<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orjinal Lida &#124; Sağlıklı yaşam ve sağlıklı zayıflama haberleri &#187; kalp krizi</title>
	<atom:link href="http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tag/kalp-krizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam</link>
	<description>Sağlık ve Zayıflama / Diyet Haberlerinin Bulunduğu Ek.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 16:00:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sağlıklı Yaşam ve Unlu Mamüller</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/saglikli-yasam-ve-unlu-mamuller.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/saglikli-yasam-ve-unlu-mamuller.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 07:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eril</dc:creator>
				<category><![CDATA[Besinler ve Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday tanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[Unlu mamuller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=1382</guid>
		<description><![CDATA[Gelin una, evlerde çok kullanılan bu ürüne bir göz atalım. Rafine edilmemiş un B, PP ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir buğday tanesi yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler nişastayı parçalamamıza ve sindirmemize olanak sağlar. Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gelin una, evlerde çok kullanılan bu ürüne bir göz atalım. Rafine edilmemiş un B, PP ve F vitaminleri, mineral tuzlar, enzimler ve bedenimizin ihtiyaç duyduğu başka bileşenler içerir. Bir <strong>buğday tanesi</strong> yüzde 80 nişasta ve yüzde 15 biyolojik kabuk içerir. Kabukta bulunan maddeler <em>nişastayı</em> parçalamamıza ve sindirmemize olanak sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Rafine un buğdayın kabuğunun içerdiği maddelerden yoksun; vitaminler, enzimler ve mineraller bakımından fakirdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Beyaz undan yapılmış ekmek ve <strong>unlu mamullerin</strong> sindirilmesi, rafine etme işlemi sırasında yok edilen kimi maddeleri gerektirir. Bu maddeler beyaz undan yapılmış yiyeceklerin içinde bulunmadığı için bedenimiz bunları kendi öz kaynaklarından kullanmak zorunda kalır. Rafine unu sindirmek zordur. Sindirilemeyen nişasta, bedenimizdeki yağ katmanlarında birikir.</p>
<p style="text-align: justify;">100.000 kişiye 34 yüz yaşında insan ile birlikte (İngiltere&#8217;de 100.000 kişiye 5 kişi ile kıyaslandığında) ve 105 yaşın üstünde olağanüstü yüksek sayıdaki insanlarıyla Okinawanlar resmi olarak gezegenimizde en uzun yaşayan insanlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalp hastalığı, felç, kanser, Batı&#8217;da son derece yaygın olmasına rağmen, Okinawa&#8217;da dünyadaki en düşük seviyelerindedir ve Japonya&#8217;nın geri kalanında da sadece % 60&#8242;dır, ki burası da olağanüstü düşük seviyelere sahiptir. Okinawanlar Amerikalılar&#8217;a göre % 80 daha az <span style="text-decoration: underline;">kalp krizi</span> geçirir ve doktor incelemeleri de sıra dışı genç damarlar ve düşük kolesterol seviyelerini göstermiştir. Göğüs kanserleri öyle nadirdir ki mamografilere gerek duyulmaz ve yaşlı erkekler çoğunlukla prostat kanserini duymamışlardır bile. Genelde, Batı&#8217;da olduğundan Okinawa&#8217;da yüzde 40 daha az kansere rastlanır; ve Okinawanlar kansere yakalandığında burada iyileşme oranı iki kattan daha fazladır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/saglikli-yasam-ve-unlu-mamuller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omega Diyeti Kalp Krizini Nasıl Önler</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omega-diyeti-kalp-krizini-nasil-onler.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omega-diyeti-kalp-krizini-nasil-onler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 12:21:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Besinler ve Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kan homosistein düzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[Omega Diyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=633</guid>
