Lida Yosun Jeli Lida Meizi Çay

 
Ara
21

    
Posted (Eril) in Genel Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Zayıflama on Aralık-21-2011

Sağlıklı diyet uygulamaları ile kilo vermeyi deneyebilirsiniz. Fazla kilo derdinden kısa sürede kurtulmak için mutlaka beslenmenize özen göstermelisiniz. Sonuç olarak, bu yeni hastalıktan (gerçekte, ilk verilen ilaçla ilişkili olumsuz yan etkiler için tedavi gördüğünüzü hatırlayın.

Kurtulmak için başka ilaçlar almaya başlar veya hastaneye yatırılırsınız. Size tüm bunlar olurken, doktorunuz ve ilaç şirketleri, ilaçlar nedeniyle hastalananların üzerinden her yıl fazladan 300 dolar kazanmakladır.

Çabuk hastalanmamak ve erken yaşlanmamak için beslenmenize özen göstermelisiniz. Düzenli şekilde vitaminli yiyecekler ve bol spor yaparak ömrünüzü uzatabilirsiniz. Forma girmek için en doğru karar mutlaka sağlıklı beslenme şeklidir.

Bu da, fazladan 76 milyar dolar kazanca karşılık gelmektedir. Acıdan kâr sağlayanlar ağır ağır servetlerini inşa edilmektedir. İster canayakın aile doktorunuz, ister ilaç şirketlerinin hisse senetlerinden para kazanan kapı komşunuz olsun, milyonlarca insan fda onaylı ilaçlardan para kazanıyor. Bu milyonlarca insan kazançlarını anırma çabası içinde, ilaçların bilinen tehlikelerini gözardı ediyorlar.

Eğer öldüyseniz, zengin olmanın iyi tarafı nerede? Başkalarının acılanndan kazanç sağlamak üzerine yorumda bulunan, 198090 yılları arasında kaliforniya eyaleti eczacılık kurulu üyeliği yapmış olan dr. Jay r. Cavanaugh’un belirttiğine göre: “insan yaşamını hiç çekinmeden hiçe sayan bu seri katiller topluluğu, her yıl 100 binden fazla amerikalının umudunu ve yaşamlarını söndürmektedir.


 
Ağu
30

    

Uzmanlar tarafından belirtilen diyet yaparken sadece diyetin hiç bir işe yaramadığını yanında egzersiz programlarının yapılması doğru zayıflamaya yardımcı olacağını belirtmiştir. Kilo sorunu olan kişilerin kesinlikle bu düzene dikkaet etmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. İçme sütünden hangisini tercih edeceğiniz ve muhafaza süresi. Üretim teknolojilerine bağlıdır. Genelde içme sütü iki farklı teknoloji ile üretilir. Pastörizasyon’da 72 °c’de 15 saniye veya 62.8 °c de yarım saat veya 90 °c’de 13 dakikalık ısı ve zaman kombinasyonu uygulanarak pastörize süt olarak adlandırdığımız süt üretilir. Buna karşılık ikinci bir üretim teknolojisi vardır ki bunda uygulanan ısı düzeyi çok daha yüksek, buna karşılık süre çok daha azdır.

Genelde 140-145 °c’ler 14 samayaniye sürelerle uygulanır ve bu şekilde üretilen sütlere steril süt, ingilizce’si ile ultra high temperature (uht) sütler denilmektedir. Yani çok yüksek ısıda işlem görmüş anlamında tanımlaması yapılmaktadır. Pastörize sütlerle karşılaştırdığınızda süre çok daha kısa olmasına karşılık, ısı düzeylerinin aşırı yüksekliği dikkat çekmektedir. İşte steril sütlerde uygulanan ısının daha yüksek olması bu gıda maddelerinde daha fazla miktarda mikrop ölmesini mümkün kılmakta, diğer ilaç ile sütün mikrobiyel kalitesini dolayısı ile raf ömrünü artırmaktadır. Egzersiz ile zayıflarken vücut sıkılaştırmak mümkündür.

Buna karşılık pastörize sütlerde uygulanan ısının çok daha düşük olmasına bağlı olarak steril sütte ölen pek çok mikrop ölememekte ve bundan dolayı da raf ömrü ve mikrobiyel kalite çok daha düşük olmaktadır. İşte açıkladığım bu nedenlerle uht sütleri buzdolabı koşullarında yani (+4) ve (+7) “c’ler arasında 34 ay muhafaza edebilirken, pastörize sütleri aynı koşullarda sadece 48 saat muhafaza edebilirsiniz. Buna karşılık, steril sütlerde uygulanan bu çok yüksek ısıların mikrobiyel kalite ve raf ömrünü artırmasına karşılık, vitamin ve mineral kaybına neden olması da söz konusudur.


