<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orjinal Lida &#124; Sağlıklı yaşam ve sağlıklı zayıflama haberleri &#187; kemik</title>
	<atom:link href="http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tag/kemik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam</link>
	<description>Sağlık ve Zayıflama / Diyet Haberlerinin Bulunduğu Ek.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 13:59:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>En besleyici içeçek süt</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/en-besleyici-icecek-sut.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/en-besleyici-icecek-sut.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 13:12:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş çürüğü]]></category>
		<category><![CDATA[diş eti]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobik enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[raşitizm]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[sinir sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/en-besleyici-icecek-sut.html</guid>
		<description><![CDATA[En besleyici içeçek süt Süt, bebekliğimizden itibaren tüketmeye başladığımız en önemli içeceklerden biri. Çocukluktan itibaren yeterli miktarda içildiği zaman, kemiklerin gelişimi ve ileriki yaşlarda da kemiklerin erimesini önleyerek sağlığımızı korumamıza yardım eder. SÜTÜN YARARLARI Kemiklerin gelişimini sağlar. Kemik erimesi ve diş eti hastalıklarına iyi gelir Mikrobik enfeksiyonlara vücudu korur Sinir sistemini rahatlatır Günde yarım litre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">En besleyici içeçek süt Süt, bebekliğimizden itibaren tüketmeye başladığımız en önemli içeceklerden biri. Çocukluktan itibaren yeterli miktarda içildiği zaman, kemiklerin gelişimi ve ileriki yaşlarda da kemiklerin erimesini önleyerek sağlığımızı korumamıza yardım eder.</p>
<p style="text-align: justify;">SÜTÜN YARARLARI</p>
<p style="text-align: justify;">Kemiklerin gelişimini sağlar.<br />
Kemik erimesi ve diş eti hastalıklarına iyi gelir<br />
Mikrobik enfeksiyonlara vücudu korur<br />
Sinir sistemini rahatlatır<br />
Günde yarım litre süt içen çocuklarda bir tür kemik hastalığı olan &#8220;raşitizm&#8221;i önler<br />
Diş çürüklerini önler<br />
Tansiyonu düşürür<br />
Kanserin önlenmesine yardımcı olur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/en-besleyici-icecek-sut.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek çare pekmez</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-care-pekmez.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-care-pekmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 10:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Akarırmak]]></category>
		<category><![CDATA[azalma]]></category>
		<category><![CDATA[belirtti]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[gelmesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik zayıflaması]]></category>
		<category><![CDATA[kemiklerin]]></category>
		<category><![CDATA[kırılmaya]]></category>
		<category><![CDATA[miktarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[oluşan]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporozun]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi. Akarırmak, “kemik erimesi” ya da “kemik zayıflaması” olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Akarırmak, “kemik erimesi” ya da “kemik zayıflaması” olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğunu belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Osteoporozun dünyada en yaygın görülen bir iskelet sistemi hastalığı olduğuna, bu hastalığa bağlı kemik kırıklarının giderek önemli bir halk sağlığı soruna haline geldiğine dikkati çeken Akarırmak, “kemiklerin gelişmesinde ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü var. Uygun beslenilerek osteoporozdan korunulabilir” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalsiyum bakımından zengin beslenmenin osteoporozdan korunma açısından çok önemli olduğunu ifade eden Akarırmak, şöyle konuştu:<br />
“Kalsiyum bakımından zengin beslenme yanında elbette dikkat edilmesi gereken başka faktörler de var. Yetersiz D vitamini alımı, proteinin ve sodyumun fazla miktarda alınması, yetersiz çinko, florid alınması, B, C ve K vitamini yetersizliği, aşırı alkol ve kahve tüketimi bu faktörlere örnek verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar içinde kalsiyum bakımından zengin beslenme çok önemli. Kalsiyum ihtiyacı yaşam süreci içinde değişkenlik gösterir. İskeletin hızla büyümekte olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde, gebelik ve emzirme sırasında vücudun kalsiyum ihtiyacı daha fazla. Menopoz sonrası dönemdeki kadınların ve yaşlı erkeklerin daha fazla kalsiyuma ihtiyaçları var. Eğer yeterli kalsiyum alınmazsa vücudumuz bu ihtiyacını en büyük kalsiyum deposu olan kemiklerden karşılar. Bu da osteoporoza neden olur.”</p>