		<description><![CDATA[Kalp krizi, inme, kanser, kaza, diyabet ve yangı hastalıklarının hepsi bütün yaygın prematüre ölümlerin nedenidir kalp krizi veya inmeye götüren fark büyüktür. Siz ister erkek ister kadın olun bu doğrudur. İnsanlar kalp damar hastalıklarından erkeklerin daha fazla muzdarip oldukları düşüncesindedirler, çünkü yıllarca önce ilk semptomlar erkeklerde ortaya çıktı fakat kadınlardaki sıklık menopozdan sonra erkeklerin düzeyine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi, inme, kanser, kaza, diyabet ve yangı hastalıklarının hepsi bütün yaygın prematüre ölümlerin nedenidir kalp krizi veya inmeye götüren fark büyüktür. Siz ister erkek ister kadın olun bu doğrudur. İnsanlar kalp damar hastalıklarından erkeklerin daha fazla muzdarip oldukları düşüncesindedirler, çünkü yıllarca önce ilk semptomlar erkeklerde ortaya çıktı fakat kadınlardaki sıklık menopozdan sonra erkeklerin düzeyine erişir. Aslında yılda erkeklerden daha çok kadın kalp krizinden ölüyor. Meme kanserinden beş kat daha fazla kadın kalp krizinden ölüyor. Cinsiyetiniz ne olursa olsun, siz Omega Diyetini takip ederek sağlıklı olamada çok önemli bir adım atacaksınız.</p>
<p>Niçin Omega Diyeti diğer kalp diyetlerinden daha üstündür? Bunun cevabı çok hedefli olmasıdır. Birçok kalp diyetinin temel olarak bir amacı vardır kolesterol düzeyini düşürmek. Fakat kolesterol düzeyinin düşmesi kalbi korumanın sadece bir yoludur ve sürpriz olarak en önemlilerin den biri olmayabilir. Eğer erişkinseniz hayatınızın geri kalan kısmında kolesterol düşürücü diyeti uygulayarak, yaşam sürenizi kadınsanız sadece üç ay, erkekseniz dört ay uzatacaktınız. Tam koruyucu olmak için diğer risk etkenlerinin azaltılması gerekir.</p>
<p>Örnek; kritik önemde olan bir risk faktörü kan homosistein düzeyidir, bu koroner arter duvarlarını yaralayabilen bir amino asittir. Homosisteinin yüksek düzeyi Amerikalı erkeklerde kalp krizinde ve inmede % 30 sorumluluğa sahiptir. Omega Diyeti sizin meyvelerde, yeşil yapraklı sebzelerde ve kuru baklagillerde bulunan bir vitamin olan folik asit alımınızı arttırarak homosistein düzeyinizi düşürür. Plandaki diğer anahtar madde balıktır, o da homosistein düzeyini düşürür.</p>
<p>Diyetin sizin kalp-damar sisteminizi korumada daha birçok yolu bulunmaktadır, bunlara; antioksidan düzeyinin artması, kan pıhtılaşma riskinin azalması ve kan basıncınızın ve nabzınızın normal sınırlarda tutulmasındaki yardımı dahildir. Bu çoklu yararın gösterimi için koroner arterler deki ilk mikroskobik bulgudan başlayarak son kalp atışma kadar olan kalp krizi oluşumundaki yedi adımı tanımlayacağım. Bu ölümcül gelişimi tanımlarken, her adıma Omega Diyeti sokmaktan mutluluk duyacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omega-diyeti-kalp-krizini-nasil-onler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayısı kanseri önlüyor</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kayisi-kanseri-onluyor.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kayisi-kanseri-onluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2009 09:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[kayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[İnönü Üniversitesinde yapılan araştırma, kayısının kanseri, karaciğer yetmezliğini ve kalp krizini önlediğini, alkolün olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkardı. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Sitoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Otlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bayram [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnönü Üniversitesinde yapılan araştırma, kayısının kanseri, karaciğer yetmezliğini ve kalp krizini önlediğini, alkolün olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkardı.</p>
<p style="text-align: justify;">İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Sitoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Otlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Feral Öztürk&#8217;le birlikte Malatya Kayısı Araştırma ve Geliştirme Vakfı, Malatya Valiliğinin iş birliğiyle araştırma yaptıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">4 yıl önce başlattıkları araştırmanın kayısı için ilk olduğuna dikkati çeken Otlu, araştırmanın sonuçlarının kayısı ihracatına olumlu etkide bulunacağını, ihracat gelirini yıllık 200 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkaracağını umduklarını ifade etti.</p>
