Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
06

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-6-2009

En besleyici içeçek süt Süt, bebekliğimizden itibaren tüketmeye başladığımız en önemli içeceklerden biri. Çocukluktan itibaren yeterli miktarda içildiği zaman, kemiklerin gelişimi ve ileriki yaşlarda da kemiklerin erimesini önleyerek sağlığımızı korumamıza yardım eder.

SÜTÜN YARARLARI

Kemiklerin gelişimini sağlar.
Kemik erimesi ve diş eti hastalıklarına iyi gelir
Mikrobik enfeksiyonlara vücudu korur
Sinir sistemini rahatlatır
Günde yarım litre süt içen çocuklarda bir tür kemik hastalığı olan “raşitizm”i önler
Diş çürüklerini önler
Tansiyonu düşürür
Kanserin önlenmesine yardımcı olur


 
Ara
27

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-27-2008

Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi.

Akarırmak, “kemik erimesi” ya da “kemik zayıflaması” olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğunu belirtti.

Osteoporozun dünyada en yaygın görülen bir iskelet sistemi hastalığı olduğuna, bu hastalığa bağlı kemik kırıklarının giderek önemli bir halk sağlığı soruna haline geldiğine dikkati çeken Akarırmak, “kemiklerin gelişmesinde ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü var. Uygun beslenilerek osteoporozdan korunulabilir” dedi.

Kalsiyum bakımından zengin beslenmenin osteoporozdan korunma açısından çok önemli olduğunu ifade eden Akarırmak, şöyle konuştu:
“Kalsiyum bakımından zengin beslenme yanında elbette dikkat edilmesi gereken başka faktörler de var. Yetersiz D vitamini alımı, proteinin ve sodyumun fazla miktarda alınması, yetersiz çinko, florid alınması, B, C ve K vitamini yetersizliği, aşırı alkol ve kahve tüketimi bu faktörlere örnek verilebilir.

Bunlar içinde kalsiyum bakımından zengin beslenme çok önemli. Kalsiyum ihtiyacı yaşam süreci içinde değişkenlik gösterir. İskeletin hızla büyümekte olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde, gebelik ve emzirme sırasında vücudun kalsiyum ihtiyacı daha fazla. Menopoz sonrası dönemdeki kadınların ve yaşlı erkeklerin daha fazla kalsiyuma ihtiyaçları var. Eğer yeterli kalsiyum alınmazsa vücudumuz bu ihtiyacını en büyük kalsiyum deposu olan kemiklerden karşılar. Bu da osteoporoza neden olur.”

KALSİYUM DEPOSU PEKMEZ

Prof. Dr Akarırmak, pekmezin yanı sıra süt, yoğurt, peynir, dondurma gibi yağ oranı düşük süt ürünlerinin, brokoli, pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin, baklagillerin, fındığın, deniz ürünleri ile badem, portakal suyu, tahıllar ve tam ekmeğin zengin kalsiyum kaynakları olduğunu kaydetti.

Bu ürünler arasında yer alan pekmezin “kalsiyum deposu” olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Akarırmak, “dünyada giderek daha önemli bir halk sağlığı problemine dönüşen osteoporoza bağlı kemik kırılmalarının önüne geçilmesi için pekmez tüketim alışkanlığının yaygınlaştırılmasında fayda var” diye konuştu.

Akarırmak, Türkiye’de yoğun olarak üretimi yapılan üzüm, incir ve dutun ezilerek ve kaynatılarak hazırlanan bir gıda olan pekmezin zengin bir kalsiyum kaynağı olması yanında ucuz sayılabilecek bir ürün olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz özellikle kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların beslenmesinde pekmezin hala var olduğunu biliyoruz. Ama pekmez nerede yaşarsa yaşasın ve hangi yaş grubundan olursa olsun herkesin tüketmesi gereken sağlıklı bir ürün. Ebeveynler pekmezle değişik tatlar hazırlayarak çocuklarına pekmezi sevdirebilirler, kendileri de kalsiyum gereksinimlerini pekmezle karşılayabilirler. Örneğin pekmez yoğurda katılarak keyifle tüketilebilir. Peynirin üzerine konularak tüketilebilir. Pekmez şerbet yapılarak da alınabilir.