<p style="text-align: justify;">KALSİYUM DEPOSU PEKMEZ</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr Akarırmak, pekmezin yanı sıra süt, yoğurt, peynir, dondurma gibi yağ oranı düşük süt ürünlerinin, brokoli, pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin, baklagillerin, fındığın, deniz ürünleri ile badem, portakal suyu, tahıllar ve tam ekmeğin zengin kalsiyum kaynakları olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ürünler arasında yer alan pekmezin “kalsiyum deposu” olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Akarırmak, “dünyada giderek daha önemli bir halk sağlığı problemine dönüşen osteoporoza bağlı kemik kırılmalarının önüne geçilmesi için pekmez tüketim alışkanlığının yaygınlaştırılmasında fayda var” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Akarırmak, Türkiye&#8217;de yoğun olarak üretimi yapılan üzüm, incir ve dutun ezilerek ve kaynatılarak hazırlanan bir gıda olan pekmezin zengin bir kalsiyum kaynağı olması yanında ucuz sayılabilecek bir ürün olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Biz özellikle kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların beslenmesinde pekmezin hala var olduğunu biliyoruz. Ama pekmez nerede yaşarsa yaşasın ve hangi yaş grubundan olursa olsun herkesin tüketmesi gereken sağlıklı bir ürün. Ebeveynler pekmezle değişik tatlar hazırlayarak çocuklarına pekmezi sevdirebilirler, kendileri de kalsiyum gereksinimlerini pekmezle karşılayabilirler. Örneğin pekmez yoğurda katılarak keyifle tüketilebilir. Peynirin üzerine konularak tüketilebilir. Pekmez şerbet yapılarak da alınabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca geleneksel tahin pekmez olarak, şeker yerine konmak üzere pasta gibi ürünler için de pekmez düşünülebilir. Ancak kilo sorunu ve şeker hastası olanları kalori ve şeker alımı yönünden de uyarmak gereklidir. Şüphesiz pekmez tek kalsiyum kaynağı değil ama pekmezin çok önemli bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü, 100 gram pekmezde 400 miligram kalsiyum var, bu oldukça yüksek bir miktar. Kalsiyum bakımından zengin olduğu bilinen yağsız sütün bir bardağında 245, 100 gram yoğurtta 350 miligram kalsiyum var.”</p>
<p style="text-align: justify;">“KADINLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI”</p>
<p style="text-align: justify;">Akarırmak, insanların günlük kalsiyum gereksiniminin yaş grubuna cinsiyete göre farklılık gösterdiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1-3 yaş grubundakiler için 500 miligram olduğunu kaydeden Akarırmak, bu miktarın 4-8 yaş grubundakiler için 800, 9-18 yaş grubundakiler için 1.300, 19-50 yaş grubundakiler için 1.000, 50 ve üstü yaş grubundakiler için ise 1.200 miligram olduğunu bildirdi. Akarırmak, gebe ya da emziren kadınların günlük alması gereken kalsiyum miktarının ise 1.200 &#8211; 1.500 miligram olduğunu bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Akarırmak, osteoporozdan korunmak için yeterli kalsiyum alınmasının yanı sıra şu önerilerde bulundu:<br />
“Düzenli hekime gidilmeli, çünkü hastalığın erken teşhisi çok önemli. Kişi kemik yoğunluğunu hekimin uygun göreceği sıklıkta ölçtürmeli. Kalsiyum yanında yeterince magnezyum ve C vitamini alınmasına dikkat edilmeli. Tuz alımı azaltılmalı, lifli besinler tercih edilmeli. Tedavide önemli başarılar elde ediliyor olsa bile asıl hedef osteoporozdan korunmak olmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınlar osteoporoz konusunda erkeklere oranla daha dikkatli olmalılar. Çünkü, kadınlarda kemik yapısının zayıflaması daha hızlı. Kadınlarda, özellikle menopozdan sonra görülen hızlı kemik kaybı, kemik yapısının zayıflamasına ve osteoporozun ortaya çıkmasına neden olabilir. Osteoporoz kadınlarda erkeklerden daha sıktır, çünkü, kadınlar erkeklere göre daha az kemik kütlesine sahiptir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/tek-care-pekmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara deriyi kurutuyor!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sigara-deriyi-kurutuyor.