteniyorsa daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu ve verilen kilonun korunması için bundan da fazlasının yapılması gerektiğini söyledi.


 
Kas
27

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Kasım-27-2008

Panik atak her yaşta görülebiliyor. Ama panik atak hastalarının çoğu kadın. Neden mi?

Panik ataklar fobik bozukluklar, tiroid, kalp kapakçığı, diyabet, epilepsi ve astım ile beraber görülüyor..

Çok sık duymaya başlanan bir hastalık oldu panik bozukluklar. Sinemaya, tiyatroya gidemeyen, trene binemeyen, uçak yolculukları kabusa dönen bu hastalar, asansöre binemiyor ve tünellerden geçemiyor. Sürekli atak geçireceği korkusuyla evden çıkmayan, hastane yakınına taşınan kişiler bunlar. Alkol ve esrar gibi maddelerin de tetikliği panik bozukluğu kişiye pek çok fiziksel belirtilerle geliyor. Kişiyi korkutan, ürküten, ölecekmiş, delirecekmiş hissi yaşatan bu hastalığın ne olduğunu, belirtilerini, seyrini ve nasıl tedavi edildiğini NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Hüseyin Bulut’a sorduk.

-Panik atağın tanımı nedir?
Panik atağı, çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı ve sıkışma, bulantı, baş dönmesi, dengesizlik gibi duyumların olağan dışı şiddette hissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme, delirme ya da ölüm korkusu ile karakterize bir süreçtir.

-Peki panik atağın özellikleri nelerdir? Nasıl başlar ne kadar sürer?
Panik atak ani başlangıçlıdır. Genellikle hızlı şekilde birkaç dakika içerisinde şiddet olarak en üst düzeyine ulaşır. Genellikle kısa sürer. Bazen sadece 1-2 dakika sürer, nadiren de birkaç saat süren ataklar da olabilir.

-Panik atakları, panik bozukluğu dışında hangi durumlarda görülebilir?
Fobik bozukluklar, tiroid hastalıkları (hipertiroidi gibi), bir kalp kapakçığı bozukluğu olan mitral valv prolapsusu (MVP), diyabet, epilepsi, astım, koroner arter hastalığı, panik atakların görüldüğü durumlar arasındadır.

-Başka hangi durumlarda görülebilir?
Alkol, esrar, kokain, uyarıcı ilaçlar ve diğer bazı maddelerle ilişkili olarak da panik ataklar gözlenebilir.

-Panik bozukluğu nedir, kişi bu rahatsızlıkta neler yaşar?
Tekrarlayan, beklenmedik panik atakları olur. Ataklar arasındaki zamanlarda kişi başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyar.  Kişi, yaşadığı panik ataklar sonrası kalp krizi geçirip öleceğini, kontrolünü yitirip çıldıracağını ya da felç geçireceğini düşünür. Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı kişi kendince önlem alır.

-Nedir bu önlemler örneğin?
Evden dışarı tek çıkmak istemez mesela. Evde tek kalmak istemez, kapalı alanlarda ya da açık meydanlarda bulunmaktan kaçınır. Yanında uğur getirdiğine inandığı şeyleri taşır. Çantasında su taşıyabilir, bir hastanenin yakınında zaman geçirmek isteyebilir. Tüm bunları acil bir durum yaşadığında yardım alabilmek için yapar.

-Panik bozukluğunun sıklığı, görülme yaşları ve cinsiyet olarak baskınlığı nasıldır?

Toplum içinde görülme sıklığı %1.5-3.5 arasındadır. Panik bozukluğu hastalarının % 80′e yakını kadındır. Hastalığın başlangıç yaşı çok değişkenlik gösterse de ergenliğin son dönemleri ve otuzlu yaşlar sıklık gösterdiği yaşlardır. Çok küçük yaşlarda da ortaya çıkabilir, ileri yaşlarda da kendisini gösterebilir.

