Oca
28
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri’nin düzenleyeceği kongreye bu yıl Türkiye ev sahipliği yapacak.

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Paulo Buss, “Türkiye, kıtalar
arasında bir köprü görevi üsleniyor. Bu nedenle 2009′da yapılacak kongremize ilk defa ev sahipliği yapacak” dedi.
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (T-HASAK), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu tarafından, 2009′da İstanbul’da yapılacak “Dünya Halk Sağlığı Kongresi”nin tanıtımı için Ankara’da basın toplantısı düzenlendi.

Buss, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte yapılan Dünya Halk Sağlığı Kongresi’nin 1967′de kurulan Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu’nun öncülüğünde 1975′ten bu yana her 3 yılda bir üye ülkelerin ev sahipliğinde yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan çok önemli bir bölgede bulunduğunu belirten Buss, “Türkiye’nin coğrafi yapısı çok önemli ve dünyada sağlık konusunda saygı duyulan bir noktada. Pek çok ülke buradaki uygulamaları takip ediyor. Kıtalar arasında bir köprü görevi üsleniyor. Bu nedenle 2009′da yapılacak kongremize Türkiye ilk defa ev sahipliği yapacak” dedi.

Buss, Türkiye’deki sağlık sisteminde çok başarılı uygulamalar olduğunu ve ilerleyen dönemde daha iyi yerlere geleceğini öngördüklerini ifade etti.

Bir ülkede refahın sağlanmasında toplum sağlığının çok önemli olduğunu anlatan Buss, “Sağlıklı toplumlar içinde barış ön koşuldur. Barışın olmadığı, savaşın olduğu yerde sağlıklı toplum yapısından söz etmek mümkün olamaz. Bu nedenle kongrede, öncelikli konularımızdan birisi, tüm dünyada barış ortamının sağlanmasında izlenecek yollar olacak” diye konuştu.

Buss, kongrede, başlıca sağlıkla ilgili “Temel Sağlık Hizmetleri”, “Koruyucu Önlemler”, “Hizmetin Halka Ulaşılabilirliğinin Sağlanması”, “Aşılama” gibi çeşitli konuların ele alınacağını söyledi.

Kongreye, bu alanda uzman olan önemli otoritelerin katılacağını belirten Buss, bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile görüşeceklerini ve kongreye davet edeceklerini bildirdi.

Prof. Dr. Paulo Buss, kongreye Brezilyalı futbolculardan Alex, Nobre, Carlos ve Lincoln’ü de çağıracaklarını, ayrıca “İstanbul Bir Köprüdür” adı altında bir deklarasyon yayınlayacaklarını bildirdi.

Küresel ekonomik krizin sağlığa yansımaması gerektiğini ifade eden Buss, “Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz. Sağlık ve eğitime ayırdığınız payı azaltmayın, bu alanları ekonomiyi harekete geçirmek için kullanın” çağrısını yaptı.

“İSRAİL’İN OLUMLU CEVAP VERMESİNİ İSTİYORUZ”

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonrasında bölgedeki sağlık koşullarına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Buss, şunları kaydetti:

“Biz, barışın sağlık için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bu, bir kelime oyunu değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün Yönetim Kurulu’nda Brezilya’yı temsil ediyorum. Burada bu konuda bir karar alındı. Kararda, Gazze için gönderilen ilaçların ve insani yardım gruplarının içeri alınmasını istedik. Bunu İsrailli yetkilileri ilettik. Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu olarak da bölgede barışın sağlanması için çağrı yaptık. İsrail’in olumlu cevap vermesini istiyoruz. Bu hafta içinde olumlu bir cevap alacağımızı umuyoruz.”

“ORTAK BİR GÜVENCE SİSTEMİ OLUŞTURULMALI”

Dünya Halk Sağlığı Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ulrich Laaser ise kongrede, sağlık eğitimi hakkında 50, sağlık sistemindeki raporlarla ilgili 170, araştırmalar hakkında da toplam 180 sunum yapılacağını söyledi.

Kongrede, sağlık sisteminde sigortanın çok öneli olduğunu belirten Laaser, bu konuda Avrupa’da ortak bir güvence sisteminin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Prof. Dr. Hikmet Pekcan ise “sağlığı korumanın tedavi etmekten daha ucuz” olduğunu belirterek, bunun için koruyucu yöntemlere önem verilmesi gerektiğine dikkati çekti. Pekcan, bunun için kişisel hijyen, aşılama, beslenme, eğitim, fiziki-biyolojik ve sosyal çevrenin düzenlenmesi gibi konulara özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

HASUDER Başkanı Prof. Dr. Hilal Özcebe de sağlığın temel bir hak olduğunu belirterek, “Sağlık bir haktır. O zaman sözümüzde duralım” sloganı bu yılın teması olarak seçtiklerini, kongrede de yeni görülen enfeksiyonlar, görülme sıklığı artan kanser türleri ve şiddet gibi güncel konuları tartışarak, çözüm yolları arayacaklarını dile getirdi.