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sigara-deriyi-kurutuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 11:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[Sigaranın, damarlardaki daraltıcı etkisiyle kan akımını bozarak yaraların iyileşmesini olumsuz etkilediğini, tek bir sigaranın 90 dakika boyunca damarları daralttığını belirten uzmanlar, içerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigarayı içenlerin derisinin 5 kat daha fazla kırıştığını açıkladı. NASIL ETKİLER? Sigaranın deri üzerindeki etkisini anlatan Dermatoloji Uzmanı Doktor Zekayi Kutlubay, bazı çalışmalarda sigaranın güneş ışınlarından bile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sigaranın, damarlardaki daraltıcı etkisiyle kan akımını bozarak yaraların iyileşmesini olumsuz etkilediğini, tek bir sigaranın 90 dakika boyunca damarları daralttığını belirten uzmanlar, içerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigarayı içenlerin derisinin 5 kat daha fazla kırıştığını açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">NASIL ETKİLER?</p>
<p style="text-align: justify;">Sigaranın deri üzerindeki etkisini anlatan Dermatoloji Uzmanı Doktor Zekayi Kutlubay, bazı çalışmalarda sigaranın güneş ışınlarından bile etkili olduğunun tespit edildiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">KALICI İZLER BIRAKIR</p>
<p style="text-align: justify;">Soluk, kirli beyaz-gri renkli ve kırışık derinin &#8216;sigara tiryakisi derisi&#8217; olarak tanımlandığını belirten Dr. Kutlubay, &#8216;Sigara içenlerin yüzde 79&#8242;unda bu görünüm mevcuttur. Sigara tiryakileri, kalıcı çizgi veya kırışıklığa sahiptirler. Alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi vardır. Deride incelme, hafif gri görünüm vardır. Deri hafif turuncu-mor kırmızısı renk alır&#8217; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/sigara-deriyi-kurutuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarınıza sütlü kahve içirmeyin!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/cocuklariniza-sutlu-kahve-icirmeyin.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/cocuklariniza-sutlu-kahve-icirmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2008 14:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bereket]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütlü kahve]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[ADANA’daki Özel Ortopedia Hastanesi’nin Yönetim Kurulu üyesi ortopedi uzmanı Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiğin kalitesini yükseltmek için erken yaşlarda kalsiyum yüklemesi yapılması gerektiğini söyledi. Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiklere en önemli gücü veren kalsiyumun büyüme çağının sonlarına doğru alındığını kaydetti. Bunun için 26 yaşına kadar süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum içeren ürünler düzenli ve sağlıklı tüketilmesi gerektiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">ADANA’daki Özel Ortopedia Hastanesi’nin Yönetim Kurulu üyesi ortopedi uzmanı Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiğin kalitesini yükseltmek için erken yaşlarda kalsiyum yüklemesi yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof.Dr. Mahir Gülşen, kemiklere en önemli gücü veren kalsiyumun büyüme çağının sonlarına doğru alındığını kaydetti. Bunun için 26 yaşına kadar süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum içeren ürünler düzenli ve sağlıklı tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof.Dr. Gülşen, “Çünkü 26 yaşa kadar alınan kalsiyum kemiği daha güçlü kılıyor. O nedenle gençler kemiklerin korunması için önlem almalı. Düzenli beslenmeli, kalsiyumdan zengin gıdalarla beslenmeli. Sigara, alkol ve kahveden uzak durmalı” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof.Dr. Mahir Gülşen, yetişkinlerin ve çocukların sütlü kahve içmelerinin de doğru olmadığını belirterek, şöyle konuştu:</p>
<p style="text-align: justify;">“Ayrıca, çocuğunuza süt veriyorsunuz, tadını beğenmiyor. Süte kahve karıştırıp içiriyorsunuz. Kahvedeki kafein kemiğin kalsiyumu emmesini engelliyor. Bu büyükler için de geçerli. Kahveyle birlikte içtiğiniz sütün bir yararı olmaz. Ayrıca çocuğa tek başına süt içirmenin yanında bir de hareket etmesini, spor yapmasını sağlayın. Kemikler ancak hareketle sağlamlaşır. Kemiklerin görevi vücudu taşımak. Sürekli yatarsanız, oturursanız, beyin kemiğin kalsiyuma ihtiyaç duyduğunu fark etmez. Sürekli hareket ederseniz beyin kalsiyum ihtiyacı olduğu sinyalini verir. Kemikleri kuvvetli hale getirmek için hareket etmeli spor yapmalıyız.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/cocuklariniza-sutlu-kahve-icirmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kola kemik düşmanı!</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kola-kemik-dusmani.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kola-kemik-dusmani.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 16:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[düşman]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kırılması]]></category>