<p style="text-align: justify;">“SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ÖNLEYİCİ ETKİ”</p>
<p style="text-align: justify;">Sindirim sistemi kanserlerinde kayısının çok önemli önleyici etkisi olduğunu gözlemlediklerini kaydeden Otlu, “Deney hayvanlarına kayısı yedirdik. Kanser ilacı verdik. Kayısı ile beslenen grubunun diğer gruplara göre daha az zarar gördüğünü gözlemledik. Bu araştırmamız ABD&#8217;de önemli bir bilimsel dergide İngilizce yayınlandı” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Karaciğer hastalıklarında kayısının olası etkileriyle ilgili de deney yaptıklarını belirten Otlu, “Karaciğer hastalıklarında da kayısının çok önemli faydası olduğunu gözlemledik. Karaciğer yağlanmasını önlüyor” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">“KALBE VE BÖBREKLERE DE YARARLI”</p>
<p style="text-align: justify;">Kayısının kalbe ve böbreklere de yararlı olduğunu tespit ettiklerini bildiren Prof. Dr. Otlu, deney hayvanlarından kayısı yiyenlerin daha dayanıklı olduğunu gözlemlediklerini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kayısının alkolün zararlarına etkilerini de araştırdıklarını ifade eden Otlu, “Deney hayvanlarına alkol verdik. Bunun sonuçlarına baktık. Kayısıyla beslenenlerde üreme işlemlerinin alkolden dolayı zarar görmediğini gözlemledik” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Otlu, kayısının yararlarına ilişkin 4 araştırma daha sürdürdüklerini kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Otlu, kayısı ihracatı yapan şirketlerin kayısının bilimsel yararlarıyla ilgili araştırmalar için kaynak ayırmasını istedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kayisi-kanseri-onluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizinin ilk fotoğrafı</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-krizinin-ilk-fotografi.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-krizinin-ilk-fotografi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 11:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[İlk kez kalp krizi sırasında kalbin durumu görüntülendi. Üstteki fotoğrafta kırmızı renk kanamalı bölgeyi gösteriyor. KALP krizi anında ilk kez kalbin içinde neler olduğunu gösteren fotoğraf çekildi. En kritik anda çekilen fotoğraf, iç kanamanın boyutunu izleyebilen doktorların hastanın ihtiyaçlarına göre müdahale edebilmesine yarayacak. Tıp biliminin daha gelişmiş tedavi ve teşhis yöntemlerini bulmasını sağlayacak. Hasarı görüyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İlk kez kalp krizi sırasında kalbin durumu görüntülendi. Üstteki fotoğrafta kırmızı renk kanamalı bölgeyi gösteriyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">KALP krizi anında ilk kez kalbin içinde neler olduğunu gösteren fotoğraf çekildi. En kritik anda çekilen fotoğraf, iç kanamanın boyutunu izleyebilen doktorların hastanın ihtiyaçlarına göre müdahale edebilmesine yarayacak. Tıp biliminin daha gelişmiş tedavi ve teşhis yöntemlerini bulmasını sağlayacak.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hasarı görüyoruz</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Londra Imperial College Üniversitesi Tıp Araştırmaları Konseyi’nin Klinik Bilimler Merkezi’nde yapılan araştırmaya katılan Dr. Stuart Cook, &#8220;Kalp krizi anında ve sonrasında neler olduğunu ne kadar anlarsak, kalp krizinin neden olduğu hasara karşı mücadele edecek yeni yollar bulma şansımız o kadar artar&#8221; dedi. Araştırmacılar, üniversitenin hastanesinde tedavi gören kalp krizi geçirmiş 15 hastanın organlarının içindeki kanama görüntülerini çekmek için MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) cihazlarını kullandılar.<span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">MRI filmleri çekildikten sonra görüntüler bilgisayarda analiz edilerek kalp krizi sırasında iç kanama miktarının, kalbe verilen hasarın miktarıyla doğrudan bağlantılı olduğu bulundu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Araştırmanın lideri Dr. Declan O’Regan, &#8220;Çalışmamız kalp krizlerinin neden olabileceği hasar hakkında bize yeni bilgiler veriyor&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-krizinin-ilk-fotografi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp artık kendi kendini onaracak!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak-2.