Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Eyl
28

    
Posted (Eril) in Besinler ve Faydaları, Sağlıklı Yaşam on Eylül-28-2010

Gelin una, evlerde çok kullanılan bu ürüne bir göz atalım. Rafine edilmemiş un B, PP ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir buğday tanesi yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler nişastayı parçalamamıza ve sindirmemize olanak sağlar.

Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden yoksun; vitaminler, enzimler ve mineraller bakımından fakirdir.

Beyaz undan yapılmış ekmek ve unlu mamullerin sindirilmesi, rafine etme işlemi sırasında yok edilen kimi maddeleri gerektirir. Bu maddeler beyaz undan yapılmış yiyeceklerin içinde bulunmadığı için bedenimiz bunları kendi öz kaynaklarından kullanmak zorunda kalır. Rafine unu sindirmek zordur. Sindirilemeyen nişasta, bedenimizdeki yağ katmanlarında birikir.

100.000 kişiye 34 yüz yaşında insan ile birlikte (İngiltere’de 100.000 kişiye 5 kişi ile kıyaslandığında) ve 105 yaşın üstünde olağanüstü yüksek sayıdaki insanlarıyla Okinawanlar resmi olarak gezegenimizde en uzun yaşayan insanlardır.

Kalp hastalığı, felç, kanser, Batı’da son derece yaygın olmasına rağmen, Okinawa’da dünyadaki en düşük seviyelerindedir ve Japonya’nın geri kalanında da sadece % 60′dır, ki burası da olağanüstü düşük seviyelere sahiptir. Okinawanlar Amerikalılar’a göre % 80 daha az kalp krizi geçirir ve doktor incelemeleri de sıra dışı genç damarlar ve düşük kolesterol seviyelerini göstermiştir. Göğüs kanserleri öyle nadirdir ki mamografilere gerek duyulmaz ve yaşlı erkekler çoğunlukla prostat kanserini duymamışlardır bile. Genelde, Batı’da olduğundan Okinawa’da yüzde 40 daha az kansere rastlanır; ve Okinawanlar kansere yakalandığında burada iyileşme oranı iki kattan daha fazladır.


 
Kas
26

    
Posted (admin) in Besinler ve Faydaları, Genel Beslenme on Kasım-26-2009

Kalp krizi, inme, kanser, kaza, diyabet ve yangı hastalıklarının hepsi bütün yaygın prematüre ölümlerin nedenidir kalp krizi veya inmeye götüren fark büyüktür. Siz ister erkek ister kadın olun bu doğrudur. İnsanlar kalp damar hastalıklarından erkeklerin daha fazla muzdarip oldukları düşüncesindedirler, çünkü yıllarca önce ilk semptomlar erkeklerde ortaya çıktı fakat kadınlardaki sıklık menopozdan sonra erkeklerin düzeyine erişir. Aslında yılda erkeklerden daha çok kadın kalp krizinden ölüyor. Meme kanserinden beş kat daha fazla kadın kalp krizinden ölüyor. Cinsiyetiniz ne olursa olsun, siz Omega Diyetini takip ederek sağlıklı olamada çok önemli bir adım atacaksınız.

Niçin Omega Diyeti diğer kalp diyetlerinden daha üstündür? Bunun cevabı çok hedefli olmasıdır. Birçok kalp diyetinin temel olarak bir amacı vardır kolesterol düzeyini düşürmek. Fakat kolesterol düzeyinin düşmesi kalbi korumanın sadece bir yoludur ve sürpriz olarak en önemlilerin den biri olmayabilir. Eğer erişkinseniz hayatınızın geri kalan kısmında kolesterol düşürücü diyeti uygulayarak, yaşam sürenizi kadınsanız sadece üç ay, erkekseniz dört ay uzatacaktınız. Tam koruyucu olmak için diğer risk etkenlerinin azaltılması gerekir.

Örnek; kritik önemde olan bir risk faktörü kan homosistein düzeyidir, bu koroner arter duvarlarını yaralayabilen bir amino asittir. Homosisteinin yüksek düzeyi Amerikalı erkeklerde kalp krizinde ve inmede % 30 sorumluluğa sahiptir. Omega Diyeti sizin meyvelerde, yeşil yapraklı sebzelerde ve kuru baklagillerde bulunan bir vitamin olan folik asit alımınızı arttırarak homosistein düzeyinizi düşürür. Plandaki diğer anahtar madde balıktır, o da homosistein düzeyini düşürür.

Diyetin sizin kalp-damar sisteminizi korumada daha birçok yolu bulunmaktadır, bunlara; antioksidan düzeyinin artması, kan pıhtılaşma riskinin azalması ve kan basıncınızın ve nabzınızın normal sınırlarda tutulmasındaki yardımı dahildir. Bu çoklu yararın gösterimi için koroner arterler deki ilk mikroskobik bulgudan başlayarak son kalp atışma kadar olan kalp krizi oluşumundaki yedi adımı tanımlayacağım. Bu ölümcül gelişimi tanımlarken, her adıma Omega Diyeti sokmaktan mutluluk duyacağım.


 
Oca
31

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-31-2009

İnönü Üniversitesinde yapılan araştırma, kayısının kanseri, karaciğer yetmezliğini ve kalp krizini önlediğini, alkolün olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkardı.