Ayrıca geleneksel tahin pekmez olarak, şeker yerine konmak üzere pasta gibi ürünler için de pekmez düşünülebilir. Ancak kilo sorunu ve şeker hastası olanları kalori ve şeker alımı yönünden de uyarmak gereklidir. Şüphesiz pekmez tek kalsiyum kaynağı değil ama pekmezin çok önemli bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü, 100 gram pekmezde 400 miligram kalsiyum var, bu oldukça yüksek bir miktar. Kalsiyum bakımından zengin olduğu bilinen yağsız sütün bir bardağında 245, 100 gram yoğurtta 350 miligram kalsiyum var.”

“KADINLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI”

Akarırmak, insanların günlük kalsiyum gereksiniminin yaş grubuna cinsiyete göre farklılık gösterdiğini belirtti.

Günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1-3 yaş grubundakiler için 500 miligram olduğunu kaydeden Akarırmak, bu miktarın 4-8 yaş grubundakiler için 800, 9-18 yaş grubundakiler için 1.300, 19-50 yaş grubundakiler için 1.000, 50 ve üstü yaş grubundakiler için ise 1.200 miligram olduğunu bildirdi. Akarırmak, gebe ya da emziren kadınların günlük alması gereken kalsiyum miktarının ise 1.200 – 1.500 miligram olduğunu bildirdi.

Akarırmak, osteoporozdan korunmak için yeterli kalsiyum alınmasının yanı sıra şu önerilerde bulundu:
“Düzenli hekime gidilmeli, çünkü hastalığın erken teşhisi çok önemli. Kişi kemik yoğunluğunu hekimin uygun göreceği sıklıkta ölçtürmeli. Kalsiyum yanında yeterince magnezyum ve C vitamini alınmasına dikkat edilmeli. Tuz alımı azaltılmalı, lifli besinler tercih edilmeli. Tedavide önemli başarılar elde ediliyor olsa bile asıl hedef osteoporozdan korunmak olmalı.

Kadınlar osteoporoz konusunda erkeklere oranla daha dikkatli olmalılar. Çünkü, kadınlarda kemik yapısının zayıflaması daha hızlı. Kadınlarda, özellikle menopozdan sonra görülen hızlı kemik kaybı, kemik yapısının zayıflamasına ve osteoporozun ortaya çıkmasına neden olabilir. Osteoporoz kadınlarda erkeklerden daha sıktır, çünkü, kadınlar erkeklere göre daha az kemik kütlesine sahiptir.”


 
Ara
24

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-24-2008

Sigaranın, damarlardaki daraltıcı etkisiyle kan akımını bozarak yaraların iyileşmesini olumsuz etkilediğini, tek bir sigaranın 90 dakika boyunca damarları daralttığını belirten uzmanlar, içerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigarayı içenlerin derisinin 5 kat daha fazla kırıştığını açıkladı.

NASIL ETKİLER?

Sigaranın deri üzerindeki etkisini anlatan Dermatoloji Uzmanı Doktor Zekayi Kutlubay, bazı çalışmalarda sigaranın güneş ışınlarından bile etkili olduğunun tespit edildiğini söyledi.

KALICI İZLER BIRAKIR

Soluk, kirli beyaz-gri renkli ve kırışık derinin ‘sigara tiryakisi derisi’ olarak tanımlandığını belirten Dr. Kutlubay, ‘Sigara içenlerin yüzde 79′unda bu görünüm mevcuttur. Sigara tiryakileri, kalıcı çizgi veya kırışıklığa sahiptirler. Alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi vardır. Deride incelme, hafif gri görünüm vardır. Deri hafif turuncu-mor kırmızısı renk alır’ dedi.


 
Ara
20

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-20-2008

ADANA’daki Özel Ortopedia Hastanesi’nin Yönetim Kurulu üyesi ortopedi uzmanı Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiğin kalitesini yükseltmek için erken yaşlarda kalsiyum yüklemesi yapılması gerektiğini söyledi.

Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiklere en önemli gücü veren kalsiyumun büyüme çağının sonlarına doğru alındığını kaydetti. Bunun için 26 yaşına kadar süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum içeren ürünler düzenli ve sağlıklı tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof.Dr. Gülşen, “Çünkü 26 yaşa kadar alınan kalsiyum kemiği daha güçlü kılıyor. O nedenle gençler kemiklerin korunması için önlem almalı. Düzenli beslenmeli, kalsiyumdan zengin gıdalarla beslenmeli. Sigara, alkol ve kahveden uzak durmalı” dedi.

