Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Oca
21

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-21-2009

Beşiktaş Belediyesi ve Florence Nightingale Hastanesi işbirliği ile 60 yaş ve üzerindekiler için ücretsiz “Felç riski hesaplama kampanyası” düzenlendi.

Hastaneden yapılan yazılı açıklamaya göre, kampanya için başvuran ilk 500 kişi, Şişli Florence Nightingale Hastanesi’nde ücretsiz olarak muayene edilerek, çeşitli testlerden geçirilecek.

Her hafta Çarşamba günü 10 kişinin muayene edileceği kampanyadan yararlanacaklar için Beşiktaş Belediyesi Levent başkanlık binasından hastaneye ücretsiz servis hizmeti de sağlanacak.

Kampanya kapsamında Pazartesi günleri hastaların poliklinik öncesi biyokimya incelemeleri, bedensel ölçümleri, risk faktörü ve mental değerlendirmeleri gerçekleştirilecek. Hastalar Çarşamba günü de ikinci mental değerlendirilmeden geçirilecek ve tarama sonuçları kendilerine iletilecek.

Değerlendirme sonrasında hastanın varsa aile doktoruna veya hastayı izleyen uzman doktora raporlandırma yapılacak ve önerilerde bulunulacak.


 
Oca
14

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-14-2009

Refik Saydam Hıfzısıhha Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, özellikle evlerde yapılan konservelerin hijyen koşullarını barındırmadığı için “Botulismus zehirlemesi” ne yol açabileceğini söyledi.Doç.Dr. Ertek, “Diğer besin zehirlenmelerine göre çok yaygın değil; ancak ölüm oranı çok yüksek olduğu için en önemli besin zehirlenmelerindendir diyebiliriz. 1 mikrogramı 1 milyon fareyi öldürebilecek düzeyde bir zehirdir” dedi.

Refik Saydam Hıfzısıhha Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, konserve zehirlenmesi olarak bilinen Botulismus zehirlenmesinin, ‘Clostridium botulinium’ adı verilen ve çevrede yaygın olarak bulunan bir bakteri nedeniyle ortaya çıkan zehirlenme türü olduğunu belirtti.

Özellikle geleneksel usullerle yapılan yani evlerde üretilen konservelerde yeterli ısı uygulanamaması nedeniyle, kutudaki havasız şartlarda bakterinin çoğaldığını ifade eden Doç.Dr. Ertek, şöyle dedi:

“Çoğalan bakteri toksin yani zehir üretmektedir. Dünyada bilinen en ciddi toksin budur. Bunun zehridir. 1 mikrogramı 1 milyon fareyi öldürebilecek düzeyde bir zehirdir. Toksin bulunan konservenin tüketilmesiyle de zehirlenme görülebilmektedir”

Diğer besin zehirlenmelerine göre, çok yaygın bir zehirlenme türü olmadığını; ancak ölüm oranı çok yüksek olduğu için en önemli besin zehirlenmelerinden biri olduğunu bildiren Doç.Dr. Ertek, “Bu tür zehirlenmelerde her 3 hastadan 1’i kaybediliyor ve bunun nedeni de solunum kaslarının felcine bağlı olarak soluk alma sıkıntısından kaynaklanıyor” diye konuştu.

“SES KISIKLIĞI BELİRTİLER ARASINDA”

Doç.Dr. Ertek, bu tip zehirnemelerde belirtilerin yaklaşık 12 ile 36 saat arasında görüldüğünü söyleyerek, “Botulismus zehirlenmesinde en sık görülen belirtiler arasında çift görme, göz kapaklarında düşme, göz bebeğinin genişlemesi, ağız kuruluğu, yutma güçlüğü, kalp atışlarında zayıflık, tansiyon değerlerinde değişme ve en önemli belirtilerinden olan ses kısıklığını sayabiliriz” diye konuştu.

Doç.Dr. ertek, ayrıca felç ve solunum yetmezliğinin görülebileceğini de ifade etti.