 
Oca
28
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-28-2009

Sigara ve Ulusal Sağlık Komitesince, nikotinsiz tütünün bağımlılığa çare olmayıp, hastalıkları azaltmayacağı ve daha az öldürmeyeceği bildirildi.

Komiteden yapılan yazılı açıklamada, “nikotinsiz tütün keşfi” konusunda basında son bir kaç gündür yanlış ve bilimsel olmayan yorumların yer aldığına dikkat çekildi.

“Nikotinsiz tütün, bağımlılığa çare olmayıp, hastalıkları azaltmaz ve daha az öldürmez” ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Nikotinsiz tütün sağlığa yararlı değildir. Nikotin sigaranın bağımlılık yapmasına neden olan kimyasaldır. Nikotin tütünden çıkarılsa bile sigara 4 binden fazla kimyasalı hala içinde bulunduracağı için kanser, kalp–damar hastalıkları, felçler, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım nöbeti alevlenmesine neden olacaktır. Başka bir deyişle, nikotinsiz sigara daha az öldürmez.”

Sigara içicilerinin tütünün tadı için değil, nikotinin yaptığı bağımlılık nedeniyle sigara satın aldıkları kaydedilen açıklamada, sigara bağımlılarının nikotin içermeyen bir sigarayı almayacakları ve böyle bir sigaranın da içici gözünde pazar değeri olamayacağı belirtildi.

Nikotinsiz tütünün sigara endüstrisinde 60 yıldır gündeme geldiği ancak hiç bir zaman böyle bir sigaranın üretilmediği ifade edilen açıklamada, sigara endüstrisinin bağımlılık yapıcı bir ürünü satarak zengin olduğu, bu üründen bağımlılık yapıcı etkeni çıkarmanın da bu endüstrinin sonunu getireceği dile getirildi.

Açıklamada, “Sigara endüstrisi ancak nikotin yerine alternatif bir bağımlılık yapıcı etken bulmuşsa nikotinsiz sigara üretebilir” iddiasına yer verildi.


 
Oca
19
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-19-2009

Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz ve keten tohumu ile nar çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları nedeniyle fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğu belirtildi.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Kan,  tıbbi ve aromatik bitkilerden doğal yöntemlerle elde edilen fonksiyonel yağların insan sağlığı açısından öneminin Türkiye’de de kabul edilmeye başlandığını söyledi.

Fonksiyonel yağlarla yapılan çalışmalar çok yeni olmasına rağmen tıbbi ve aromatik özellikleri olan yağlara ilgiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Kan, “Dünyada ve ülkemizde sağlıklı yaşamın temel yapısını oluşturan ve sağlıklı kalmak için tüketilmeye başlayan bu fonksiyonel yağların beslenmemizde yerini alması gerekir” dedi.

Çevre, yanlış beslenme ve stres gibi yaşam kalitesini etkileyen olumsuz faktörlerin de etkisini azaltmak için fonksiyonel yağların kullanımının her geçen gün arttığını belirten Kan, şunları kaydetti:

“Özellikle gelişme çağındaki çocukların zihin fonksiyonları ve kemik gelişiminde, yaşlıların beslenmesinde fonksiyonel yağların ayrı bir önemi var. Doğal tıbbi ve aromatik katkısı olan bitki yağlarının endüstriyel olarak üretiminde araştırma ve geliştirme çalışmaları da hız kazanmıştır. Türkiye’de üretilip tüketiciye sunulma aşamasına gelinen bu yağların üretim süreçleri ve yağlarda yapılacak kalite kontrolleri önemlidir. Tüketici tercihini yaparken kullanacağı fonksiyonel yağın üretim ve kullanım özellikleri hakkında ürün üzerindeki bilgilere dikkat etmelidir. Özellikle tıbbi ve aromatik özellikli fonksiyonel yağların ham maddeden mamul ürün oluncaya kadar geçirdiği işlemler yağın faydalılığını belirleyen önemli faktörlerdir.”

Kan, fonksiyonel yağların elde edilmesi sürecinde yapılan ısıl işlemler, soğuk pres işlemleri ve ambalajına varıncaya kadar tüm işlemlerin yağın doğal özelliğiyle uyumlu olması, hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen merdiven altı yağların kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.

Tıbbi özelliği olan yağların üretim aşamalarında gerekli analiz ve kontrol yapılmadığı takdirde fayda yerine zarar getirebileceğini belirten Kan, “Ülkedeki bitkisel yağların üretiminde, besin kaybı en aza indirilerek sağlık ve kalitenin amaçlandığı günümüzde yüksek niteliklere sahip fonksiyonel yağların üretimi endüstriyel olarak da artırılmalıdır” dedi.