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Sitoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Otlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Feral Öztürk’le birlikte Malatya Kayısı Araştırma ve Geliştirme Vakfı, Malatya Valiliğinin iş birliğiyle araştırma yaptıklarını söyledi.

4 yıl önce başlattıkları araştırmanın kayısı için ilk olduğuna dikkati çeken Otlu, araştırmanın sonuçlarının kayısı ihracatına olumlu etkide bulunacağını, ihracat gelirini yıllık 200 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkaracağını umduklarını ifade etti.

“SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ÖNLEYİCİ ETKİ”

Sindirim sistemi kanserlerinde kayısının çok önemli önleyici etkisi olduğunu gözlemlediklerini kaydeden Otlu, “Deney hayvanlarına kayısı yedirdik. Kanser ilacı verdik. Kayısı ile beslenen grubunun diğer gruplara göre daha az zarar gördüğünü gözlemledik. Bu araştırmamız ABD’de önemli bir bilimsel dergide İngilizce yayınlandı” dedi.

Karaciğer hastalıklarında kayısının olası etkileriyle ilgili de deney yaptıklarını belirten Otlu, “Karaciğer hastalıklarında da kayısının çok önemli faydası olduğunu gözlemledik. Karaciğer yağlanmasını önlüyor” diye konuştu.

“KALBE VE BÖBREKLERE DE YARARLI”

Kayısının kalbe ve böbreklere de yararlı olduğunu tespit ettiklerini bildiren Prof. Dr. Otlu, deney hayvanlarından kayısı yiyenlerin daha dayanıklı olduğunu gözlemlediklerini söyledi.

Kayısının alkolün zararlarına etkilerini de araştırdıklarını ifade eden Otlu, “Deney hayvanlarına alkol verdik. Bunun sonuçlarına baktık. Kayısıyla beslenenlerde üreme işlemlerinin alkolden dolayı zarar görmediğini gözlemledik” dedi.

Otlu, kayısının yararlarına ilişkin 4 araştırma daha sürdürdüklerini kaydetti.

Prof. Dr. Otlu, kayısı ihracatı yapan şirketlerin kayısının bilimsel yararlarıyla ilgili araştırmalar için kaynak ayırmasını istedi.


 
Oca
21

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-21-2009

İlk kez kalp krizi sırasında kalbin durumu görüntülendi. Üstteki fotoğrafta kırmızı renk kanamalı bölgeyi gösteriyor.

KALP krizi anında ilk kez kalbin içinde neler olduğunu gösteren fotoğraf çekildi. En kritik anda çekilen fotoğraf, iç kanamanın boyutunu izleyebilen doktorların hastanın ihtiyaçlarına göre müdahale edebilmesine yarayacak. Tıp biliminin daha gelişmiş tedavi ve teşhis yöntemlerini bulmasını sağlayacak.

Hasarı görüyoruz

Londra Imperial College Üniversitesi Tıp Araştırmaları Konseyi’nin Klinik Bilimler Merkezi’nde yapılan araştırmaya katılan Dr. Stuart Cook, “Kalp krizi anında ve sonrasında neler olduğunu ne kadar anlarsak, kalp krizinin neden olduğu hasara karşı mücadele edecek yeni yollar bulma şansımız o kadar artar” dedi. Araştırmacılar, üniversitenin hastanesinde tedavi gören kalp krizi geçirmiş 15 hastanın organlarının içindeki kanama görüntülerini çekmek için MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) cihazlarını kullandılar.

MRI filmleri çekildikten sonra görüntüler bilgisayarda analiz edilerek kalp krizi sırasında iç kanama miktarının, kalbe verilen hasarın miktarıyla doğrudan bağlantılı olduğu bulundu.

Araştırmanın lideri Dr. Declan O’Regan, “Çalışmamız kalp krizlerinin neden olabileceği hasar hakkında bize yeni bilgiler veriyor” dedi.


 
Oca
15

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-15-2009

İtalyan bilim adamlarının Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı ile birlikte yaptığı araştırmalar, kalp krizi konusunda mucize bir buluşla sonuçlandı. Hayvanlar üzerinde başarılı olan yöntem bir süre sonra insanlar üzerinde de denenecek. Bu yönteme göre, kriz geçiren kalp, kendini yenileyebilecek.

İTALYA’nın başkenti Roma’da bulunan ve ülkenin en büyük yüksek öğretim kurumu olan La Sapienza Üniversitesi ile Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı işbirliğiyle yapılan araştırmalar, kardiyoloji alanında mucize denilebilecek bir buluşla sonuçlandı. Buna göre kriz geçiren kalp, kendi kendini tedavi edebilecek.

İtalyan Kardioloji Topluluğu Kongresi’nin Roma’da düzenlediği 69’uncu kongresinde yapılan sunumla ortaya çıkan mucize yöntemin, kök hücre çalışmalarına dayandığı açıklandı.

Buna göre bilim adamları, kriz geçiren kalpte deformasyon oluştuğunu, ancak keşfedilen yöntemle kök hücrelere kalbin onarılması kodlaması yapabildiklerini, böylece başka tedaviye gerek kalmadığını, vücudun kendi tedavisini yaptığını bildirdi. Yöntemle hayvanlar üzerinde başarı sağladıklarını, bir süre sonra insanlar üzerinde de çalışmaların başlayabileceği bildirildi.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.