 
Oca
15

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-15-2009

Kanserden korunmak için “Ölümsüzlük mantarı, köpek balığı kıkırdağı, onlarca değişik vitamin” ve daha neler neler öneriliyor. Bu yanlış bilgiler fısıltı gazetesiyle daha da yayılıyor, efsaneleşiyor. Aslında hepsi birer hurafe olan bu yanlış bilgiler, sadece birilerinin ceplerini doldurmaya yarıyor. Oysa kanserden korunmanın yolu çok basit. Uzmanlar “Canın ne çekiyorsa onu ye ama onu almaya mutlaka yürüyerek git” diyerek kanserden korunmanın birinci yolunun hareket olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye ve Dünyanın önde gelen doktorları Antalya’daki 2. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda, kanserden korunmanın yollarını tartıştılar. Kanserden korunma konusunda toplumun pek çok yanlış bilgilendirmeye maruz kaldığını söyleyen Hacettepe Üniversitesi Medikal Onkoloji ABD Öğretim Üyesi ve Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Profesör Dr. İsmail Çelik,  kanserden korunmak için geçerli yöntemi, ‘’Günde 5 porsiyon meyve ve sebze yiyin. Haftada 1’den fazla olmayacak şekilde kırmızı et, yağdan fakir,  liften zengin gıdaları tüketin. Her gün fiziksel aktivite yapın’’ diye özetliyor

Çelik, besin maddelerini insanlara ilaç gibi önermenin yanlış olduğunu belirterek, her gün brokoli, böğürtlen veya domates salçası tüketilmesi gibi önerilere de itibar edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kışın üretilen domatesi, içinde katkı maddesi olan hazır gıdaları veya dondurulmuş gıdaları yememe önerilerine de karşı çıkan Profesör Çelik, ‘’Besini ilaca çevirmeyin. Günlük hayatın içinde canınız ne çekiyorsa yiyin.  Kışın domates yiyin ama onu satın almaya lütfen yürüyerek gidin’’ diye konuştu.

Profesör Dr. İsmail Çelik, kişilerin sigara içmeyerek, doğru beslenip şişmanlıktan kaçınarak kanserden korunabileceğini vurguladı.

Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doçent Dr. Mutlu Hayran ise kanserden korunma konusunda yanlış bilginin çok olmasının doğru bilgilerin kaybolmasına neden olduğunu kaydederek, ‘’Yatıp kalkıp sigarayı konuşalım.

İçinde 40 kanserojen madde olan sigarayı, dudaklarımızın arasına koyup akciğer gibi dışarıdan oksijen alıp kana veren bir dokuya, üstelik bir de ateşle güçlendirilmiş kanserojenler yolluyoruz’’ dedi.

Sempozyumun konuğu California Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Dr. Frank Meyskens, artık bazı kanser türlerinin önlenebilir olduğunu kaydederek, etken maddesi Raloxifene olan bir ilaç ile meme kanserine yakalanma riski yüksek olan kadınlar ile ikinci kez meme kanserine yakalanma riski olan kadınların yüzde 50 oranında korunabildiğini söyledi.

Meyskens, aspirin ve kalsiyumun kalın bağırsak kanserinin tetikleyicisi olan poliplerin oluşmasını engellemede yüzde 25 oranında etkili olduğunun görüldüğünü belirtirken, kadınlarda rahim ağzı kanserinden korunmada HPV aşısının önemine değindi.


 
Oca
15

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Ocak-15-2009

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı ve Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddelerin, östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium kanserlerine yol açabileceği uyarısında bulundu.

Çelik, yazılı ve görsel basında kanserden korunmaya yönelik çok fazla haber yer aldığını, ancak çoğunun bilimsellikten uzak ve yanlış olduğunu söyledi.

Hacettepe Üniversitesinde görev yapan onkoloji hekimleri tarafından Kasım 2007-2008 dönemlerinde 6 büyük ulusal gazetenin internet sitelerinde “kanserden korunma hakkında” çıkan haberleri taradıklarını ve doğruluklarını araştırdıklarını anlatan Çelik, bu tarihler arasında ilgili başlıkta toplam 235 haber tespit ettiklerini, ancak bunların 23′ünün doğru bilgiler içerdiğini kaydetti.

“VİTAMİN KAPSÜLLERİ KULLANMAYIN”

Çelik, bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar verebileceğini, çeşitli organlarda hasara yol açabileceğini ya da kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabileceğini belirterek, hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesinin kesinlikle uygun olmadığını bildirdi.

Kanserden korunmaya karşı ya da vücut direncini artırmak için çeşitli vitamin kapsülleri kullanılmasının ya da soya fasulyesi, havuç, gibi gıdaların çok tüketilmesinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de neden olabileceğini öne süren Çelik, şunları kaydetti:

“ACS (American Cancer Society)’nin tanımına göre kanserden korunmak için tek ve geçerli beslenme önerisi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze içeren, yağdan düşük, lifçe yüksek diyet tüketilmesi ve kırmızı etin haftada birden fazla yenmemesi şeklindedir. Bu cümleye bir kelime eklemek ya da çıkarmak bilimsel olarak doğru değildir.”