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 07:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[deformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[onarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[İtalyan bilim adamlarının Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı ile birlikte yaptığı araştırmalar, kalp krizi konusunda mucize bir buluşla sonuçlandı. Hayvanlar üzerinde başarılı olan yöntem bir süre sonra insanlar üzerinde de denenecek. Bu yönteme göre, kriz geçiren kalp, kendini yenileyebilecek. İTALYA’nın başkenti Roma’da bulunan ve ülkenin en büyük yüksek öğretim kurumu olan La Sapienza Üniversitesi ile Avrupa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İtalyan bilim adamlarının Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı ile birlikte yaptığı araştırmalar, kalp krizi konusunda mucize bir buluşla sonuçlandı. Hayvanlar üzerinde başarılı olan yöntem bir süre sonra insanlar üzerinde de denenecek. Bu yönteme göre, kriz geçiren kalp, kendini yenileyebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">İTALYA’nın başkenti Roma’da bulunan ve ülkenin en büyük yüksek öğretim kurumu olan La Sapienza Üniversitesi ile Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı işbirliğiyle yapılan araştırmalar, kardiyoloji alanında mucize denilebilecek bir buluşla sonuçlandı. Buna göre kriz geçiren kalp, kendi kendini tedavi edebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan Kardioloji Topluluğu Kongresi’nin Roma’da düzenlediği 69’uncu kongresinde yapılan sunumla ortaya çıkan mucize yöntemin, kök hücre çalışmalarına dayandığı açıklandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Buna göre bilim adamları, kriz geçiren kalpte deformasyon oluştuğunu, ancak keşfedilen yöntemle kök hücrelere kalbin onarılması kodlaması yapabildiklerini, böylece başka tedaviye gerek kalmadığını, vücudun kendi tedavisini yaptığını bildirdi. Yöntemle hayvanlar üzerinde başarı sağladıklarını, bir süre sonra insanlar üzerinde de çalışmaların başlayabileceği bildirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömrü uzatan 7 besin !</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omru-uzatan-7-besin.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omru-uzatan-7-besin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2008 07:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[badem]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[patates]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebze çorbası]]></category>
		<category><![CDATA[tarçın]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. BADEM Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">BADEM</p>
<p style="text-align: justify;">Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">KAHVE</p>
<p style="text-align: justify;">Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">TARÇIN</p>
<p style="text-align: justify;">Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;">PATATES</p>
<p style="text-align: justify;">Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi&#8217;ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.</p>
<p style="text-align: justify;">SEBZE ÇORBASI</p>
<p style="text-align: justify;">Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">ZEYTİNYAĞI</p>
<p style="text-align: justify;">Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren &#8220;;8oxodG&#8221;; adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">ÇAY</p>
<p style="text-align: justify;">Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60&#8242;a kadar çıkıyor.  Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/omru-uzatan-7-besin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp artık kendi kendini onaracak</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 08:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[deformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuar]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vücud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[İtalyan bilim adamlarının Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı ile birlikte yaptığı araştırmalar, kalp krizi konusunda mucize bir buluşla sonuçlandı. Hayvanlar üzerinde başarılı olan yöntem bir süre sonra insanlar üzerinde de denenecek. Bu yönteme göre, kriz geçiren kalp, kendini yenileyebilecek. İTALYA’nın