Prof.Dr. Mahir Gülşen, yetişkinlerin ve çocukların sütlü kahve içmelerinin de doğru olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Ayrıca, çocuğunuza süt veriyorsunuz, tadını beğenmiyor. Süte kahve karıştırıp içiriyorsunuz. Kahvedeki kafein kemiğin kalsiyumu emmesini engelliyor. Bu büyükler için de geçerli. Kahveyle birlikte içtiğiniz sütün bir yararı olmaz. Ayrıca çocuğa tek başına süt içirmenin yanında bir de hareket etmesini, spor yapmasını sağlayın. Kemikler ancak hareketle sağlamlaşır. Kemiklerin görevi vücudu taşımak. Sürekli yatarsanız, oturursanız, beyin kemiğin kalsiyuma ihtiyaç duyduğunu fark etmez. Sürekli hareket ederseniz beyin kalsiyum ihtiyacı olduğu sinyalini verir. Kemikleri kuvvetli hale getirmek için hareket etmeli spor yapmalıyız.”


 
Ara
18

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-18-2008

İçerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğu belirtilerek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına neden olduğu bildirildi.

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, içerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğunu belirterek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına neden olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. İnanç,  yaptığı açıklamada, sağlıklı bir yaşamın güvenli besinlerle sürdürülebileceğini söyledi. Güvenli besinin öncelikle besleyici değerini kaybetmemiş olması gerektiğini ifade eden İnanç, şunları kaydetti:

“İçerisinde kafein bulunan kola, sodyum açısından da zengindir. Bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyum, kemik kırılmalarına neden olur. Bir taraftan süt içirelim kemikleri koruyalım derken kola tüketimine göz yummak doğru değil. ’Yasaklansın’ demeyi istiyorum ama yasaklar da doğru yere götürmüyor. Mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmede kolaya yer yok. Hele hele sporcuların kemikleri çok daha önemli. Kemiklerinizin kırılmasına razıysanız kola içebilirsiniz.”

Karbonhidrat ve proteinlerin aynı anda tüketilmesinin zararlı olmadığını söyleyen İnanç, doğal besinlerin içerisinde protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin birlikte bulunduğunu belirtti.

İnanç, bunların boşuna bir arada yaratılmadığını ifade ederek, “Bunları böyle almak lazım. Karbonhidrat ve proteini bir arada kullanmamak doğru değil. Çünkü, sütte de ette de protein var. Yanında yediğimizi ekmekte de karbonhidrat var. Bu bilimsel olarak doğru değil” dedi.

Prof. Dr. Neriman İnanç, besinlerin hem fiziksel hem kimyasal hem de mikrobiyolojik açıdan temiz ve bozulmamış olması gerektiğini kaydetti. Neriman İnanç, besinlerin virüsleri, bakterileri ve zararlı mikroorganizmaları taşıyabildiğini belirterek, “Bunlar bazen vücudumuzun bazı bölgelerine yerleşerek felç, menenjit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Elimde ülkemizdeki bu hastalıklarla ilgili veri yok ama ABD’de her yıl 76 milyon insan bu bakterilerden hastalanıyor, 5 bin insan ise ölüyor” diye konuştu.

Besinlerin cam parçası, metal, kıymık, saç gibi bazı fiziki maddelerle de kirlenebildiğine dikkati çeken İnanç, şunları kaydetti: “Besinleri sakladığımız kaplar, çözülme sonucu oluşan bazı metaller, tarım ilaçları, iyi durulanmayan bazı kaplardan geçen deterjanlar, ambalajlarda kullanılan renkli plastikler, kimyasal olarak besinlerin kirlenmesine neden oluyor. Belki de en önemlisi besinin bileşiminde doğal olarak bulunan zehirli maddelerdir. Örneğin, yeşillenmiş patateste bulunan ’solanim’ maddesinin toksik, zararlı etkisi var. Besinlerin uygun koşullarda saklanamaması veya hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması sonucu oluşan virüsler, küfler de biyolojik kirlenmeye neden oluyor. Bu kirlenmelerden arınmış besinleri almak zorundayız. Aynı zamanda bunu elde edebilecek ekonomik güce sahip olmalı ve bu alımın sürekliliğini sağlamalıyız.”

İnanç, bir şeker hastasının, kullanacağı besindeki şeker oranını bilmesinin sağlık için gerekli olduğunu belirterek, bunun için de etiketlemenin yaygınlaştırılması gerektiğini bildirdi.

Bir ürünün güvenliği ile kalitesinin farklı şeyler olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. İnanç, güvenlikten taviz vermenin mümkün olmadığını ancak kalitenin tüketicinin tercihine göre değişebileceğini kaydetti.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.