		<category><![CDATA[kola]]></category>
		<category><![CDATA[sodyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[İçerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğu belirtilerek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına neden olduğu bildirildi. Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, içerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğunu belirterek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İçerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğu belirtilerek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına neden olduğu bildirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, içerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğunu belirterek, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına neden olduğunu bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. İnanç,  yaptığı açıklamada, sağlıklı bir yaşamın güvenli besinlerle sürdürülebileceğini söyledi. Güvenli besinin öncelikle besleyici değerini kaybetmemiş olması gerektiğini ifade eden İnanç, şunları kaydetti:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İçerisinde kafein bulunan kola, sodyum açısından da zengindir. Bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyum, kemik kırılmalarına neden olur. Bir taraftan süt içirelim kemikleri koruyalım derken kola tüketimine göz yummak doğru değil. ’Yasaklansın’ demeyi istiyorum ama yasaklar da doğru yere götürmüyor. Mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmede kolaya yer yok. Hele hele sporcuların kemikleri çok daha önemli. Kemiklerinizin kırılmasına razıysanız kola içebilirsiniz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Karbonhidrat ve proteinlerin aynı anda tüketilmesinin zararlı olmadığını söyleyen İnanç, doğal besinlerin içerisinde protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin birlikte bulunduğunu belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">İnanç, bunların boşuna bir arada yaratılmadığını ifade ederek, &#8220;Bunları böyle almak lazım. Karbonhidrat ve proteini bir arada kullanmamak doğru değil. Çünkü, sütte de ette de protein var. Yanında yediğimizi ekmekte de karbonhidrat var. Bu bilimsel olarak doğru değil&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Neriman İnanç, besinlerin hem fiziksel hem kimyasal hem de mikrobiyolojik açıdan temiz ve bozulmamış olması gerektiğini kaydetti. Neriman İnanç, besinlerin virüsleri, bakterileri ve zararlı mikroorganizmaları taşıyabildiğini belirterek, &#8220;Bunlar bazen vücudumuzun bazı bölgelerine yerleşerek felç, menenjit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Elimde ülkemizdeki bu hastalıklarla ilgili veri yok ama ABD’de her yıl 76 milyon insan bu bakterilerden hastalanıyor, 5 bin insan ise ölüyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Besinlerin cam parçası, metal, kıymık, saç gibi bazı fiziki maddelerle de kirlenebildiğine dikkati çeken İnanç, şunları kaydetti: &#8220;Besinleri sakladığımız kaplar, çözülme sonucu oluşan bazı metaller, tarım ilaçları, iyi durulanmayan bazı kaplardan geçen deterjanlar, ambalajlarda kullanılan renkli plastikler, kimyasal olarak besinlerin kirlenmesine neden oluyor. Belki de en önemlisi besinin bileşiminde doğal olarak bulunan zehirli maddelerdir. Örneğin, yeşillenmiş patateste bulunan ’solanim’ maddesinin toksik, zararlı etkisi var. Besinlerin uygun koşullarda saklanamaması veya hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması sonucu oluşan virüsler, küfler de biyolojik kirlenmeye neden oluyor. Bu kirlenmelerden arınmış besinleri almak zorundayız. Aynı zamanda bunu elde edebilecek ekonomik güce sahip olmalı ve bu alımın sürekliliğini sağlamalıyız.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">İnanç, bir şeker hastasının, kullanacağı besindeki şeker oranını bilmesinin sağlık için gerekli olduğunu belirterek, bunun için de etiketlemenin yaygınlaştırılması gerektiğini bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir ürünün güvenliği ile kalitesinin farklı şeyler olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. İnanç, güvenlikten taviz vermenin mümkün olmadığını ancak kalitenin tüketicinin tercihine göre değişebileceğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/kola-kemik-dusmani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEBELİK SORUNLARI VE BESLENME</title>