BAZI BİTKİ YAĞLARININ FAYDALARI

Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz tohumu, keten tohumu, nar çekirdeği, aspir tohumu, ısırgan tohumu, susam tohumu ve kabak çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları dolayısıyla fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğunu kaydeden Kan, bazı tıbbi bitki yağlarının faydalarını şöyle sıraladı:

“Çörek otu tohumu yağının antioksidan ve iltihabı önleyici özellik gösterdiği kanıtlanmıştır.

Üzüm çekirdek yağı Omega 6 yağ asidi olan linoleik asit bakımından zengindir. Yağ en az yüzde 69 oranında vücuda yararlı linoleik asit taşımaktadır.

Ceviz yağı tüketen 793 kişi üzerinde Fransa’da yapılan bir çalışmada bu kişilerde kalp sağlığını koruyan HDL kolesterol düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Omega 3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığının korunmasında ve iltihaplarda pozitif etkiler oluşturduğu görülmüştür.

Aspir tohumu yağının yağ dokularını azaltıcı etkisi, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle de gözlenmiştir. Vücuttaki yağ oranını azaltarak, daha küçük yağ moleküllerine dönüştürmektedir. Metabolizmayı hızlandırarak, yağ ve kas dengesini düzenleyip zayıflamaya yardımcı olur.

KETEN TOHUMU YAĞI KALP HASTALIKLARINI ÖNLÜYOR

Keten tohum yağı, içerdiği omega 3 yağ asidi olan alfa linolenik aside bağlı olarak kalp sağlığını koruyucu, koroner kalp hastalıklarını önleyici etki gösterir. Ülseratif kolit gibi iltihaplı hastalıkları önlemede de yardımcıdır.

Keten tohumunun vücutta kolesterolün oluşmasını engellediği, kolesterolü düşürdüğü ve yüksek tansiyonu düşürmede yardımcı olduğu belirlenmiştir. Yorgunluğa, halsizliğe karşı enerji ve güç verir. Taşıdığı antioksidan bileşiklerden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir.
Güçlü antioksidan etkiye sahip olan nar çekirdeği yağı kalp sağlığını korumada yardımcıdır. İçeriğindeki asitler bağışıklık sistemini harekete geçirerek vücut direncini artırır. Sindirim sistemini koruyucu etkileri ortaya konulmuştur.

Kabak çekirdeği yağının taşıdığı özel bileşenlerden dolayı prostat ve idrar kesesi şikayetlerinin azaltılmasında yardımcı olduğu pek çok araştırmayla gösterilmiştir. Ayrıca kolesterolü düşürür ve kalp sağlığının korunmasında olumlu etkileri bulunur.”


 
Oca
19
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-19-2009

MALİYE Bakanlığı, SSK ve Sağlık Bakanlığı hastanelerinin birleşmesinin ardından, aralarında doktor ve eczacıların bulunduğu yüzlerce sağlık personeline 700-1000 TL arasında gelir vergisi borcu çıkardı.

Sağlık personelini şaşkına çeviren 30 Aralık 2008 tarihli “Gelir vergisi kesintisi” konulu yazılarda, daha önce alınan fark tazminatına vergi kesilmediği belirtilerek, özetle şöyle denildi: “Mayıs, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2005 ve Ocak, Şubat 2006 dönemleri performans ücretlerinde fark tazminatı kadarlık tutar hariç tutularak geri kalan kısım vergilendirilmiştir. Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın raporunda …hastanesi personelinden eksik tahsil edilen gelir vergisinin tahsil edilmesi yoluna gidilmiş ve olan yasal faizi ile birlikte toplam 737 TL borcunuzu Vakıfbank …hesap numarasına yatırmanız… aksi takdirde ilgili alacak 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na göre tahsil edilecektir.”


 
Oca
16
    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-16-2009

Kanada Sağlık Dairesi, Botoks zehirinin zaman içinde vücuda yayılarak, organlara zarar verebileceğini, sonuçta zatüree, solumada ve konuşmada güçlük, kas zayıflığı ve nörolojik sorunlara yol açarak, ölümcül sonuçlara neden olabileceğini belirtti.

Botoks’un kozmetiğin yanı sıra, boyunda, gözde ve ayakta kas spazmı, kas ağrısı ve aşırı terleme gibi rahatsızlıkların tedavisinde de kullanıldığına dikkat çeken Sağlık Dairesi uzmanları, yukarıda sayılan semptomlandan birinin görülmesi halinde, tıp merkezine gidilmesini önerdi.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.