Aile alışkanlıkları, birçoğumuzun sağlık konusunda endişelenmesi için tek neden olamaz elbette. Standart Amerikan beslenme düzeninin içeriği düşünüldüğünde, bugün Amerikan halkının yüzde 65′inin aşırı kilolu olması şaşırtıcı mı sizce?
Ne yazık ki beslenme düzenimiz yağlarla ve işlenmiş yiyeceklerle dolu ve bileşik karbonhidrat ve lif oranı çok düşük; diğer bir deyişle, bizi kanser, kalp hastalıkları, felç ve çeşitli türde daha bir sürü hastalık riskine açık hale getirmek için ideal bir beslenme düzeni. En ucuz, en zor bozulan ve en çabuk ulaşılabilen yiyecekler olduklarından, öncelikle işlenmiş, rafine karbonhidratlarla (hazır kurabiyeler, cipsler ve kızarmış patatesler) besleniyoruz.
Bu konuda asıl üzücü olan şey, taze meyve ve sebze, yüksek besin değerli protein ve az yağlı süt ürünleri açısından hiçbir şekilde kıtlık çekmememize rağmen, besin değeri açısından en zayıf ürünlerle yaşamaya devam ediyoruz. Bu tutumumuz, bizi gerçekten hastalıklara karşı açık ve savunmasız hale getiriyor.
Peki, bu tercihleri neden yapıyoruz? Bazıları, işlenmiş yiyecekler tazelerinden daha lezzetli olduğu için diyor. Şimdi, birkaç patates cipsinin lezzetini ben bile inkar edemem. Ama cipsleri yuttuğunuzda ve ağzınızdaki tuz tadı kaybolduğunda, geriye sadece göbeğinizdeki fazladan birkaç yüz kalori, kanınızda dolaşan damar tıkayıcı yağ pıhtıları ve yağlanmış parmaklar oluyor.