		<link>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/gebelik-sorunlari-ve-beslenme.html</link>
		<comments>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/gebelik-sorunlari-ve-beslenme.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 08:30:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak şişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[B vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[balık yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beden gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[C vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Ceviz]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[emzik]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[folik asit]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kemik zayıflaması]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo artışı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[mide ekşimesi]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri: SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK? &#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun. &#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin. &#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın. &#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:</p>
<p style="text-align: justify;">SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.<br />
&#8221; Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.<br />
&#8221; Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.<br />
&#8221; Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.<br />
&#8221; Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.<br />
&#8221; Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, kraker gibi nişastalı yiyecekler tüketin.<br />
&#8221; Bulantı olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden uzak duran.<br />
&#8221; Bu sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve bir süre sonra hafifleyeceğini unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;">SORUNUNUZ KABIZLIKSA</p>
<p style="text-align: justify;">Kabızlık anne adaylarının en çok rahatsız oldukları problemlerdendir. Gebelik döneminde salgılanan değişik hormonlar bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya yol açmaktadır. Kabızlık ve bununla ilişkili hemoroit sorununun anne adaylarının canını sıkması bundandır. Kabızlık sorununu hafifletmek için:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Daha fazla su-sıvı tüketin.<br />
&#8221; Yürüyün<br />
&#8221; Fiziksel aktivitenizi yükseltin<br />
&#8221; Bağırsak çalışmasını hızlandıran besinlerden -kuru kayısı, kuru erik, incir- gibi besinlerden istifade edin.<br />
&#8221; Posa zengini sebze ve meyveleri, bakliyat ve tahılları ihmal etmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">MİDE EKŞİMESİNİ NASIL AZALTMALISINIZ?</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer hamilelik süreciniz mide yanma, ekşime ve kazınmalarıyla tatsız bir hale gelmişse:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Daha sık aralıklarla beslenmeye, küçük porsiyonlar halinde besinler tüketmeye çalışın.<br />
&#8221; Yağlı, kremalı, soslu besinlerden uzaklaşın.<br />
&#8221; Size dokunduğunu düşündüğünüz yiyecekleri belirlemeye çalışın.<br />
&#8221; Yüksek yastıkta yatın.<br />
&#8221; Karnınıza basınç yapacak besinler giymeyin.<br />
&#8221; Yemek sonralarında hafif yürüyüşler yapın.</p>
<p style="text-align: justify;">SORUN AYAKLARINIZIN ŞİŞMESİYSE</p>
<p style="text-align: justify;">Ayak şişmelerinin en sık görüldüğü dönem hamileliğin ilk üç aylık periyodudur. Bu dönemde alabileceğiniz basit tedbirlerle ayak şişmelerinizi azaltabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Sık giysiler, iç çamaşırları kullanmayın.<br />
&#8221; Rahat ve geniş ayakkabılar giyin.<br />
&#8221; Uzun süre ayakta kalmayın.<br />
&#8221; Uzun süre oturmayın.<br />
&#8221; Fırsat buldukça ayaklarınızın ayaklarınıza bir destek alın ve onları yükseğe kaldırın.<br />
&#8221; İstirahat ederken vücudunuzun sol yanına yatmaya çalışın.</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik dönemi özel bir beslenme planı gerektirir mi? Evet! Gebelerin beslenmelerinde bazı değişimler yapmaları gerekiyor.  Bunun nedeni annenin normal metabolik düzeninin üzerine bebek gelişiminin eklediği değişikliklerdir. Yapılan araştırmalar yeterli ve dengeli beslenen annelerin daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini gösteriyor.  İyi beslenen annelerin gebelik sürecinde olaşabilecek problemlere karşı daha fazla direnç kazandıkları belirtiliyor. Bebeğin doğum ağırlığı, beyin ve beden gelişimi de annenin beslenmesiyle yakından ilişkili. Rahim içinde ölüm, erken doğum ve gebelik zehirlenmesi gibi sorunlarda da annenin gebelik dönemindeki beslenmesi etkili oluyor.<br />