başkenti Roma’da bulunan ve ülkenin en büyük yüksek öğretim kurumu olan La Sapienza Üniversitesi ile Avrupa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İtalyan bilim adamlarının Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı ile birlikte yaptığı araştırmalar, kalp krizi konusunda mucize bir buluşla sonuçlandı. Hayvanlar üzerinde başarılı olan yöntem bir süre sonra insanlar üzerinde de denenecek. Bu yönteme göre, kriz geçiren kalp, kendini yenileyebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">İTALYA’nın başkenti Roma’da bulunan ve ülkenin en büyük yüksek öğretim kurumu olan La Sapienza Üniversitesi ile Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı işbirliğiyle yapılan araştırmalar, kardiyoloji alanında mucize denilebilecek bir buluşla sonuçlandı. Buna göre kriz geçiren kalp, kendi kendini tedavi edebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan Kardioloji Topluluğu Kongresi’nin Roma’da düzenlediği 69’uncu kongresinde yapılan sunumla ortaya çıkan mucize yöntemin, kök hücre çalışmalarına dayandığı açıklandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Buna göre bilim adamları, kriz geçiren kalpte deformasyon oluştuğunu, ancak keşfedilen yöntemle kök hücrelere kalbin onarılması kodlaması yapabildiklerini, böylece başka tedaviye gerek kalmadığını, vücudun kendi tedavisini yaptığını bildirdi. Yöntemle hayvanlar üzerinde başarı sağladıklarını, bir süre sonra insanlar üzerinde de çalışmaların başlayabileceği bildirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kalp-artik-kendi-kendini-onaracak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERKEKLER NEDEN ERKEN ÖLÜYOR?</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/erkekler-neden-erken-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/erkekler-neden-erken-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 15:50:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ANDROPOZ]]></category>
		<category><![CDATA[devekuşu sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[HDL]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[john wayne sendromu metroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kondom]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tolerans]]></category>
		<category><![CDATA[überseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[x kromozomu]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni. Yeni ama Amerika&#8217;da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu.  Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni ama Amerika&#8217;da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu.  Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom neredeyse erkeklere özeldir. İşte devekuşu sendromunun öyküsü.</p>
<p style="text-align: justify;">DEVE KUŞU SENDROMUNA YAKALANMAYIN</p>
<p style="text-align: justify;">Erkeklerin daha yapılı ve güçlü olmalarına rağmen neden kadınlardan daha kısa yaşadıklarının cevabı  bu sendromda gizlidir. Erkekler bütün milletlerde, tüm coğrafyalarda daha genç yaşta ölmekte, daha sık hastalanıp, daha zor iyileşmektedir. Bu durumu açıklamak için pek çok neden var ama sorun aslında biraz biyolojik biraz da erkek tipi davranışsal ve sosyal özelliklerle ilişkilidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkekler kas ve kemik açısından güçlü görünseler de, poligam, über veya hiper olduklarını iddia etseler de ne yazık ki ciddi bazı biyolojik kusurlara sahipler. Kadınların iki X kromozomu varken, erkeklerde sadece bir tane X kromozomu mevcut.  Yaşamı kısaltıcı kalp hastalıklarına ve belki de bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu ileri sürülen testosteron hormonu erkeklerde kadınlardan (doğal olarak) çok daha yüksek. Ayrıca erkeklerin iyi kolesterol (HDL) seviyeleri kadınlara oranla bir hayli düşük. Erkekler karın çevresinden yağlanmaya, glikoz tolerans bozukluğu ve hipertansiyona yakalanmaya kadınlara oranla daha eğilimliler. Sözün kısası erkekler zaten yapısal olarak damar hastalıklarına yani kalp krizi ve felç gibi sorunlara daha açıklar. Yani birazcık imalat kusurları var!</p>
<p style="text-align: justify;">ERKEK DOĞMAK DAHA RİSKLİ</p>
