Gelin una, evlerde çok kullanılan bu ürüne bir göz atalım. Rafine edilmemiş un B, PP ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir buğday tanesi yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler nişastayı parçalamamıza ve sindirmemize olanak sağlar.
Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden yoksun; vitaminler, enzimler ve mineraller bakımından fakirdir.
Beyaz undan yapılmış ekmek ve unlu mamullerin sindirilmesi, rafine etme işlemi sırasında yok edilen kimi maddeleri gerektirir. Bu maddeler beyaz undan yapılmış yiyeceklerin içinde bulunmadığı için bedenimiz bunları kendi öz kaynaklarından kullanmak zorunda kalır. Rafine unu sindirmek zordur. Sindirilemeyen nişasta, bedenimizdeki yağ katmanlarında birikir.
100.000 kişiye 34 yüz yaşında insan ile birlikte (İngiltere’de 100.000 kişiye 5 kişi ile kıyaslandığında) ve 105 yaşın üstünde olağanüstü yüksek sayıdaki insanlarıyla Okinawanlar resmi olarak gezegenimizde en uzun yaşayan insanlardır.
Kalp hastalığı, felç, kanser, Batı’da son derece yaygın olmasına rağmen, Okinawa’da dünyadaki en düşük seviyelerindedir ve Japonya’nın geri kalanında da sadece % 60′dır, ki burası da olağanüstü düşük seviyelere sahiptir. Okinawanlar Amerikalılar’a göre % 80 daha az kalp krizi geçirir ve doktor incelemeleri de sıra dışı genç damarlar ve düşük kolesterol seviyelerini göstermiştir. Göğüs kanserleri öyle nadirdir ki mamografilere gerek duyulmaz ve yaşlı erkekler çoğunlukla prostat kanserini duymamışlardır bile. Genelde, Batı’da olduğundan Okinawa’da yüzde 40 daha az kansere rastlanır; ve Okinawanlar kansere yakalandığında burada iyileşme oranı iki kattan daha fazladır.