İhtiyaçtan az beslenme diş çürüklerine, kansızlıklara, ağırlık kaybına, kemik zayıflamasına yol açıyor. İhtiyacından fazla kalori tüketen anneleri ise; hipertansiyon, gebelik diyabeti, kilo artışı, ödem gibi sorunlar beklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">FAZLA KALORİ GEREKİR Mİ?</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik döneminde günlük enerji ihtiyacı biraz değişiyor. Gebe annenin enerji ihtiyacı hesaplanırken yaşı, fiziksel aktivitesi, boyu-kilosu gibi faktörler dikkate alınmalı, gebeliğin ilk 3 ayında günlük kaloriye ortalama 100-200, 2. ve 3. üç aylık dönemlerde ise 200-350 kalori civarında kalori ilavesi yapılmalıdır. Bu değerler belirlenirken annenin beden kitle indeksi dikkate alınabilir.  Annenin gebelik süresince ek proteine de ihtiyaç vardır. Anne ve bebeğin gebelik sürecinde depoladıkları protein miktarı yaklaşık 900 gr civarındadır. Bu da ortalama 3-4 gr protein depolaması demektir. Genel olarak anne adaylarına gebelik süresince normal gereksinimlerine ek olarak günde 20 gr daha protein verilmesi önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">VİTAMİN MİNERAL EKLEYELİM Mİ?</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçları da farklıdır. Anne adaylarının özellikle demir, iyot ve kalsiyum gibi mineral eksikliklerine karşı korunmaları şarttır. Gebe kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mgr civarındadır. Gebelikte tüketilen süt veya yoğurt miktarının 500 gr civarında tutulması ve 50-60 gr kadar peynir tüketilmesi bu ihtiyacı çoğu kez karşılamaktadır. Yeterince kalsiyum alamayan annelerde vejetaryen beslenenlerde ilave kalsiyum desteği verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">DEMİR EKSİKLİĞİNE DİKKAT!</p>
<p style="text-align: justify;">Anne adaylarının demir ihtiyaçlarını karşılamak çok önemlidir. Kırmızı yağsız et, derisi alınmış kümes hayvanları, yumurta, balık, tam tahıllar, baklagiller, koyu yeşil sebzeler ve balık en önemli demir kaynaklarıdır. Gebe annelerde işi şansa bırakmamaları, hayvansal kaynaklı demir tüketimini arttırmaları öneriliyor. Bir gebenin ortalama olarak günde 15-20 mg civarında ek demire ihtiyacı vardır. Gebelik sürecinde meydana gelen bu ek ihtiyacı sadece diyetle karşılayabilmek genellikle mümkün olmamaktadır. Bu nedenle anne adaylarının demir içeren destekler kullanmaları tavsiye edilmektedir.  Bizim düşüncemiz gebelerin demir eksikliği yönünden dikkatle izlenmeleridir. Bu hem annenin, hem de doğacak çocuğun sağlığı için çok önemlidir. Biz kalsiyum içeriği yüksek demirden zengin besinlerin öğünlerde sık sık yer almasını istiyoruz. Demir emilimini arttıran C vitamininde zengin meyve çiğ sebzelerin demirden zengin hayvansal ürünlerle birlikte tüketilmelerini tavsiye ediyoruz. Demir emilimini engelleyen çay, kahve gibi içeceklerin sınırlanmasını öneriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik süresince bütün annelerin tuz -sodyum tüketimini dikkatle izlemek gerekiyor ama eskisi kadar katı bir sınırlama bugün pek gerekli görülmüyor. Aşırıya kaçmadan orta düzeyde bir tuz veya sodyum tüketiminin daha sağlıklı olduğu belirtiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">D VİTAMİNİ VE ÇİNKOYU UNUTMAYIN</p>
<p style="text-align: justify;">Gebeleri yakından ilgilendiren bir mineralde çinkodur. Çinko vücudun yeni dokular yapması, yeni ve kaliteli hücreler üretmesinde önemlidir. Beyin gelişiminde çinko ciddi görevler üstlenmektedir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için de çinkoya ihtiyaç vardır. Kısacası gebe annenin de karnında büyüyen bebeğin de yeteri kadar çinko almaları şarttır. Çinko en çok kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerinde bulunmaktadır. İmkan olduğu takdirde demir kadar çinko ihtiyacının da giderilmesine çalışılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anne adaylarının vitamin ihtiyaçları da çok önemlidir. Gebelikte  D vitamini ihtiyacının yerine konması önemlidir. Artan kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak D vitamini ihtiyacı da yükselmektedir. D vitamini ihtiyacını gidermek için süt ve süt ürünleri çoğu kez yeterli görülmemekte, anne adaylarının güneş ışığından da faydalanmaları, diğer hayvansal proteinlerle D vitaminleri ihtiyaçlarını gidermeleri önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">FOLİK ASİT ÇOK ÖNEMLİ</p>