<p style="text-align: justify;">Erkeklerin riskleri bununla da bitmiyor. İş stresleri daha yüksek, sosyal iletişimleri ise bir hayli bozuk. Arkadaş ve aileden destek alma konusunda oldukça beceriksizler. Duygularında samimi olduklarını, arkadaşlıklarını köklü tuttuklarını söylemek de zor. Kadınlara oranla daha kolay endişelenen, korkan ama daha zor sevinen, zor inanan ve hoşgören, az bağışlayan bir ruhsal organizasyonları var. Ayrıca kadınlardan daha agresifler. Şiddet ve hiddet skorları daha yüksek. Gereksiz riskleri kolayca alabiliyorlar. Sigara ve alkol kullanımı, araçlarda kemer bağlamamak, kondom kullanmamak gibi risk azaltıcı önlemleri pek önemsemiyorlar. Doktorlara hasta olunca bile pek gitmiyorlar. Düzenli tetkik yaptırma alışkanlıkları da kadınlara oranla bir hayli düşük.</p>
<p style="text-align: justify;">DAHASI VAR</p>
<p style="text-align: justify;">Erkeklerin sorunları bunlarla da bitmiyor. Erkekler gereksiz yere risk alma dışında kişisel bakımlarında da oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorun özellikle orta yaşlarda daha da belirginleşiyor. Kısacası, uzmanlar erkeklerin bu tavırlarını başını kuma gömmüş deve kuşlarına benzetiyor ve bu durumu deve kuşu sendromu diye adlandırıyor. Maço tavırları nedeniyle uslanmaz sigara tüketicisi John Wayne bu sendromun en önemli örneği. Belki de bu nedenle sendromun ikinci bir adı daha var : John Wayne Sendromu.</p>
<p style="text-align: justify;">ERKEKLERE 10 EMİR</p>
<p style="text-align: justify;">Dr. Harvey Simon erkeklere bu sendromdan korunmak için bir yol haritası hazırlamış ve 10 kuralı mutlaka uygulamalarını istemiş. Devekuşu sendromuna yakalanmak istemeyen bir erkekseniz bu öğütleri tutmanızda yarar var.</p>
<p style="text-align: justify;">1. Tütün ürünlerinden uzak durun.<br />
2. Alkol kullanmayın ya da iyice azaltın.<br />
3. Düzenli egzersiz yapın.<br />
4. Doğru beslenin.<br />
5. Stresinizi iyi yönetin.<br />
6. Vücut yağ oranınızı azaltın.<br />
7. Emniyet kemeri takmayı unutmayın.<br />
8. Radyasyon ve ultraviyole kaynaklarından, kimyasal ve çevresel zararlardan uzak durun.<br />
9. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunun.<br />
10. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Herhangi bir işaret alırsanız, hemen doktorunuzla görüşün.</p>
<p style="text-align: justify;">ANDROPOZ</p>
<p style="text-align: justify;">Türk toplumu menopozlu kadınlara gösterdiği ilgiyi şimdiye kadar erkeklerden esirgemiştir! Kadınların menopoz dönemi sorunlarını araştıran, çözüm yolları arayan menopoz dernekleri var. Erkeklerin dernek kurmak bir tarafa bu konuda sesleri bile çıkmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olan andropoz aslında birçok erkeği hiç etkilemiyor. Çoğu erkek böyle bir dönemin farkında bile değil. Kas gücündeki azalmayı, karnındaki yağlanmayı, dikkatindeki dağılmayı, uyku sorunları veya kas-kemik ağrılarını başka sebeplere bağlıyor. Bazı erkekler de yaşadığı cinsel sorunları ya normal kabul edip boyun eğiyor ya da saklama telaşına giriyor. Bunun nedeni biraz da sürecin özelliği ile ilgili. Erkekler kadınlarda olduğu gibi tam bir hormonal kesilme yaşamıyor. Erkeklerde yavaş ilerleyen ve yaşlandıkça belirginleşen bir testosteron hormonu kaybı söz konusu. Bu yavaş ama ilerleyici kayıp çoğu kez bir sorun çıkmadan geçiştiriliyor. Erkeklerde de, kaybedilen testosteronun yerine konması mümkün. Bu durum &#8220;hormon yerine koyma tedavisi&#8221; olarak biliniyor. Hormon eksikliğini gidermede ağız veya cilt yoluyla kullanılan güvenli tablet ve kremler var.</p>
<p style="text-align: justify;">Hormon yerine koyma tedavisi her erkek için gerekli mi sorusunu ürologlar &#8220;hayır&#8221; diye yanıtlıyor. Prostat kanseri şüphesi olanlarda, prostat büyümesi nedeniyle idrar boşaltmada ciddi sorunlar yaşayanlarda, psikiyatrik problemleri bulunanlarda, karaciğer yetmezliği gibi organ yetersizliği belirlenenlerde testosteron ile yerine koyma tedavisini zararlı buluyorlar. Uzmanlar testosteronu gerekli durumlarda mutlaka kullanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">CİNSELLİK SONSUZA DEK MÜMKÜNDÜR</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kez daha hatırlatalım: Cinsellik sağlıklı yaşayan, doğru beslenen, düzenli aktivitesi olan, sigara ve alkol kullanmayan, stres yönetiminde başarılı erkeklerde 80&#8242;li yaşlarda bile sorun olmuyor. Bunlar andropoz sorunlarını neredeyse hiç yaşamıyor. Massachusetts Andropoz