Ceviz tüketilmesinin kanser ve kalp hastalarına iyi geldiği yönündeki bilgilerin her zaman geçerli olmadığını belirten Çelik, “Şişmanlık kanseri arttıran bir etmendir. Zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı veya kuru yemiş de dahil) çok miktarda alınmasının obeziteye yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi.

Çelik, hiçbir bitki karışımı ya da vitamin kapsülü takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisinin saptanmadığını, bunların asla doğal besinlerin yerini tutamayacağını ifade ederek, şu uyarılarda bulundu:

-Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Çünkü, soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.

-Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz. Aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir.

-Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir. Domates, brokolinin kanser yapıcı etkileri yok ama kanserden koruyucu etkileri de yok.

-Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.

-Doğum kontrol hapları ve menapoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.

-ABD, Belçika ve Tayvan’ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır. Türkiye’deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir.

-Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.

-Fazla kırmızı et tüketiminin doğrudan kansere etkisi vardır.

-Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.

-Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.

-Alkol ve tütün kullanımı kanseri tetiklemektedir. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.

-Düzenli egzersiz hem kalp hastalıklarından hem de kanserden koruyucudur.

-Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.

PESTİSİT KULLANIMI

Çelik, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kontrol altında olduğunu belirtti.

Halen Türkiye’de kullanımda olan pestisitlerin kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
“Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır. Pestisitlere maruziyetin kanser dışı zehirleyici özellikleri daha önemlidir ve bu etkiler küçük çocuklarda ve bebeklerde daha ağır seyreder, çünkü bu pestisitleri vücuttan atacak enzimler henüz yetersizdir veya oluşmamıştır.”


 
Ara
05

    
Posted (admin) in Sağlıklı Yaşam on Aralık-5-2008

İngiltere’de yapılan bir araştırma, antioksidanların yaşlamanın önüne geçmede bir faydasının bulunmadığını gösterdi.

Araştırmacılar, antioksidan ihtiva eden birçok krem ve vitamine boşuna avuç dolusu para harcandığını belirtti. İngiliz uzmanlar, genç görünmek uğruna kremlere ve vitamin haplarına para harcamak yerine, sağlıklı beslenmeye çalışmanın ve spor yapmanın daha mantıklı olduğunu bildirdi.

BBC ve Daily Mail’in haberlerine göre, University College London’dan Dr. David Gems’in araştırması, yaşlanmayla mücadelede antioksidanların anahtar rol oynadığına dair yaygın inanışı çürüttü. Bu konudaki, 50 yıl öncesine dayanan teori, doku ve hücrelerin, gıda enerjiye dönüşürken ortaya çıkan tehlikeli oksijen molekülleri olan serbest radikallerin saldırısı altında bulunduğunu öne sürüyordu. E ve C vitaminleri gibi antioksidanların bu saldırıları püskürttüğü ve böylece yapılan tahribat miktarını azalttığına inanılıyordu. Bu teori, milyonlarca insanın vitamin takviyesi almasına ve antioksidan temelli muazzam bir kırışık önleyici krem pazarının oluşmasına yol açtı.

Yaşlanma biyolojisi uzmanı Dr. Gems’le ekibi, insanlarla birçok geni paylaşan iplik kurtları üzerinde yaptıkları araştırmada serbest radikaller teorisinin doğru olmadığını saptadı. Ömürlerinin çok kısa süreli olması sayesinde bilim adamlarına uzun dönemli değişimler hakkında fikir veren iplik kurtları, bedenleri fazla serbest radikalleri öldürecek şekilde genetik değişikliğe uğratıldı. Ancak genetik değişime uğratılmış iplik kurtlarının yaşamlarının diğerlerinden uzun sürmediği görüldü. ABD’de fareler üzerinde yapılan bir araştırmada da aynı sonuca ulaşılmıştı.

Gems, “Aslında yaşlanmanın temel mekanizması hakkında pek de bilgimiz yok.” dedi. Yaşlanmayla ilgili serbest radikaller teorisinin 50 yıl boyunca bir bilgi boşluğunu doldurduğunu, ancak delile dayanmadığını ifade eden Gems, “Bu şu anlama geliyor. Yaşlanmayı def etmek umuduyla E veya C vitamini alıyorsanız, bu doğru değil.” diye konuştu. Genes&Development dergisinde yayımlanan araştırmada, bununla birlikte antioksidan içeriği bulunan yeşil çayın yararlı olabildiği, çünkü yeşil çayın sadece serbest radikallere karşı değil, başka saldırganlara karşı da koruma sağlayan unsurlar içerdiği belirtildi.



Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.