<p style="text-align: justify;">C vitamini gereksinimini yerine koymak daha kolaydır. Her gün sabah kahvaltısında tüketilen bir bardak portakal suyu bile bir gebenin C vitamini ihtiyacını karşılayabilmektedir. Eğer yeteri kadar sebze-meyve tüketiyorsa gebelerde C vitamini eksikliğine bağlı bir sorun genellikle görülmemektedir. Gebelerin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir B vitamini vardır: Folik Asit. Folik asit anne adaylarına özellikle ilk üç ayda çok lazımdır. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde vücudunda yeteri kadar folik asit bulunduran annelerde omurilik bölgesinde oluşan &#8220;Spina Bifida gibi doğumsal defektli bir bebek doğurma riski azalmaktadır. Folik asit gereksinimi yerine koymak için en garantili yol gebe kalmaya karar vermeden 4-5 öncesinden itibaren her gün 400 mikrogram folik asit  kullanmaktır. Gebeliği takiben bu miktarın günde 600 mikrograma yükseltilmesi önerilmektedir. Folik asiti doğal yoldan karşılamak için anne adayları daha fazla koyu yeşil yapraklı sebze, turunçgil, yağlı tohumlar ve kuru baklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Gebelik süresince alınan çoklu vitamin-mineral desteklerinin içinde folik asit bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">OMEGA 3 İÇİN BALIK VE CEVİZ</p>
<p style="text-align: justify;">Biz anne adaylarının hamilelik sürecince sık sık balık, ceviz ve diğer omega-3 kaynağı besinleri tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bedeninde yeteri kadar omega-3 yağ asiti bulunduran annelerin çocuklarının beden ve özellikle beyin gelişimlerinin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz.  Yeteri kadar Omega-3 yağları kullanan annelerin daha sağlıklı bebekler doğurduklarını gösteren çalışmaların sayısı oldukça yüksek.  Haftada 2-3 gün taze ve doğal balık tüketimi yeterli görülüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik döneminde ne kadar su tüketelim? Su herkes için önemli bir besin unsurudur ama anneler için daha fazla önem kazanmaktadır. Anne ve bebeğin günde ortalama 2,2,5 litre sıvı tüketimine ihtiyaç vardır. Belirli bir miktar su tavsiyesi yerine, susadıkça bol bol su içmek bir hamile için  yeterli olmaktadır. Vücudu susuz bırakmamak hamileler için daha önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hamilelik-beslenme ilişkisi sadece bebek ve annenin sağlığının korunması için değil, hamilelik süresince ortaya çıkan bazı sağlık problemlerinin azaltılması veya önlenmesi yönünden de gereklidir. Sabah bulantıları, kabızlık, şişmeler, mide yakınmaları bir hamilenin nasıl beslendiği ile yakından ilişkilidir.   Hamilelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında nasıl bir beslenme planı uygulayacağınızın yanıtını yarın vereceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">BEBEĞİNİZİ SÜTÜNÜZLE BESLEYİN</p>
<p style="text-align: justify;">Emziklilik döneminde uygulanan beslenme planı hem annenin hem de büyüyen bebeğin sağlığı bakımından çok önemlidir. Hemen belirtelim! Anne sütünün miktarını ve kalitesini etkileyen üç önemli etken var: Annenin tükettiği yiyeceklerin yeterli, dengeli ve çeşitli olması, hamilelik döneminde kazanılan yedek besin deposunun miktarı ve annenin psiklojik durumu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Salgılanan sütteki besleyici unsurların önemli bir kısmı annenin yediklerinden sağlanır. Bu dönemde besinlerle alınan kalorinin tümü süt için harcanmamakta, vucüdun diğer ihtiyaçları için de   kullanılmaktadır.  Süt veren annelerde besinle alınan toplam enerjinin %80&#8242;ini süt yapımı için kullanılır. Sağlıklı bir annenin günde ortalama 800 ml kadar süt salgıladığı dikkate alındığında emziklilik döneminde annelerin günlük enerji tüketimlerine 750 kalori kadar ilave gerekir. Bu miktarın 500 kalorisini annenin gün boyunca yediklerinden, 250 kalorisi ise gebelik döneminde kazanılan depolardan sağlanacaktır. Kısacası emziren bir annenin günlük kalori ihtiyacına 500 kalori kadar bir ilavenin yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ!</p>
<p style="text-align: justify;">Emzikli annelerin daha iyi ve düzenli süt verebilmeleri için özel bir şey yapmaları pek gerekmez. İşte en önemli köşe taşları<br />
Emziren anne iseniz:<br />
&#8221; Sütü arttırmak için enerji miktarı yüksek (tatlı, çikolata, kek, pasta, şerbetler &#8230;) besinlerden tüketmenize gerek yoktur. Şekerli besinler sütü arttırmaz. Tatlı ihtiyacı mümkün olduğu kadar sütlü tatlılardan karşılamalısınız.<br />
&#8221; Günde 3-4 porsiyon kalsiyumdan zengin besinler (süt, yoğurt ve peynir) tüketilmelisiniz.<br />
&#8221; Sebze ve meyveleri  mutlaka her öğünde tüketilmeye özen göstermelisiniz.<br />