Araştırmaları&#8217;nda bazı fiziksel düşüşler nedeniyle cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşüncesinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar yaşlandıkça daha az cinsel ilişkiye girdiklerinden bir algı yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre tam tersine, cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artıyor bile. Çünkü yaş cinsellik konusunda bilgi, deneyim ve tecrübe kazanılmasını sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşının getirdiği değişiklikleri kabul eden, hayatı gerektiği gibi yaşayan, değerlendiren erkeklerde andropoz dönemi cinsel güçte ciddi bir azalmaya neden olmuyor. Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmiyor. Andropozu lütfen bir iktidar savaşı olarak görmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">ANDROPOZ REÇETENİZ</p>
<p style="text-align: justify;">- Kilo fazlalığı sorununuz varsa en kısa zamanda çözmeye çalışın.<br />
- Bir egzersiz programı oluşturun. İşe her gün 30-35 dakikalık sıkı bir yürüyüşle başlayın.<br />
- Protein tüketiminizi kontrol edin. Yeteri kadar protein almıyorsanız, eksiğinizi giderin. Özellikle kırmızı veya beyaz et gibi hayvansal proteinleri yeteri kadar tüketin. Kırmızı eti haftada 2 kez ve yağsız bölümlerinden tüketmenizde fayda var.<br />
- Dinlenmeye, eğlenmeye zaman ayırın. Tatillerinizi iyi değerlendirin.<br />
- Uyku sorunlarınız varsa,  doktorunuzdan yardım isteyin.<br />
- B6, B1 ve E vitaminleri ile çinko desteklerinden istifade edin.<br />
- Yorgunsanız ginseng, ginkgo biloba ve argininden de yararlanabilirsiniz.<br />
- Olumlu, keyifli, eğlenceli biri olmaya gayret edin. Kitap okuyun, sinemaya gidin, briç ve satranç gibi oyunlar oynayın.<br />
- Kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Cinsel yaşamı etkileyenleri varsa doktorunuzdan yardım isteyin.<br />
- Testosteron seviyenizi kontrol ettirin.<br />
- Bütün bunlar sorununuzu gidermiyorsa bir uzmandan (üroloji veya endokrinoloji) yardım istemekten çekinmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">UNUTMAYIN</p>
<p style="text-align: justify;">TESTOSTERON AZLIĞININ TEDAVİSİ MÜMKÜN</p>
<p style="text-align: justify;">Testosteron düşüklüğünü &#8220;fizyolojik düzeyde kalması koşuluyla&#8221; yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul etmek gerekiyor. Ama testosteron seviyesinde beklenenden hızlı bir düşme varsa, nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Eğer testosteron eksikliği ile ilişkili ciddi yakınmalar da ortaya çıkmışsa, yaşla ilişkili olsa bile testosteron eksikliğinin tedavisi yapılmalıdır. Testosteron eksikliğinin mevcudiyetini gösteren belirtilerden rahatsızlık duyuyorsanız, problemlerinizi çözmede size yardımcı olabilecek bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır. Bir üroloji uzmanı -özellikle androloji konusunda deneyimli olanlar- veya endokrinolog sorununuzu çözme ve yönetmede size daha çok yardımcı olacaktır. Uzman, deneyimli bir hekim ve bilinçli bir hastanın işbirliği testosteron eksikliğini ortadan kaldırır.</p>
<p style="text-align: justify;">BİR BİLGİ</p>
<p style="text-align: justify;">CİNSEL GÜÇ KAYBININ BAŞKA SEBEPLERİ DE VAR</p>
<p style="text-align: justify;">Testosteron hormonunun erkeklerde önemli görevleri var. Cinsel fonksiyonların gelişmesi, korunması ve sürdürülmesi, cinselliğin uyarılmasında bu hormon ciddi bir rol üstlenir. Testosteron eksikliğinde cinsel ilişki isteğinin azalması, cinsel aktivitenin baskılanması bundandır. Testosteron seviyesindeki azalma beklenenden daha hızlı ve yoğun olduğunda erkek cinselliğinde ciddi fırtınalar yaşanır. Hemen belirtelim: Cinsel arzuyu ve gücü etkileyen sadece testosteron hormonu değildir. Ruhsal kökenli hastalıklar (depresyon, akut anksiyete…), yaşanan bazı sağlık sorunları, özellikle hormonal problemler (şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları), damarsal sorunlar ve metabolizma ile ilişkili problemler de cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı ilaçların (antidepresanlar, uyku ilaçları, betablokerler, idrar söktürücüler…) ve besin desteklerinin de (pasion flower) cinsel yaşamın tadını kaçırabileceği biliniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/erkekler-neden-erken-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