-Panik bozukluğunun sebepleri nelerdir?
Hem biyolojik hem de psikolojik sebepler üzerinde durulmaktadır. Biyolojik olarak daha çok beyindeki nörokimyasal maddeler üzerinde araştırma yapılmaktadır. Tedavi için verilen ilçlar da bu maddeler üzerinden etkili olarak tedavideki başarıyı sağlamaktadırlar.

-Panik bozukluğunda agorafobi kavramı sıkça geçmektedir. Bunu açıklayabilir misiniz?
Panik atak gelince kaçmanın ve yardım sağlamanın zor olacağı yerlerde bulunmaktan korkmaya agorafobi denir. Agorafobik hastalar panik gelince doktora ulaşamam korkusu ile sinema, tren ve uçak yolculuğu, kırlarda, kalabalık cadde ve dükkanlarda dolaşma, asansör, tünel gibi yerlerde bulunma şeklindeki etkinliklerden kaçınırlar ya da zorunlu hallerde çok sıkıntı çekerek bu durumlara katlanırlar. Ağır olgular hiç evden çıkmayabilirler.

- Beraber ve ayrı ayrı görülebiliyor mu?
Evet. Agorafobinin bulunduğu panik bozukluğuna “Agorafobi ile Birlikte Panik Bozukluğu”, bulunmadığı durumlara ise “Agorafobi Olmadan Panik Bozukluğu” adı verilmektedir. Hiç panik atak geçirilmemiş olmasına karşın agorafobi bulunması ise “Panik Bozukluğu Olmadan Agorafobi” olarak nitelendirilir. Bazı araştırıcılar panik bozukluğunda, agorafobinin panik ataklara mutlaka eşlik ettiğini ileri sürmekle birlikte, bugün kabul edilen agorafobi olmadan da panik atakların bulunabileceğidir.

-Panik bozukluğu ailesel bir hastalık mıdır? Burası çok edilir?
Panik Bozukluğu’nun ailevi bir hastalık olup olmadığı konusunda yapılan bilimsel araştırmalar, bu hastalığın ailevi niteliğine ilişkin güçlü kanıtlar vermiştir. Panik Bozukluğu tanılı hastaların birinci derece yakınlarında panik bozukluğu oranı belirgin olarak yüksektir. Yine panik bozukluğu olan hastaların birinci derece yakınlarında anksiyete dediğimiz kaygı duyarlılığı, normal popülasyona göre yüksek bulunmuştur.  Aynı şekilde ikizler üzerinde yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir. Bu araştırmalar, hastalığın ailevi geçişinde kalıtımsal etkenlerin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Ancak bunun kalıtımsal özelliğin doğası henüz tam olarak çözümlenememiştir.

-Panik ataklar yaşanırken eşlik eden bedensel duyumlar ve fiziksel belirtiler nelerdir?
Tanımı sırasında sorunuzu cevaplarken de belirttiğim gibi, nefes daralması, boğulma hissi, göz kararması, sendeleme, titreme, terleme, vücudun soğuması ya da ateş basması, çarpıntı, tansiyon yükselmesi, bulantı, karında rahatsızlık hissi, kişinin adeta kendisine yabancılaşması gözlenen bazı belirtilerdir.

-Panik bozukluğunda hissedilen psikolojik duygular nasıldır?
Panik atağında şiddetli korku ön plandadır ve kişi bu korkunun şiddetini anlatacak kelime bulamaz. Daha önceden deneyimlemediği bir korkudur bu adeta. Kalp krizi geçirdiğini, ya da beyin kanaması geçirip felç olduğunu, az sonra öleceğini düşünür. Atağın şiddetiyle alakalı olarak kişi çoğu zaman da delireceğini ve aklını ve kontrolünü tamamen kaybedeceğini düşünür.