&#8221; Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünlerin içerdikleri katkı maddesi nedeni ile tüketimi önerilmemektedir.<br />
&#8221; D vitamini sadece güneşin doğrudan cilde yansıması ile sağlanır, besinlerde bulunan bir vitamin olmadığı için emzikli anne güneşten mutlaka faydalanmalıdır.<br />
&#8221; Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.<br />
&#8221; Kuru meyvelerin tüketimi ek kalsiyum ve demir desteği sağlar. (1 porsiyon meyve = 4 adet kuru kayısı)<br />
&#8221; Kansızlığı önlemek için çayın yemeklerden yarım saat önce ve sonra içilmesine özen gösterilmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilebilir.<br />
&#8221; Bu dönemde su metabolizmasında artış vardır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan sıvı miktarı yaklaşık 3 litre olmasına özen gösterilmelidir.   Bu miktar pratik ölçülerle 12 su bardağı su , süt, ayran, hoşaf, komposto, taze sıkılmış meyve suları ve  bitki çayları şeklinde önerilmektedir. Çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir.<br />
&#8221; Doktora danışılmadan ilaç veya ek herhangi bir vitamin kullanılmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha detaylı bir beslenme bilgisi için deneyimli diyet uzmanlarından, doktorlardan, hemşirelerden yararlanmalısınız. Hamilelik döneminizde emzirme ve beslenme, emzirme ve egzersizler, emzirme ve psikolojik etkileri konularında bilgilenmeye çalışmanızda yarar var.</p>
<p style="text-align: justify;">YAPMAYIN&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;  1-2 fincan kahve içebilirsiniz. Fazlası ile sütünüzle bebeğinizi gereğinden çok kafein yüklersiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Alkol içmemelisiniz. İçtiğiniz alkol doğrudan anne sütüne ve bebeğinize geçer. Eğer &#8220;40 yılda bir bardak&#8221; alkol oranı düşük bir içki alırsanız (1 bardak şarap veya bira) hoşgörülebilir. Siz yine de emziren bir annenin alkol kullanmaması gerektiğini unutmayın!</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Nikotin doğrudan anne sütüne geçer. Gebelikte bıraktığınız sigarasız yaşam alışkanlığını emzirirken de sürdürün. Hala içiyorsanız hiç olmazsa bebeğinizin yanında içmeyin, onunla aynı odada sigara tüttürmeyin, onu zehirlemeyin. Emzirmeye başlamadan en az 2,5-3 saat önce sigaranızı söndürmüş olun!</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; Kullandığınız hemen her ilacın sütünüzle bebeğinize de geçebileceğini unutmayın. Reçeteli veya reçetesiz bir ilacın bebeğinize geçip geçmiyeceğini doktorunuz veya eczacınızdan başkası bilemez, onlara danışın!</p>
<p style="text-align: justify;">YAPIN&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalsiyumdan zengin bir beslenme planı yapın: Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler.</p>
<p style="text-align: justify;">Magnezyum, demir ve çinkoyu unutmayın: Kurubaklagiller, fındık, tam buğday, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık..</p>
<p style="text-align: justify;">B-12 ve D Vitamini alımınızı arttırın: Balık, yumurta, kümes hayvanları, et</p>
<p style="text-align: justify;">Folat-Folik asit desteği alın: Gebelik ve emzirme döneminde günde 400-500 mcg Folata ihtiyacınız var.<br />
Günde 10-12 bardak su için.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoklu bir vitamin desteği ve omega-3 kapsül ve şurubu desteği kullanın.</p>
<p style="text-align: justify;">KEYİFLİ YORGUNLUKLARDA VAR!</p>
<p style="text-align: justify;">Yorgunluğun keyiflisi olur mu demeyin! Duygusal veya psikolojik kökenli yorgunlukların şaşırtıcı olanları da var: Eğer tatiliniz sizi yeterince dinlendirememiş, bedensel ve ruhsal bagajınızı umduğunuz kadar hafifletememişse bırakın yorgunluk azaltmayı ilave yorgunluklara bile yüklenilse tatil sonrası bitkinlik ve enerjisizliği normaldir. Özellikle tatile giderken işini de yanında götürenlerde rahatlamayı ve huzur bulmayı tatilde bile beceremeyenlerde veya çıkacakları tatili gereğinden çok önemseyenlerde de bu sendroma daha sık rastlanmaktadır. Sonbahara hazırlandığımız bu günlerde bahar yorgunluğu riskinizin olmadığını düşünüp sevinebilirsiniz. Bahar yorgunluğuna ilişkin görüşlerimizi sonraya bırakabiliriz. Ama kış aylarında görülen uzun, güneşsiz ve kasvetli günlerin etkisi ile oluşan mevsimsel depresyona karşı uyanık olmanız gerektiğini de hatırlatalım. Özellikle uzun ve karanlık kış günlerinde eğlenmeye, dinlenmeye ve egzersize daha fazla vakit ayırmanız gerektiğini unutmayalım!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.orjinallida.com/saglikliyasam/gebelik-sorunlari-ve-beslenme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