“EVDE HİJYENİK ORTAMDA KONSERVE ÜRETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Bu tür zehirlenmelerden korunmak için özellikle evde konserve yapmaya ve bu konserveleri tüketme alışkanlığından vazgeçmek gerekliliğine işaret eden Doç.Dr. Mustafa Ertek, “Daha çok sanayi tipi konserve tüketmek lazım. Çünkü evde, her ortamda hijyenik koşullarda konserve üretmek mümkün değil” dedi. Doç.Dr. Ertek, bu konservelerde herhangi bir tat değişikliğinin de olmadığını söyleyerek şunları kaydetti:

“Yani herhangi bir ekşime, kokma gibi bir şey olmadığı için bir tereddüt duymadan yenilir. Sadece konserve kapağında ?ki her zaman olmaz- bir bombeleşme olabilir. Genelde aileler de bu zehirlenme görülüyor. 3-4 kişilik bir aile bu zehirlenme ile geliyor ve maalesef bazılarını kaybediyoruz”

Botulismus zehirlenmesi şüphesi olan hastaların mutlaka solunum desteği olabilecek yoğun bakım ünitelerinin olduğu hastanelere sevk etmek ve buralarda tedavi altına almak gerektiğini belirten Doç.Dr. Ertek “Aksi halde soluk alamadan hasta ölebilir” diye konuştu.


 
Oca
12

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-12-2009

İngiltere’nin meme kanseri riski taşımayan ilk bebeği dünyaya geldi.

BBC ve Daily Mail gazetesinin haberlerine göre, laboratuvarda elde edilen beş embriyodan ikisinde ileride kansere sebep olacak genin bulunmadığı tespit edildi ve embriyolar ana rahmine yerleştirildi ve bunlardan biri doğumla sonuçlandı.

Mutasyona uğramış BRCA1 geninin taşınmasının yumurtalık kanseri riskini de yüzde 50 oranında artırdığı belirtilerek, bebeğin bu tür yumurtalık kanserinden de bağışık olacağı belirtildi.

Bebeğin babasının annesi, büyükannesi, kız kardeşi ve yeğeninde 20’li yaşlarda meme kanseri görüldüğü için anne-baba, bebeklerinin bu hastalıktan bağışık doğması için genetik tarama testine başvurdu. Embriyo tarama ve doğum işlemlerini yürüten doktorlar, bu bebeğin aile tarihindeki kanser zincirini kıracağını umuyor.


 
Oca
05

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-5-2009

Temel gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin kansere yol açtığı açıklandı. İşte o yiyecekler…

Fosfat katkılı yiyeceklerin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.

Güney Kore Seul Üniversitesi’nden Myong-Heng Ço ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, özellikle hazır yiyeceklerde kullanılan, doğal olmayan fosfatın akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi.

Myong-Heng ve ekibi, önce farelere akciğer kanseri hücreleri şırınga etti. Araştırmacılar, fosfat katkılı yiyecekler verilen farelerdeki kanser tümörlerinin, bu biçimde beslenmeyen farelerdekine göre daha hızlı arttığını gördü.

Organik olmayan fosfatların insanlardaki kanser etkisi henüz çok iyi bilinmese de bilim adamları bu tür beslenme alışkanlığının sınırlanmasını tavsiye ediyor.

Et, peynir, içecek ve hazır yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri, gıdaların korunmasının yanısıra yiyeceğin renginin, tadının ve görünüşünün bozulmamasını sağlıyor. Ek fosfat ise gıdanın görünümünü güzelleştiriyor ve su tutmasına yardımcı oluyor.

Araştırma, “American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” adlı dergide yayımlandı.


 
Ara
24

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-24-2008

Türk Kardiyoloji Derneği Kalp Damar Hastalıkları Önleme Proje Ekibi Üyesi Doç. Dr. Meral Kayıkçıoğlu, yumurta sarısı tüketiminin başta kalp damar ile şeker hastalarında, kan kolesterolü yüksek ve ailesinde kalp hastalığı olanlarda zararlı olabileceğini bildirdi.

Kayıkçıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde bazı yayın organlarında, başka alanların uzmanlarınca dikkatsiz yorumlara dayanılarak yumurtada kolesterolün abartıldığı, kalp ve damar hastalıklarına yol açmak bir yana, sağlık için çok yararlı olduğu yönünde haberler ve yazıların yayımlandığını hatırlattı.

“Masum görünen bu tür yanlış yayınların Türkiye’de her 100 ölümün 48′inden sorumlu olan kalp damar hastalıklarının yarattığı toplumsal tehlikeyi körüklediğini” kaydeden Kayıkçıoğlu, kalp-damar hastalıklarının en başta gelen ölüm nedeni olduğunu, bu ölümlerin gelişiminde sigara, kolesterol, yüksek tansiyon ve şeker gibi risk faktörlerinin önemli rol oynadığını ifade etti.

Meral Kayıkçıoğlu, özellikle kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesiyle kalp-damar hastalık riskinin arttığını, aslında kolesterolün vücutta pek çok fonksiyonda görevli önemli bir madde olduğunu, fazlalığı halinde damar sertliğine yol açtığını bildirdi.

Bu nedenle kolesterolden zengin beslenmenin kalp-damar sağlığını tehdit ettiğine işaret eden Kayıkçıoğlu, konuyla ilgili yapılan çalışmalar ışığında, kalp sağlığına uygun beslenme için erişkinlerde günde en fazla 200 miligram kolesterol tüketiminin önerildiğini belirtti.
Kayıkçıoğlu, yumurtanın uzun yıllardır kolesterol yönünden zengin, kalp sağlığına zararlı beslenmenin sembolü olarak kabul edildiğine dikkati çekerek, bu benimsemenin haksız sayılmaması gerektiğini vurguladı.

Yumurta sarısında ortalama 200-220 miligram kolesterol bulunduğunu, yani bir yumurta sarısı yenildiğinde günlük kolesterol ihtiyacının karşılandığını bildiren Kayıçıoğlu, kalp-damar sağlığını korumaya yönelik güncel kılavuzlarda, yumurta tüketimine yönelik kısıtlama olmadığını kaydetti. Kayıkçıoğlu, şöyle devam etti:

“Bu kılavuzlarda esas olarak günlük alınan kolesterol miktarının 200 miligram ile sınırlanması ısrarla vurgulanmaktadır. Bu miktar, insan vücudunun biyolojik fonksiyonları için yeterlidir. Son günlerde bazı yayın organlarında ‘yumurta aklandı’ gibi haberler, son dönemdeki araştırmalarda günlük yumurta tüketimiyle kan kolesterol düzeyi arasında belirgin bir ilişki saptanamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Aslında bu sonuç, çok şaşırtıcı değil. Çünkü kolesterolün tek kaynağı yumurta olmayıp, tüm hayvansal gıdalarda önemli oranda
kolesterol bulunmaktadır. Ancak yumurta tüketimini artırmanın kolesterol düzeylerini belirgin yükseltmese de 20 yıllık izlemde kalp-damar hastalığı ve ölüm riskini artırdığı saptanmıştır. Bu zararlı etki, en fazla şeker hastalarında görülmüştür.

Ayrıca yumurta tüketimi hem şeker hastalığı, hem de kalp yetersizliği riskini de belirgin olarak arttırmaktadır. Bilimsel verilerin ışığında yumurtanın, daha doğrusu yumurta sarısının tüketimi, başta kalp-damar hastalarında, şeker hastalarında, kan kolesterolü yüksek ve ailesinde kalp hastalığı olanlarda zararlı olabilir.”

Bunun “yumurta kesinlikle yenmemeli” anlamına gelmediğini belirten Kayıkçıoğlu, asıl kısıtlamanın günlük gıdalarla alınan kolesterol miktarının 200 miligram ile sınırlanması olduğunu kaydetti. Kayıkçıoğlu, kalp-damar hastalığı riskini azaltmak için sağlıklı beslenme, sigarasız ve spor içeren bir yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini bildirdi.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.