-Bu hastalar hastanelerde hangi bölümlere başvururlar ya da direkt olarak psikiyatri bölümüne mi gelirler?
Hastaların çok az kısmı, ilk başvurularında psikiyatriye gelirler. Çok büyük bir kısmı farklı kliniklere giderler ve tetkikler yaptırmak isterler. Büyük çoğunluk genelde kardiyoloji kliniğine gider. Çarpıntıları nedeniyle ve tansiyondaki yükselme nedeni ile kalp krizi geçiren hastalar gibi tetkikler yaptırmak isterler. EKG çektirmekten tutun da, en uç kardiyolojik tetkiklere kadar her şeyi yaptırma arzusu içindedirler. Bazı hastalar nöroloji, göğüs hastalıkları bölümlerine de giderler. Bu bölümlerde de her türlü tetkikleri yaptırmak isterler. Beyin MR’larını çektirmek isterler. Yapılan muayenelerde ve yapılan tetkikler neticesinde kendilerine herhangi bir hastalıkları olmadığı belirtilince genelde inanmak istemezler.

-Neden inanmak istemezler?
Rahatsızlıklarının ciddi olduğunu, doktorların önemli bir şeyi gözden kaçırdıklarını düşünürler. Bu tetkik merakı bazen günlerce ya da aylarca sürer ve kişi hastanenin uzağına bile gitmek istemez.  Çoğu zaman son çare olarak ya da doktorların tavsiyesi üzerine hasta psikiyatri kliniğine gelir ve hastalığını öğrenir.

-Panik bozukluğunda tedavi nasıldır?
Panik bozukluğu tedavi ile düzelebilen bir hastalıktır. Hastaların büyük bir kısmı tama yakın düzelir. Tedavide hedef, panik atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak atakları ortadan kaldırmaktır. Biyolojik tedaviler açısından en sıklıkla kullanılan ilaçlar anksiyete (sıkıntı) giderici ilaçlar ve bazı antidepresan ilaçlardır.

- Bu ilaçlar panik tedavisinde de kullanılıyor yani…
Evet. Bu ilaçlar antidepresan ilaçlar olarak adlandırılıyorlarsa da, kişide eşzamanlı olarak depresyon olsun ya da olmasın, kişinin kaygısını ve panik ataklarını azaltmada son derecede etkilidirler.

-Tedavisinde terapi desteği de alınıyor mu?
Panik bozukluğunun psikolojik tedavisinde bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) etkili olduğu gösterilmiştir. Bu tedavi genellikle hastanın kliniğinin şiddetinin ortaya koyduğu duruma göre ortalama 10-15 seans kadar sürer.

-Buradaki yaklaşım nedir? Hastaya neler verilir?
Panik ataklarının ve panik bozukluğunun doğası hakkında bilgilendirme, tedavinin belirli bir aşamasıdır. Bilişsel yeniden yapılandırma aşamasında kişinin hastalıkla ilgili yanlış düşünceleri yerine daha gerçekçi düşüncelerin egemen kılınmasına çalışılır. Kişi atak sırasında zihninde adeta felaket senaryosu çizer. Bilişsel yaklaşım ile bu yanlış düşüncelerin önüne geçilir. Kişi atak sırasında ” yaşadığım durum bir panik atak süreci, kısa süre sonra geçecek, ben bunu biliyorum. Bu atakta ölmeyeceğim, delirmeyeceğim, çıldırmayacağım, kontrolümü kaybetmeyeceğim” şeklinde düşünmeyi öğrenir.

-Bu bilişsel yaklaşım… Panik tedavisinde davranışçı tedavilerden de yararlanıyor musunuz?
Tabii. Davranışçı yaklaşım ile de korkulan durumlarla yüzleşme hedeflenir ve gevşeme egzersizleri öğretilir. Gevşeme egzersizi sırasında soluk alıp verme eğitimi de verilir.Hızlı soluk alıp verme panik belirtilerini tetikleyebilir. Buna hiperventilasyon adı verilir. Soluk alıp vermenin yavaşlatılması yoluyla, panik atakları sırasında hızlı soluk alıp verme yüzünden daha da kötüleşen belirtilerin azaltılmasına çalışılır. Panik bozukluğu hastalarında tercih edilen tedavi yöntemi, ilaç tedavisi ile birlikte bilişsel davranışçı terapinin uygulandığı yöntemdir.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.